Nisan 2026

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

 


Direnişlerine Devam Eden Özgür Tutsaklarımız

1-) Tuğçenur Özbay: 29 Ocak 2026 Tarihinde Yaka Kartı Dayatmasına Karşı Süresiz Açlık Grevine Başladı; Direnişinin 93. Gününde.

2-) Yüksel Doğan: 9 Mart 2026 Tarihinde 7/24 kamerayla izlenmeye karşı süresiz açlık grevine başladı; bugün direnişinin 54. Gününde.

3-) Hasan Basri Yıldız: 1 Nisan 2026 Tarihinde 7/24 kamerayla izlenmeye karşı süresiz açlık grevine başladı; bugün direnişinin 31. Gününde.

4-) Betül Varan: 1 Nisan 2026 da Tarihinde direnişine başladı; bugün direnişinin 31. Gününde.

5-) İleri Kızılaltun:13 Nisan 2026 da Tarihinde direnişine başladı; bugün direnişinin 19. Gününde

Özgür Tutsaklarımız Emperyalizmin ve Faşizmin Teslim Alma Saldırılarına Karşı

Direnen Tek Güçtür!

 

Grup Yorum emekçileri Can KABA, Rezzan ŞENGÜL'ün de bulunduğu hapishanede arkadaşlarımız tekli hücrelere zorla kapatılmış ve sadece 2 saat havalandırmaya çıkabilmekteler. Ortak yaşam alanlarındaki kamerayı kapattıkları için saldırıya uğramaktalar.

Emekçilerimiz Cem Dursun, Rezzan Şengül ve Can Kaba'nın götürüldüğü Silivri 6 No'lu Hapishanesi'nde baskılar sürüyor. Arkadaşlarımız, kaldıkları yeri 7/24 gözetleyen kameraları kapattıkları için 5-6 metrekarelik hücrelere kilitlenip havalandırmaya günde 2 saat,tek çıkarılıyorlar.

 Hapishane idaresini uyarıyoruz; Halkın sanatını yapanlardan kirli ellerinizi çekin. Kuyu tipine hapsedemediğiniz yoldaşlarımızı, kuyu tipi tecrit politikalarıyla teslim almaya çalışmaktan vazgeçin. Her saldırınıza cevabımız direniş olacaktır!

Grup Yorum Susturulamaz!

28 Nisan’da Amsterdam’da  “Anti-Emperyalist Belgesel Akşamı” Etkinliği Grup Yorum, Halk Sineması, Ve Anti-Emperyalist cephe Olarak düzenlendi

“Anti-Emperyalist Belgesel Akşamı” Amsterdam’da Gerçekleşti 28 Nisan Salı günü, Grup Yorum, Halk Sineması ve Anti-Emperyalist Cephe olarak düzenlediğimiz “Anti-Emperyalist Belgesel Akşamı” Amsterdam’da gerçekleşti.

Ayrıca Anti-Emperyalist Cephe emekçileri, Zafere Kadar Heyeti’nin İran yürüyüşü hakkında çağrılarda bulundu. Etkinlik, kısa bir dinletiyle büyük bir coşku içinde halaylarla sonlandırıldı.










 



Serebellar Sendromu nedeniyle %96 engelli olan hasta tutsak İrfan Yılmaz, binlerce hasta tutsaktan bir tanesi olduğunu anlattığı mektubunda, Marmara 2 Nolu L Tipi Hapishanesi’nde yaşadığı sorunları yazdı.

İrfan Yılmaz, Marmara Ceza İnfaz Kurumu Devlet Hastanesi ve Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan  “Hapishanede Kalamaz” raporlarına rağmen Sarıyer Emniyet Müdürlüğü’nün “toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturabileceği” kararı nedeniyle, tek başına hayatını idame ettiremeyecek durumdayken 7 aydır tutsak.

Ceza İnfaz Yasası’nın 16. Maddesi diyor ki; hücrede yalnız başına yaşamını sürdüremeyen hasta tutsaklar iyileşinceye kadar tahliye edilirler. İrfan Yılmaz, faşizmin yasaları, hukuku, tüm kurumlarıyla halka karşı terör olarak kullanmasının çok somut bir örneğidir.

