Gösteri boyunca
“Kerbela’daki Sömürücü Ve Zalimlere Boyun Eğmedik
Bugünkülere De Boyun Eğmeyeceğiz!”
dövizleri açan Alevi Komisyonu Destekçileri, ayrıca olayın
önemini anlatan bildiriler dağıttı. Yine Kerbela ve Matem Orucu ' nün 1342. Yıl
dönümüne ilişkin bildirilerin de dağıtıldığı gösteride Yol TV adına çekim yapan
ekibin talebi üzerine düşüncelerimiz aktarıldı.
Alevi halkımız başta olmak üzere tüm Anadolu halklarını bir
kez daha bu planlı saldırıya karşı birlik içinde mücadeleye çağırıyoruz.
Kahrolsun Sömürücü Ve Zalimler!
Faşizmin Ve Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Her Yer
Kerbela Her Yer Direniş!
Düzenin yoz tatil anlayışına karşı bizler tatil
kamplarımızda da ülkemizden ve direnişlerden kopmuyoruz. Direnişçilerin sesini
ve taleplerini bulunduğumuz her alana taşıyoruz.
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'ın taleplerini açlık
grevlerimizle, eylemliklerimizle tüm dünyaya duyuralım.
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'ın Talepleri Derhal Kabul
Edilsin!
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım Onurumuzdur!
Hasta Tutsaklara Özgürlük !
Ali Osman Köse Serbest Bırakılsın!
Okmeydanı halk meclisi 30 Temmuz günü Sibel Yalçın parkının çevresinde duvar gazetesi çalışması yaptı.
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!
Kerbela Bugündür Bugün Kerbeladır Biliyoruz!
Ancak Sömürücü Ve Zalimler De Şunu Bilsinler Ki:
Kerbela Direnişçileri Gibi Asla Biat Etmeyecek Asla
Teslim Olmayacağız!
30 Temmuz günü Ankara’ da beş Alevi kurumuna eş zamanlı ve
organize bir saldırı yapıldı. Tarihimizin en kutsal direnişi olan Kerbela
Direnişini andığımız ve Muharrem Orucu tuttuğumuz ilk gün yapılan bu saldırıda,
Türkmen Alevi Bektaşi Derneğinde bir kadın canımız bıçakla yaralandı.
Bu saldırı, zamanlamasıyla, biçimiyle, hedefleriyle son
derece bilinçli ve planlı bir saldırıdır. Ve sadece saldırının yapıldığı
kurumlarımızı değil, inancımızı, kimliğimizi ve tüm değerlerimizi hedef
almıştır! Ayrıca sadece biz Alevileri de değil, tüm Anadolu halklarının
sömürücülere ve zalimlere karşı mücadelesini hedef alan bir saldırıdır! En
azından, Anadolumuzun kadim halklarını birbirine düşürüp, kırdırırken kendi
egemenliklerini sürdürmek ve iyice çürümüş düzenlerini bir süre daha yaşatmak
amacındadır. Bu nedenle saldırı başta faşist-vatan haini AKP iktidarının
saldırısı olmakla beraber, sadece onunla sınırlı kalmayıp cümle sömürücü ve
zalimlerin ve onların her kılıktaki temsilcilerinin saldırısı olarak
görülmelidir!
Peki hedeflenenler neden biz Alevilerin kurumlarıdır?
Biz Aleviler bilmekteyiz ki: Sömürücü ve zalimler, bütün
kimliği ve kişiliği, bütün kültürü ve ahlakı onlara karşı isyanlar ve
mücadeleler içinde şekillenmiş bizleri, asla saldırı menzili dışında
tutmamıştır ve tutmayacaktır! Bizlere karşı her an saldırıyı hedefleyen
teyakkuz halinde durmaktan vaz geçmeyecektir. En barışçıl göründüğü dönemlerde
bile, bu teyakkuz hali devam edecek, Alevi kimliğimizi yozlaştırma, kültürümüzü
çarpıtma, ahlakımızı bozma, kişilik özelliklerimizi dejenere etme ve
asimilasyona uğratma doğrultusunda çabaları devam edecektir.
Aksini düşünmek ya sömürücü ve zalimi tanımamak ya da bütün
tarihimizi ve bu tarih içinde şekillenen kimliğimizi inkar etmektir!
Bu nedenle: Bugün hala sömürücü ve zalimlerin egemenliğinin
sürdüğü dünyamızda ve ülkemizde, yeni Kerbelaların yaşandığının ve
yaşanacağının bilinciyle hareket etmeliyiz!
