Şubat 2026

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

 


 

Yunanistan Halk Cephesi 27 Şubat 2026 Cuma günü S,R,Y kuyu tipi hapishanelere karşı Atina’da

bulunan Türkiye Büyükelçiliği önünde eylem yaptı.

Yapılan açıklamada;

Biliyoruz ki sadece direnenler kazanır. Bu nedenle Türkiye’de tutsakların kuyu tipi olarak tarif ettiği

S,Y,R tipi hapishanelere karşı direniyoruz. Tutsaklar kuyu tiplerinde ne gökyüzünü görebiliyor ne de

temiz hava alabiliyor.Kuyu tipi hapishaneler bu nedenle tam bir işkencehanedir. Amacı tutsakları yavaş

yavaş öldürmektir. AKP buralara kapattığı kişiyi her şeyden yalıtarak, en önemlisi herkesi tek tek

tutarak hatta gardiyanlarla yüz yüze konuşmayı dahi tutukluya/hükümlüye çok görerek onlara işkence

uygulamaktadır.Gökyüzünü, güneşi ve havayı kim yasaklayabilir?Ama AKP yasaklamaya çalışıyor!

Mesai saatleri boyunca açık olması gereken havalandırmaya günde sadece bir saat çıkartılıyor tutsaklar.

Hücre penceresinden ise bırakalım gökyüzünü, dışarıyı dahi göremeyecek şekilde tel örgülerle inşa

edilmiştir kuyu tipi hapishanelerde.Ülkemizde iktidarlar defalarca halkı teslim almak için devrimcileri

tecrit ile teslim almaya çalıştılar. Bunun adı kimi zaman 'tek tip elbise' oldu, kimi zaman 'tabutluk' oldu,

kimi zaman ise 'F tipi' hapishaneler oldu ama başaramadılar, bugün de başaramayacaklar!Özgür

tutsaklar kuyunun dibinde katledilmek isteniyor. Güneşin, havanın olmadığı hücrelerde yaşamayı kabul

etmiyor. Çünkü AKP faşizmi tutsakları kuyu tiplerinde katletmek istiyor. Bu hapishaneler ilk olarak

ABD’de uygulanmış ancak burada pek çok tutsağın ölümüne ve hastalanmasına neden olmuştur. ABD

oluşan yoğun kamuoyu protestosu sonucunda bu hapishaneleri kapatmıştır. ABD bu hapishaneleri

kendi ülkesinde kapatırken Türkiye’de işbirlikçisi AKP’ye bu hapishaneleri yaptırmıştır. Amaç

Türkiye’de devrimciliği, devrimci mücadeleyi bitirmektir. Bugüne kadar pek çok devrimci örgüt

hapishanelerde bitirilmiştir. Kendi sidiğini içen, direnmeyen devrimcilerin devrimciliği de bu

hapishanelerde bitirilmiştir. Ancak Türkiye’de özgür tutsak geleneği vardır. Özgür tutsaklar tecride

dayalı hapishanelere karşı ölüm orucu direnişi yaptılar. 1984’te 4 canımızı, 1996’da 12canımızı ve

2000-2007 Büyük Direnişte 122 canımızı şehit vererek tecrit hapishanelerini işlevsiz kılmayı

başardılar. Bugün de kuyu tiplerine karşı süresiz açlık grevi direnişi yaparak bu geleneği

sürdürüyorlar.Bu nedenle herkesi özgür tutsaklarla dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.KUYU TİPİ

HAPİSHANELERDE DİRENİŞ DEVAM EDİYOR! Direnişte olan özgür tutsaklar;1-) 30 Temmuz

2025; Tahsin Sağaltıcı 212 Gününde2-) 30 Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 212.Gününde3-) 18

Ağustos 2025; Hüseyin Özen 192.Gününde4-) 15 Ekim 2025; Doğan Karataştan 135 Gününde5-) 15

Aralık 2025: Ahmet Yıldız 74 Gününde6-) 29 Ocak 2026; Tuğçenur Özbay: 30 Gününde süresiz açlık

grevi direnişlerine devam ediyorlar.AKP FAŞİZMİ HASTA TUTSAKLARI KATLETMEK

İSTİYORTürkiye’de her yıl yüzlerce hasta tutsak hapishanelerde tedavi edilmeyerek katlediliyor. En

son Halk Okulu dergisinin sahibi ve yazı işleri müdürü İrfan Yılmaz tutuklandı.İrfan Yılmaz %96

engelli bir kişi. Adli Tıp Kurumu bu nedenle kendisi hakkında hapishanede kalamaz raporu vermiştir.

Ancak Sarıyer Emniyet Müdürlüğü %96 engelli olan, tek başına yemek yiyemeyen, dişini dahi

fırçalamayan İrfan Yılmaz hakkında tehlikelidir diyerek serbest bırakılmasına izin vermiyor. AKP

faşizminin amacı hasta tutsakları katletmektir. İrfan Yılmaz da bu nedenle tahliye edilmiyor. Hasta

tutsaklarımızı sahiplenmeye, onları faşizmin hapishanelerinden alana kadar mücadelemizi

sürdüreceğiz. Kuyu Tiplerine Karşı Neler Yapabiliriz?Tutsaklarla dayanışma açlık grevi

yapabiliriz.Video çekip tutsakların taleplerinin kabul edilmesini isteyebiliriz.Dayanışmanın bir değil

binlerce yolu vardır. Herkes dayanışma için kendi yapabildiği bir şeyi yapabilir.Dayanışmanın sınırı

yoktur.Tutsaklara mektup yazabiliriz,

TC. Adalet Bakanlığını arayabiliriz, e-posta yollayabiliriz.Dayanışma ezilen halkların silahıdır. Bu

silahı kullanalım…

 

Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!