Tek başına hayatını idame ettiremeyecek bir insanın hapishanede kalmasına neden olan kurumlar, hastalıklarıyla ilgilenmeyip tedavisini engelleyen hapishane doktorları, İrfan Yılmaz’ın başına geleceklerden sorumlu olacaktır. İrfan Yılmaz derhal serbest bırakılmalıdır!

 

Hasta Tutsak İrfan Yılmaz Serbest Bırakılsın!

*

İrfan Yılmaz’ın hapishanelerde yaşadığı sorunları anlattığı mektubu paylaşıyoruz.

Sayın

Merhaba

Öncelikle size selam ve sevgilerimizi gönderiyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Nasılsınız? Gayet iyisiniz umarım. Ben, yaşadığım onca hukuksuzluğa, hastalığıma rağmen iyi olmaya çalışıyorum.

Adım, İrfan Yılmaz. 59 yaşındayım ve Serebellar Sendrom hastasıyım. %96 engelliyim. Ayakta duramıyor, kollarımı, ellerimi istediğim gibi kullanamıyorum. Konuşmakta zorlanıyorum ve daha pek çok engel var hayatımda. Bu haldeyken ve ATK’nin infaz erteleme talebime dönük “Hapishanede yaşamını sürdüremez” şeklindeki raporuna rağmen Sarıyer İlçe Emn. Md’ün “Güvenlik Sorunu Yaratır” görüşüne dayanarak hala hapishanede tutuluyorum. Doğal olarak birçok sağlık sorunu yaşamaya devam ediyorum.

1 ay kadar önce, Marmara Hapishaneler Kampüsü Hastanesi’nde Üroloji Bölümü’ne sevk edildim. Doktorun muayene ve önerisi ile yıllardır kullandığım sondam çıkartıldı. Sondasız yaşamaya adapte olmam önerildi. Ancak talebime rağmen “ördek” lazımlık ve prezervatif sonda gibi ihtiyaçlarımı doktor yazmadı. Sadece bez yazdı. Ama bez kullanmak, benim için, hapishane koşullarında zor olduğu gibi, bezlerde yeterince sıvı tutan cinsten değildir. İlkel yöntemlerle, pet şişeleri ördek niyetine kullanıp, el yapımı-uydurma prezervatif sonda yapıp kullanarak hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. Fakat, sondamın çıkartılmasından sonra, idrar yollarımda sıkça iltihaplanma oluyor. Kurum doktoru bu nedenle 3 farklı antibiyotik ilaç yazdı. Bunlardan biri tek kullanımlıktı. Onu kullandım. Biri 500mg öbürü 100mg dozlu diğer antibiyotikleri kullanırken el parmaklarımda uyuşma, sürekli idrar kaçırma, idrarımın geldiğini neredeyse hiç hissetmeme sorunlu yaşamaya başladım. Bunlar, hastalığım nedeniyle benim için özellikle hassas konular olduğundan ilaçları hemen kestim ve kurum doktoruna tekrar çıktım, durumu anlattım. Özellikle Nöroloji Bölümü’ne sevk etmesini istedim. Doktor, sorunun öncelikle ürolojik olduğunu söyleyerek beni kampüsteki Üroloji Bölümü’ne sevk etti. Nöroloji’ye sevkimi oradan yaptırmamı önerdi.

1 hafta sonra 1 Nisan 2026 Çarşamba günü, saat 14.00 sonrasında Üroloji’ye gittim. Doktora durumu anlatırken onun tarafından azarlandım: “İlaçların bir yan etkisi yoktur”, “Sen bana doktorluk yapıyorsun” dedi ve “Alın bunu götürün” diyerek odasından kovdu.

Hastalığım nedeniyle konuşmakta zorlandığım halde derdimi anlatmama bile izin vermeyen doktorun tavrını, hekim ahlakına yakıştıramadığım gibi, insani de bulmuyorum. İlaçların prospektüsünde bile onlarca yan etki sayılırken, ilaçların yan etkisi olmadığını neye göre söyleyebiliyor? Dahası bu etkileri yaşayan benim. Muayene etmeden, tetkik yapmadan, hangi bilgiyle yorum yapıyor?