Bu nedenle: Sömürücü ve zalimlerin egemenliğinin sürdüğü her
dönem:
“BUGÜN KERBELADIR KERBELA BUGÜNDÜR” demeyi asla
unutmamalıyız!
Ve bu nedenle: tüm Aleviler olarak, sömürücü ve zalimlere,
her nerede olursa olsun asla biat etmemeli, asla teslim olmamalıyız! Uzlaşma ve
asimilasyon politikalarına karşı uyanık olmalıyız! Tarihimizde bu
uyanıklığımızı yitirdiğimiz her dönem kaybettiğimizi bilmeli ve bunun
bilincinde hareket etmeliyiz
İşte bugün tam da bu bilinçle hareket etmek: Günümüzün
sömürücüleri ve zalimlerine karşı mücadele bayrağını en önde taşıyan
devrimcilerle birleşmektir! Tıpkı Kerbela’nın kutsal şehitleri gibi, sömürücü
ve zalimlerin zulmüne karşı, yani adaletsizliklerine karşı, yaşamı pahasına
direnenlerle omuz omuza birlikte mücadele etmektir!
Daha da somutlarsak: Bugün sömürücü ve zalimlerin adalet
adına en küçük değer bırakmadığı ülkemizde, biat ettirmek için zindanlara
attığı ve olmadık zulümlerle yıldırmaya çalıştığı halkımızın en onurlu
evlatları devrimci tutsaklarla ve özellikle Ölüm Orucu Direnişçileri SİBEL
BALAÇ ve GÖKHAN YILDIRIM’ la tartışmasız bir dayanışma içinde olmaktır! Onların
adaletsizliğe karşı yukarı kaldırdığı adalet bayrağını ve taleplerini
sahiplenmektir. Bu taleplerin bizim taleplerimiz olduğunun bilinciyle hareket
etmektir. Sömürücü ve zalimler üzerinde bir baskı gücü oluşturarak, Onların
haklarını teslim etmeye zorlamak ve bu soylu direnişçilerin yaşamalarını
sağlamaktır!
Bugün tam da gerekli olan: sömürücü ve zalimlere asla teslim
olmayacak, asla biat etmeyecek, gerekirse Kerbela Şehitleri gibi fedayı göze
alarak direneceğiz demek, işte budur. Bunun anlamı, Kerbela’ anın kutsal
direniş damarının sürdürücüsü bu yoldaşların bizlere emanet ettiği canlarını
canımızdan aziz bilerek sahiplenmektir!
Tüm Anadolu Halklarına Sesleniyoruz!
Ankara’daki Alevi kurumlarına yönelik bu saldırıyı sadece
Alevi halkına yönelik bir saldırı olarak görme gafletine asla düşmeyelim!
Saldırı hepimizedir. Anadolu halklarının başta faşist-vatan haini AKP
iktidarına karşı olmak üzere, faşizme ve emperyalizme karşı bağımsızlık ve
özgürlük mücadelesini yenilgiye uğratmak için, bizi birbirimize karşı
kışkırtmak ve kırdırtmak için yapılmış bir saldırıdır! Oyuna gelmeyelim.
Sömürücü ve zalimin oyunlarını bozmak için tüm halk olarak saldırıya karşı
tavır alalım. Bütün Anadolu Halkları bir olsun Sömürücü ve Zalimler Kahrolsun
sloganını rehber alalım ve birliğimizi güçlendirelim! Her yerde ve her şart
altında devrimcilerle birlikte hareket edelim. Onların mücadelesini ve
direnişlerini sahiplenelim. Devrimciler yoksul-emekçi halkın bugünkü
koşullardaki tek temsilcileridirler. Sömürü ve zulme karşı yaşamları pahasına
direnen tek güçtürler. Sömürücü ve zalimlerin Ankara’ da Alevi kurumlarına
saldırısını ve tüm saldırılarını püskürtmenin ve onları yenerek tarihin
çöplüğüne atmanın tek yolu bunun bilincine varmak ve buna uygun tavır içinde
hareket etmektir!
Kahrolsun Cümle Sömürücü Ve Zalimler!
Faşizmin Saldırıları Karşısında Her Yer Direniş Her Yer
Kerbela!
Faşizme-Emperyalizme Ve Onların Cümle Vatan Haini
Uşaklarına Karşı Birleşelim Direnelim Ve Kazanalım!
Yenilmeyen Tek Komutan Direniştir Unutmayalım!
