Temmuz 2022

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

Aile Gençlik ve Çocuk kampında geçtiğimiz aylarda tutuklanan Özgül Emre ve İhsan Cibelik'e 100 mektup hedefi konuldu. Daha kampın ilk günlerinden aileler, gençler ve çocuklar onlarca mektup yazıldı. Geçtiğimiz yıllarda aramızda olan şimdi ise Alman Emperyalizmi tarafından haksız hukuksuz bir şekilde tutuklanan İhsan Cibelik ve Özgül Emre'yi yalnız bırakmayalım. Mektuplarımızla onları sahiplenelim.


Avrupa Halk Meclisi Alevi Komisyonu Olarak Ankara'daki Saldırıları Protesto Etmek İçin Yapılan Düsseldorf Konsolosluğu Önündeki Gösteriye Katıldık

Gösteri boyunca

“Kerbela’daki Sömürücü Ve Zalimlere Boyun Eğmedik Bugünkülere De Boyun Eğmeyeceğiz!”

dövizleri açan Alevi Komisyonu Destekçileri, ayrıca olayın önemini anlatan bildiriler dağıttı. Yine Kerbela ve Matem Orucu ' nün 1342. Yıl dönümüne ilişkin bildirilerin de dağıtıldığı gösteride Yol TV adına çekim yapan ekibin talebi üzerine düşüncelerimiz aktarıldı.

Alevi halkımız başta olmak üzere tüm Anadolu halklarını bir kez daha bu planlı saldırıya karşı birlik içinde mücadeleye çağırıyoruz.

Kahrolsun Sömürücü Ve Zalimler!

Faşizmin Ve Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Her Yer Kerbela Her Yer Direniş! 


Her yıl düzenlenen Aile Gençlik ve Çocuk kampında Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım için destek açlık grevleri yapılıyor. Halit Uzunçelebi 6 günlük, Leyla Erkiş ise 2 günlük destek açlık grevine devam ederken Filiz Özder ise 2 günlük destek açlık grevini bitirdi.

Düzenin yoz tatil anlayışına karşı bizler tatil kamplarımızda da ülkemizden ve direnişlerden kopmuyoruz. Direnişçilerin sesini ve taleplerini bulunduğumuz her alana taşıyoruz.

Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'ın taleplerini açlık grevlerimizle, eylemliklerimizle tüm dünyaya duyuralım.

Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'ın Talepleri Derhal Kabul Edilsin!

Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım Onurumuzdur!


Kerbela’nın 1342.Yılında Kurumlarımıza Saldıranlar Kim? Biliyoruz!

Kerbela Bugündür Bugün Kerbeladır Biliyoruz!

Ancak Sömürücü Ve Zalimler De Şunu Bilsinler Ki:

Kerbela Direnişçileri Gibi Asla Biat Etmeyecek Asla Teslim Olmayacağız!

30 Temmuz günü Ankara’ da beş Alevi kurumuna eş zamanlı ve organize bir saldırı yapıldı. Tarihimizin en kutsal direnişi olan Kerbela Direnişini andığımız ve Muharrem Orucu tuttuğumuz ilk gün yapılan bu saldırıda, Türkmen Alevi Bektaşi Derneğinde bir kadın canımız bıçakla yaralandı.

Bu saldırı, zamanlamasıyla, biçimiyle, hedefleriyle son derece bilinçli ve planlı bir saldırıdır. Ve sadece saldırının yapıldığı kurumlarımızı değil, inancımızı, kimliğimizi ve tüm değerlerimizi hedef almıştır! Ayrıca sadece biz Alevileri de değil, tüm Anadolu halklarının sömürücülere ve zalimlere karşı mücadelesini hedef alan bir saldırıdır! En azından, Anadolumuzun kadim halklarını birbirine düşürüp, kırdırırken kendi egemenliklerini sürdürmek ve iyice çürümüş düzenlerini bir süre daha yaşatmak amacındadır. Bu nedenle saldırı başta faşist-vatan haini AKP iktidarının saldırısı olmakla beraber, sadece onunla sınırlı kalmayıp cümle sömürücü ve zalimlerin ve onların her kılıktaki temsilcilerinin saldırısı olarak görülmelidir!

Peki hedeflenenler neden biz Alevilerin kurumlarıdır?

Biz Aleviler bilmekteyiz ki: Sömürücü ve zalimler, bütün kimliği ve kişiliği, bütün kültürü ve ahlakı onlara karşı isyanlar ve mücadeleler içinde şekillenmiş bizleri, asla saldırı menzili dışında tutmamıştır ve tutmayacaktır! Bizlere karşı her an saldırıyı hedefleyen teyakkuz halinde durmaktan vaz geçmeyecektir. En barışçıl göründüğü dönemlerde bile, bu teyakkuz hali devam edecek, Alevi kimliğimizi yozlaştırma, kültürümüzü çarpıtma, ahlakımızı bozma, kişilik özelliklerimizi dejenere etme ve asimilasyona uğratma doğrultusunda çabaları devam edecektir.