Yatalak ve tekerlekli sandalyeye mahkumum. Bu durumda bir yerden bir yere gitmek, araç değiştirmek bile benim için eziyetken doktorun bu ilgisizliği de ayrı bir eziyet, işkence olmuştur.

Bu yaşadıklarımı İstanbul Tabip Odası’na da yazdım. Ayrıca suç duyurusunda da bulundum.

Sayın…

Ben, özel biri değilim. Biliyorum ki ülkemiz hapishanelerinde benimle benzer durumda olan yüzlerce hasta tutsak, anti-bilimsel raporlarla, hukuk dışı mahkeme kararları ile tutuluyor hapishanelerde. Siyasi düşüncelerimizden ötürü cezalandırılıyoruz.

İnsan, kolsuz-bacaksız yaşar. Dilsiz, gözsüz, kulaksız da ama onursuz asla…

Sizden yaşadıklarımı halkımıza duyurmanızı, bana ses olmanızı bekliyorum.

Çalışmalarınızda bir daha kolaylıklar dileyerek sevgi ve selamlarımızı yolluyorum.

 

İrfan YILMAZ

5 Nisan 2026

 



 

Serebellar Sendromu nedeniyle %96 engelli olan hasta tutsak İrfan Yılmaz, binlerce hasta tutsaktan bir tanesi olduğunu anlattığı mektubunda, Marmara 2 Nolu L Tipi Hapishanesi’nde yaşadığı sorunları yazdı.

İrfan Yılmaz, Marmara Ceza İnfaz Kurumu Devlet Hastanesi ve Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan  “Hapishanede Kalamaz” raporlarına rağmen Sarıyer Emniyet Müdürlüğü’nün “toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturabileceği” kararı nedeniyle, tek başına hayatını idame ettiremeyecek durumdayken 7 aydır tutsak.

Ceza İnfaz Yasası’nın 16. Maddesi diyor ki; hücrede yalnız başına yaşamını sürdüremeyen hasta tutsaklar iyileşinceye kadar tahliye edilirler. İrfan Yılmaz, faşizmin yasaları, hukuku, tüm kurumlarıyla halka karşı terör olarak kullanmasının çok somut bir örneğidir.

Tek başına hayatını idame ettiremeyecek bir insanın hapishanede kalmasına neden olan kurumlar, hastalıklarıyla ilgilenmeyip tedavisini engelleyen hapishane doktorları, İrfan Yılmaz’ın başına geleceklerden sorumlu olacaktır. İrfan Yılmaz derhal serbest bırakılmalıdır!

 

Hasta Tutsak İrfan Yılmaz Serbest Bırakılsın!

*

İrfan Yılmaz’ın hapishanelerde yaşadığı sorunları anlattığı mektubu paylaşıyoruz.

Sayın

Merhaba

Öncelikle size selam ve sevgilerimizi gönderiyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Nasılsınız? Gayet iyisiniz umarım. Ben, yaşadığım onca hukuksuzluğa, hastalığıma rağmen iyi olmaya çalışıyorum.

Adım, İrfan Yılmaz. 59 yaşındayım ve Serebellar Sendrom hastasıyım. %96 engelliyim. Ayakta duramıyor, kollarımı, ellerimi istediğim gibi kullanamıyorum. Konuşmakta zorlanıyorum ve daha pek çok engel var hayatımda. Bu haldeyken ve ATK’nin infaz erteleme talebime dönük “Hapishanede yaşamını sürdüremez” şeklindeki raporuna rağmen Sarıyer İlçe Emn. Md’ün “Güvenlik Sorunu Yaratır” görüşüne dayanarak hala hapishanede tutuluyorum. Doğal olarak birçok sağlık sorunu yaşamaya devam ediyorum.