31.07.202
Avrupa Halk Meclisi Alevi Komisyonu
Kerbela’yı Anlamak, Bugünü Anlamaktı
Bugünü Anlamak, Zulme Karşı Ölümüne Direnenleri
Anlamaktır.
Bu yıl 30 Temmuz 11 Ağustos günlerinde anılacak olan Kerbela
direnişi ve Matem Orucu tutma günleri nedeniyle bir kez daha diyoruz ki;
Kerbela’yı Anlamak: Bugünü Anlamaktır. Bugünü Anlamak,
Tarih Boyu Sömürü Ve Zulme Karşı Ölümüne Direnenleri Anlamaktır!
Ama ne yazık ki ne bugünün ne de
Kerbela’nın doğru anlaşılmadığını bu yıl da görüyor ve tanık oluyoruz! Aksi
olsaydı, 1342 yıl sonra, Kerbela’yı anarken, tıpkı Kerbela Şehitleri gibi,
zalime karşı ölümüne direnenlerden de birkaç söz edilirdi! Halkımızı ‘’Matem
Orucuna’’ davet ederken, 222 gündür tıpkı Kerbela şehitleri gibi, zalimlere
biat etmemek için açlık çekenler de anılırdı.
Kelime anlamı adaletsizlik olan ‘’
zulme’’ karşı mücadeleden söz ederken, bugün, tarih boyunca
görülmemiş bir zulümle karşı karşıya kalanların ‘’ ADALET İÇİN’’ ölümüne
direnişlerini anmamak nasıl bir akıl ve nasıl bir vicdandır?
Ve ne acıdır ki: bütün tarihi
zalime karşı ölümüne direnişlerle dolu olan Alevilerin, tarihsel ve güncel
örgütlenmeleri adına konuşanlar, dünyanın baş zalimlerinden biri olan Alman
emperyalizminin tepkisini çekmemek adına, KERBELA direnişçilerinin soylu
damarının takipçisi ÖLÜM ORUCU direnişçilerini desteklemek için kılını bile
kıpırdatmamaktadırlar.
Birileri bizi, bütün bunların doğru
olduğu ve Alevi kültürüne uygun olduğu konusunda ya ikna etmeli ya da bunların bazı kişisel hesaplar uğruna Aleviliği
istismar ettiklerini kabul etmelidirler!
Bir yandan zalimlere karşı, yani
adaletsizliği misyon edinenlere karşı sürekli mücadele içinde olmamız
gerektiğini söyleyeceksin; diğer yandan bugün adaletsizliklere karşı yaşamı
pahasına mücadele edenleri desteklemek için iki kelime bile söylemeyeceksin!
Bu nasıl Kerbela anması, bu nasıl
MATEM ORUCU çağrısıdır!
CANLAR, YOLDAŞLAR,
Kerbela, tıpkı bugünkü adalet
direnişçilerimiz gibi, inancını, düşüncelerini terk ederek kendilerine biat
etmeyi dayatan zalime karşı yaşamı pahasına direnenlerin destanı değil
midir? Biz Aleviler, bu direnişi bu
yüzden kutsal saymıyor muyuz? Bu direnişin şehitlerini bu yüzden kutsal
şehitlerimiz arasında saymıyor muyuz?
Bu kutsal KERBELA direnişçilerinin
yaşamlarını ortaya koymaya zorlayan şartları bilmiyor muyuz? Bu şartlarla
bugünkü sömürücü ve zalimlerin yarattığı şartlar arasında ne fark var?
Aksini iddia edenler, Kerbela’ya
Hangi Nedenlerle Gelindiğini Bir Kez Daha Okusunlar Ve Kerbela’da Yaşanan Her Bir
Olayın Anlamını Defalarca Tekrar Tekrar Yeniden Düşünsünler!
İmam Hüseyin ve 72 yoldaşı,
Kerbela’ya tam da zalimin verdiği birkaç hak kırıntısı için mücadeleden vaz
geçenler yüzünden gelmedi mi?
Halkın örgütlü gücüne güvenmek yerine,
zalimin verdiği sözlere güvenerek on binlerce kişilik ordularını dağıtanlar
yüzünden gelmediler mi?
Zalimlerin temsilcisi lanetli
Muaviye’nin, tam da zalimlere yakışır şekilde istediği sonucu elde edince,
yapılan anlaşmayı çöpe atmakta bir an bile tereddüt etmediği bilinmiyor mu?