Aksini düşünmek ya sömürücü ve zalimi tanımamak ya da bütün tarihimizi ve bu tarih içinde şekillenen kimliğimizi inkar etmektir!

Bu nedenle: Bugün hala sömürücü ve zalimlerin egemenliğinin sürdüğü dünyamızda ve ülkemizde, yeni Kerbelaların yaşandığının ve yaşanacağının bilinciyle hareket etmeliyiz!

Bu nedenle: Sömürücü ve zalimlerin egemenliğinin sürdüğü her dönem: 

“BUGÜN KERBELADIR KERBELA BUGÜNDÜR” demeyi asla unutmamalıyız!

Ve bu nedenle: tüm Aleviler olarak, sömürücü ve zalimlere, her nerede olursa olsun asla biat etmemeli, asla teslim olmamalıyız! Uzlaşma ve asimilasyon politikalarına karşı uyanık olmalıyız! Tarihimizde bu uyanıklığımızı yitirdiğimiz her dönem kaybettiğimizi bilmeli ve bunun bilincinde hareket etmeliyiz

İşte bugün tam da bu bilinçle hareket etmek: Günümüzün sömürücüleri ve zalimlerine karşı mücadele bayrağını en önde taşıyan devrimcilerle birleşmektir! Tıpkı Kerbela’nın kutsal şehitleri gibi, sömürücü ve zalimlerin zulmüne karşı, yani adaletsizliklerine karşı, yaşamı pahasına direnenlerle omuz omuza birlikte mücadele etmektir!

Daha da somutlarsak: Bugün sömürücü ve zalimlerin adalet adına en küçük değer bırakmadığı ülkemizde, biat ettirmek için zindanlara attığı ve olmadık zulümlerle yıldırmaya çalıştığı halkımızın en onurlu evlatları devrimci tutsaklarla ve özellikle Ölüm Orucu Direnişçileri SİBEL BALAÇ ve GÖKHAN YILDIRIM’ la tartışmasız bir dayanışma içinde olmaktır! Onların adaletsizliğe karşı yukarı kaldırdığı adalet bayrağını ve taleplerini sahiplenmektir. Bu taleplerin bizim taleplerimiz olduğunun bilinciyle hareket etmektir. Sömürücü ve zalimler üzerinde bir baskı gücü oluşturarak, Onların haklarını teslim etmeye zorlamak ve bu soylu direnişçilerin yaşamalarını sağlamaktır!

Bugün tam da gerekli olan: sömürücü ve zalimlere asla teslim olmayacak, asla biat etmeyecek, gerekirse Kerbela Şehitleri gibi fedayı göze alarak direneceğiz demek, işte budur. Bunun anlamı, Kerbela’ anın kutsal direniş damarının sürdürücüsü bu yoldaşların bizlere emanet ettiği canlarını canımızdan aziz bilerek sahiplenmektir!

Tüm Anadolu Halklarına Sesleniyoruz!

Ankara’daki Alevi kurumlarına yönelik bu saldırıyı sadece Alevi halkına yönelik bir saldırı olarak görme gafletine asla düşmeyelim! Saldırı hepimizedir. Anadolu halklarının başta faşist-vatan haini AKP iktidarına karşı olmak üzere, faşizme ve emperyalizme karşı bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini yenilgiye uğratmak için, bizi birbirimize karşı kışkırtmak ve kırdırtmak için yapılmış bir saldırıdır! Oyuna gelmeyelim. Sömürücü ve zalimin oyunlarını bozmak için tüm halk olarak saldırıya karşı tavır alalım. Bütün Anadolu Halkları bir olsun Sömürücü ve Zalimler Kahrolsun sloganını rehber alalım ve birliğimizi güçlendirelim! Her yerde ve her şart altında devrimcilerle birlikte hareket edelim. Onların mücadelesini ve direnişlerini sahiplenelim. Devrimciler yoksul-emekçi halkın bugünkü koşullardaki tek temsilcileridirler. Sömürü ve zulme karşı yaşamları pahasına direnen tek güçtürler. Sömürücü ve zalimlerin Ankara’ da Alevi kurumlarına saldırısını ve tüm saldırılarını püskürtmenin ve onları yenerek tarihin çöplüğüne atmanın tek yolu bunun bilincine varmak ve buna uygun tavır içinde hareket etmektir!

