Şubat 2019

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli



22. Hafta 101. Gün


Bugün ziyarete gelenlerle ve bilgi almak için uğrayanlar ile avukatların nasıl ve neden tutuklandıklarını, "yargılama" sürecini ve neden açlık grevinde olduklarını anlattık. Öte yandan yarından itibaren 3 günlük destek açlık grevi yapacağımı, açlıklarını birlikte paylaşmak için çağrıda bulunduk.
Oturum Hakkımızın, Tehdit Aracı Olarak Kullanılmasına Son Verilsin!
Oturum Hakkımı Geri İstiyorum!
04.05.2017' De Gerçekleşen Görüşme Kayıtlarının Açıklanmasını İstiyorum! 
                                                                                    Haklıyız Kazanacağız!





























71. GÜN

25 Şubat Pazartesi
Gazi Mahallesi’nde yoğun bir polis kuşatması vardı. Mahalle’de bürosu bulunan Yürüyüş Dergisi’nin teknik hazırlıklarının yapıldığı Ozan Yayıncılık’ın basıldığının haberini aldık. Bizler de aynı saatte Gazi Cemevi’nde Adalet Nöbetimizin 71. Gününde pankartımızı asıp masamızı hazırlayarak oturma eylemimize başladık. Adalet nöbetine Alibeyköy Mahallesi’nden şehit ailemiz ve Alibeyköy halkı ziyaretimize geldiler. Saat 16.00’da nöbetimizi bitirdik.
 72.GÜN
26 Şubat Salı
Saat 14.00’te pankartımızı asıp masamızı hazırlayarak Adalet Nöbetimize başladık. Erzurumluların cenazesi vardı. Trafik kazasında vefat eden bir gencin cenazesi olduğu için Cemevi çok kalabalıktı. Cenaze sahiplerine başsağlığı diledik. Cenazeye gelenler masamızı da ziyaret ettiler. Adalet üzerine sohbetler ettik. Halkımız tüm gün bizi yalnız bırakmadı. Saat 16.00’da masamızı kapattık ve nöbetimizi bitirdik.
73.GÜN
27 Şubat Çarşamba
Saat 14.00’te pankartımızı asarak nöbetimize başladık. Bugün Mehmet Amca Adalet Nöbetindeydi. Dersimlilerin cenazesi vardı. Başsağlığı dileklerimizi ilettik. Gazi Mahallesi’nden bir şehit ailemiz ziyaretimize geldi. İki kızı tutsak olan bir baba bizlere desteklerini sundu. Cenazeye gelen ve Gazi Mahallesi’nde halk nöbet boyu masamızı ziyaret etti ve sohbet ettik. Yaşanan ekonomik krizin halkımız üzerindeki etkilerini yaptığımız sohbetlerde gördük. Ekonomik olarak dayanışmanın öneminden, halk meclislerinden ve esnaf meclislerinden bahsettik. Saat 16.00’da nöbetimize son verdik.
74.GÜN
28 Şubat Perşembe
Saat 14.00’te pankartımızı astık ve masamızı açtık. Bugün Feridun Amca ve Yıldız Abla Adalet Nöbetindeydi. Tüm nöbet boyunca Gazili gençler masamızı ziyaret etti. Adalet üzerine uzun sohbetler ettik. Gazi halkı da masamızı yalnız bırakmadı. Masamızı saat 16.00’da topladık ve nöbetimizi sonlandırdık.
































"Her gün burada anayasal hakkımızı gasp eden silahlı saldırgan gruba sesleniyorum. Bizi yerlerde sürükleyebilirsiniz ama onurumuzu çiğneyemezsiniz. Saçımızı yolabilirsiniz ama kökü bizde!"
İşimizi geri istiyoruz öğlen açıklamasında, Karanfil sokaktan, Yüksel caddesi insan hakları anıtına yürüyerek açıklama yapan İhraç kamu emekçileri. Acun Karadağ ve Nazan Bozkurt. Gözaltına alındı.



