Ağustos 2015

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

Toprağı eken gülüm
Ekini biçenler gülüm
Akıyor harman yeri ile
Harman yeri düğün yeri gel gülüm
        Bu sene kendi ellerimizle ektiğimiz hep birlikte ürettiğimiz Şenay ve Gülsüman Halk Bahçesi'nin ikinci hasat şenliğini yapıyoruz.  Moloz yığınlarından verdiğimizi misliyle aldığımız toprağa;  ilk bahçemizden yola çıkıp halk bahçelerini Küçük Armutlu'ya  taşıyabildiğimiz şu günlere; Tohumdan meyveye; emekten bilince çok şey değişti.
Değişen, tüketimi bize dayatan bu düzene karşı üretimin değeri; bencilliğin karşısında kolektivizmin coşkusu; Nasıl yaşayacağını, ne yiyeceğini ben bilirim diyen emperyalizme  karşı en iyisini biz üretir biz yaşarız bilincinin zaferi. Bu bilinç, bu coşku ve bu zafer halk için mühendisliğindir ve en büyük öğretmenimiz halkımızındır. Emeğimizin, bilincimizin meyvesini halkımızla paylaşacağımız  Şenay ve Gülsüman Halk Bahçesi 2.Hasat Şenliği'ne bütün mühendis-mimar meslektaşlarımızı ve halkımızı bekliyoruz.
Tarih: 6 Eylül 2015 Pazar
Saat: 16.00
Yer: Küçük Armutlu / Şenay ve Gülsüman Halk Bahçesi

HALKIN MÜHENDİS MİMARLARI

Heidenau'da Irkçılar Göçmenlere Saldırdı... Nauen'de mülteci yurdu yakıldı... Berlin'de Göçmen Bir Ailenin Üzerine İşendi...
MÜLTECİ YURTLARINI YAKANLAR, GÖÇMENERİN ÜZERİNE İŞEYENLER VE HEİDENAU'DA MERKEL'İ YUHALAYANLAR, MERKEL'İN KENDİ ÇOCUKLARIDIR
Almanya’yı yönetenlerin yalandan gözyaşları ve kınamaları eşliğinde ırkçı saldırılara her gün bir yenisi ekleniyor.

- Son olarak Dresden yakınlarındaki Heidenau kasabasında, ırkçı bir güruh tarafından göçmenlere saldırıldı. Göçmenlere karşı saldırıya geçen ırkçılar, taş ve şişeler fırlattılar. Saldırının yaygınlaşması üzerine gelen polise de saldıran ırkçılar, polise de taş ve havai fişekler fırlattılar. Irkçı saldırılar gün boyunca sürdü.  Resmi açıklamaya göre 30'a yakın polis yaralandı. 
  - Brandenburg Eyaleti'ndeki Nauen'de , mültecilerin barındırılması için hazırlanan bir spor salonu, ırkçı kundakçılar tarafından ateşe verildi.
- Berlin'de ise 24 Ağustos'ta Neonaziler, anne ve iki çocuktan oluşan bir göçmen aileye saldırıp, ardından herkesin gözleri önünde çocukların üzerine işediler. Çevredekilerin polise haber vermesi üzerine, iki Neonazi polis tarafından gözaltına alındı (Sonrasına dair henüz bir bilgi yok; ama bırakıldıklarından adınız gibi emin olabilirsiniz.)
Heidenau saldırılar, son dönemdeki en boyutlu ırkçı saldırılardan biridir. Bu nedenle tüm yetkililer kınama kuyruğuna girdiler. Almanya Dışişleri Bakan Yardımcısı Michael Roth, Adalet Bakanı Heiko Maas, Başbakan yardımcısı Sigmar Gabriel, Almanya Meclis Başkanı Lammert ve son olarak da başbakan Merkel, bu saldırıları kınayan açıklamalar yaptılar.
Kınıyorlar ama önlemek için bir şey yapmıyorlar.
Kınıyorlar ama sistemin Neo nazi "sempatisi" sürüyor.
Almanya Başbakanı Merkel’de, 26 Ağustos'ta Heidenau'ya gitti ve orada ırkçılar tarafından yuhalandı.
Kendi beslemeleri, onları yuhalıyor. Daha fazlasını istiyorlar çünkü.  
ALMANYA'DA YAŞAYAN TÜM GÖÇMEN HALKLAR!
Artık güpegündüz, ortalık yerde göçmenlerin üzerine işiyorlar.
Mülteci yurtlarına yönelik saldırılar, bu yıl içinde 180'e yaklaştı...
Yetkililer kınıyorlar, üzüntülü demeçler veriyorlar; ama önlemleri yok. OLMAYACAK DA...
Irkçılığa sadece biz durdurabiliriz.
Bunu görmek zorundayız.
Bunu görmeli ve örgütlenmeliyiz.
IRKÇILIĞA KARŞI BİRLEŞELİM, ÖRGÜTLENELİM, MÜCADELE EDELİM!
27 Ağustos 2015
ANADOLU FEDERASYONU
İrtibat:
Tel: 0157 85631248

mail: anadolufederasyonu@gmail.com  


27 Ağustos 2015 tarihinde Hollanda'nın Rotterdam şehrinde bulunan Türkiye Konsolosluğu önünde Steve Kaczynski için adalet istiyoruz eylemi yapıldı.
Eylemimiz okunan bir açıklamayla başladı. Açıklamada şöyle denildi "Bu tutuklama halkların dayanışmasına dönük bir saldırıdır. Asıl hedef halkların emperyalizme ve onun işbirlikçilerine karşı dayanışmasının, örgütlenmesinin engellenmesidir".

Eylem atılan sloganların ve açıklamanın tekrar okunmasının ardından sona erdi.
Steve Kaczynski İçin Adalet İstiyoruz!
Steve Kaczynski Serbest Bırakılsın!