1 ay kadar önce, Marmara Hapishaneler Kampüsü Hastanesi’nde Üroloji Bölümü’ne sevk edildim. Doktorun muayene ve önerisi ile yıllardır kullandığım sondam çıkartıldı. Sondasız yaşamaya adapte olmam önerildi. Ancak talebime rağmen “ördek” lazımlık ve prezervatif sonda gibi ihtiyaçlarımı doktor yazmadı. Sadece bez yazdı. Ama bez kullanmak, benim için, hapishane koşullarında zor olduğu gibi, bezlerde yeterince sıvı tutan cinsten değildir. İlkel yöntemlerle, pet şişeleri ördek niyetine kullanıp, el yapımı-uydurma prezervatif sonda yapıp kullanarak hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. Fakat, sondamın çıkartılmasından sonra, idrar yollarımda sıkça iltihaplanma oluyor. Kurum doktoru bu nedenle 3 farklı antibiyotik ilaç yazdı. Bunlardan biri tek kullanımlıktı. Onu kullandım. Biri 500mg öbürü 100mg dozlu diğer antibiyotikleri kullanırken el parmaklarımda uyuşma, sürekli idrar kaçırma, idrarımın geldiğini neredeyse hiç hissetmeme sorunlu yaşamaya başladım. Bunlar, hastalığım nedeniyle benim için özellikle hassas konular olduğundan ilaçları hemen kestim ve kurum doktoruna tekrar çıktım, durumu anlattım. Özellikle Nöroloji Bölümü’ne sevk etmesini istedim. Doktor, sorunun öncelikle ürolojik olduğunu söyleyerek beni kampüsteki Üroloji Bölümü’ne sevk etti. Nöroloji’ye sevkimi oradan yaptırmamı önerdi.

1 hafta sonra 1 Nisan 2026 Çarşamba günü, saat 14.00 sonrasında Üroloji’ye gittim. Doktora durumu anlatırken onun tarafından azarlandım: “İlaçların bir yan etkisi yoktur”, “Sen bana doktorluk yapıyorsun” dedi ve “Alın bunu götürün” diyerek odasından kovdu.

Hastalığım nedeniyle konuşmakta zorlandığım halde derdimi anlatmama bile izin vermeyen doktorun tavrını, hekim ahlakına yakıştıramadığım gibi, insani de bulmuyorum. İlaçların prospektüsünde bile onlarca yan etki sayılırken, ilaçların yan etkisi olmadığını neye göre söyleyebiliyor? Dahası bu etkileri yaşayan benim. Muayene etmeden, tetkik yapmadan, hangi bilgiyle yorum yapıyor?

Yatalak ve tekerlekli sandalyeye mahkumum. Bu durumda bir yerden bir yere gitmek, araç değiştirmek bile benim için eziyetken doktorun bu ilgisizliği de ayrı bir eziyet, işkence olmuştur.

Bu yaşadıklarımı İstanbul Tabip Odası’na da yazdım. Ayrıca suç duyurusunda da bulundum.

Sayın…

Ben, özel biri değilim. Biliyorum ki ülkemiz hapishanelerinde benimle benzer durumda olan yüzlerce hasta tutsak, anti-bilimsel raporlarla, hukuk dışı mahkeme kararları ile tutuluyor hapishanelerde. Siyasi düşüncelerimizden ötürü cezalandırılıyoruz.

İnsan, kolsuz-bacaksız yaşar. Dilsiz, gözsüz, kulaksız da ama onursuz asla…

Sizden yaşadıklarımı halkımıza duyurmanızı, bana ses olmanızı bekliyorum.

Çalışmalarınızda bir daha kolaylıklar dileyerek sevgi ve selamlarımızı yolluyorum.