Samsun 27 ve 28 Şubat günlerinde Halkın Avukatlarının 18-21 Mart arası Silivri kampüsünde olacak duruşması için afiş çalışması yapılmıştır.
Afişler sokaklara, esnaf camlarına, sendikalara panolarına, üniversite panolarına, adliye panolarına asılmıştır. Çalışma boyunca 150 afiş kullanılmış Dev- Gençlerin gittiği kurumlarda 18-21 Mart arasında olacak duruşma için çağrıda bulunulmuştur.
Halkın Avukatları Onurumuzdur!
Halkın Avukatları Serbest Bırakılsın!
Samsun Dev-Genç                                                 





Stuttgart Halk Meclisi olarak bir arkadaşımızın bakım evinde kalan annesini ziyaret ettik.
Bir süre önce sağlık durumunun kötüleşmesi sonucu önce hastahaneye daha sonrada bakım evine
Alınan annemizi ziyaret ettik. Sağlık durumunun iyi olduğunu görevli sağlık memurlarından öğrendiğimiz ana, ziyaretimizden dolayı çok mutlu olduğunu ifade etti. Mutluluğu sohbetlerine de yansıyan anamız gençliğinde yaptıkları, çocuklarının küçüklük anılarını anlatırken bizlerinde onun evlatları olduğumuzu ve bizi en kısa zamanda tekrar beklediğini söyledi. En kısa zamanda tekrar geleceğimiz sözünü vererek ayrıldığımız
Ziyarete iki kişi katıldı.
Stuttgart Halk Meclisi


Stuttgart Halkın Avukatları ile dayanışma komitesi olarak başlatılan " Halkın Avukatları Yalnız Değildir"
Kampanyasına ilişkin olarak; Geçen hafta MLPD ile gerçekleşen görüşme sonucu 24 Şubat Pazar günü gerçekleşecek olan ve yaklaşık 8 kurumun katıldığı toplantıya davet edinildi. Pazar günü katınılan toplantıda, avukatların dava süreçleri ile halkın avukatlarının neden açlık grevine başlandığına ilişkin Almanca olarak hazırlanan dosya sunuldu. Yapılan bilgilendirme ile bu davanın sadece avukatların savunulması durumu olmadığı faşizme karşı ortak bir karşı duruşun birlikte örülmesi gerektiği anlatıldı.
Sunumun ardından söz alan kurum temsilcileri bu davanın sahiplenilmesi gerektiğini belirttiler. Yaklaşık 5 saat süren toplantı sonunda
11 Mart’ta yapılacak olan eylemde Açlık Grevinde olan Avukatlarla Dayanışma Eylemi Biçimine dönüştürülmesine ve 18 Mart’ta yapılacak olan
Politik Tutsaklarla Dayanışma Eyleminde de özellikle vurgulanması gerektiği kararlaştırıldı. Ayrıca Türkiye" de görülecek davaya bir heyetin izleyici olarak katılması ile ilgili çalışma başlatılması kararı alındı.
Halkın Avukatları Yalnız Değildir!
Halkız Haklıyız Kazanacağız!
Stuttgart Halkın Avukatları İle Dayanışma Komitesi