Kahrolsun Emperyalizm Yaşasın

Halkların Mücadelesi!Tecrit İşkencedir Tecrite Son!

Yaşasın Açlık Grevi Direnişimiz!

Türkiye Halk Cephesi

 

 

 

ADALET BAKANLIĞI İLETİŞİM. Telefon: +90 (0312) 417 77 70 Faks: +90 (0312) 419 33

70 E-Posta: info adalet.gov.tr. Adres: 06659 KIZILAY / ANKARA.

 




 




Almanya Dev-Genç olarak 28 Şubat tarihinde Almanya’nın Osnabrück şehrinde düzenlenen Grup Yorum ile dayanışma konserine katıldık. Sahne alan Grup Kavga, Grup Yorum şarkılarını söylemeden önce Grup Yorum’un tarihini anlattı. Ardından şarkılar, seyircilerin de eşliğiyle söylenmeye başlandı.

Konserin sonunda hep birlikte halay çekildi. Aynı zamanda yeni gençlerle tanışıldı ve onlara Avrupa’da çıkardığımız Avrupa da bizim gençlik dergisi verildi.











 


 



 

Kuyu Tipi Hapishanelerin

Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz

 

1-) 30 Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 214. Gününde

2-) 30 Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 214.Gününde

3-) 18 Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 194.Gününde

4-) 15 Ekim 2025; Doğan Karataştan: 137. Gününde

5-) 29 Ocak 2026; Tuğçenur Özbay: 32. Gününde

 

Özgür Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde Direniyor!

Kuyu Tiplerine Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!

2 Yıl 7 Aydır Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!

 

DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!

ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR

 


77 YILLIK NATO YETER!

Dünyanın en büyük “terörist örgütü” olan NATO, 4 Nisan 1949’dan beri faaliyet göstermektedir. NATO, “sosyalist sisteme karşı savunma” bahanesiyle Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve on Batı Avrupa ülkesinin öncülüğünde kuruldu. İlk kurulduğu günden beri bu örgüt, işgal, baskı, savaş suçları, işkence, cinayet, yoksulluk, sömürü, adaletsizlik, kontrgerilla operasyonları ve dünya halklarına düşman politikalarla doğrudan ilişkilidir.

NATO, bağımsız ülkelere yönelik ambargolar ve yaptırımlar uygulamış, devrimciler, ilericiler ve anti-emperyalistler için özel tecrit hapishaneleri kurmuş, halkı susturmak için terör yasalarını kullanmış ve resmi medya aracılığıyla dezenformasyon yaymıştır. Örgütün birincil amacı, ABD hegemonyasının küresel yayılmasına hizmet etmektir.

NATO artık 32 üye devletiyle küresel bir askeri güç haline gelmiştir. NATO tüm insanlığa karşı bir tehdittir.

Geçmiş yıllarda olduğu gibi, bu yıl da dünya genelinde NATO’nun saldırgan politikalarına tanık olduk. Donald Trump’ın Siyonist yönetici Netanyahu ile birlikte Gazze’ye bir kez daha saldırı planı, Filistin topraklarının daha fazla işgali ile ABD ve Siyonist monopoller için “riviera” yaratma hedefi sürmektedir. Kahraman Filistin’in 78 yıllık işgali devam etmektedir.

Suriye’de emperyalist “Büyük Ortadoğu Projesi” kapsamında ABD–AB–NATO ülkeleri tarafından kurulan kukla HTŞ rejimi, Alevi halkına ve muhalefet güçlerine yönelik katliamlar gerçekleştirmiştir.

ABD ve İngiltere emperyalizminin Yemen’e yönelik bombalama saldırıları, Lübnan ve Filistin direnişlerine karşı ilave saldırılarla sürmektedir.

Venezüela’da Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro ve Cilia Flores kaçırılmış, balıkçılar öldürülmüş, el konulan Venezüela petrol tankerleri üzerinden yağma planları çizilmiştir.

Küba ve İran’a karşı sürekli tehditler vardır.

Doğu Avrupa ülkelerine NATO üslerini genişletme çabaları devam etmekte, NATO zirveleri sırasında Çin’e ve Rusya’ya  tehditler yöneltilmektedir.

NATO’nun suç sicili her yıl daha da artmaktadır.

Tüm bu nedenlerle, NATO’ya ve işbirlikçilerine karşı harekete geçmek bizim görevimizdir. Bu nedenle 4 Nisan haftasında dünya genelinde NATO’ya karşı eylemler örgütlemekteyiz. Son iki yılda, Anti-NATO kampanyası kapsamında, dünyanın dört bir yanından binlerce insan çağrımıza cevap verdi. Çeşitli ülkelerden onlarca örgüt ve birey, ABD elçilikleri, NATO kurumları ve askeri üsler önünde eylemler düzenledi; bu ülkeler arasında arasında Endülüs, Avusturya, Bask ülkesi, Belarus, Belçika, Britanya, Bulgaristan, Danimarka, Donbas, Fransa, Gürcistan, Almanya, Yunanistan, Hollanda, Hindistan, Irlanda, Italya, Ürdün, Lübnan, Fas, Filistin, Rusya, Sırbistan, İspanya, İsviçre ve ABD yer almaktadır.

Halkın direnişinin katliamları ve emperyalist saldırganlığı durdurabileceğini çok iyi biliyoruz. Emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı birleşmek ve mücadele etmek bizim görevimizdir. Dünya halklarına saldırıda kullanılan tüm ABD–NATO üslerinin kapatılmasını talep ediyoruz.

 

Tüm anti-emperyalist, anti-faşist ve ilerici örgütleri ve dünyanın tüm ezilen halklarını NATO’ya karşı kampanyaya katılmaya çağırıyoruz.