Kahrolsun Cümle Sömürücü Ve Zalimler!

Faşizmin Saldırıları Karşısında Her Yer Direniş Her Yer Kerbela!

Faşizme-Emperyalizme Ve Onların Cümle Vatan Haini Uşaklarına Karşı Birleşelim Direnelim Ve Kazanalım!

Yenilmeyen Tek Komutan Direniştir Unutmayalım!

31.07.202

Avrupa Halk Meclisi Alevi Komisyonu

Kerbela’yı Anlamak, Bugünü Anlamaktı 

Bugünü Anlamak, Zulme Karşı Ölümüne Direnenleri Anlamaktır.

Bu yıl 30 Temmuz 11 Ağustos günlerinde anılacak olan Kerbela direnişi ve Matem Orucu tutma günleri nedeniyle bir kez daha diyoruz ki;

Kerbela’yı Anlamak: Bugünü Anlamaktır. Bugünü Anlamak, Tarih Boyu Sömürü Ve Zulme Karşı Ölümüne Direnenleri Anlamaktır!

Ama ne yazık ki ne bugünün ne de Kerbela’nın doğru anlaşılmadığını bu yıl da görüyor ve tanık oluyoruz! Aksi olsaydı, 1342 yıl sonra, Kerbela’yı anarken, tıpkı Kerbela Şehitleri gibi, zalime karşı ölümüne direnenlerden de birkaç söz edilirdi! Halkımızı ‘’Matem Orucuna’’ davet ederken, 222 gündür tıpkı Kerbela şehitleri gibi, zalimlere biat etmemek için açlık çekenler de anılırdı.

Kelime anlamı adaletsizlik olan ‘’ zulme’’ karşı mücadeleden söz ederken, bugün, tarih boyunca görülmemiş bir zulümle karşı karşıya kalanların ‘’ ADALET İÇİN’’ ölümüne direnişlerini anmamak nasıl bir akıl ve nasıl bir vicdandır?

Ve ne acıdır ki: bütün tarihi zalime karşı ölümüne direnişlerle dolu olan Alevilerin, tarihsel ve güncel örgütlenmeleri adına konuşanlar, dünyanın baş zalimlerinden biri olan Alman emperyalizminin tepkisini çekmemek adına, KERBELA direnişçilerinin soylu damarının takipçisi ÖLÜM ORUCU direnişçilerini desteklemek için kılını bile kıpırdatmamaktadırlar.

Birileri bizi, bütün bunların doğru olduğu ve Alevi kültürüne uygun olduğu konusunda ya ikna etmeli ya da bunların bazı kişisel hesaplar uğruna Aleviliği istismar ettiklerini kabul etmelidirler!

Bir yandan zalimlere karşı, yani adaletsizliği misyon edinenlere karşı sürekli mücadele içinde olmamız gerektiğini söyleyeceksin; diğer yandan bugün adaletsizliklere karşı yaşamı pahasına mücadele edenleri desteklemek için iki kelime bile söylemeyeceksin!

 

Bu nasıl Kerbela anması, bu nasıl MATEM ORUCU çağrısıdır!

 

CANLAR, YOLDAŞLAR,

Kerbela, tıpkı bugünkü adalet direnişçilerimiz gibi, inancını, düşüncelerini terk ederek kendilerine biat etmeyi dayatan zalime karşı yaşamı pahasına direnenlerin destanı değil midir?  Biz Aleviler, bu direnişi bu yüzden kutsal saymıyor muyuz? Bu direnişin şehitlerini bu yüzden kutsal şehitlerimiz arasında saymıyor muyuz?

Bu kutsal KERBELA direnişçilerinin yaşamlarını ortaya koymaya zorlayan şartları bilmiyor muyuz? Bu şartlarla bugünkü sömürücü ve zalimlerin yarattığı şartlar arasında ne fark var?

 

Aksini iddia edenler, Kerbela’ya Hangi Nedenlerle Gelindiğini Bir Kez Daha Okusunlar Ve Kerbela’da Yaşanan Her Bir Olayın Anlamını Defalarca Tekrar Tekrar Yeniden Düşünsünler!

 

İmam Hüseyin ve 72 yoldaşı, Kerbela’ya tam da zalimin verdiği birkaç hak kırıntısı için mücadeleden vaz geçenler yüzünden gelmedi mi?

Halkın örgütlü gücüne güvenmek yerine, zalimin verdiği sözlere güvenerek on binlerce kişilik ordularını dağıtanlar yüzünden gelmediler mi?

Zalimlerin temsilcisi lanetli Muaviye’nin, tam da zalimlere yakışır şekilde istediği sonucu elde edince, yapılan anlaşmayı çöpe atmakta bir an bile tereddüt etmediği bilinmiyor mu?

