Oturum Ve Sosyal Haklarımızın Tehdit Aracı Olarak Kullanılmasına Son Verilsin!
BASINA VE KAMUOYUNA
Oturum ve sosyal
haklarımızın tehdit aracı olarak kullanılmasına son verilsin!
2004 yılından itibaren
Almanya’da yaşıyorum. Ağustos ayına kadar her üç yılda bir yenilenen oturuma ve
uzatılan pasaporta sahiptim. Yabancılar dairesinden 14.12.2016 tarihi için
verilen bir randevu mektubu aldım. Konu başlığı ise “Güvenlik Anketi” idi. Fakat
sanki bu randevu Yabancılar Dairesi ‘nde gerçekleşecekmiş gibi yazılmıştı.
Yabancılar Dairesi´ne insanları kriminilze etme amacı güden bu randevuya
katılmak istemediğimi ilettiğimde “Mecburen katılmak zorundasınız” denilmişti.
Avukatıma sorduğumda, avukatımda zorunlu olduğumu söyledi. Gittiğimde ortada
bir anket yoktu, çatı katında bir salonda Anayasayı Koruma Örgütü’ nün
yönetimde bir heyeti karşımda buldum. “Şimdi polis sorgusunda mıyım,
savcılık kurumunda mıyım, mahkeme heyetinin karşısında mıyım? “ kurumsal
kimliklerini sorduğumda cevap alamadım. Terörist olup olmadığımı onlara
ispatlamam gerekiyormuş. Ayrıca masada çeşitli Gezi sürecinden eylem
fotoğraflar vardı. Önüme bir evrak getirildi ve imzalamak zorunda olduğum
söylendi. Fakat evrakta; benim isteğim üzerine bu randevunun gerçekleştiği,
gönüllü olarak orda bulunduğum yazıyordu. Bu toplantı ne benim talebimdi ne de
gönüllü ordaydım. Ve oturumumun iptali tehdidiyle imzalamam dayatıldı. Kabul
etmedim, ve bu görüşmeyi de yapmayacağımı söyledim. “Toplantının” seviyesine
örnek teşkil eden durum ise; salondan çıkmak üzereyken eski eşimle ilgili
birşeyler söyleyeceklerini (siz ona dedikodu deyin) ifade ediyorlardı. Toplantı
salonunu terk ettim. Devamında ne bana nede avukatıma bu görüşmenin protokolü
gönderilmedi. Ses kayıt cihazı ile tüm konuşmalar kaydedilmişti. Arada 2 yıl
geçtikten sonra oturumu evraklarımın yenileme 13.08.2018 Yabancılar
Dairesi dosyama giremediklerini, kitlendiğini benimler ilgili kararın
kendilerine gelmediğini, bu yüzden yazdıkları iki E-mail´e cevap
alamadıklarını, nedenini anlamadıklarını söylediler. Pasaportum ve oturumum
gelene kadar geçerli olan 3 aylık “Fiktionsbescheinüng” verildi. 04.09.2018
tarihinde ise yine oturum hakkımın iptal tehditiyle Regierungspräsidium Karlsruhe´den
bir mektup aldım. Sınırdışı edilmek istenmiyorsam gidip onlara bir ay içinde
ifade vermemi istiyorlar fakat konu nedir, neyin ifadesini istedikleri
gerekçeleri yok. Ayrıca14.12.2018 ´deki randevuyu iki yıl sonra tekrar
inceleyip beni Almanya için “tehlikeli!” olup olmadığıma karar vereceklerini
yazmışlar. 07.09.2018 tarihinde ise; İşçi Kurumu ise Yabancılar Dairesi´nin
verdiği oturum evrakı yerine, Regierungspräsidium Karlsruhe´den gelen sonuca
bağlanmamış mektubu baz alacaklarını ve kurumla ilişkimi kesmek istediklerini
ayrıca mektubun kopyasını istediler, onları ilgilendiren bir durum olmadığı
için vermedim. Aldıkları ve alacakları kararı yazılı olarak görmek istediğimi
söylediğimde, “Uygun!” bir mektup ile bana bildireceklerini ifade ettiler. Bir kaç
gün sonra o mektubu gönderdiler.
Sonuç olarak
işbirliği dayatmasını kabul etmediğim için, var olan oturum ve sosyal haklarım
elimden alınmak isteniyor. Israrla işbirliği dayatması devam ediyor. Bu yöntem
sadece bana yönelik değil, özellikle son süreçte birçok insanımıza bu
onursuzluk oturum tehdidiyle dayatılıyor. Tehditlerine boyun eğmediğim için, var
olan haklarımın gasp edilmesine karşın 4 Ekim 2018 perşembe günü, saat 10:00`da
yapacağım basın açıklamasıyla hafta için her gün saat 09:30 ile 12: 00 arası Schwetzingen
Yabancılar Dairesi önünde (Hebelstraße 1, 68723 Schwetzingen) oturma eylemi
gerçekleştireceğimi basına ve kamuoyuna duyuruyorum.
Oturum ve sosyal haklarımı geri istiyorum!
Oturum ve sosyal haklarımız tehdit aracı olarak
kullanılmasına son verilsin!
14.12.2016´da gerçekleşen görüşmenin kayıtlarının
açıklanmasını istiyorum!
Cemaat Ocak
30.09.2018, Schwetzingen



















