Bütün bunları bir parça tarih
bilgisine sahip olanların bilmemesi düşünülemez. Bütün bunları bilenler ve
dahası o günden bu yana geçen 1342 yılda en az 1342 deneyi dikkate almadan hala
aynı hataları tekrarlayanlar Alevilik adına nasıl konuşurlar?
Hem de zalimleri dünya üzerinden
silme ve mazlumluğu ebediyen yok etme olanaklarına sahip olduğumuz bir çağda
nasıl aynı hataları kendilerine esas alırlar!
Bu hatalar, KERBELA’NIN YAŞANDIĞI
GÜNLERDE anlaşılabilir, masum görülebilir, ama bugün asla anlaşılabilir
değildir. Ve asla masum değildir!
Bir de bunlar, ’’zalim ve mazlum
dünya üzerinde yaşam var olduğu sürece var olacak’’ diyecek kadar bir
yanlışlığı kabul etmemizi istiyorlar. Bu söz,
Alevilerin toplumsal hedeflerinin gerçekleşeceğine inancını yitirenlerin
söyleyebileceği sözdür. Amaçladığımız topluma asla varamayız, boşa kürek
çekiyoruz demektir. Bir inançsızlık, bir karamsarlık, bir acizlik ve teslimiyet
çağrısıdır.
Zalim ve mazlumun bütün insanlık
tarihinde var olduğunu ve var olacağını söyleyenlere sormak isteriz: O halde bizim doğduğumuz toplum olarak kabul ettiğimiz Güruh-u
Naci neydi ve nasıl bir topluluktu? Zalim ve mazlum orada da mı vardı?
Öyleyse Kal-u Bela’ dan beri var olan Alevilik, son on bin yıla kadar
zalim ve mazlumun olmadığı bir toplumun temsilcisi değil midir? Öyleyse Kırklar
Meclisi nasıl bir meclistir? Öyleyse RIZA ŞEHRİ olarak ifade
ettiğimiz toplumsal hedefimiz nasıl bir hedeftir, nasıl bir toplum öngörüsüdür?
RIZA ŞEHRİNDE de mi zalimler ve mazlumlar olacaktır? Öyleyse, insanlığın son on bin yıla kadar
eşitlik içinde komünal bir hayat yaşadığını söyleyen bilim yalan mı söylüyor?
Öyleyse, Hac-ı Bektaş-ı Veli gibi Anadolu Aleviliğinin tartışmasız önderlerinin
‘’Bilimden Gidilmeyen Yolun Sonu Karanlıktır’’ sözü sizin için ne anlam
ifade ediyor? Bilime de inanmıyorsanız siz bizi hangi karanlık dehlizlere
sürüklüyorsunuz?
Bu sorulara, zalimlerin 1342 yıl
önceki temsilcisi Muaviye ve Yezid’den nefret ettiklerini söylerlerken, bugünkü
zalimler ile kol kola girmekte ve onlara biat etmekte sakınca görmeyenler cevap
vermelidirler!
Kuşkusuz tüm önderlerimizi böyle
değerlendirmek yanlıştır. Ama burada kastettiklerimizin de azımsanacak bir
kesim olmadığı ve birçok önemli mevzileri tuttukları bilinmektedir! Ve bunlar
kendilerini düzeltmediği veya Alevi halkının önderlik mevkisinden atılmadığı
sürece, Alevi kurumlarında küçük hesapçılardan, bencil çıkarlar peşinde
koşanlardan, kuralsızlıklardan, ahlaksızlıklardan, tasfiyelerden, ayak
kaydırmalardan ve ayak oyunlarını başlıca yöntem olarak benimseyenlerden
kurtulmamız mümkün değildir. Ve dahası, bu zemin yok edilmediği sürece, İzzettin
Doğan gibi, Hüseyin Kocadağ gibi yeni Hızır Paşaların çıkmasını
engelleyemeyiz! Alevilerin kanlı katilleri ülkücü faşistlerin Alevilik adına
konuşmalarını engelleyemeyiz! Hatta kanlı katil Erdoğan’ın ‘’ Alevilik Hz.
Ali’ yi sevmekse en inançlı Alevi benim’’ diyerek tüm Alevilerle alay
etmesini engelleyemeyiz!
Sömürü Zulme Karşı Olan Alevi -
Sünni, Türk-Kürt Tüm Halkımız!
KERBELA, sömürü ve zulme karşı,
inanç, mücadele ve direniş ruhudur! Kerbela’yı anarken, bugünün sömürü ve
zulmüne karşı aynı inanç ve aynı mücadele ruhu ile direnenleri anmamak kabul
edilemez!