Bütün bunları bir parça tarih bilgisine sahip olanların bilmemesi düşünülemez. Bütün bunları bilenler ve dahası o günden bu yana geçen 1342 yılda en az 1342 deneyi dikkate almadan hala aynı hataları tekrarlayanlar Alevilik adına nasıl konuşurlar?

Hem de zalimleri dünya üzerinden silme ve mazlumluğu ebediyen yok etme olanaklarına sahip olduğumuz bir çağda nasıl aynı hataları kendilerine esas alırlar!

Bu hatalar, KERBELA’NIN YAŞANDIĞI GÜNLERDE anlaşılabilir, masum görülebilir, ama bugün asla anlaşılabilir değildir. Ve asla masum değildir!

Bir de bunlar, ’’zalim ve mazlum dünya üzerinde yaşam var olduğu sürece var olacak’’ diyecek kadar bir yanlışlığı kabul etmemizi istiyorlar. Bu söz,  Alevilerin toplumsal hedeflerinin gerçekleşeceğine inancını yitirenlerin söyleyebileceği sözdür. Amaçladığımız topluma asla varamayız, boşa kürek çekiyoruz demektir. Bir inançsızlık, bir karamsarlık, bir acizlik ve teslimiyet çağrısıdır.

 

Zalim ve mazlumun bütün insanlık tarihinde var olduğunu ve var olacağını söyleyenlere sormak isteriz: O halde bizim doğduğumuz toplum olarak kabul ettiğimiz Güruh-u Naci neydi ve nasıl bir topluluktu? Zalim ve mazlum orada da mı vardı? Öyleyse Kal-u Bela’ dan beri var olan Alevilik, son on bin yıla kadar zalim ve mazlumun olmadığı bir toplumun temsilcisi değil midir? Öyleyse Kırklar Meclisi nasıl bir meclistir? Öyleyse RIZA ŞEHRİ olarak ifade ettiğimiz toplumsal hedefimiz nasıl bir hedeftir, nasıl bir toplum öngörüsüdür? RIZA ŞEHRİNDE de mi zalimler ve mazlumlar olacaktır?  Öyleyse, insanlığın son on bin yıla kadar eşitlik içinde komünal bir hayat yaşadığını söyleyen bilim yalan mı söylüyor? Öyleyse, Hac-ı Bektaş-ı Veli gibi Anadolu Aleviliğinin tartışmasız önderlerinin ‘’Bilimden Gidilmeyen Yolun Sonu Karanlıktır’’ sözü sizin için ne anlam ifade ediyor? Bilime de inanmıyorsanız siz bizi hangi karanlık dehlizlere sürüklüyorsunuz?

Bu sorulara, zalimlerin 1342 yıl önceki temsilcisi Muaviye ve Yezid’den nefret ettiklerini söylerlerken, bugünkü zalimler ile kol kola girmekte ve onlara biat etmekte sakınca görmeyenler cevap vermelidirler!

Kuşkusuz tüm önderlerimizi böyle değerlendirmek yanlıştır. Ama burada kastettiklerimizin de azımsanacak bir kesim olmadığı ve birçok önemli mevzileri tuttukları bilinmektedir! Ve bunlar kendilerini düzeltmediği veya Alevi halkının önderlik mevkisinden atılmadığı sürece, Alevi kurumlarında küçük hesapçılardan, bencil çıkarlar peşinde koşanlardan, kuralsızlıklardan, ahlaksızlıklardan, tasfiyelerden, ayak kaydırmalardan ve ayak oyunlarını başlıca yöntem olarak benimseyenlerden kurtulmamız mümkün değildir. Ve dahası, bu zemin yok edilmediği sürece, İzzettin Doğan gibi, Hüseyin Kocadağ gibi yeni Hızır Paşaların çıkmasını engelleyemeyiz! Alevilerin kanlı katilleri ülkücü faşistlerin Alevilik adına konuşmalarını engelleyemeyiz! Hatta kanlı katil Erdoğan’ın ‘’ Alevilik Hz. Ali’ yi sevmekse en inançlı Alevi benim’’ diyerek tüm Alevilerle alay etmesini engelleyemeyiz!

 

Sömürü Zulme Karşı Olan Alevi - Sünni, Türk-Kürt Tüm Halkımız!

KERBELA, sömürü ve zulme karşı, inanç, mücadele ve direniş ruhudur! Kerbela’yı anarken, bugünün sömürü ve zulmüne karşı aynı inanç ve aynı mücadele ruhu ile direnenleri anmamak kabul edilemez!