HOLLANDA ANADOLU GENÇLİK


Halk Meclisi Tutsaklarımız Silivri 2 No’lu Hapishanesinde İşkence Görüyor
Hukuksuzca tutukladıkları yetmiyormuş gibi birde hapishanede siyasi tutsakları tecrit eden işkence yapan devlet Halk Meclisi tutsaklarımıza da Silivri hapishanesinde işkence yapmaktadır. Çağdaş Aydoğdu ve birlikte kaldıkları 6 siyasi tutsak talepleri kabul edilmediği için hapishanede devrimci tutsaklar tarafından her hapishanede yapılan kapı dövme slogan atma vb. eylemleri gerçekleştirdikleri için saldırıya uğradılar. Saldırı sonrası ise süngerli odaya atılarak bir de süngerli oda işkencesine maruz kalan tutsaklarımızın her biri şuan darp görmüş durumda.
Halk Meclisi tutsağımız Çağdaş Aydoğdu'nun ailesi ve birlikte kaldığı diğer devrimci tutsakların aileleri hapishaneye evlatlarını görmeye gittiklerinde tutsaklarımızın vücudunun birçok yerinde işkence izlerini gördüklerini kendilerinin hapishanede tepki gösterdiklerini söylediler. Bu tepki üzerine korkan hapishane idaresinin tutsaklara yaklaşımının o gün içerisinde farklılık gösterdiğini öğrendik. Biliyoruz ki ailelerimiz ve avukatlarımız hapishanede tepki göstermese bu işkence sürmeye devam edecekti. Halen de talepleri kabul edilememiştir. Tutsaklarımızın talepleri devrimci yayınların kendilerine verilmesi ve keyfi cezaların kaldırılmasıdır. Ayrıca yine Halk Meclisi tutsaklarımızdan Haydar Doğan Silivri 3 No’lu hapishanesinde adli tutsaklarla birlikte kalmakta ve adli tutsaklardan tarafından darp edilmektedir. Haydar Doğan diğer halk meclisi tutsaklarımızın olduğu 2 No’lu hapishaneye neden verilememektir. Bunun aslında hiçbir nedeni yoktur. Amaç zulüm etmektir amaç tutsaklarımızı yıldırmaya çalışmaktır. Silivri 2 ve 3 No’lu hapishaneleri uyarıyoruz bu işkenceye derhal son verin.Devrimci tutsaklara işkence yapıp devletin köpekliğini yapmaktan vazgeçin.
Çağdaş Aydoğdu Onurumuzdur!
Haydar Doğan Onurumuzdur!
Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!
İşkence Yapmak Şerefsizliktir!

Gazi Halk Meclisi

14 Kasım 2015`de Grup Yorum’un 4. IRKÇILIĞA KARŞI TEK SES TEK YÜREK Konserin çalışmalarına sende katıl. Hamburg ve Hamburg çevresinde yaşayan tüm Grup Yorum sevenleri 29 ağustos cumartesi günü olacak GRUP YORUM GÖNÜLLÜLER TOPLANTISINA davetlidir. Irkçılığın olmadığı bir dünya için beraber olalım, hedeflerimize hep birlikte ulaşalım.

Tarih: Cumartesi 29.08.2015
Yer: Haus Drei, Hospitalstraße 107, Hamburg Altona
Saat: 16.00

Grup Yorum Gönüllüleri

Okmeydanı’nda düzenli olarak yapılan Halk Meclisi toplantısına 26 Ağustos günü devam edildi. Akşam saat 20.30’da Sibel Yalçın Parkı’nda başlayan toplantıda, mahallemizdeki kahvehanelerde oynatılan kumar konusu ele alındı. Mahalledeki kahvehanecilerin katıldığı toplantıda Halk Meclisi üyeleri tarafından kumar nedir, yozlaştırma politikasında kumarın yeri ve önemi nedir, bundan önceki süreçlerde kumar ve yozlaşmaya karşı neler yapıldı… anlatıldı.
Kahvehanecilere söz verilerek düşünceleri ve önerileri alındı. Halk Meclisi olarak kumarın küçüğüne de büyüğüne de karşı olunduğu söylenerek ilk olarak 4 gün içerisinde sigara makineleri vb. gibi oyun makinelerinin kaldırılması için süre belirlendi. Sonrasında denetim yapılacağı ve hala daha kumar oynatılıyorsa, inatlaşılıyorsa cezai yaptırımlara geçileceği anlatıldı. Kahvehanelerin dışından da kumar oynatılan büfe, internet kafe gibi yerlerle de bu konunun konuşulacağı bilgisi verilerek toplantı bitirildi. 1 saat süren toplantıya 25 kişi katıldı.

Polis Müvekkillerimize Komplo Düzenlemek İçin Yeni İş Birlikçiler Yaratmaya Çalışıyor
Daha önce kurduğu komplolarla aylarca hatta yıllarca tutuklu kalmalarına sebep olan polis yenilerinin peşinde…
Bazı müvekkillerimizin ismini vererek mahallerden kaçırdığı çocukları onlar üzerinde ifade vermeye zorlamaktadır.

Polisin müvekkillerimiz yeni komplolar düzenlemesine izin vermeyeceğiz bu konunun takipçisi olacağız
Konuyla ilgili olarak, isimleri ve fotoğrafları yer alan müvekkillerimizin katılımıyla, büromuzda bir basın toplantısı ve ardından sorumlular hakkında İstanbul adliyesinde suç duyurusunda bulunulacaktır. Tüm basın emekçilerini ve duyarlı meslektaşlarımızı yapacağımız basın toplantısına ve suç duyurusuna katılmaya çağırıyoruz.
 Tarih: 28 AĞUSTOS CUMA
Saat: 12.30
Yer: HALKIN HUKUK BÜROSU (Gürsel Mah. Kumlu Sk. No: 13/10 Kâğıthane)

 HALKIN HUKUK BÜROSU

96 ölüm orucu gazisi HÜSEYİN MUHAREM GÜNDÜZ'ÜN babası TAYAD'lı babamız ENVER GÜNDÜZ’ü sonsuzluğa uğurladık. Önce Küçükçekmece Garip Dede Türbesinde helallik alındıktan sonra Karacaahmet’e götürülen cenazenin başında alevi inancına göre dini tören yapıldı.
Dini törenden sonra TAYAD'lı MEHMET GÜVEL kitleyi Devrim şehitleri adına saygı duruşuna davetti. Saygı duruşunun ardından bir de konuşma yapan Güvel; ENVER babanın hapishanedeki tutsakları sürekli sahiplenip, ihtiyaçlarını karşıladı. onları evlatlarından hiç ayırmadığını, şehit cenazelerine katıldığını anlattı ve sözlerini "Enver Babayı unutmayacak unutturmayacağız" diyerek bitirdi.