MATEM ORUCU tuttuğumuz her gün ve
her saat, Adalet İçin Ölümüne direnen ÖLÜM ORUCU direnişçilerinin yaşaması için
de neler yapabileceğimizi düşünelim!
Onların yaşaması zalimlerin
yenilgisidir!
Onları yaşatalım ve zalimleri nasıl
yeneceğimizi gösterelim!
222 gündür zalime karşı adalet için
ölene kadar aç kalmaya ant içenleri düşünmeden, MATEM ORUCU tutmak Alevi
kültürüyle bağdaşmaz!
Bunun için, Matem Orucu içinde
geçen her saniyemizi, Ölüm Orucu direnişçileri için neler yapabileceğimizi
düşünerek ve bugüne kadar yapmadıklarımız konusunda özümüzü DAR’ a çekerek
geçirelim!..
Zalimlere Ve Sömürücülere Karşı Her
Yer Kerbela Her Yer Direniş!
Bugünün Zalimlerine Karşı Kerbela Ruhu İle
Direnen Ölüm Orucu Direnişçileri Sibel Balaç Ve Gökhan Yıldırım Onurumuzdur!
28.07.2022
Avrupa Halk Meclisi Alevi Komisyonu
Hasan Karapınar’ın AKP faşizminin işkence ile gözaltına alarak tutukladığı ve hapishanelerin tecrit koşullarının onu nasıl kanser hastası ettiğini adım adım yayınlıyoruz.
Ölüm Orucu Direnişçisi Sibel Balaç’ın
Talepleri:
1- Dijital
delillerle, gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son
verilmesi.
2- Keyfi şekilde
uygulanan disiplin cezalarına son verilmesi.
3- Hasta
tutsakların serbest bırakılması.
4- Hapishanelerdeki
kitap-dergi kısıtlamalarına son verilmesi.
5- Hapishanelerde
sohbet hakkının eksiksiz uygulanması.
Ölüm Orucu
Direnişçisi Gökhan Yıldırım’ın Talepleri:
1- Dijital
delillerle, gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son
verilmelidir.
2- Yozlaştırmaya
karşı mücadele edenlere verilen cezalar iptal edilmelidir.
3- Tarafıma bu
nedenle verilen 46 yıllık ceza iptal edilmelidir.
4- Halkımızın hak
ve özgürlükler, adalet mücadelesi engellenmemelidir.
5- Hasta tutsaklar
serbest bırakılmalıdır.
6- Ağırlaştırılmış
müebbet infaz yasası tutsaklar lehine değiştirilmelidir.
7- Tutsaklar
üzerindeki baskılara yasaklara son verilmelidir.
Sibel Balaç Onurumuzdur!
Gökhan Yıldırım Onurumuzdur!
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz
Devrimci Tutsakların Talepleri Kabul Edilsin!
Okmeydanı Sibel Yalçın parkında ölüm orucunda olan Sibel Balac ve Gökhan Yıldırım için umut feneri uçuruldu.
YAŞASIN ÖLÜM ORUCU DİRENİŞİMİZ
TÜRKİYE SAAT 21.00 - AVRUPA SAAT 20.00
#_AIF1 Twitter hesabını takip
ediniz....
Adil yargılanma ve ağır hasta
tutukluların serbest bırakılması için Ölüm Orucu Direnişçileri Sibel Balaç ve
Gökhan Yıldırım için bir kez daha destek çağrısında bulunuyoruz!
Sibel ve Gökhan'ın direnişi, haksız
yere hapsedilen ve uyduruk yargılamalarla onlarca yıl ceza alan, ciddi sağlık
sorunları olup tedavisi yapılmayarak ya da geciktirilerek ölüme terk edilen
yüzlerce tutsağın yaralarına melhemdir.
Bu sefer amacımız bir kez daha
sessizlik ve sansür duvarını kırmak ve sağır kulakları uyandırmak. Bu amaçla,
aşağıdaki meslek gruplarına yazmanıza rica ediyoruz:
1) Gazeteciler ve Basına
Lütfen onlara kendi ifadelerinizle
sorun:
"Sibel Balaç ve Gökhan
Yıldırım'ın ölüm orucu talepleri adalet isteyen haksızlık uğrayan tüm
tutsakların ve emekçilerin talepleridir. Sansür Ölümdür, Sansüre SON"
2) Yetkililer Türkiye ve AB
Lütfen kendi ifadelerinizle sorun:
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'ın
taleplerini daha ne kadar görmezden geleceklerini, adalete daha ne kadar
kulaklarını tıkayacakları, yakında gerçekleşebilecek ölümlerden sorumlu
olacaklarını
3) İnsan Hakları Örgütleri ve Hukuk
Büroları
Lütfen kendi ifadelerinizle çağrı
yapın:
Bu meşru adalet mücadelesine destek
olmaya, Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'ı yalnız bırakmamaya ve hayatlarını
kurtarmak için acil adımlar atmaya çağırın.