Gerçekleri Gözaltına Alamazsınız, Yürüyüş Dergisini Susturamazsınız!
AKP onlarca gazete satın aldı, yüzlerce hokkabaz köşe yazarını maaşa bağladı yetmedi. Devrimci basına saldırarak gerçekleri yazmasını engellemeye çalışıyor. Yürüyüş Dergisi’nin teknik işlerinin yapıldığı Ozan Yayıncılık daha önce onlarca kez basıldı ama bir gün bile aksamadan gerçekleri yazmaya devam etti.
25 Şubat tarihinde öğle saatlerinde Yürüyüş Dergisi basılmış; Tahsin Sağaltıcı, Cemil Kurt, Turgut Onur ve Necati Demirci işkence ile gözaltına alınmıştır. Bugün çıkarıldıkları mahkemece yoldaşlarımız Tahsin Sağaltıcı ve Cemil Kurt tutuklanmıştır. Yürüyüş Dergisi köklerini 30 Mart 1972’de Kızıldere’deki kerpiç evin çatısından 'Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik!' diyen Mahirlerden almaktadır. Yıllardır koruduğu çizgi Kızıldere’de başlatılan teslim olmama geleneğinin çizgisidir.
Yürüyüş dergisi her sene en az iki defa baskına uğruyor ve talan ediliyor, peki neden? Çünkü Yürüyüş dergisi Türkiye topraklarına umut ekiyor. Gerçekleri halka ulaştırıyor. Yürüyüş dergisi bizim gıdamızdır, nefes borumuzdur. Televizyon dizileriyle, futbol maçlarıyla, magazin basınıyla, reklamlarıyla, her türlü yalanlarla kuşatılmış yaşamımızda bizi güçlü tutan, umutlu tutan Yürüyüş Dergisi'nden öğrendiklerimizdir.
On binlerce Yürüyüş Dergisi yıllardır binlerce devrimcinin kapı kapı dolaşmasıyla halka ulaşmaktadır. Yazılarından dağıtımına kadar kolektivizmin en güzel örneklerini sergileyen Yürüyüş Dergisi ve onun okuyucularını baskınlarla tutuklamalarla engelleyemeyeceksiniz. Gerçekler, yarattığınız yalan denizi içerisinden ne yapıp edip bize ulaşacaktır. Bunu engellemeye ne sizden öncekilerin gücü yetmiştir ne de sizin gücünüz yetebilecektir.
Ne yapsanız boşuna olduğunu artık anlayın, çekin kanlı kirli ellerinizi halkın sesi YÜRÜYÜŞ ’ten… O Yürüyüş Asla Durmadı, Durmayacak… Öğrenin artık…
Ve elbette bu halkın da bir adaleti var… O kirli, kanlı ellerinizin, işkencelerinizin hesabını sorulacak… Asıl o günlere hazırlanın siz…
Bizler Avrupa’da da vatanımızda da gerçekleri halka ulaştırmaya devam edeceğiz!
Gerçeğin Sesi Yürüyüş Dergisi Susturulamaz!
Yoldaşlarımız Tahsin Sağaltıcı Ve Cemil Kurt Serbest Bırakılsın!
Gözaltılar, Tutuklamalar Bizi Yıldıramaz!
Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Mücadelemiz!
Avusturya Halk Cephesi




Ankara Halk Cepheliler Misket Mahallesi, Natoyolu Caddesi Tuzluçayır Dört Yola ve Tuzluçayır Abidin Aktaş Sokağına.

“Grup Yorum Halktır Susturulamaz!”  “Halkın Avukatları Onurumuzdur!” “Halkın Sesi Yürüyüş Dergisi Susturulamaz!” “Baskılar Bizi Yıldıramaz!” Halk Cephesi imzalı afiş ve yazılama çalışması yaptı. Toplamda 8 adet afiş asıldı.
Ankara Halk Cephesi




