Silivri Hapishanesinde Özgür Tutsaklara geçtiğimiz hafta yapılan işkencelerle ilgili Silivri Hapishanesi önünde eylem yapıldı. Yaklaşık 30 kişinin katıldığı eylemde Silivri hapishane idaresinin giderek artırdığı işkenceler protesto edildi. Eylemde bir basın açıklaması okuyan TAYAD'lı aileler adına okunan basın açıklamasında İşkenceci hapishane yönetimi teşhir edildi.
AKP'nin son zamanlarda sistematik olarak işkenceyi artırdığının vurgulandığı açıklamadan sonra otobüslerle İstanbul'a gitmek üzere hareket eden kitleye GBT dayatması uygulandı. Jandarma komutanıyla çıkan tartışma sonrası yalnızca birkaç kişinin kimliğine bakılmasından sonra TAYAD'lı aileler yollarına devam ettiler.

Günaydın... Günaydın... Güünnnnayyyyydddııınnnnnnnnn. Yaklaşık beş dakika boyunca tekrarlanan bu sözcüğü duyduğumda kalkmak gerektiğini anlıyorum. Anlıyorum anlamasına da günün aydın olması için bir süre daha ayağa kalkamıyorum. Dün yoğun bir gündü. Bir gece önce yoğun ve öğlene kadar devam eden yağmurdan dolayı ıslanmıştık. Yağmur yağdığı gün hem direnişimizin 100. günü vesilesiyle bir etkinlik düzenlememiz hem de kendi emeğimizle kurduğumuz çay bahçemizi açmamız gerekiyor.Haliyle gün uzun ve yorucu geçiyor.
Son ana kalan işler, aksaklıklar ve yağmura rağmen çay bahçemizi açıyoruz.Bu açılış aslında, bizi yıldırmaya çalışan CHP İl Başkanlığına ve Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç'e bir cevap niteliği taşıyor " Ölmek var dönmek yok" sloganını yaptıklarımızla da göstermiş oluyoruz.Evet buradayız.Kazanana kadarda burada kalacağız.
Açılış bir hayli güzel geçti. Mütevazi imkanlarımızla, emeğimizle ve dostlarımızı yardımıyla yaptığımız açılışta Devrimci İşçi Hareketi, Liseli DEV-GENÇliler, Yasemin GÖKSU ve Mehmet ESATOĞLU gibi sanatçı dostlarımız bizimle birlikte oluyor. Birlikte olmDirenen Sarıyer Belediyesi İşçileri Direniş Günlüğüak. Biz olabilmek güzel… Koca bir ailenin içerisindeyiz. Yaptıklarımızla gurur duyuyoruz. Direnişimiz de bir adım daha attık. Ve bunun devamı gelecek. Kazanmamızı hiçbir güç engellemeyecek.
Doğrusunu söylemek gerekirse bir sene önce yaptığımız direnişi çok ekonomik sebeplerle yapmıştık. Aradan geçen bunca zaman ve yaşadıklarımızda bize çok şey öğretti. Bu direnişte öne çıkan konu ONURUMUZ.
Evet, taleplerimiz daha çok maddi talepler fakat bizi asıl burada tutan sebep ONURUMUZ."Ölmek var dönmek yok" dedik.Buna uygun hareket edeceğiz.Başımızı öne eğmeyeceğiz.Direnişimiz de bir adım daha atamanın mutluluğuyla yattığımızda saat bir hayli geç olmuştu.Yorgunduk o yüzden bu sabah kalkmamız da zor oldu.
Saat 07:30 olmuş. Bu gün geciktik. Çay bahçemizin ilk günü hemen temizlik ve kahvaltı faslını hallediyoruz. Bir arkadaşımız hasta olduğu için dünden buyana yok. Dün hastaneye gitmişti biraz dinlenmesi gerekiyor.
Kahvaltıdan sonra gazeteleri okuyoruz. Memurlara 6,5 oranında zam yapılmış. Yani yeni işe giren bir memur yoksulluk sınırını yarısı kadar maaş alacak. Yoksul statüsüne bile yükselemiyoruz. Açız, işçide, memurda yani halkımızın bütün kesimleri aynı durumda. Bizim yaptığımız bu direniş asılda halkın direnişidir sadece işçi sınıfının değil, bir örnek teşkil ediyor. Gazetelerin diğer gündem maddeleri seçim ve AKP’nin halka karşı açtığı savaşla ilgili. Bize üç kuruş, zammı çok görenler kendi iktidarlarını korumak için her şeyi yapıyor. Bugün misafirlerimiz geliyor. Antalya’dan gelen ve yöresel bir kanalda programa katılacak olan Hüseyin KESKİN program saatini beklerken türküleriyle bizlerin yanında yer alıyor.Bugün ilk kez gelen misafirlerimiz arasında İstanbul Üniversitesinden de bir öğrenci var.Bu misafirlerimiz diğerlerine göre daha uzun kalıyor ve fotoğraflarımızı çekiyor.Bugün ilk çay satışımızı yaptık.Bir arkadaşımız elinde megafon yoldan geçenleri buruya davet ediyor.Zaman hızlı geçti çoktan akşam oldu.Akşam yemeğimizi yiyip günün sohbetini yapıyoruz. Artık yatma vakti.Yeni bir güne merhaba demek içim bugüne güle güle…


İstanbul, Gazi Mahallesinde  Cephe Milisleri bombalı pankart astı. 24 Ağustos sabah saatlerinde katil polisin karargâhı gazi karakolu yakınlarındaki tuz deposu yanına, polislerin geçiş güzergahı “Halk Savaşçılarına Uzanan Elleri Kıracağız /Cephe” yazılı bombalı pankart asıldı. Halk düşmanları pankartı fark ettiklerinde büyük bir korkuya kapıldılar. Tüm yolları kestiler. Her tarafta akreplerle, sivil araçlarla yığınak yaptılar. Bomba imha polislerinin gelmesi ile pankarta müdahale ettiler.