Lütfen belirtilen kurumlara kişisel
yorumlarınızı yazın ve Sibel ve Gökhan için acilen harekete geçmek için
çağrılarda bulunun.
Bu eylem birçok ülkelerden aynı anda
düzenleniyor, katılımınız Sibel ve Gökhan için hayati önemdedir!
Atacağınız Twitter mesajlarınızda (#)
yazmadan Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'dan bahsetmeniz yeterli.
Bugün ki tarihi ile (30-07) Sibel
Balaç 224, Gökhan Yıldırım 218 gündür açlıkla adalet için direniyorlar.
Yaşam ve ölümleri arasında çok ince
bir çizgi kalmış artık. Tek istedikleri, meşru adalet taleplerinin duyulması,
kabul edilmesi ve seslerinin duyulması.
Gökhan dün yapılan son hapishane
ziyaretinde ailesine, damar yırtılması nedeniyle ellerinde, ayaklarında,
yüzünde ve sırtında kızarıklık olduğunu ve vücut direncinin azaldığını söyledi.
Eklem ağrısı olduğunu ve geceleri
uyuyamadığını anlatmıştır.
Gökhan direnişi başladığından bu yana
en az 30 kilo kaybetmiş, sadece 42 kilo kalmış.
Sibel Balaç'ın durumu pek farklı
değil. O da yaklaşık 30 kilo vermiş, şuan 46 kilo ve çok kritik bir duruma
gelmiş.
Yaşadığı sık mide bulantısına kulak
çınlaması ekleniyor.
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'ın
ölümlerini engellemek ve diğer tüm siyasi tutsaklara yönelik zulme dur demek için
Verdikleri Adalet Mücadelesine Ses Olalım, Sansürü Kıralım!
Tüm Siyasi ve Hasta Tutsaklara
Özgürlük!
Tek Yumruk Olup Sibel ve Gökhan'ın
yani BİZİM Direnişimizi Zafere Taşıyalım!
5 AĞUSTOS 20.00 TARİHİNDE DEV-GENÇ UMUDUN RİTMİ YOUTUBE
HESABIMIZDAN YAYINLANACAKTIR.
LİNK: https://we.tl/t-WmE4lpjNy3
Hem faşizm, hem de emperyalizm itirafçıları
devrimcilere ve antifaşistlere karşı kullanıyor. Itirafçı ifadeleri ile
tutuklamalara, gözaltılara son! 129 a/b yasaları kaldırılsın! Devrimcilik
yapmak suç değil, görevdir!
Ölüm Orucu Direnişçisi Sibel Balaç’ın
Talepleri:
1- Dijital
delillerle, gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son
verilmesi.
2- Keyfi şekilde
uygulanan disiplin cezalarına son verilmesi.
3- Hasta
tutsakların serbest bırakılması.
4- Hapishanelerdeki
kitap-dergi kısıtlamalarına son verilmesi.
5- Hapishanelerde
sohbet hakkının eksiksiz uygulanması.
Ölüm Orucu
Direnişçisi Gökhan Yıldırım’ın Talepleri:
1- Dijital
delillerle, gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son
verilmelidir.
2- Yozlaştırmaya
karşı mücadele edenlere verilen cezalar iptal edilmelidir.
3- Tarafıma bu
nedenle verilen 46 yıllık ceza iptal edilmelidir.
4- Halkımızın hak
ve özgürlükler, adalet mücadelesi engellenmemelidir.
5- Hasta tutsaklar
serbest bırakılmalıdır.
6- Ağırlaştırılmış
müebbet infaz yasası tutsaklar lehine değiştirilmelidir.
7- Tutsaklar
üzerindeki baskılara yasaklara son verilmelidir.
Sibel Balaç Onurumuzdur!
Gökhan Yıldırım Onurumuzdur!
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz
Devrimci Tutsakların Talepleri Kabul Edilsin!