4 Nisan’da eylem yapın — ABD elçilikleri, NATO kurumları önünde ya da şehir merkezlerinde.

Dünya halklarının ortak düşmanı olan emperyalizm, faşizm ve Siyonizm’e karşı tüm güçlerimizi birleştirelim.

 

Halkın direnişi kazanacak!

BİRLİK OLALIM, MÜCADELE EDELİM VE EMPERYALİZME KARŞI KAZANALIM!

NATO’YU YIKALIM!

TÜM ABD–NATO ÜSLERİNİ KAPATALIM!

 

Anti-Emperyalist Cephe

https://anti-imperialistfront.org

 



DİRENİŞİ SELAMLIYORUZ!

Bugün, 28/2/2026 tarihinde, ABD emperyalizmi ve onun bölgedeki ileri karakolu olan Israil adındaki siyonist yapı tarafından İran İslam Cumhuriyeti topraklarına yönelik başlatılan saldırı, yalnızca tek bir ülkenin egemenliğine değil, bölge halklarının direniş iradesine ve uluslararası hukukun geriye kalan son kırıntılarına yönelik bir saldırıdır. İran’ın tüm şehitlerini ve direnişini selamlıyoruz.

Emperyalizm ve Siyonizm barbarlığın yeni bir aşamasına girmiştir. Gazze’de, Filistin’de on binlerce insanı katleden, Lübnan’da sivil yerleşim alanlarını yerle bir eden Siyonist yapı, şimdi ABD–AB–NATO emperyalizminin sınırsız desteğiyle savaşı tüm bölgeye yaymayı ve “Büyük Ortadoğu Projesi” çerçevesinde sömürgeleştirme planlarını tamamlamayı hedeflemektedir. İran’a yönelik bu saldırı, Venezuela’nın meşru liderinin kaçırılmasından Filistin’deki soykırıma kadar uzanan geniş “uluslararası hukuksuzluk rejiminin” en son ve en tehlikeli halkasıdır. İran’a saldırı; Filistin’e, Lübnan’a, Yemen’e saldırıdır — tüm anti-emperyalist direniş güçlerine saldırıdır.

Uluslararası hukuk düzeni, emperyalizmin elinde bir “hukuki terör” aracına dönüştürülmüştür. Parçası olduğu uluslararası anlaşmaları hiçe sayan, “nükleer silahlar” ve sözde “terörle savaş” gibi yalanlarla devletlerin egemenlik haklarını çiğneyen bu barbarlık, dünya halklarının ortak kazanımlarını yok etmektedir. İran’a yönelik askeri tehditler, suikastlar ve siber saldırılar ve nihayet bugün başlatılan ağır saldırı, bu temel ilkenin açık ihlalidir ve savaş suçları kapsamındadır.

Halkların kendi siyasal, ekonomik ve toplumsal sistemlerini dış müdahale olmaksızın belirleme hakkı (kendi kaderini tayin hakkı), devredilemez bir haktır. İran halkının emperyalist kuşatmaya karşı gösterdiği direniş, meşru müdafaa ve egemenlik ilkeleriyle tamamen uyumludur.

Emperyalist–Siyonist güçlerin Tahran, İsfahan, Kum, Karaj ve Kirmanşah’a yönelik saldırılarının ardından İran, Siyonist yapıya ve işbirlikçi Arap ülkelerindeki ABD üslerine karşı yanıt vermiştir.

Dünya halklarının ortak düşmanı olan ABD–AB–NATO emperyalizmine ve Siyonizme karşı İran’ın direnişini ve halkının kararlılığını selamlıyoruz.

Son 25 yılda — hatta bazı ülkelerde daha da öncesinden — Filistin, Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Lübnan, Yemen, Venezuela, Küba, Ukrayna ve şimdi de İran emperyalizmin hedefi olmuştur. ABD emperyalizmi, ortakları ve işbirlikçileri ile onun vahşi taşeronu Siyonist İsrail; sayısız saldırı gerçekleştirmiş, yüz binlerce hatta milyonlarca insanın kanını dökmüş; sömürü ve yağma uğruna ülkeleri, bölgeleri ve halkların yaşamlarını yıkıma uğratmıştır.

Dünya halklarının birlik ve dayanışmalarını göstermelerinin, birlikte mücadele etmelerinin ve ortak düşmanımıza karşı kazanmalarının zamanı gelmiştir. Tarih, direnen halkların zaferleriyle doludur. Gazze’deki ve Filistin kamplarındaki direnişten Dahiye’ye, Bekaa’ya ve Güney Lübnan’a; Yemen’den başkenti Sana’ya; İran’ın direnişine kadar Direniş Ekseni kazanacaktır. Tüm şehitlerin — Kasım Süleymani, Hasan Nasrallah, Yahya Sinvar, Ebu Ali Mustafa’nın — kanı özgürlük savaşçıları kuşakları yaratmıştır; bu kan emperyalizm ve Siyonizmin planlarını boğan bir sele dönüşecektir.

Biz, Anti-Emperyalist Cephe olarak, egemen bir devletin toprak bütünlüğüne yönelik her saldırının meşru müdafaa hakkını doğurduğunu ve gerçek “teröristin”, dünya halklarının kanı üzerine bir imparatorluk kurmak isteyen ABD emperyalizmi ile onun suç ortağı Siyonizm olduğunu ilan ediyoruz.

Asya’dan Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya dünyanın dört bir yanındaki anti-emperyalistler olarak İran’ın yanındayız. ABD ve Siyonist elçilikleri önünde ve ABD–NATO üslerine karşı dünya çapında acil seferberlik çağrısında bulunuyoruz. Yemen’den Lübnan’a, Venezuela’dan Küba’ya, Filistin’den İran’a kadar; emperyalist ve Siyonist saldırganlığa karşı halkların barikatını kuran Direniş Ekseni’nin yanındayız.