Tam o anda çok güçlü bir patlama duyuldu. Halk düşmanları patlama üzerine helikopter kaldırarak halka gözdağı verdi. Buradan bir kere daha halk düşmanları uyarıyoruz. Hiçbir işkence yanıtsız kalmayacak.
KARARGÂHLARINIZA KADAR GİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ!
SİZİ ORALARDA VURACAĞIZ!
YAŞASIN HALKIN ADALETİ! 
HALK SAVAŞÇILARINA UZANAN ELLERİ KIRACAĞIZ!
CEPHE MİLİSLERİ 

26 AĞUSTOS 2015

Dev-Genç Milisleri Okmeydanı’nda Dolmabahçe sarayını tarayan iki Dev-Gençli Halk Savaşçısını selamlamak için bomba süsü verilmiş pankart astı. 24 Ağustos 2015 Pazar günü saat 22.30 civarında Okmeydanı Anadolu  Kahvesi civarında “Halk Savaşçıları Onurumuzdur! İşkencecilerden Hesap Sorduk Soracağız! DHKC/DEV-GENÇ” imzalı pankartı astı. Yolu halatla trafiğe kapattıktan sonra pankartı astı. Pankart asıldıktan sonra “Halk Savaşçıları Onurumuzdur! Yaşasın Dev-Genç!” ve “İşkencecilerden hesap sorduk soracağız” sloganları atıldı.

Dev-Genç Milisleri kendilerini izleyen halka ajitasyon çekti: “Halkımız Halk Savaşçıları yine katil devletin saraylarını başına yıkıyor. Halk Savaşçılarına yapılan işkencenin hesabını soracağız.” dedi. Konuşmanın ardından Dev-Genç Milisleri güvenli bir şekilde çekildi.

Daha sonra korkak polisler bir pankartı almak için yolu metrelerce öteden kesti. Adeta caddede olağanüstü hal ilan ettiler. Korkularındandır ki yüzlerce kar maskeli katiller gelip ancak 1 saat içinde pankartı fünyeyle patlatarak  alabildi. Korkularını büyüterek yine geleceğiz. Bu daha sizin iyi günleriniz uşaklığını yaptığınız Amerika bile sizin korkunç sonunuzu engelleyemeyecek!
Halk Savaşçıları Onurumuzdur!
Şafak Yayla Yaşıyor Dev-Genç Savaşıyor!
Yaşasın Dev-Genç Yaşasın Dev-Gençliler!
Dev-Genç Milisleri









Halkımız  Tanıyın Bu Namuzsuz Ahlaksızı
Gazi mahallesinde ‘tilki' Ozan’ adında tecavüzcü, ahlaksız Gazi cephe milisleri  tarafından dövülerek  halka teşhir edildi.
25 Ağustos akşamı Gazi Cephe Milisleri tarafından  daha önceden sabit olan suçları,  torbacılık yapan, mahallede kızlara tercavüz etmeye kalkışan tilki Ozan denilen ahlaksız, İsmet Paşa caddesinde dolaştırılarak, halka “bu ahlaksızı iyi tanıyın tecavüzcüdür. Gördüğünüz yerde yüzüne tükürün, bize haber verin”
denilerek teşhir edildikten sonra dövülerek cezalandırılmıştır.
Bizler Gazi Cephe Milisleri olarak çeteleşmeye, yozlaşmaya, uyuşturucuya karşı savaş açtık. Bu pisliklerden kurtulmak için bize istihbarat getirin halkın adaletini sağlayalım. Hesap soralım. Mahallemizde hiçbir pisliğe izin vermeyelim. Genç kızlarımızı kirletenlerden, çocuklarımızı zehirleyenlerden hesap soracağız.

GAZİ CEPHE MİLİSLERİ

Şehit Ailelerini Kınık’tan Mahkemeye Taşımak Üzere Yola Çıkan Minibüs Kaza Yaptı
Çarşamba sabahı saat 08.45 civarında Akhisar’da meydana geldi. Aileleri taşıyan minibüs bir kamyonu solladığı esnada, kamyonun sol ön tekerleğinin patlaması sonucu minibüse çarptı. Olayda minibüsün sağ yan orta camı patladı. Camın patlaması sonucu bir kişinin eli kesildi. Bir kişide şoka girdi. Ambulansın gelmesi ile 2 kişi hastaneye götürüldü. Diğerleri mahkemeye yarım saat gecikmeli katıldılar. Eli kesilen kişinin eline 3 dikiş atıldı. Tedavilerinin ardından 2 saat sonra onlarda mahkemeye katıldılar.
Mahkeme saat 09.00’da başladı.