DÜNYADA HER 100 KİŞİDEN 28’İNİ EMPERYALİZM
VE İŞBİRLİKÇİ AKP UYUŞTURUCU BAĞIMLISI YAPTI! UYUŞTURUCU, EMPERYALİSTLERİN
ELİYLE HALKLARI TESLİM ALMAK İÇİN
BUGÜNE KADAR İCAT EDİLMİŞ EN
ETKİLİ SİLAHTIR!
UYUŞTURUCU BÜTÜN HALKLARIN
GELECEĞİ İÇİN BİR TEHDİTTİR
EMPERYALİSTLER UYUŞTURUCUYLA HEM
BUGÜNKÜ HEM DE
GELECEK NESİLLERİ YOK ETMEK
İSTEMEKTEDİR!
EMPERYALİZM UYUŞTURUCU SİLAHINI ASYA’DAN AFKİRA’YA, LATİN
AMERİKA’DAN ANADOLU’YA KADAR DÜNYANIN
HER YERİNDE HALKLARI TESLİM ALMAK
İÇİN KULLANIYOR!
GÖKHAN YILDIRIM’A, UYUŞTURUCUYA
KARŞI SAVAŞTIĞI İÇİN 46 YIL CEZA VERİLDİ!
GÖKHAN
YIILDIIRIIM’’A 13 YAŞIINDAKİİ ÜVEY KIIZIINA TECAVÜZ EDEN BİİR ADAMIIN
“BENİ DÖVENLER ARASIINDA O DA VARDI”
BEYANIYLA 12 YIL 6 AY
“EVLENDİĞİ” 12 YAŞINDAKİ KIZ ÇOCUĞUNU
KATLEDEN
TECAVÜZCÜ BİR UYUŞTURUCU SATICISININ
BEYANIYLA
46 YIIL HAPİS CEZASI VERİLDİ!!
Halk Okulu 142. Sayısını İndirmek İçin
Tıklayınız...
Halk Okulunun Tüm Sayılarına Ulaşmak
İçin Tıklayınız…
Sahibi ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü:
İrfan YILMAZ
Adres: Hobyar Mah. Cemal Nadir Sok.
Büyük Milas Han, No:24 İçkapı No:220 Fatih/İSTANBUL
Ofset Hazırlık: Ozan Yayıncılık
Adres: Zübeyde Hanım Mah. Fevzi Çakmak
Cad. 1297. Sokak No: 1 Daire: 1 Sultangazi / İSTANBUL
Mail: kanattan2@gmail.com Tel: (0212)
419 31 96 ISSN: 2687-4075
Baskı: Kalmak Ofset Matbaacılık Yüzyıl
Mahallesi Massit, Matbaa ve Amb. San. Sit. 5. Cad, No-7 Bağcılar / İSTANBUL
Halk Okulu Sayı 142
31 Temmuz 2022
İçindekiler
* DÜNYADA
284 MİLYON KİŞİ UYUŞTURUCU KULLANIYOR, YANİ: DÜNYADA HER 100 KİŞİDEN 28’İNİ
EMPERYALİZM VE İŞBİRLİKÇİ AKP UYUŞTURUCU BAĞIMLISI YAPTI!
* SİBEL BALAÇ: KİMSE HALKINI VE VATANINI SEVMEDEN
BÖYLE BİR DİRENİŞE BAŞLAYAMAZ
* GÖKHAN YILDIRIM: “UNUTUŞLAR IRMAĞI”
* TUTSAKLARIN KALEMİNDEN: AÇIK MEKTUP
* ASLA TESLİM OLMAYACAĞIZ ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ!
BEHİÇ AŞÇI
* BASINDAN: AYÇA SÖYLEMEZ
* İÇİMİZDEN BİRİ: SANSÜRE KARŞI İÇ MEKAN AFİŞLERİMİZLE
HALKA GERÇEKLERİ ANLATACAĞIZ!
* EVDEN EVE ELDEN ELE DİRENİŞİN SESİ HER YERDE! HER
FAALİYETİMİZLE ZAFERİN TUĞLALARINI
ÖRÜYORUZ!
* HASTA TUTSAK ALİ OSMAN KÖSE’YE ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ,
ALACAĞIZ! ALİ OSMAN KÖSE’Yİ KATLETMENİZE İZİN VERMEYECEĞİZ!
* KATLİAMI SİYASİ OLARAK MAHKUM EDEMEZSENİZ HUKUKEN
DE MAHKUM EDEMEZSİNİZ!
* GİZLİ TANIK DİJİTAL DELİL GEREKÇESİYLE TUTUKLANAN
EDA KAYA VE SEDA KAYA SERBEST BIRAKILSIN!