KAHROLSUN EMPERYALİZM!

KAHROLSUN SİYONİZM!

İRAN’DAN FİLİSTİN’E, LÜBNAN’A VE YEMEN’E — YAŞASIN DİRENİŞİN ZAFERİ!

EMPERYALİZME KARŞI DİRENEN HERKESE SELAM OLSUN!

ŞEHİTLERE ŞAN OLSUN!

EMPERYALİZME, SİYONİZME VE FAŞİZME KARŞI BİRLEŞELİM, MÜCADELE EDELİM VE KAZANALIM!

HAKLIYIZ — KAZANACAĞIZ!

Anti-Emperyalist Cephe

 


 

 

Halk Okulu Dergisinin 329.Sayısı Çıktı

SÜREKLİ OPERASYON HALİ, ARALIKSIZ POLİS OPERASYONU!

“SÜREKLİ OPERASYON HALİ” NEDİR?

SÜREKLİ OPERASYON, OLAĞANÜSTÜNÜN OLAĞANLAŞTIRILMASIDIR!

Eskiden Fırtına Gelirdi, Geçerdi

Bugün ise Fırtına İklim Haline Getirilmiştir

Amaç, Halkların “GÜNEŞLİ BİR GÜN” Fikrini Unutmasıdır

 

 * KORKU

* SÜREKLİ TEHDİT ALGISI

* YORGUNLUK

* UMUTSUZLUK

* BİR ŞEY DEĞİŞMEZ

ASIL AMAÇ: DİRENCİ KIRMAK!

OPERASYONLARIN HEDEFİ SADECE ÖRGÜTLER DEĞİLDİR:

1)BAĞLARI KOPARMAK

2)HAFIZAYI SİLMEK, SINIF BİLİNCİNİ YOK ETMEK

3)KOLEKTİF CESARETİ, ÖRGÜTLENMELERİ DAĞITMAK

Tüm Bunların Bir Amacı Var. Bu Amaç Öncelikle Devrimcilerin, Sonra Halkın Direncini Kırmaktır.

Devrimcilerin Uzun Süreli Baskıyla Dayanma Kapasitesini Tüketmek İstiyorlar.

Sürekli Operasyon Düzenleyerek Örgütlenmeleri Dağıtmak; Açlığına, Yoksulluğuna Çözüm Arayışı İçindeki Halkı Örgütsüz Bırakmak,

Her Seferinde En Baştan Başlamak Zorunda Bırakıyorlar.

 

Halk Okulu Dergisi’nin 329. Sayısını Okumak için Tıklayınız

 

Halk Okulunun Tüm Sayılarına Ulaşmak İçin Tıklayınız…

 

Sahibi ve Sorumlu Yazı işleri Müdürü: İrfan YILMAZ

 

Adres: Hobyar Mah. Cemal Nadir Sok. Büyük Milas Han, No:24 İçkapı No:220 Fatih/İSTANBUL

 

Ofset Hazırlık: Ozan Yayıncılık

 

Adres: Zübeyde Hanım Mah. Fevzi Çakmak Cad. 1297. Sokak No: 1 Daire: 1 Sultangazi / İSTANBUL

 

Mail: kanattan2@gmail.com Tel: (0212) 419 31 96 ISSN: 2687-4075

 

Baskı: Kalmak Ofset Matbaacılık Yüzyıl Mahallesi Massit, Matbaa ve Amb. San. Sit. 5. Cad, No-7 Bağcılar / İSTANBUL

 

 

 

Halk Okulu Sayı 328

 

22 Şubat 2026

 

 

 

İçindekiler

*  SÜREKLİ OPERASYON, TEHDİT DEĞİL GERÇEK! NEDEN SALDIRIYORLAR, NASIL PÜSKÜRTECEĞİZ?

*  TAYAD’LI AİLELER: FENS, TELDEN ÇİT DEMEKTİR F TİPİ EGEMENLERİN YENİLGİSİDİR KUYU TİPİ HAPİSHANELER BU YENİLGİNİN İLANIDIR

*  KUYU TİPİ HAPİSHANELERİ YERİNDE İNCELEMEK İÇİN TÜRKİYE’YE GELEN ULUSLARARASI HEYET SINIR DIŞI EDİLDİ

*  TAYAD’LI AİLELER: FAŞİZMİN YARGISI HALK ÇOCUKLARINA MÜEBBET; HALK DÜŞMANLARINA BERAAT VERİYOR! 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ DEVRİMCİ İLERİ KIZILALTUN VE TOLGA AYDIN’A AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI VERDİ!

*  ÖZGÜR TUTSAK CEPHESİNDEN: AYTAÇ ÜNSAL: “DELİKANLIM!.. İYİ BAK YILDIZLARA” KUYUNUN DİBİNDE OLSAN DA…

*  BASINDAN: ADLİ TIP RAPORUNA EMNİYET ENGELİ

*  HALKIN SAĞLIKÇILARI: HAK ARAMA MÜCADELEMİZ SULTANGAZİ KARAKOLU’NDA YAPILAN 5,5 SAATLİK İŞKENCE İLE DURDURULMAYA ÇALIŞILDI! İŞKENCECİ TEM GÜVENLİK ŞUBE POLİSLERİNE AÇILAN SORUŞTURMA KAPATILDI, HAK MÜCADELESİ VEREN BİZLERE DAVA AÇILDI! AÇILAN DAVA HALKIMIZIN, AİLELERİMİZİN VE YOLDAŞLARIMIZIN SAHİPLENMESİ İLE BERAATLE SONUÇLANDI!

*  UYUŞTURUCU ÇETELERİNİN YALAN İFADELERİYLE HAKKINDA 27 YIL “CEZA” VERİLEREK TUTUKLANAN OKTAY KELEBEK’TEN MEKTUP VAR...