Kanlı Ellerinizi Halkın Sanatçılarının Üzerinden Çekin!
Faşizm, halkı ve halkın öncüsü devrimcileri teslim almak, zulüm ve sömürü düzeninin karşısında mücadele eden hiç kimse olmaması için azgınca saldırmaya devam ediyor. Bu toprakların en soylu damarı olan devrimciler ve halkın ve haklının türkülerini söyleyen Grup Yorum üyeleri dün olduğu gibi bugün de bu saldırıların hedefinde.
Bugün yine gözaltında, yine işkence görüyor, yine ışıksız hücrelerde, kör baskılar, karanlıklar, demir kapılar ardından ulaştırıyor bize umudun ezgilerini. İdil Kültür Merkezi 25 Şubat 2019 tarihinde sabaha karşı halk düşmanları tarafından kapıları oksijen tüpleri ile kesilerek basıldı, talan edildi. Kültür Merkezinde bulunan Grup Yorum üyeleri Sultan Gökçek, İbrahim Gökçek, Betül Varan, Şair Ümit İlter, Halkın Mühendisi Barış Yüksel, Halkın Avukatı Barkın Timtik ve devrimci Sadık Eroğlu gözaltına alındı.
AKP faşizminin İçişleri Bakanı Soysuz Süleyman, basını da kullanarak gözaltına alınan kişileri terörist ilan etti.
Soruyoruz Soysuz Süleyman'a kimdir asıl terörist?
Halkların sokaklarda donarak ölmesine, açlıktan kendini yakmasına neden olanlar mı, hesapsız çıkarsız can kan bedeli halklar için mücadele eden devrimciler mi? Yalanlarınıza kimse inanmaz, renk renk listelerinizi kimse tanımaz. Hiçbir demagojiniz bu gerçeğin üstüne örtemez, Asıl Terörist Sizsiniz!
Bu baskınlar, gözaltılar, yaptığınız açıklamalar acizliğinizin itirafıdır. Her türlü güvenlik önlemini aldığınız inlerinizden kafanızı dışarı çıkartamıyor, halkların öfkesi karşısında tir tir titriyorsunuz. Asla meşru değilsiniz. İşbirlikçi oligarşi ve onun kolluk güçleri; siz bizim ülkemizde işgalci durumundasınız. Ne kozmik oda yalanları ne çelik kapı, sığınak demagojileri tutmadı, tutmaz. Gizlilik faşizm koşullarında mücadele edebilmek içindir, gizlilik suç değil haktır. Biz haklıyız, biz meşruyuz. Tarihsel bir gerçekliktir ki bir sınıfın varlığı diğerinin yokluğu demektir. Yok olan siz olacaksınız! Her baskında 'Türkiye Sorumlusu' yakalıyor salyalı sevinç naraları atıyorsunuz ya hani, bu sevinciniz de daha öncekiler gibi yine kursağınızda kalacak. Halkın olduğu her yer size dar gelecek!
AKP’nin kahraman polislerini uyarıyoruz! Gözaltındaki Grup Yorum elemanlarının, devrimcilerin kılına dahi vereceğiniz zararın hesabını misliyle soracağımızdan emin olabilirsiniz. Biz her zaman söylediğimizi yaptık yaptığımızı savunduk.
Grup Yorum Halktır Susturulamaz!
Devrimcilik Yapmak Suç Değil Görevdir!
Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!
Gözaltındaki Devrimciler Derhal Serbest Bırakılsın!
Avusturya Halk Cephesi



AVUKAT BARKIN TİMTİK; HALKIN ONURLU BİR EVLADIDIR
HALKIN ACISININ, ÖFKESİNİN, ÖZLEMİNİN SÖZCÜSÜ VE SAVUNMANIDIR
BARKIN; BİZİM ONURUMUZ, CANIMIZ, YOLDAŞIMIZDIR
BARKIN VE BİZİM HAKKIMIZDA KONUŞUYORLAR
BU KONUŞANLAR DA KİM?
            Hukuk yok. Savcıdan, mahkemeden korktukları zaten yok. Atıp tutuyorlar; “Teröristleri Yakaladık” diyorlar.
            Yine girmişler çok tehlikeli buldukları İdil Kültür Merkezi’ne.
            Yine yıkmışlar duvarları.
Yine kırmışlar dolapları.
Yine dağıtmışlar kitapları.
“Dur” diyen yok kendilerine.

Sarılmışlar bilmem ne marka Amerikan yapımı silahlarına.
Doğrultmuşlar silahsız saldırısız insanların başlarına.
Bağlamışlar ellerini kollarını.

Sinmişler kalkanlarının, kasklarının arkasına
Binmişler arabalarına, giymişler kurşun geçirmez yeleklerini.
İstanbul’da ne kadar polis varsa yığmışlar Okmeydanı’na
Gösteriyorlar parmaklarıyla; şu sözde örgüt yöneticisi, şu sözde genel sekreter, şu sözde sorumlu, bu da sözde sorumlu…
Kimsiniz siz?
Mahkeme mi kurdunuz İçişleri Bakanlığında?
Ne hakla hüküm kuruyorsunuz?
Neye dayanıyorsunuz?