MATEM ORUCU tuttuğumuz her gün ve her saat, Adalet İçin Ölümüne direnen ÖLÜM ORUCU direnişçilerinin yaşaması için de neler yapabileceğimizi düşünelim!

Onların yaşaması zalimlerin yenilgisidir!

Onları yaşatalım ve zalimleri nasıl yeneceğimizi gösterelim!

222 gündür zalime karşı adalet için ölene kadar aç kalmaya ant içenleri düşünmeden, MATEM ORUCU tutmak Alevi kültürüyle bağdaşmaz!

Bunun için, Matem Orucu içinde geçen her saniyemizi, Ölüm Orucu direnişçileri için neler yapabileceğimizi düşünerek ve bugüne kadar yapmadıklarımız konusunda özümüzü DAR’ a çekerek geçirelim!..

 

Zalimlere Ve Sömürücülere Karşı Her Yer Kerbela Her Yer Direniş!

Bugünün Zalimlerine Karşı Kerbela Ruhu İle Direnen Ölüm Orucu Direnişçileri Sibel Balaç Ve Gökhan Yıldırım Onurumuzdur!

28.07.2022

Avrupa Halk Meclisi Alevi Komisyonu




Gökhan Yıldırım ve Sibel Balaç’ın talepleri halkın talepleridir. Adalet için bedenlerini açlığa yatıran halkın çocuklarının talepleri kabul edilsin!

Ölüm Orucu Direnişçisi Sibel Balaç’ın Talepleri:

1- Dijital delillerle, gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son verilmesi.

2- Keyfi şekilde uygulanan disiplin cezalarına son verilmesi.

3- Hasta tutsakların serbest bırakılması.

4- Hapishanelerdeki kitap-dergi kısıtlamalarına son verilmesi.

5- Hapishanelerde sohbet hakkının eksiksiz uygulanması.

Ölüm Orucu Direnişçisi Gökhan Yıldırım’ın Talepleri:

1- Dijital delillerle, gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son verilmelidir.

2- Yozlaştırmaya karşı mücadele edenlere verilen cezalar iptal edilmelidir.

3- Tarafıma bu nedenle verilen 46 yıllık ceza iptal edilmelidir.

4- Halkımızın hak ve özgürlükler, adalet mücadelesi engellenmemelidir.

5- Hasta tutsaklar serbest bırakılmalıdır.

6- Ağırlaştırılmış müebbet infaz yasası tutsaklar lehine değiştirilmelidir.

7- Tutsaklar üzerindeki baskılara yasaklara son verilmelidir.

Sibel Balaç Onurumuzdur!

Gökhan Yıldırım Onurumuzdur!

Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz

Devrimci Tutsakların Talepleri Kabul Edilsin!


31 TEMMUZ, PAZAR GÜNÜ :

TÜRKİYE SAAT 21.00 -   AVRUPA SAAT 20.00

#_AIF1 Twitter hesabını takip ediniz....

 

Adil yargılanma ve ağır hasta tutukluların serbest bırakılması için Ölüm Orucu Direnişçileri Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım için bir kez daha destek çağrısında bulunuyoruz!

Sibel ve Gökhan'ın direnişi, haksız yere hapsedilen ve uyduruk yargılamalarla onlarca yıl ceza alan, ciddi sağlık sorunları olup tedavisi yapılmayarak ya da geciktirilerek ölüme terk edilen yüzlerce tutsağın yaralarına melhemdir.

 

Bu sefer amacımız bir kez daha sessizlik ve sansür duvarını kırmak ve sağır kulakları uyandırmak. Bu amaçla, aşağıdaki meslek gruplarına yazmanıza rica ediyoruz:

 

 

1) Gazeteciler ve Basına

Lütfen onlara kendi ifadelerinizle sorun:

"Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'ın ölüm orucu talepleri adalet isteyen haksızlık uğrayan tüm tutsakların ve emekçilerin talepleridir. Sansür Ölümdür, Sansüre SON"

 

2) Yetkililer Türkiye ve AB

Lütfen kendi ifadelerinizle sorun:

Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'ın taleplerini daha ne kadar görmezden geleceklerini, adalete daha ne kadar kulaklarını tıkayacakları, yakında gerçekleşebilecek ölümlerden sorumlu olacaklarını

 

3) İnsan Hakları Örgütleri ve Hukuk Büroları

Lütfen kendi ifadelerinizle çağrı yapın:

Bu meşru adalet mücadelesine destek olmaya, Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'ı yalnız bırakmamaya ve hayatlarını kurtarmak için acil adımlar atmaya çağırın.

 

 

Lütfen belirtilen kurumlara kişisel yorumlarınızı yazın ve Sibel ve Gökhan için acilen harekete geçmek için çağrılarda bulunun.