*  CEPHELİ: ÖRGÜT BİLİNCİ HER ŞEYDİR

*  DEVRMCİLİK: DEVRİMCİ OLGUNLUĞU TAŞIYABİLMEKTİR

*  İDEOLOJİ NEDİR? İDEOLOJİ YAŞAM BİÇİMİDİR: UZLAŞMAZLIK

*  SORUN ÇÖZÜM: SORUN: UMUDUMUZU TÜM DÜNYAYA YAYACAĞIZ ÇÖZÜM: HEDEFLİ OLMAK, ALTERNATİFİNİ ÖRGÜTLEMEK

*  DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ: POLYAK MADEN İŞÇİLERİNİN ONURLU DİRENİŞİNİN YANINDAYIZ

*  DEV-GENÇ: HAK VERİLMEZ, DİRENEREK KAZANILIR!

*  BASINDAN: AVUKAT AYTAÇ ÜNSAL: HAPSEDİLEN BİR HALKIN ADALET MÜCADELESİDİR

*  HALK SİNEMASI:

*  GRUP YORUM FOTOROMAN

*  AVRUPA’DA BİZ: ALMANYA’DA ÖZEL KUVVETLERDEN, ORDUDAN TOPLAM 50 BİN SİLAH VE 60 BİNDEN FAZLA MÜHİMMAT ÇALINDI VE KAYIP!

*  BİZE ÖLÜM YOK






 

 


Yunanistan’da 57 Kişinin Öldüğü Tembi Tren Kazasının 3. Yıl Dönümünde Özelleştirme Politikalarına ve Hükümetin Suçları Örtbas Etme Girişimine Karşı Genel Greve Gittiler

Yunanistan’ın başkenti Atina’da ve Selanik’te 28 Şubat Cumartesi günü Demokratik Kitle Örgütleri, sendikalar, parti ve örgütlerin çağrısıyla Tembi Tren Katliamının 3. yıldönümünde genel grev ve onbinlerce insanın katıldığı miting örgütlendi. Sintagma Meydanı’nda ‘’Onların Karları Bizim Hayatlarımız’’ sloganıyla katliamın sorumlularının yargılanmasını isteyen kitle saat 12.00’da toplanmaya başladı. Yunanistan Halk Cephesi de “Türkiye’de Depremde, Tembi’de Tren Katliamında Halkların Katili Devlettir!” pankartıyla mitingde yerini aldı.

28 Şubat 2023 tarihinde Yunanistan'ın Tembi bölgesinde meydana gelen tren katliamında, Atina-Selanik hattında seyreden iki tren, Larissa yakınlarındaki Tembi Vadisi'nde kafa kafaya çarpıştı. 57 kişi hayatını kaybetti ve onlarca kişi yaralandı. Hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğu üniversite öğrencileriydi. Katliamın temel nedeninin özelleştirme politikaları ve demiryolu sistemindeki ciddi güvenlik eksiklikleri olduğunu ortaya koydu. Ülkede yıllardır demiryolu altyapısına yeterli yatırım yapılmadığı, sinyalizasyon sistemlerinin çalışmadığı ve personel eksikliği olduğu ortaya çıktı.

Türkiye’de depremde faşizm önlem almayarak onbinlerce insanımızı katlederken, Yunanistan’da da ihmaller ve kar hırsı nedeniyle 57 kişi katledildi. Türkiye ve Yunanistan devleti, emperyalizmin yeni sömürgesi iki ülkedir. Depremde, yangında, selde, kaza adını verdikleri katliamlarda halkları katletmeye devam ediyorlar. Halkların ortak mücadelesi ile hesap soracağız!




 



Yaşasın Halkların Direnişi!

 

ABD emperyalizminin ve onun Ortadoğu’daki kanlı eli, kiralık katili olan Siyonist İsrail rejiminin nükleer silah yalanıyla İran İslam Cumhuriyeti topraklarına yönelik başlattığı alçakça saldırı, bugüne kadarki en kirli ve en tehlikeli saldırganlık dalgasının bir parçasıdır. Bu saldırı, yalnızca bir ülkenin sınırlarına değil, tüm dünya halklarının, tüm ezilen halkların özgürlük ve bağımsızlık iradesine, kendi kaderlerini özgürce tayin etme iradesine yönelik bir saldırıdır.

Dünya hakimiyeti hayalleri kuran, halkların kanı üzerinden dolar saltanatını sürdürmeye çalışan ABD emperyalizmi, bugün tarihsel bir kriz içerisindedir. Bu krizden çıkış yolunu daha fazla kan, daha fazla işgal ve daha fazla yıkımda arayan ABD emperyalizmi, Ukrayna’dan Ortadoğu’ya, Asya Pasifik’ten Latin Amerika’ya kadar dünyayı topyekûn bir yangın yerine çevirmektedir. İran’a yönelik saldırı, ABD’nin sömürgeci hegemonyasını korumak için başvurduğu bir "imha" hamlesidir.

Uluslararası hukuk, emperyalist haydutların elinde bir "idam sehpasına" dönüşmüştür. Kendi koydukları kuralları bile çiğneyen, BM Şartı’nı kağıt parçası gibi yırtıp atan bu barbarlık düzeni; “uyuşturucuyla mücadele”, “nükleer silah” "terörle mücadele" vb. yalanlarla gerçekleştirdiği gözü dönmüş saldırganlıkla devletlerin egemenlik hakkını ve halkların kendi kaderini tayin hakkını boğmaya çalışmaktadır. Şüphesiz ki, ABD emperyalizminin ve işbirlikçilerinin bu tür haydutluklarını terörizm söylemiyle, nükleer silah yalanlarıyla meşrulaştırmaları mümkün değildir. Artık hiç kimse bu demagojik söylemlere inanmıyor. Ancak ABD emperyalizmi ve onun Ortadoğu’daki kanlı eli Siyonist İsrail rejimi için bunun bir önemi de yoktur. Onlar böyle bir meşruluk arayışı içinde değiller. Gayrimeşru olduklarını, söyledikleri hiçbir yalana hiç kimsenin inanmadığını bilerek bu saldırılarını gerçekleştirmekte, açık bir şekilde haydutluk yapmaktadırlar.