Fethullahçı teşkilattan devraldığınız gizli tanık, iftiracı sanık yöntemleriyle kendi kendinize örgüt kurup, sorumlu atayıp sonra da yakaladık diye kendinizi tebrik mi ediyorsunuz?
40 yıllık “Grup Yorum” siz dediniz diye terörist mi olacak?              
30 sene önce kurulmuş köklü bir geleneğe sahip Halkın Hukuk Bürosu siz  ‘sözde’ dediniz diye sözde mi kalacak? Sorun bakalım ağababalarınıza, hapsederek, zulmederek, katlederek bitirebilmişler mi halkın avukatlığını?

Bu konuşanlar da kim?
Daha kanıyor Fuat Erdoğan’ın kurşunlanan bedeni
Bu konuşanlar da kim?
Daha tütüyor 19 Aralık’ta attığınız kimyasal gazların dumanı
Bu konuşanlar da kim?
İşkenceden, kaybetmekten, katletmekten başka yol bilmeyenler; biz sizi tanımaz mıyız?
Asit kuyularından, orman kuytularından, deniz diplerinden tanırız sizi.
Sizin işlediğiniz suçların çetelesi bizdedir.
Cumartesileri acılarını paylaşmayı, kayıplarını aramayı adet edinmiş ailelere saldırmanızdan tanıdık sizi. Kayıp yakınlarını susturmak istemeniz, kimin suçunu örtmeye çalıştığınızı gösteriyor.
Bize doğrultursunuz emperyalist tekellerden almaya söz verdiğiniz makinelilerinizi.
Halka karşı savaşırsınız siz, başka türlü nasıl eskiteceksiniz o silahları, yenilerini nasıl alacaksınız?
Siz mi konuşuyorsunuz? Bize terörist mi diyorsunuz?
Halkı korkutmak ve yıldırmak için halka karşı kullanılan şiddetin adı ‘terör’ dür. Biz hiçbir zaman terörist olmadık.

Biz Kimiz?
Biz sözde değil, bir daha hiç kimsenin ismine leke sürmeye kolay kolay cüret edemeyeceği bir büronun, Halkın Hukuk Bürosu’nun özbeöz sorumlularıyız.
Biz, halkın savunmanlığından sorumluyuz.
Biz, sizin şiddet kullanarak çaresiz bıraktığınız halkın avukatlığını yapıyoruz.
Biz, sermayenin şiddetinin altında can veren, ezilen, sömürülen emeğin, emekçinin avukatlığını yapıyoruz.
Biz, 6 ay boyunca işkence yaptığınız sonra bir tarlada emniyet amirine bizzat teslim ettiğiniz Ayten Öztürk’ün avukatlarıyız.
Biz, Engin Çeber’in, Birtan Altınbaş’ın, Ahmet Karlangaç’ın avukatlarıyız.  
Biz, önce kredi veriyoruz diye borçlandırıp sonra da kredi kartı borcunu ödetebilmek için riskli maden sahalarında çalıştırdığınız ölü ve diri madencilerin avukatıyız.
Biz, sorgusuz sualsiz kapının önüne koyduğunuz kamu emekçilerinin avukatıyız.
Hukuk yoksa zor vardır. Yani siz zor kullanır çalıştırırsınız, işinden atarsınız, tutuklarsınız, şiddet kullanır işkence edersiniz, katledersiniz.
            Bizim terörle ilişkimiz sizin terör uyguladığınız kişilerin, mağdurların avukatlığını yapmamızdır.
İçişleri Bakanlığının ağzı ile “terörist” tanımlaması kullanarak haber yapan kendine ilerici, sol, demokrat diyen yayın organlarına soruyoruz;
Birkaç soru sorun kendinize;
İçişleri Bakanlığının açıklamalarını yayınlamak gibi bir zorunluluğunuz mu var?
Örgütsel doküman dediğiniz enstrüman, kitap, bilgisayar mı? Faşizme teslim olmadı, listelere boyunlarını uzatmadılar diye terörist mi oluyor bu insanlar?

Siz kimlere terörist denerek, listelere alındığını, hapislere atıldığını, sürgünlere gönderildiğini bilmiyor musunuz?