Sanık Halil Sarı klasik ayak 3 vardiya amiri olduğunu, olay öncesi “U3 bölgesinde kendi hislerimle bir anormallik hissetmedim. Yıllık en az 1,5 milyon ton üretim yapılması gerektiğini mahkeme dosyasında öğrendim” dedi.
Sanık Saltuk Alpdemir, devlet kaçamağı diye bilinen eskiden yapılmış olan 340 bacasının yeri biliyordum ama kimse bana acil durumda buraya kaçın demedi” dedi.
Sanıklar, sanık avukatlarının sorularına; “insan taşıma bantları vardı ancak bazı yerlerde üretim bantlarında da insan taşına biliyordu. Mesai bitimine yarım saat kala hızları düşürülüyordu. Dinamit atışlarında tüm tedbirler alınarak iş durdurulurdu. Primlerimiz kömür az çıksa da çok çıksa da değişmezdi. Vardiya çıkışlarında yarım saat önceden iş bırakılır vardiyaya giren işçilerle ya yolda karşılaşılır ya da yukarıda karşılaşılır” şeklinde ortak cevaplar verdiler. 
Mehmet Avcı, üretim mühendisi olduğunu mesaisini yeraltında geçirdiğini ifade etti. Olay anında 340 bacasından 5 işçinin sağ kurtarıldığı ortaya çıktı. Orayı biliyor musunuz? Sizce diğer işçiler oradan neden çıkamamış? Sorularına; “orayı biliyorum. Ancak kapısı açıkmı kapalımı bilmem. Oraya varsalardı kapı kapalı olsa dahi kurtulurlardı. Fakat oraya yetişememişler dumanın içinde kalmışlar.
Bu cevabın üzerine avukatlar; sizce kullanılan maskelerin yetersiz olması nedeniyle yetişememiş olabilirler mi? Yani ferdi gaz maskeleri olsaydı sağ kurtulma imkânları var mıydı? Sorularına;  “bu soru yorum içeriyor cevap vermeyeceğim” dedi.
Mehmet Erez maden mühendisi olduğunu, vardiya amir yardımcısı olduğunu söyledi. Aynı zamanda ek olarak daimi nezaretçi olduğunu söyleyen Erez, “Ertan Ersoy ayrıca bu işi yapacaksın, hazırlık işlerinin daimi nezaretçisi olacaksın dedi. Notere gittim, imza atarak bu işi aldım. Hazırlık üretimden bağımsızdır. Benim bölgemde üretim yok. Sadece baca ve panoların sürülmesi işlerinde daimi nezaretçi olarak çalışıyorum” dedi.
Hakim ise, “sana ocağın emniyetinin verildiğinin farkında değil miydin? Sorusuna, “hayır sadece tahkimat vs.. işlerini denetlemekle sorumluydum. Ben bunu biliyorum, maden mühendisleri el kitapçığının daimi nezaretçi bölümünü okudum benim bölgemde üretim olmadığından sadece bu kadarından sorumluydum” cevabını verdi.
Avukat; “daimi nezaretçinin tüm madendeki işçi sağlığı ve güvenliğinden sorumlu olduğunu bilmediğini mi söylüyorsun? Sorusuna, “Ertan Ersoy böyle olacak dedi” cevabını vermesi üzerine Avukat, “maden mühendisleri kitapçığında Ertan Ersoy ne derse o olur mu yazıyordu” demesi üzerine salondakiler güldüler.
Öğleden sonra saat 14.00’da duruşma tekrar başladı.
Maden Mühendisi ve Başmüfettişlik Görevinin                                                                           Paketleme ve Ulaştırma Amirliğinden İbaret Olduğunu İleri Sürdü
TKİ(Türkiye Kömür İşletmeleri) ELİ(Ege Linyit İşletmeleri) başmüfettişi Adem Ormanoğlu; görevinin Soma, İmbat, Demir Export madenlerinde denetim yapmak olduğunu ifade ederek, işinin sadece çıkan kömürü denetlemek, tartmak, yıkandıktan sonra paketlenerek elektrik santraline ulaşmasını denetlemek olarak açıkladı.
Bu nedenle kendisine ocakta işçi sağlığı ve güvenliği ile tüm denetimlerin yapılmasıyla ilgili sorulara “benim görevim değil” diyerek yanıt verdi. Tüm bu denetimlerin MİGEM(Maden İşleri Genel Müdürlüğü) ve ÇSGB(Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı) müfettişlerinin işi olduğunu söyledi.
Avukatlar iş kanununun 2. maddesini hatırlatarak; “üst işveren alt işveren ilişkisini açıklar. Bu yasadan yola çıkarak bu ülkede kömür çıkartmakta üst işveren TKİ’dir. Sizde TKİ’nin başmüfettişisiniz. Sözleşme TKİ’yi ve sizi kurtarmaz, sorumlusunuz. TKİ işçi sağlığı ve güvenliği ile tüm denetlemeleri yapmakla hükümlü olur. Ne düşünüyorsunuz? Sorusuna sanık avukatları, ”müvekkilimiz TKİ müdürü değildir. Bu nedenle sorunun muhatabı değildir”  diyerek soruya itiraz ettiler. Hâkim itirazı kabul etti.
Daha sonra diğer müfettişler tek tek hâkim karşısına geçtiler. Ancak onlarda başmüfettiş gibi denetlemek, eksiklikleri kontrol etmek vb.. görev ve yetkilerinin olmadığını söylediler. 
Sanık avukatları, ısrarla 2 gündür uzun uzun aynı soruları sorarak Perşembe günü işçilerin dinlenmesini engellemeye çalışıyorlardı. Ancak müfettişlerin devlet görevlisi olması nedeniyle, soru sormayacaklarını belirttiler.
Aile avukatları ise; “başmüfettişe sorulan sorulara ekstra bir şey söyleyecek misiniz” sorusuna, sanıkların “hayır” cevabı vermeleri üzerine başkaca soru yöneltmediler. Böylece süreç hızlı ilerledi.
Duruşma saat 16.00’da, mahkeme heyetinin belirlediği katliamdan kurtulan işçilerin dinlenmesi üzerine Perşembe sabahına ertelendi.






Londra da Enternasyonel devrimci Stephen Kaczynski ye Özgürlük talebimizi haykırmak için Türkiye Elçiliği önündeydik.
Enternasyonel devrimci Stehen  Kaczynki sahiplenmek ve halk düşmanlarını tehsir  etmek için her Çarşamba  olduğu gibi Londra Türkiye elçiliği  önüne gidildi.