Bugün İran’a yönelik gerçekleşen emperyalist ve Siyonist saldırganlık bir kez daha göstermiştir ki, asıl terörist Ortadoğu’yu ve tüm dünyayı halklar için dev bir hapishaneye ve mezarlığa çeviren emperyalist ve Siyonist çetedir. Gazze’de bebekleri katleden, Lübnan’da taş üstünde taş bırakmayan Siyonist çete, emperyalizmin bölgedeki ileri karakolu ve kuduz köpeğidir. ABD emperyalizminin ve Siyonist rejimin bölgedeki varlığı ve saldırganlığı, bölge halkları için sürekli bir savaş ve soykırım tehdididir.

Bu nedenle, İran halkının ve Direniş Ekseni’nin bu saldırganlık karşısındaki her türlü cevabı halkların tarihsel direnme hakkının kullanımıdır ve meşrudur. Emperyalist kuşatmaya karşı örülen her barikat, sıkılan her kurşun, yükseltilen her ses; insanlığın onurunu koruma mücadelesidir.

Yemen’in cesareti, Lübnan’ın direnişi, Filistin’in öfkesi ve İran’ın sarsılmaz duruşu; emperyalizmin dünya hakimiyeti rüyasını bir kabusa çevirecek!

Halkların kanına giren savaş suçlusu katiller, emperyalist koruma kalkanları altında saklanamayacak; halkların adaletinden kaçamayacaklar!

Kahrolsun ABD Emperyalizmi ve Onun Kanlı Eli Siyonist Çete!

Yaşasın İran Halkının ve Tüm Direnen Halkların Haklı Mücadelesi!

Emperyalizm Yenilecek, Direnen Halklar Kazanacak!

 

HALKIN HUKUK BÜROSU ENTERNASYONAL BÜRO

 

📝Programda Bu Ayın Belli Başlı Etkinlikleri Olarak Şunlar Sıralanıyor.

✒️1 Mart Pazar Günü Halk Kahvaltısı...

✒️ 8 Mart Pazar Günü Halk Kahvaltısı ve Dünya Emekçi Kadınlar Günü Etkinliği.

✒️ 15 Mart Pazar Günü Halk Kahvaltısı, Doğum Günü Kutlaması ve Halk Meclisi Toplantısı.

✒️ 20 Mart Cuma Günü: Aylık Film Akşamı.

✒️ 22 Mart Pazar Günü Halk Kahvaltısı ve Bağımlılıktan Kurtuluş Paneli (Düzenleyen; BKG)

✒️ 28 Mart Cumartesi Günü Viyev-Wihaus Gençliğinin 4. Play-Station Turnuvası.

✒️ 29 Mart Pazar Günü Halk Kahvaltısı, 30 Mart Kızıldere Anması Etkinliği.

🔊...VİYEV, Cuma, Cumartesi ve Pazar Günlerinde Düzenli Açık Olacaktır.

🔊...HER Cuma Akşamı, VİYEV mutfağında Anadolu Mutfağından Pratik Bir Yemek Var.

Viyana'da ve Çevresinde Yaşayan Halkımızı, Ortak Soframıza ve Düzenlenecek Tüm Diğer Etkinliklerimize Katılmaya, Omuz Vermeye Çağırıyoruz...

📮ADRES: Moosbruggergasse 2/2

1120 VİYANA.

☎️İRTİBAT NO: 0043 676 43 778 45

27.02.2026

VİYANA DAYANIŞMA KÜLTÜR EVİ.

🏕VİYEV-WİHAUS🏕





 

 


 

Kuyu Tipi Hapishanelerin

Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz

 

1-) 30 Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 213. Gününde

2-) 30 Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 213.Gününde

3-) 18 Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 193.Gününde

4-) 15 Ekim 2025; Doğan Karataştan: 136. Gününde

5-) 29 Ocak 2026; Tuğçenur Özbay: 31. Gününde

 

Özgür Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde Direniyor!

Kuyu Tiplerine Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!

2 Yıl 7 Aydır Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!

 

DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!

ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR

 Gerçek Haber Ajansı'nın röportaj serisinin bu haftaki konuğu,

DEMAK (Deprem Mağdurları ve Kayıp Yakınları Dayanışma Derneği) Başkanı Selahattin Kaban.

Selahattin Kaban'la röportajın konusu: "Depremin kayıp çocukları"!

Bilindiği gibi, 6 Şubat depreminden sonra da, yıllar önce, 17 Ağustos 1999'daki büyük Marmara depreminde de kayıp çocuklar vardı.

İktidarlar, "kayıp çocukları hep örtbas etseler de bu bir gerçek.

Depremde yakınlarını kaybedenlerle birlikte GHA olarak soruyoruz:

KAYIP ÇOCUKLARI'MIZ NEREDE?

Canlı Yayın:

Tarih: 1 Mart 2026 Pazar

Saat: av. Saati 19.00

Tr. Saati 21.00

6 Şubat depreminin çözülmeyen sorunlarından biri:

Kayıp Çocuklar!

Neredeler?

Toprağın altında mı, üstünde mi?