 

İrfan YILMAZ

5 Nisan 2026

Halkın Sesi Radyo, Direnişin Sesi'nde 29 Nisan Çarşamba günü yayınlanan, "1 Mayıs'ta Taksim'e" şiarıyla Kızıldere'den Kuyu tiplerine uzlaşmaz savaşın öncüleri, direnen Özgür Tutsakların 41. zaferinin selamlandığı, Taksim'in tarihsel öneminin anlatıldığı bölümün kaydını paylaşıyoruz.

https://halkinsesiradyo.org/2026/04/30/kizildereden-kuyu-tiplerine-savas-suruyor-1-mayista-taksimdeyiz/

Bochum direniş çadırında bugün tutsaklarımıza 1 Mayıs kartı yazıldı, iki kişi mesajlarını iletti. Kartlarda Doruk Madencilik işçilerinin onurlu direnişi anlatıldı. Yaklaşan 1 Mayıs için hazırlıkların sürdüğü vurgulandı. Tutsaklara yalnız olmadıkları hatırlatıldı. Herkesi özgür tutsaklara mektup yazmaya çağırıyoruz.

YAŞASIN 1 MAYIS

BIJI YEK GULAN

DEVRIMCI TUTSAKLAR ONURUMUZDUR



Belçika’da 1 Mayıs çalışmaları kapsamında 29 Nisan günü 1 Mayıs’ın yapılacağı şehir olan Liege’in birçok bölgesinde afişler asıldı bildiriler dağıtıldı. Özellikler Türkiyelilerin yoğun yaşadığı bölgelerde yapılan afiş çalışması kapsamında 100’e yakın afiş asıldı.

Ayrıca şehrin işlek meydanlarının birinde 1 Mayıs standı açıldı. Stantta Halk Okulu dergisi, Meclis, Gençlik, Halk İçin Adalet ve Faruk Ereren’in kaleme aldığı kitaplar sergilendi. 1 Saat süren stand boyunca bildiri dağıtımı yapıldı. Video çekimiyle 1 Mayıs’a katılım çağrısı yapıldı.






Direnişlerine Devam Eden Özgür Tutsaklarımız

1-) Tuğçenur Özbay: 30 Ocak 2026 Tarihinde Yaka Kartı Dayatmasına Karşı Süresiz Açlık Grevine Başladı; Direnişinin 91. Gününde.

2-) Yüksel Doğan: 9 Mart 2026 Tarihinde 7/24 kamerayla izlenmeye karşı süresiz açlık grevine başladı; bugün direnişinin 53. Gününde.

3-) Hasan Basri Yıldız: 1 Nisan 2026 Tarihinde 7/24 kamerayla izlenmeye karşı süresiz açlık grevine başladı; bugün direnişinin 30. Gününde.

4-) Betül Varan: 1 Nisan 2026 da Tarihinde direnişine başladı; bugün direnişinin 30. Gününde.

5-) İleri Kızılaltun:13 Nisan 2026 da Tarihinde direnişine başladı; bugün direnişinin 18. Gününde

6-) Hüseyin Özarslan: 15 Nisan 2026 da Tarihinde direnişine başladı; bugün direnişinin 16. Gününde

7-) Mehmet Akdemir: 15 Nisan 2026 da Tarihinde direnişine başladı; bugün direnişinin 16. Gününde

Özgür Tutsaklarımız Emperyalizmin ve Faşizmin Teslim Alma Saldırılarına Karşı

Direnen Tek Güçtür!

Yunanistan Atina’da uyuşturucu nedeni ile yaşamını yitiren Nikos Bicikas’ın anısına düzenlenen futbol turnuvasının 2.si 19.04.2026 Pazar günü düzenlendi. 

Halkın Mücadelesi Cephesi (İlektra Apostolu) düzenlediği “Nikos Biçikas Uyuşturucuyla Mücadelede Futbol Turnuvası” etkinliğine Yunanistan Hasan Ferit Gedik Bağımlılıkla Mücadele Derneği olarak bu sene de katıldık. 

Hasan Ferit Gedik Uluslararası Bağımlılıkla Mücadele Derneği Olarak hem Nikos’u anıyor hem de uyuşturucuya ve emperyalizme karşı mücadelemizi büyüteceğimizi bir kez daha buradan duyuruyoruz. 

Hasan Ferit Gedik Uluslararası Bağımlılıkla Mücadele Derneği 

UYUŞTURUCUYA YOZLAŞMAYA KARŞI MÜCADELE

EMPERYALİZME VE FAŞİZME KARŞI MÜCADELEDİR!