Her zamanki  gibi kızıl bayraklarımızı aldık  'stephen  özgürlük' yazan tişörtleri giydik ve eylemimize başladık.  8 Kişinin katıldığı 1 Saat boyuca süren eylem de "Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur", "Stephen Kaczynski'ye Özgürlük",  "Stephen Kaczynski yanlız değildir". sloganları atıldı.  Bildiri dağıtımı yapıldı Grup Yorum Türküleri  Marşları dinlenildi .
Türkçe ve İngilizce konuşmalar yapılarak eylem sonlandırıldı.
Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!
Stepen Kaczynski'ye Özgürlük!
Stepen Kaczynski yanlız değildir!


İngiltere Yürüyüş Dergisi Temsilciliği.




25 Ağustos Salı günü; Mersin’de yaz kampına gittiği ve çantasında Mahir Yüreklilikler adlı kitabı bulundurmasından dolayı tutuklanan Yaren Arslan için Dersim’de bazı mahallelere afişler asıldı.  Afişleme çalışması yapan arkadaşımız Neslihan Albayrak önce polisler tarafından takip edildiğini polislerin gözaltı yapmak için hazırlandığını fark edince olabilecek bir saldırı için çantasına taş sakladı. Ardından polisler sivil bir araçla hızla gelerek arkadaşımızı işkenceyle gözaltına aldılar.
1,5-2 saat boyunca arkadaşımızı aracın içinde tutarak dolaştırdılar. Amirlerini arayarak “Siz bize alın dediniz aldık ne yapalım şimdi yanında afiş yok nereye götürelim “  diyerek aslında arkadaşımızı keyfi bir şekilde gözaltına aldıklarını kendileri itiraf ettiler.  Daha sonra arkadaşımızı Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü’ne götüren polisler burada arkadaşımıza işkence yapmaya devam ettiler. Arkadaşımız çantasının içine sakladığı taşları çıkartıp Emniyetin içerisinde polislere attı. İlk anda korkularından yaklaşamayan polisler daha sonra plastik kelepçeyle arkadaşımızı kelepçelediler. Plastik kelepçeyi bileklerinden çıkartan arkadaşımızı bu sefer de demir kelepçeyle durdurmaya çalıştılar. Ardından Terörle Mücadele çalıştığını söyleyen özel tim olarak görev yaptığını belirten bir polis dizleriyle arkadaşımızın bacaklarının üzerine çıktı. Arkadaşımız slogan atmaya devam ettikçe bu seferde yere yatırarak boynunu sıkmaya başladı. Saatlerce işkence gören arkadaşımızın özellikle boynun da ve vücudunun birçok yerinde ezilmeler meydana geldi. Saat 18.30’da gözaltına alınan arkadaşımız 23.15’te serbest bırakıldı.

DERSİM HALK CEPHESİ

Ücretsiz olarak düzenlenecek ilk Eğitim 30 Ağustos Pazar günü 11'de başlıyor.
EĞİTİMİN İÇERİĞİ:
·                    Teorik eğitim
-bahçecilik uygulamaları 
-ekip biçme, 
-tohum, 
-gübre, 
-zirai ilaç vb.

·                    Pratik Eğitim
-çapalama,
-ekim, 
-hasat vb.
-atölye çalışması


NOT:
1) Eğitimlerimiz 1 günlük ve kontenjan 5 kişiyle sınırlı.
2) halkbahcesi2013@gmail.com hesabına veya aşağıda yazılı telefon numarasına başvuru ile kayıt yaptırılması zorunludur.
3) Katılan herkese halk bahçeciliği uygulamalarının anlatıldığı kitapçıklar verilecektir.
4) Eğitimlerimiz ücretsizdir.
Başta meslektaşlarımız olmak üzere tüm halkımızı eğitimlerimize katılmaya halk bahçelerinde hep birlikte üretmeye çağırıyoruz.

Adres: 
Küçük Armutlu Cemevi Yanı Şenay ve Gülsuman Halk Bahçesi 
Küçük Armutlu Mahallesi Sarıyer/İstanbul
İletişim: 
0537 416 96 60

CHP’Lİ Sarıyer Belediyesi haklarını aramak için aylardır direnen ve belediyenin İmarMüdürlüğünü işgal eden Sarıyer Belediyesi işçilerinin polise ihbar etti. Sarıyer BelediyeBaşkanı ve Sarıyer Belediyesi direnen işçilere yönelik saldırıları direnişin başındanberi sürüyordu.
Seçim dönemlerinde halka demokrasiden, insan haklarından, temelhak ve özgürlüklerden bahseden CHPli Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç kendisinebağlı işçilerin hak arama mücadelesinde ise polisle işbirliği yapmayı tercih ediyor. CHP’nin"demokrasi, temel hak ve özgürlükler" söylemi vitrin süsü olarak kullanıldığını gösteriyor.
En ufak bir eylemlik bile CHP'nin makyajının akmasını, gerçek yüzünü göstermesini sağlıyor.20 Ağustos 2015 günü  sadece haklarını isteyen ve bu amaçla İmar Müdürlüğünü işgaleden Sarıyer Belediyesi işçileri Belediye tarafından polise ihbar edildi ve bu çerçevedekamera kayıtları polise teslim edildi.CHPli Sarıyer Belediyesinin hiçbir davranışı Direnenİşçilerin mücadelesini engellemeyecek. Zafer Direnen Sarıyer Belediyesi İşçilerinin olacak.

Oyuncu Levent Üzümcü 20 yıl emek verdiği kurumdan atıldı. Sanat Meclisi
Olarak öfkeliyiz. Levent Üzümcü ile dayanışma içindeyiz. Bu nedenle bugün Şehir Tiyatroları önünde yapılan eyleme Sanat Meclisi olarak biz de katıldık.