* ÖZGÜR TUTSAK OKULU
* HAPİSHANELERDE HAK GASPLARI:
* TUTSAKLARIN KALEMİNDEN: EV
* MAHALLENİN ŞAHANLARI
* YUSUF ERİŞTİ’NİN BABASI BEKTAŞ ERİŞTİ’Yİ KAYBETTİK
AİLESİNE VE SEVENLERİNE BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUZ
* CEPHELİ: HATALARINDAN, YANLIŞLARINDAN DÖNMEYEN
DÜZENE GİDER! DÜZENE GİTMEMEK İÇİN ÖZELEŞTİRİ SİLAHINA SARILACAĞIZ!
* BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE GÜNÜ’NDE DEVRİMCİ
BASIN OLMAK
* KELİMELERİN SAVAŞI: ULUSLARARASI HUKUK
* FAŞİZM KORKAKTIR EMPERYALİZM KAĞITTAN KAPLANDIR
* ÖĞRENELİM SAVAŞALIM: YAZ KAMPI
* SANATÇIYIZ BİZ: HALKIN SİNEMASI
* TUNCELİ VALİLİĞİ TUTUKLU GRUP YORUM ÜYESİNİN
DERSİM’E GİRİŞİNİ YASAKLAMIŞ!
* 2. PİR SULTAN KÜLTÜR MERKEZİ “ADALET İSTİYORUZ
FESTİVALİ”
* ÜLKE HABER
* “BİZ DAVAYA MÜDAHALE ETMİYORUZ, MAHKEMELER ZATEN
BAĞIMSIZDIR, HAKİMLER KENDİLERİ KARAR VERİR”
* AVRUPA HABER
* BİZE ÖLÜM YOK
CGT ikinci paylaşım savaşından sonra daha çok Komünist
Partisine yakin idi.
90'li yıllardaki Doğu Blokun çöküşü sonrasında sağa kaydı.
Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, CGT'de sarı
sendikacılık sorunuyla karşı karşıya.
Ancak içlerinde ilerici sendikalarda bulunuyor.
Keza böyle bir sendikanin Sibel'i de kapsayan açıklamasını
paylaşıyoruz:
Ulusal Konsey'de bir araya gelen CGT işsiz ve güvencesiz
işçilerin yerel komiteleri, dünyanın dört bir yanında mücadele eden işçilerle
dayanışma içinde olduklarını ifade etti.
Kazakistan'da Yerzhan Yelshibayev, işsizler ve güvencesiz
işçiler de dahil olmak üzere işçilerin hakları için verilen mücadelelere
öncülük ettiği için hükümet tarafından yeniden hapsedildi. Hayatı ciddi tehdit
altında: serbest bırakılmasını talep etmek için dünyanın dört bir yanından
yükselen seslere katılıyoruz!
Türkiye'de Sibel Balaç, 2016 yılında olağanüstü hal
kapsamında işten çıkarılan 100.000 işçiyle birlikte bir mücadeleye öncülük
etti. Hükümet tarafından sekiz yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldı. Sibel
100 günü aşkın bir süredir bu adaletsizlikle ölüm orucuyla mücadele ediyor. Onu
destekliyor ve serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
Ayrıca bugün en temel hakları için mücadele eden tüm İran
işçi sınıfıyla dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyor ve tutuklu işçilerin
serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Ayrıca, 7 Mayıs 2022'den bu yana İran'da
kamu düzenini bozmak gibi asılsız suçlamalarla tutuklu bulunan Force Ouvrière
sendikasından iki yoldaşımız Cécile Kohler ve Jacques Paris'in serbest
bırakılmasını talep ediyoruz.
Enternasyonalizm CGT'nin pusulasıdır: Filistin'den Ukrayna'ya
her zaman ezilen halkların yanında olacağız!
11.00 de eylem pankartının açılması ile eylem başladı. Halk Cephesi imzalı pankartta "
"Kanser hastası devrimci tutsak Ali Osman Köse hemen serbest bırakılsın !
Olum orucu direnişçileri Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın talepleri hemen
kabul edilsin !" yazılıydı.
Eylemde sürekli "Ali Osman Köse serbest bırakılsın,
Sibel-Gökhan Yalnız Değildir, Yaşasın
Ölüm Orucu Direnişimiz, AKP halka hesap
verecek, Faşizme karşı omuz omuza,
Kahrolsun Faşizm Yasasın Mücadelemiz, Halkız haklıyız kazanacağız, " sloganları atıldı.