Bu eylem birçok ülkelerden aynı anda düzenleniyor, katılımınız Sibel ve Gökhan için hayati önemdedir!

 

Atacağınız Twitter mesajlarınızda (#) yazmadan Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'dan bahsetmeniz yeterli.

 

Bugün ki tarihi ile (30-07) Sibel Balaç 224, Gökhan Yıldırım 218 gündür açlıkla adalet için direniyorlar.

 

Yaşam ve ölümleri arasında çok ince bir çizgi kalmış artık. Tek istedikleri, meşru adalet taleplerinin duyulması, kabul edilmesi ve seslerinin duyulması.

 

Gökhan dün yapılan son hapishane ziyaretinde ailesine, damar yırtılması nedeniyle ellerinde, ayaklarında, yüzünde ve sırtında kızarıklık olduğunu ve vücut direncinin azaldığını söyledi.

Eklem ağrısı olduğunu ve geceleri uyuyamadığını anlatmıştır.

Gökhan direnişi başladığından bu yana en az 30 kilo kaybetmiş, sadece 42 kilo kalmış.

Sibel Balaç'ın durumu pek farklı değil. O da yaklaşık 30 kilo vermiş, şuan 46 kilo ve çok kritik bir duruma gelmiş.

Yaşadığı sık mide bulantısına kulak çınlaması ekleniyor.

 

Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'ın ölümlerini engellemek ve diğer tüm siyasi tutsaklara yönelik zulme dur demek için Verdikleri Adalet Mücadelesine Ses Olalım, Sansürü Kıralım!

 

Tüm Siyasi ve Hasta Tutsaklara Özgürlük!

Tek Yumruk Olup Sibel ve Gökhan'ın yani BİZİM Direnişimizi Zafere Taşıyalım!


Anti-Emperyalist Mücadele Komitesi'nin ve diğer antifaşist, antikapitalist güçlerin içinde bulunduğu Dayanışma için Saldırı - Berlin (Open Assembly for offensive Solidarity Berlin) tarafından 129a/b yasalarına karşı "Devlete, İhanete ve Patriyarkaya karşı" adıyla bir açıklama yayınlandı. Açıklama ‘da 129a yasalarıyla tutsak düşmüş Antifaşist Lina'yla dayanışma içinde olunduğu belirtildi ve Lina'nın davasında kullanılan itirafçı teşhir edildi. Aynı zamanda Alman devletinin Türkiyeli devrimcilere saldırısına da değinildi ve Özgül Emre ile dayanışma gösterildi. Açıklamayı Almanca ve İngilizce linkten okuyabilirsiniz: https://de.indymedia.org/node/211211

 

Hem faşizm, hem de emperyalizm itirafçıları devrimcilere ve antifaşistlere karşı kullanıyor. Itirafçı ifadeleri ile tutuklamalara, gözaltılara son! 129 a/b yasaları kaldırılsın! Devrimcilik yapmak suç değil, görevdir!


Gökhan Yıldırım ve Sibel Balaç’ın talepleri halkın talepleridir. Adalet için bedenlerini açlığa yatıran halkın çocuklarının talepleri kabul edilsin!

Ölüm Orucu Direnişçisi Sibel Balaç’ın Talepleri:

1- Dijital delillerle, gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son verilmesi.

2- Keyfi şekilde uygulanan disiplin cezalarına son verilmesi.

3- Hasta tutsakların serbest bırakılması.

4- Hapishanelerdeki kitap-dergi kısıtlamalarına son verilmesi.

5- Hapishanelerde sohbet hakkının eksiksiz uygulanması.

Ölüm Orucu Direnişçisi Gökhan Yıldırım’ın Talepleri:

1- Dijital delillerle, gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son verilmelidir.

2- Yozlaştırmaya karşı mücadele edenlere verilen cezalar iptal edilmelidir.

3- Tarafıma bu nedenle verilen 46 yıllık ceza iptal edilmelidir.

4- Halkımızın hak ve özgürlükler, adalet mücadelesi engellenmemelidir.

5- Hasta tutsaklar serbest bırakılmalıdır.

6- Ağırlaştırılmış müebbet infaz yasası tutsaklar lehine değiştirilmelidir.

7- Tutsaklar üzerindeki baskılara yasaklara son verilmelidir.

Sibel Balaç Onurumuzdur!

Gökhan Yıldırım Onurumuzdur!

Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz

Devrimci Tutsakların Talepleri Kabul Edilsin!


DÜNYADA 284  MİLYON  KİŞİ UYUŞTURUCU  KULLANIYOR!