Eş zamanlı olarak yıldönümleri sebebiyle haberini yaptığınız Sebahattin Ali için Deniz Gezmiş için o günlerde şaki, anarşist dendiğini unutmayın. Büyük usta Nazım Hikmet’e vatan haini diyenleri bugün ağız dolusu bir nefret ve aşağılama ile anıyoruz.

Ülkesinin özgürlüğü, halkının bağımsızlığı ve mutluluğu için demokrasi mücadelesinin avukatlığını yapan Halkın Hukuk Bürosu’nun, tarihteki yerini bütün dünya tanıyorken geçici ve gayrimeşru gücün arkasına takılmayın.
Dostlarımıza;
Büromuz avukatı Barkın Timtik, 15 Eylül tarihinde 17 avukat arkadaşımız ile birlikte tahliye olmuştu.  Bakırköy Hapishanesi mahkeme kararını uygulamadı ve 8 saat boyunca tahliye edilen avukatları rehin tuttu. Çünkü Adalet Bakanlığı; “Bırakmayın onları yeniden tutuklatacağız.” demişti. Sabah oldu ve hâkimlere kararlarını geri aldırmayı başaramadıkları için avukatları serbest bırakmak zorunda kaldılar. Fakat bir cumartesi günü nasıl becerdiler bilinmez; attılar e-imzaları ve iktidarın talimatı ile tutuklamaya yönelik yakalama kararları çıkardılar.

Barkın, bu karara uymalı mıydı?
Bu gerçek bir mahkeme kararı bile değildi. Hiçbir meşruluğu yoktu. Bu kararı bir tek hukukçu bile hukuka uygun bulamazdı. Meşruiyeti ise hiçbir zaman olmadı bu özel yetkili mahkemelerin.

Bir yığın soru işaretinin ardından sadeleştirdi meseleyi kafasında;
Faşizme teslim olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele buradaydı.
           O, faşizme teslim olmamayı seçti.
Faşizmden sakınmak, saklanmak suç mu? Kabahat mı? Ayıp mı? Estetik dışı mı? Avukatlığa yakışmaz mı?
Ortada mevcut yasalara göre suç olan bir durum yok. Dahası biz, çok meşru ve haklı bir konumdayız.
Fransa’dan Bismark Almanya’sına gizlice girerek kılık değiştirip dolaşan Karl Marks da bir avukattı. Saman arabasının içinde gizlice dolaşan Lenin de bir avukattı. Batista diktatörlüğüne kafa tutan Fidel’i bitlerini ayıklarken düşünebiliyor musunuz? Siz İstanbul, İngiliz işgali altında iken çarşafa dolanıp Anadolu’ya kaçan avukatları anlı şanlı paşaları da bilirsiniz. Haklılığınızı bildikten sonra Sevr mağarasından, Sierra Maestra’lara, Çirkin Kral’ın çatısına kadar hiçbir yer bize yabancı olamaz
Şimdi bazı dostlarımız biraz sitemli biraz da üzülerek “oraya gitmesi şart mıydı” diye soruyorlar.
Nereye gitmiş ki Barkın? Mesleğe başladığı ilk günden beri avukatlığını yaptığı Grup Yorum ’un çalışmalarını yürüttüğü İdil Kültür Merkezine. O Grup Yorum türküleriyle oluşturdunuz bilincinizi. Marşlarıyla öğrendiniz direnmeyi hak kazanmayı. O Grup Yorum ki tarihinizdir, tarihimizdir. Önce stadyumları sonra meydanları doldurdunuz defalarca. Ne zaman korkar oldunuz Yorumdan? Ne zaman meşruluğunuzu yitirdiniz?
Bizim ne yapmamızı bekliyordunuz? İyi zamanlarda alkışlayıp kötü zamanlarda suçlayacak değildik ya?
Üstelik sadece avukatlık bilgisini sunmuyordu Barkın Grup Yorum’a. Yıllardır sesi, şiiri, bestesi, güftesi ve konser organizasyonları ile YORUM kolektifinin bir parçasıydı.  
Polisler Kültür Merkezine geldiklerinde bir kez daha şansını denedi Barkın. Bulamayabilirlerdi O’nu; buldular. Buldular da ne değişti? Gerçek yürüyor yolunda.
Bu kez uzattık lafı. Fakat biliriz ki zalim bombalarını her saldığında halk sığınaklara girer. Yok edici saldırılar karşısında yeraltı şehirleri kurmuşlardı İsa’nın yolcuları. Bugün hala büyük bir hayranlıkla bakıyoruz oralara. Bizim işimiz sonuna kadar faşizme direnmek olacak. Faşizme, faşizm değilmiş, gibi davranmak değil. Biz görmezden geldik diye yok olmayacak çünkü.
Biliyoruz ki umut gerçekte saklıdır. Biz kendimize güveniyoruz. Çünkü gerçeğe güveniyoruz.
           Bize güvenen, inanan dostlarımızın, halkımızın yüzünü kara çıkarmayacağız Nerede olursak olalım mücadele etmeye devam edeceğiz
Halkın Hukuk Bürosu 