TÜRKİYE’DEN YUNANİSTAN’A UYUŞTURUCUYA VE

EMPERYAZLİME KARŞI MÜCADELEYİ BÜYÜTÜYORUZ!

5 Mart 2021 tarihinde Yunanlı dostumuz, arkadaşımız Nikos Biçikas uyuşturucu bağımlılığına bağlı olarak hayatını kaybetti. Anadolu’dan Yunanistan’a dünyanın dört bir yanında uyuşturucudan yaşamını yitiren bütün halk çocuklarının katili emperyalist kapitalist düzendir. Uyuşturucu, emperyalizmin yozlaştırma politikasında kullandığı en güçlü silahtır. Uyuşturucu ile hedeflenen merkezi sinir sistemimizdir. Merkezi sinir sisteminin tahribatı ve yıkılması ile hedeflenen; düşünmeyen, üretmeyen, sormayan, sorgulamayan, mücadele etmeyen bir gençlik ve halk yaratmaktır. Emperyalizm uyuşturucu ile dünyanın dört bir yanında beyinlerimizi, hayatlarımızı hedef alıyor.

Ülkemizde Hasan Ferit Gedik 29 Eylül 2013'te İstanbul, Gülsuyu'nda yoksul halk çocukları uyuşturucu ile zehirlenmesin diye mücadele ederken devlet destekli uyuşturucu çeteleri tarafından başından 5 kurşunla vurularak 21 yaşında katledildi.

Ülkemizde Hasan Ferit’e sıkılan kurşunlar emperyalizmin politikalarını hayata geçirmek içindir, Hasan Ferit’in katili işbirlikçi AKP faşizmidir, Nikos ve daha nice gençlerin katili emperyalizmin sömürü, soygun, talan ve uyuşturucu düzenidir. Açıklanan 2024 yılı verilerine göre Yunanistan da 250 kişi, Türkiye de  ise 427 kişi aşırı doz uyuşturucu kullanımından yaşamını yitirdi.

Türkiye ve Yunanistan uyuşturucunun Doğu ve Batı Avrupa ülkelerinden gelmesinde ve gitmesinde, pazarlanmasında transit ülke olarak kullanılır. Topraklarımıza giren uyuşturucunun başında işbirlikçi iktidarlar vardır. 

Uyuşturucuya karşı mücadele de tek yol örgütlenmek, tek kurtuluş antiemperyalist antifaşist mücadele vermektir.

Örgütlenmeliyiz çünkü; uyuşturucu yalnızlaştırır, örgüt güçlendirir.

Bağımlılık apolitikleştirir, örgütlenmek politikleştirir.

Uyuşturucuyla mücadele, bağımlılığa karşı mücadele bir tek devrimcilikle sonuç verir.

Uyuşturucudan kurtulmanın tek yolu ideolojik dönüşümdür, devrimcilik yapmaktır.

Yunanistan Halk Cephesi ve Hasan Ferit Gedik Uluslararası Bağımlılıkla Mücadele Merkezi olarak Halkın Mücadelesi Cephesi’nin ( İlektra Apostolu’nun) bu yıl ikincisini düzenlediği “Nikos Biçikas Uyuşturucuyla Mücadelede Futbol Turnuvası” etkinliğine katılarak hem Nikos’u anıyor hem de uyuşturucuya ve emperyalizme karşı mücadelemizi büyüteceğimizi bir kez daha buradan ilan ediyoruz. 

Uyuşturucuya Karşı Mücadele Ederken Şehit Düşen Yoldaşımız Hasan Ferit’ten, Bağımlılığın Pençesine Düşürülen Dostumuz Nikos Biçikas’a Uyuşturucuya Yozlaşmaya, Bağımlılığa ve Emperyalizme Karşı Mücadelemizi Büyüteceğiz!

 

Yunanistan Halk Cephesi  

Hasan Ferit Gedik Uluslararası Bağımlılıkla Mücadele Derneği

 











Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.