Kıyımlar  ve tasfiyeler ülkesi olduk. AKP iktidarı, önce baskılarla başladığı acımasız yöntemini son beş yıldır kıyımlara, katliamlara dönüştürerek her gün değişik şekillerde can damarımıza basarak adeta sabrımızı sınıyor.
Son beş yıldır işçilerden, emekçilerden bilim ve sanat insanlarının yaşadıklarına dair olanı biteni ardı ardına yazmaya, anlatmaya kalksak bu olanlara dünyanın hiçbir yerinde insanları inandıramazsınız.
AKP’nin tüm kurumlara çöreklenen kadroları  adeta tüm ülke halkını hedefine koymuş durumdadır. Yirmi yıldır İstanbul Şehir Tiyatroları’nda görevini başarıyla yapan Levent Üzümcü’nün suçu nedir?
Düşünceyi ifade etme özgürlüğü, bedelleri ödenilerek kazanılmış bir haktır. Levent Üzümcü de katıldığı bir toplantıda düşüncelerini ifade etmiştir. Düşünce ifade etmek bir suç değildir. En temel haklarımızdan biridir.
Biz Sanat Meclisi olarak ülke insanlarına sesleniyoruz.
Dostlar! Levent Üzümcü’ye yapılan saldırı ülke sanatına, ifade özgürlüğüne yapılan bir saldırıdır. Sanat insanları ve sanatın yanında duran insanlar olarak bu saldırıya karşı topluca sesimizi yükseltmemiz, sanat alanına yapılan bu kıyıma topluca “dur” dememiz gerekiyor.
Sanata ve kültürel alana karşı yapılacak saldırılara karşı topluca karşı duracağımızı bu eylemimizle de tüm halkımıza duyuruyoruz. Şunu unutmayalım. Levent Üzümcü susturulursa biz de yarın çocuğumuza “baban kim, annen kim derlerse sakın adımı söyleme” demek durumunda kalabiliriz.
Levent Üzümcü Derhal Görevine Geri Alınmalıdır!

Sanat Meclisi



19 ağustos 2105 tarihinde CEPHE savaşçıları saltanat kapısı önünden Dolmabahçe Sarayına baskın ve tarama yaptılar

SAVAŞÇILARIMIZ BEŞ DAKİKA BOYUNCA SARAYINIZIN ÖNÜNDE, ŞEHRİN GÖBEĞİNDE SİZE MERMİ YAĞDIRIRKEN BURNUNUZU BİLE ÇIKARAMADINIZ… HAREKET EDEMEDİNİZ...

SAVAŞÇILARIMIZIN DOLMABAHÇE SARAYI BASKINI SONRASI EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ BÜTÜN KAMU BİNALARININ NİZAMİYELERİNDE GÖREVLİ POLİSLERE “ÇELİK YELEK” GİYME TALİMATI VERDİ. BİZCE UYGUNDUR... GİYEBİLİRLER...
SAVAŞÇILARIMIZIN YARATICILIKLARI VE CÜRETLERİ KARŞISINDA “ENGEL” DAHİ DEĞİLLERDİR. TAM TERSİNE BİZ SİZLERİ EN TETİKTE, EN HAZIR OLDUĞUNUZ ANDA CEZALANDIRMAYI TERCİH EDERİZ.
BİR  POLİS KARAKOLUNUN TARANMASI EYLEMİNDEN SONRA YARALANAN VE ÖLEN OLMADIĞI İÇİN İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRÜ SELAMİ ALTINOK’UN DA KATILIMIYLA “KURBAN KESİLDİ”. KORKU VE ACİZLİĞİNİZ BU NOKTAYA GELMİŞTİR. KURBAN KESMEK ÇELİK YELEK GİYMEK DEĞİL SADECE HALKA ZULMETMEMEK SİZİ KORUR.
KATLİAM KARARLARI VERDİĞİNİZ SARAYLARINIZI BAŞINIZA YIKACAĞIZ! SARAYLARIN ARDINA KORKULARINIZDAN KURTULMAK İÇİN SIĞINIYORSUNUZ. KORUYAMAZ...
HİÇBİR DUVAR, HİÇBİR SARAY, HİÇBİR ÖNLEM SİZİ KORUYAMAZ...
Amerika’dan aldıkları talimatlarla insanlarımız hakkında imha kararları uygulayan işbirlikçi AKP’yi saray duvarlarının ardından çıkamaz hale getireceğiz. Kanlı saray duvarlarının ardındaki kanlı masalarda aldılar halkımızı katletme kararlarını...
Savaşçılarımız, dökülen kanlarımız henüz kurumadan hesabını sormak üzere Saraylarının kapılarına dayandılar. 19 Ağustos 2015 tarihinde  Dolmabahçe Sarayına baskın düzenleyerek halkımızı katledenlerden bir kez daha  hesap sorduk.
Suruç’ta bombalarla parçalanan 33 insanımız,
Bağcılar’da Cepheli Günay Özarslan ın 15 KURŞUN SIKILARAK KATLEDİLMESİ,
Hepsinin sorumlusu Amerika ve uşağı AKP iktidarıdır...
Halka karşı başlatılan savaşa halk savaşı ile karşılık vereceğiz dedik... Şimdi de Dolmabahçe önünde kadar gelerek beyninizde patladık...
Savaşçılarımız  burnunuzun dibine kadar gelerek, GÜNAY’IN BEDENİNE SIKTIĞINIZ 15 KURŞUNU BİR KEZ DEĞİL, BİRKAÇ KEZ SİZE SIKTILAR.
Savaşçılarımız beş dakika boyunca Sarayınınız önünde, şehrin göbeğinde namluları size mermi yağdırırken burnunuzu bile çıkaramadınız... Hareket edemediniz... Siyasi olarak bir kez daha öldünüz orada… Dondunuz...
Savaşçılarımız yine geldikleri gibi de çekildiler...  Yakalanmalarının sizin “ataklığınız”, “cesaretiniz” ya da “müthiş” teknik olanaklarınızla bir ilgisi yoktur. Sadece bir tesadüftür... AKP’nin polisinin, TOMA’larının, silahlarının, teknik olanaklarının işi “tesadüflere” kalmıştır.
Unutmayın! Tesadüfler her zaman size yardım etmez.
Cüretimizle, silahlarımızla yine kapınızın önüne geleceğiz... Bir kez daha GÜNAY’IN BEDENİNE SIKTIĞINIZ 15 KURŞUNU BİR KAÇ MİSLİYLE SİZE TEKRAR SIKACAĞIZ...
Sizi yine ne silahlarınız ne de efendiniz Amerika ile yaptığınız işbirliği anlaşmaları kurtaramayacak...