22. Hafta 100. Gün
Oturum hakkımız ile tehdit, baskı, dayatmalara karşın başladığımız direniş 100. güne girdi. Konuştuğumuz insanlara duyarlılıklarının devamı olarak destek ziyaretlerinin artırmalarını ve daha çok insana ulaştırmaları üzerine sohbet ettik.
Oturum hakkımızın, tehdit aracı olarak kullanılmasına son verilsin!
Oturum hakkımı geri istiyorum!
04.05.2017' de gerçekleşen görüşme kayıtlarının açıklanmasını istiyorum!
Haklıyız Kazanacağız!


 Duesseldorf İçişleri Bakanlığı önünde kimlik hakları için direnen devrimcileri desteklemek amacıyla direnişin 17. Haftasına denk düşen çarşamba günü Ziyaret edildi.
Belçika’dan, Köln’den, Aachenden, Dortmund’dan, Essenden ve HFG merkezinden bir araya gelen ziyaretçiler, bu direnişin tüm Halkın direnişi olduğunu belirterek herkesi direnişe destek vermeye çağırdılar. 
Duesseldorf Halk Cephesi


Halkın Avukatlarının Direnişini Desteklemek Ve Özgürlüğünü İstemek İçin Duesseldorf Konsolosluğu Önündeydik.
Aynı Zamanda AKP Faşizminin İdil Kültür Merkezine yönelik baskını protesto edildi. 27 Şubat’ta gerçekleştirilen eylemde direnişi selamlayan ve Halkın Avukatlarını özgürlüğünü isteyen basın açıklaması okundu.
1 saat süren eylemin ardından Duesseldorf’ta oturum hakkı için direnenler ziyaret edildi.
                                                                                    Duesseldorf Halk Cephesi


İşkenceci, Talancı, Korkaklar!
Korkuyorlar, halkın sanatını yapanlardan korkuyorlar. Devrimci basından, halka doğruları yazmamızdan korkuyorlar korkmakta haklısınız, korkularınızı büyüteceğiz, korkularınız mezarınız olacak!
Önce Yürüyüş Dergisi, ardından İdil kültür Merkezimizi bastılar AKP’nin katil, tacizci polisi. İlk değil bu baskınınız! Son iki yılda İdil Kültür Merkezi altı kez bastınız ve Yürüyüş Dergisi’ni defalarca bastınız, her baskında yıkıp talan ettiniz.
Sizin talan ederek, kırarak, dökerek, kullanılamaz hale getirdiğiniz kurumlarımızı biz yeniden en güzel şekilde inşa ettik. Daha iyisini yaptık, yapacağız da. Tarihimiz de gösteriyor ki en son sözü her zaman direnenler söyler. Bizler direnmeye devam edeceğiz. Karşınıza her saldırınızdan sonra daha da güçlü çıkacağız.
Çünkü Biz Halkız Haklıyız Kazanacağız!
Gözaltına Alınan Yoldaşlarımız Derhal Serbest Bırakılsın!
Devrimci Basın Susturulamaz!
Devrimci Sanat Susturulamaz!
Nancy Halk Cephesi

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.