 

23 Şubat Pazartesi günü Fransız polisi, Uğurtan Sağır’ı Gare du Nord (Kuzey Garı) ile Gare de l’Est (Doğu Garı) arasında bilinçli bir şekilde yapılan bir kimlik kontrolü ve üst aramasından sonra yasa dışı bir şekilde gözaltına almıştır. Gözaltı esnasında sivil polis tarafından sorguya çekilmiştir ve hiçbir resmî karar olmamasına rağmen Uğurtan Sağır’ın çantasında bulunan dergilere, kişisel tabletine ve parasına el konulmuştur; yani çalınmıştır. Hırsız Fransa emperyalizmi bu gayrimeşru gözaltı ile kendi yasalarını çiğnemiştir.

Uğurtan Sağır devrimcidir ve aynı zamanda Direniş Çadırının bir emekçisidir. Devrimci olmak dünyanın en onurlu işidir. Halka gerçekleri taşımak, anlatmak, halkı örgütlemek, temel hak ve özgürlüklerimizi savunmak suç değil, zorunluluktur.

Bu keyfî uygulama ile bir gözdağı verilmeye çalışılmıştır. “Gerçekleri anlatmayın, haklarınızı aramayın, örgütlenmeyin” diyor Fransa emperyalizmi. Ayrıca bu saldırı, Zehra Kurtay’ın açlık grevi direnişinin zaferle sonuçlanmasının hazımsızlığıdır. Bu saldırı, 36 kiloya düşmüş bir beden karşısındaki çaresizliktir.

Yasa dışı, gayrimeşru uygulamalarınız ile hiçbir sonuç alamayacaksınız; bundan vazgeçin.

Zehra Kurtay’ın direnişi ve zaferi karşısında zavallı ve çaresiz kaldınız, yenilgiye uğradınız. Siz, Zehra Kurtay aleyhinde devrimcileri terörize etmek istediniz ama tam tersi oldu. Bizim meşru mücadelemiz kazandı ve hem Türkiyeli halkımız hem de Fransız halkı bu direniş çadırı etrafında bir araya geldi, örgütlendi ve örgütlenmeye devam ediyor.

Biz gerçekleri anlatmaktan, haklarımızı savunmaktan ve örgütlenmekten asla vazgeçmeyeceğiz.

Devrimcilik yapmak suç değil, görevdir!

– Fransa Dev-Genç

 

 


Tutsakların Kuyu Tipi diye tabir ettiği SRY Tipi hapishaneleri çok tartışılıyor.

Bundan dolayı ilerici, demokrat kamuoyunun ezici kısmı bunların kapatılmasını talep ediyor.

Çünkü bu "Yüksek Güvenlikli Hapishaneler" tutsaklar için gerçekte bir "yüksek" çıldırtma ve zamana yayılan katletme merkezi.

Tecritti mükemmelleştirerek, devrimci tutsakları teslim almak istiyor.

Ancak teslim alınmak isteyen devrimci tutsaklar direnme hakkını kullanarak, ellerindeki tek silahı olan bedenlerini kullanarak, süresiz açlık grevi yapıyor.

Süresiz açlık grevleri hiç kesintisiz sürüyor. Çünkü Kuyu Tipi saldırısı kesintisiz bir şekilde sürüyor.

Böylesi yaygın direnişler yaşandığı bir hapishane Türkiye'nin sınırlarını aşarak, ilerici ve demokrat örgütlerin, STK'ların gündemine girdi.

Bundan dolayı, uluslararası bir heyet 18-22 Şubat tarihlerinde Kuyu Tiplerini yerinde incelemek istedi.

Bu incelemeler yapıldıktan sonra, heyet üyeleri gözlemleri ve izlenimleri ile ilgili birer rapor hazırlayacaklardı.

7 kişilik heyet 5 ülkeden geliyordu: İspanya, İtalya, Rusya, Belçika ve Fransa.

Heyetin içinde gazeteci, avukat, akademisyen ve örgüt temsilcileri vardı.

Avukat olan heyet üyesi Türkiye'ye gelmeden önce, tutuklu meslektaşları av. Aytaç Ünsal ve Behiç Aşçı'yı hapishanede ziyaret etmek için vekalet almıştı.

 

SINIR DIŞI MERKEZİNDE KÖTÜ MUAMELE

 

Bir ülke ile ilgili bilgi ve veri toplamak hem uluslarası hukuk tarafından temin edilmektedir. Ayrıca Türkiye'de anayasa güvencesi altına alınmış bir haktır.

Heyet'in programında Tabipler Birliği, İstanbul Barosu, TAYAD, HHB gibi STK'ları ziyaret etmek, gazeteciler ile konuşmak vardı.

Ancak heyet daha Türkiye'ye geleli 24 bile olmamıştı ve daha programındaki ilk ziyaret noktası olan HHB'yi ziyaret edebilmişti ki,

bürodan çıkar çıkmaz sokakta gözaltına alındılar.

Heyet üyelerine neden gözaltına alındıkları belirtilmedi.

Arnavutköy'deki sınır dışı merkezine getirildiler.

Heyet üyeleri çok kötü şartlar altında tutuldu.

Kendilerine su verilmedi, yemek verilmedi, tuvalet imkanı tanınmadı.

Heyetin erkek üyelerine plastik kelepçe takarak, ters kelepçe yaptılar.

İçlerinde hiç birinin türkçe bilmemesine rağmen, kendilerine tercüman temin edilmedi.

Onlara hukuki destek vermek üzere gelen avukatlar ile görüşmelerine izin verilmedi.

Ülkelerinin konsolosluklarına haber vermelerine izin verilmedi.

Polisler heyet'e yurtdışına çıkana kadar sürekli bağırdılar, çağırdılar, el kol işareti yapıp, sindirmeye çalıştılar.

Heyet polislerin söylediklerini anlamadılar, ama "terörizm" kelimesini anladılar.