DÜNYADA HER 100 KİŞİDEN 28’İNİ EMPERYALİZM VE İŞBİRLİKÇİ AKP UYUŞTURUCU BAĞIMLISI YAPTI! UYUŞTURUCU, EMPERYALİSTLERİN ELİYLE  HALKLARI TESLİM ALMAK  İÇİN

BUGÜNE KADAR İCAT EDİLMİŞ  EN  ETKİLİ  SİLAHTIR!

UYUŞTURUCU BÜTÜN  HALKLARIN  GELECEĞİ  İÇİN BİR TEHDİTTİR EMPERYALİSTLER UYUŞTURUCUYLA HEM  BUGÜNKÜ  HEM  DE  GELECEK  NESİLLERİ YOK  ETMEK  İSTEMEKTEDİR!

EMPERYALİZM UYUŞTURUCU  SİLAHINI ASYA’DAN AFKİRA’YA, LATİN AMERİKA’DAN ANADOLU’YA KADAR DÜNYANIN  HER YERİNDE HALKLARI TESLİM ALMAK  İÇİN  KULLANIYOR!

GÖKHAN YILDIRIM’A, UYUŞTURUCUYA KARŞI  SAVAŞTIĞI  İÇİN 46 YIL CEZA VERİLDİ!

GÖKHAN YIILDIIRIIM’’A 13 YAŞIINDAKİİ ÜVEY KIIZIINA TECAVÜZ EDEN BİİR ADAMIIN

“BENİ DÖVENLER ARASIINDA O DA VARDI” BEYANIYLA 12 YIL 6 AY

“EVLENDİĞİ” 12 YAŞINDAKİ KIZ ÇOCUĞUNU KATLEDEN

TECAVÜZCÜ BİR UYUŞTURUCU SATICISININ BEYANIYLA

46 YIIL HAPİS CEZASI VERİLDİ!!

 

Halk Okulu 142. Sayısını İndirmek İçin Tıklayınız...

 

Halk Okulunun Tüm Sayılarına Ulaşmak İçin Tıklayınız…

 

Sahibi ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü: İrfan YILMAZ

Adres: Hobyar Mah. Cemal Nadir Sok. Büyük Milas Han, No:24 İçkapı No:220 Fatih/İSTANBUL

Ofset Hazırlık: Ozan Yayıncılık

Adres: Zübeyde Hanım Mah. Fevzi Çakmak Cad. 1297. Sokak No: 1 Daire: 1 Sultangazi / İSTANBUL

Mail: kanattan2@gmail.com Tel: (0212) 419 31 96 ISSN: 2687-4075

Baskı: Kalmak Ofset Matbaacılık Yüzyıl Mahallesi Massit, Matbaa ve Amb. San. Sit. 5. Cad, No-7 Bağcılar / İSTANBUL

Halk Okulu Sayı 142

31 Temmuz 2022

 

İçindekiler

* DÜNYADA 284 MİLYON KİŞİ UYUŞTURUCU KULLANIYOR, YANİ: DÜNYADA HER 100 KİŞİDEN 28’İNİ EMPERYALİZM VE İŞBİRLİKÇİ AKP UYUŞTURUCU BAĞIMLISI YAPTI!

* SİBEL BALAÇ: KİMSE HALKINI VE VATANINI SEVMEDEN BÖYLE BİR DİRENİŞE BAŞLAYAMAZ

* GÖKHAN YILDIRIM: “UNUTUŞLAR IRMAĞI”

* TUTSAKLARIN KALEMİNDEN: AÇIK MEKTUP

* ASLA TESLİM OLMAYACAĞIZ ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ! BEHİÇ AŞÇI

* BASINDAN: AYÇA SÖYLEMEZ

* İÇİMİZDEN BİRİ: SANSÜRE KARŞI İÇ MEKAN AFİŞLERİMİZLE HALKA GERÇEKLERİ ANLATACAĞIZ!

* EVDEN EVE ELDEN ELE DİRENİŞİN SESİ HER YERDE! HER FAALİYETİMİZLE ZAFERİN TUĞLALARINI

ÖRÜYORUZ!

* HASTA TUTSAK ALİ OSMAN KÖSE’YE ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ, ALACAĞIZ! ALİ OSMAN KÖSE’Yİ KATLETMENİZE  İZİN VERMEYECEĞİZ!

* KATLİAMI SİYASİ OLARAK MAHKUM EDEMEZSENİZ HUKUKEN DE MAHKUM EDEMEZSİNİZ!

* GİZLİ TANIK DİJİTAL DELİL GEREKÇESİYLE TUTUKLANAN EDA KAYA VE SEDA KAYA SERBEST BIRAKILSIN!