KORKULARINIZI BÜYÜTECEĞİZ!
Savaşçılarımızın Dolmabahçe Sarayı baskını sonrası Emniyet Müdürlüğü bütün kamu binalarının nizamiyelerinde görevli polislere “ÇELİK YELEK” giyme talimatı verdi.
Bizce uygundur... Giyebilirler.
Savaşçılarımızın yaratıcılıklarını ve cüretleri karşısında “engel” dahi değillerdir. Tam tersine biz sizleri en tetikte, en hazır olduğunuz anda cezalandırmayı tercih ederiz.
Ama yokoluşunuzu görüyoruz...  Korkularınız büyüyor… Büyüyecek... Siz de geçmişte Necdet Menzir’in söylediği gibi “sırtınızı duvara dayayarak yürüyün” demeye başlayacaksınız.

Bir  Polis Karakolunun taranması eyleminden sonra yaralanan ve ölen olmadığı için İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok’un da katılımıyla “kurban kesildi”
Korku ve acizliğiniz bu noktaya gelmiştir.
Korkularınız büyeyecek ve korku bataklığında boğulacaksınız.
Sizin korkularınız çüreyenlere, yok olanlara, tarih sahnesinden silinmeye mahkum olanlara ait bir korkudur.
Çürüyenin korkusu azalmaz...
Cepheliler korkuyu bilmemek, düşünmemek ya da pratik yetersizlikten kaynaklanan bir duygu olarak tanımlarlar.
Bizim inançlarımızda korku yenilgiye uğratılabilen, aşılabilen bir özelliktir. Haklı ve meşru bir dava uğruna savaşanlar korkuyu da altederler.
Sizin korkularınızsa azalması, yokolması mümkün değildir.
Siz sömüren ve zulmedenlerin tarafısınız... Sömürü ve zulüm uygulayan haksızdır; halkın değerlerine ve halkın çıkarlarına ihanet edendir. İhanet edenin, vatanını satanın haklılığı ve meşruluğu olmadığı için o son nefesine kadar korkunun zincirine bağlı yaşayacaktır.
Burjuvazinin ideolojisiyle yaşayan, ahlaki olarak soysuzlaşmış olanların korkuları bitmeyecektir elbette...

SAVAŞÇILARIMIZ KENDİLERİNDEN SİLAH VE TEKNİK GÜCÜ ÇOK DAHA FAZLA BİR DÜŞMANA MEYDAN OKUMUŞLARDIR
Tetiği çeken ideolojidir.
Tetiği çeken, parmağa yön veren beyindir.
Savaşçılarımızın beyni özgürdür...
Savaşçılarımız “zorunluluklar”ın engellerini aşan militanlardır.
Militanlık bunun için özgürlüktür.
İşte biz bunun için her tür eylemi yaparız. Bunun için gün bizim gece bizim diyoruz.
Savaşılarımızı bunun için sınırsız bir cüretin temsilcisidirler.
Cüretin kaynağı ideolojik netliktir.
İdeolojik netlik düşmanın gözünün içine bakabilmektir.
İdeolojik netlik düşmanın burnunun dibine kadar gelmektir...
Savaşçılarımızın kararlılığını Rusya’dan İtalya’ya, Ortadoğu’dan Bulgaristan’a kadar tüm dünya selamlamıştır.
İstediğiniz kadar sansürle eylemimizin etkisini sınırlamaya çalışın… Haberleri sansürlemek için Anadolu Ajansı ve TRT dışında TV kanallarını da sokmayın istemediğiniz yerlere...
Nafile! Gerçekler delip geçiyor işte... Günlerdir savaşçılarımızın beş dakika boyunca, sarayınızın önünde, şehrin göbeğinde yağdırdığı mermileri izliyor tüm dünya halkları...

SAVAŞACAĞIZ!
EMPERYALİSTLERİN VE İŞBİRLİKÇİLERİNİN AYAK İZLERİNİ TOPRAKLARIMIZDAN SİLENE KADAR SAVAŞACAĞIZ!
Savaşmak, savaşı büyütmek, vatanımızı sevmenin bir sonucudur. Vatanımız bizim olsun diye mücadele ediyoruz.  Topraklarımız empeyalistlere satılmasın diye mücadele ediyoruz. Bu uğurda savaşmak, bu uğurda ölmek, bu uğurda halkı savaştırmak doğrudur.
Biz de bu yolu takip edeceğiz...
Savaşacağız…
Halkımıza kalkan her elin,  yoldaşlarımızın bedenlerine sıkılın her kurşunun hesabını soracağız.

POLİSLER;
AKP’nin bekçiliğini yapmayın...  Ekmek parası adı altında halka karşı suç işlemeyin...
AKP’nin kanlı saraylarının,
Amerikan üslerinin, emperyalist karargahların kapılarında uşaklık etmeyin…
Kazandığınız “ekmek parası” değildir. Ekmek parası içinde emek ve onur olan paradır. Her damlası hakedilmiş, halka ve değerlerine layık para demektir.  Onların kapılarını bekleyerek kazandığınız paranın içinde ne emek ne de onur vardır. O para kanlı paradır.
Halka sıkılan kurşundan, bombadan; vatanımızın tüm değerlerinin emperyalistlere peşkeş çekilmesinden kazanılan paradan size verilen “sus payı”dır.
Reddedin o kanlı parayı...
Yüzünüzü halka dönün... Tercihinizi yapın...
EMPERYALİSTLERİN VE İŞBİRLİKÇİ AKP’NİN KORKULARINI BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ.
KATLİAM KARARLARI VERDİĞİNİZ SARAYLARINIZI BAŞINIZA YIKACAĞIZ!

DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ CEPHESİ

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.