Yerinde araştırma Türkiye polisine göre terörizm olduğu anlaşıldı böylikle. 

NATO ÜLKELERİNİN TÜRKİYE FAŞİZMİ İLE İŞBİRLİĞİ TESCİLLENDİ

Gözaltı haberi duyulur duyulmaz, heyet üyelerinin kendi ülkelerindeki yoldaşları ve aile fertleri İstanbul'daki konsoloslukları aradılar. Ancak Rusya'dan gelen temsilcisi hariç hepsi NATO ülkelerinden geliyordu.

Ve onlar Türkiye faşizmi ile işbirliğini ve ortaklığını çok net gösterdiler.

 

İTALYA: Heyet üyelerinden İtalyan vatandaşı olan bir gazeteci, diğerleriyle HHB'de değildi. Bundan dolayı onlarla gözaltına alınmadı. Ancak pasaportuna tahdit konulduğunu öğrendi. Buna hiç anlam veremediği için, İstanbul'daki İtalya Konsolosluğuna gitti.

Konsoluğun tavrı onu hayretler içine düşürdü: İçeriye almadılar. "Sen şu anda serbestsin, bir sorun yok. Eğer tutuklanırsan, bizi gene ararsın" denildi.

FRANSA: Fransız devleti, büyükelçiliği hiç bir şey yapmadı.

Sırf onlarla iletişime geçebilmek için dahi, bir avukat tutuldu.

Avukat büyükelçiliği defalarca aradı. Kendi vatandaşına sahip çıkmamak için, bin bir türlü bahane üretti.

Fransız Büyükelçiliğin verdiği cevap Fransa adına tam bir utanç belgesi:

"Biz Ankara'dayız, herşey İstanbul'da cereyan etmiş. Burası İstanbul'a çok uzak. Türk polisi bize bilgi vermiyor. Türkiye'de çok Fransız tutuklu ve biz hiç haber alamıyoruz. "

En sonunda bir e-mail gönderdiler. Şöyle yazmışlardı: "müttefiklerimiz bize cevap vermiyor".

Onların müttefikleri kim? Türkiye devleti mi, yoksa kendi vatandaşı mı?

Birde dalga geçer gibi, "bol şanslar" dilemişler. Bir devlet düşünün ki, tutuklu olan vatandaşına "bol şanslar" diliyor.

Neden? Çünkü Türkiye'de hapishanelerde, karakollarda neler olup bittiğini çok iyi biliyorlar.

Burada çok açık bir şekilde Fransa ve Türkiye faşizmi arasında işbirliği var.

İSPANYA: İspanya devleti de İtalyan ve Fransız devletinden farklı tavır sergilememiş.

 

Heyet üyelerinin vatandaşı oldukları sahip çıkan tek ülke RUSYA oldu. Rusya gerçekten ilgilendi ve kendi vatandaşının sağ selim ülkesine geri dönmesini sağladı.

Türkiye heyet üyelerine zorla, "ülkeyi kendi rızamla terk ediyorum" diye bir belge imzalattı.

Heyet üyeleri içinden Fransız vatandaşı olan hiç bir şeye imza atmayı kabul etmedi. Böylesine direnince, ona İŞKENCE YAPTILAR.

Ona bir deli yeleği geçirip, ellerini, kollarını, bacaklarını kelepçeleyip, mütamadiyen dayak attılar.

Ancak bütün sözel ve fiziksel şiddete rağmen onun iradesini kıramadılar. Sonunda imza attırmayı başaramadan sınır dışı etmek zorunda kaldılar.

BÜTÜN DÜNYA KUYU TİPLERİNİ DUYDU

Türkiye devleti, kuyu tipleri ile ilgili yerinde araştırma yapmak isteyen heyeti apar topar gözaltına alıp, sınırdışı ederek susturmak istedi. Kuyu Tipleri ile ilgili korkunç gerçeklerin kimsenin öğrenmemesini istediler.

Ancak böylesine abartılı bir tepki göstererek, tam tersini elde ettiler.

Özellikle Rusya ve İtalya'da büyük yankı uyandırdılar. Ancak Belçika, İtalya, İspanya, Fransa, Portekiz, Yunanistan, Avusturya gibi çok Avrupa ülkelerinde haber oldu. Ancak o güne kadar muhtemelen SRY hapishaneleri ile ilgili hiç bir şey duymamış olan ülkelerde böylelikle duymuş oldu:

Kanada, Namibia, Çin, Kongo, Latin Amerika, Lübnan, Endonezya, Singapur, Pakistan basınlarında haber çıktı.

HEYET MİSYONUNU YERİNE GETİRDİ

Heyet apar topar gözaltına alınıp, sınır dışı edildiği için, programını tamamlayamadı.

Bundan dolayı belki doğrudan Kuyu Tipi Hapishaneleri ile ilgili ancak HHB'de toplayabildikleri kadar sınırlı bilgi toplayabildiler.

Ancak Türkiye faşizmin gerçekliğini bütün çıplaklığı ile görmüş oldular. Türkiye devleti gerçekleri saklamak, gizlemek, heyet üyelerini susturmak isterken, onları çok daha duyarlı kıldı. Ve dünya basınında gündem olmasını engelleyemedi.

Böylelikle en genel anlamda başarılı bir heyet çalışması oldu. 



1-) 30 Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 212. Gününde

2-) 30 Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 212.Gününde

3-) 18 Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 192.Gününde

4-) 15 Ekim 2025; Doğan Karataştan: 135. Gününde

5-) 15 Aralık 2025: Ahmet Yıldız 74. Gününde

6-) 29 Ocak 2026; Tuğçenur Özbay: 30. Gününde

 

Özgür Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde Direniyor!

Kuyu Tiplerine Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!

2 Yıl 7 Aydır Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!

 

DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!

ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR

 

 

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.