* ÖZGÜR TUTSAK OKULU

* HAPİSHANELERDE HAK GASPLARI:

* TUTSAKLARIN KALEMİNDEN: EV

* MAHALLENİN ŞAHANLARI

* YUSUF ERİŞTİ’NİN BABASI BEKTAŞ ERİŞTİ’Yİ KAYBETTİK AİLESİNE VE SEVENLERİNE BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUZ

* CEPHELİ: HATALARINDAN, YANLIŞLARINDAN DÖNMEYEN DÜZENE GİDER! DÜZENE GİTMEMEK İÇİN ÖZELEŞTİRİ SİLAHINA SARILACAĞIZ!

* BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE GÜNÜ’NDE DEVRİMCİ BASIN OLMAK

* KELİMELERİN SAVAŞI: ULUSLARARASI HUKUK

* FAŞİZM KORKAKTIR EMPERYALİZM KAĞITTAN KAPLANDIR

* ÖĞRENELİM SAVAŞALIM: YAZ KAMPI

* SANATÇIYIZ BİZ: HALKIN SİNEMASI

* TUNCELİ VALİLİĞİ TUTUKLU GRUP YORUM ÜYESİNİN DERSİM’E GİRİŞİNİ YASAKLAMIŞ!

* 2. PİR SULTAN KÜLTÜR MERKEZİ “ADALET İSTİYORUZ FESTİVALİ”

* ÜLKE HABER

* “BİZ DAVAYA MÜDAHALE ETMİYORUZ, MAHKEMELER ZATEN BAĞIMSIZDIR, HAKİMLER KENDİLERİ KARAR VERİR”

* AVRUPA HABER

* BİZE ÖLÜM YOK

Fransız Sendikalar Konfederasyonu CGT (Confédération générale du travail, yani genel işçiler Konfederasyonu) Sibel Balaç’ı da içeren dayanışma açıklaması yapti.

CGT ikinci paylaşım savaşından sonra daha çok Komünist Partisine yakin idi.

90'li yıllardaki Doğu Blokun çöküşü sonrasında sağa kaydı.

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, CGT'de sarı sendikacılık sorunuyla karşı karşıya.

Ancak içlerinde ilerici sendikalarda bulunuyor.

Keza böyle bir sendikanin Sibel'i de kapsayan açıklamasını paylaşıyoruz:

Ulusal Konsey'de bir araya gelen CGT işsiz ve güvencesiz işçilerin yerel komiteleri, dünyanın dört bir yanında mücadele eden işçilerle dayanışma içinde olduklarını ifade etti.

Kazakistan'da Yerzhan Yelshibayev, işsizler ve güvencesiz işçiler de dahil olmak üzere işçilerin hakları için verilen mücadelelere öncülük ettiği için hükümet tarafından yeniden hapsedildi. Hayatı ciddi tehdit altında: serbest bırakılmasını talep etmek için dünyanın dört bir yanından yükselen seslere katılıyoruz!

Türkiye'de Sibel Balaç, 2016 yılında olağanüstü hal kapsamında işten çıkarılan 100.000 işçiyle birlikte bir mücadeleye öncülük etti. Hükümet tarafından sekiz yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldı. Sibel 100 günü aşkın bir süredir bu adaletsizlikle ölüm orucuyla mücadele ediyor. Onu destekliyor ve serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Ayrıca bugün en temel hakları için mücadele eden tüm İran işçi sınıfıyla dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyor ve tutuklu işçilerin serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Ayrıca, 7 Mayıs 2022'den bu yana İran'da kamu düzenini bozmak gibi asılsız suçlamalarla tutuklu bulunan Force Ouvrière sendikasından iki yoldaşımız Cécile Kohler ve Jacques Paris'in serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Enternasyonalizm CGT'nin pusulasıdır: Filistin'den Ukrayna'ya her zaman ezilen halkların yanında olacağız!

29 Temmuz Cuma günü Selanik Türkiye konsolosluğu önünde Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırımın ölüm orucu direnişiyle destek eylemi yapıldı. 

11.00 de eylem pankartının açılması ile eylem başladı.  Halk Cephesi imzalı pankartta " "Kanser hastası devrimci tutsak Ali Osman Köse hemen serbest bırakılsın ! Olum orucu direnişçileri Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın talepleri hemen kabul edilsin !" yazılıydı.

Eylemde sürekli "Ali Osman Köse serbest bırakılsın, Sibel-Gökhan Yalnız Değildir,  Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz,  AKP halka hesap verecek, Faşizme karşı omuz omuza,   Kahrolsun Faşizm Yasasın Mücadelemiz, Halkız haklıyız kazanacağız,  " sloganları atıldı.

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.