Ekim 2017

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

31 Ekim Nuriye için numune Hastanesi’nde nöbette iken güvenlik şube polisleri işgüzarlık yaparak bizden kimlik istedi, bizler de kimliğimizi vermiyoruz işine geliyor ise gel zorla al dediğimizde şayet kimliğimizi öğrenmek istiyorsanız internette kamuoyunda süresiz açlık grevinde olduğumuz bilinmektedir. Gidin oradan öğrenin dediğimizde arkalarına bakmadan çekip gittiler.
NURİYE SEMİH DEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ
YAŞASIN AÇLIK GREVİ DİRENİŞİMİZ

ZAFERİ AÇLIĞIMIZLA KAZANACAĞIZ

Şehitlerimiz, yeni hayatlarla yaşamaya devam ediyor...
Fransa da yeni doğan bir bebeğimize Sılamızın adı verildi. Halk Cepheliler olarak Sıla bebeğimizi ziyaret edip, Büyük Ailemiz adına, şehitlerimizin ve yaratılan değerlerimizin simgesi olan bir altın yıldız armağan ettik.
Kadir kıymet bilen ailemize,  bizlere dair iyi dileklerimizi sunup teşekkür ettik. Ve Sılamızın adı gibi yaşamasını, halkına ve vatanına yaraşır bir evlat olması dileğimizle Hoş geldin Sıla Bebek dedik...

Evet, Hoş geldin Sıla, şimdi yaşama sırası sende... Sılamızı yaşatma sırası sende...

‘Ufak Tefek Beyni’ İle Halkı Kandırmaya Çalışan Bakan Özhaseki’nin Mahallemiz Üzerine Yaptığı Açıklamaya Cevap Veriyoruz
Çevre Şehircilik Bakanı Özhaseki 25.10.2017 tarihinde Sultan Ahmet’teki İstanbul Tapu Kadastro bölge müdürlüğü binasında bir basın toplantısı düzenledi. Bu toplantıda Bakan Özhaseki, CumhurBaşkanı Tayyip Erdoğan’nın ‘İstanbul’a İhanet Ettik, bende Sorumluyum’ söyleminin üzerine başlayan tartışmaların üzerine bir açıklama yaparak İstanbul’un siluetini gecekonduların bozduğunu söyledikten sonra mahallemizle ilgili bir açıklamada bulundu. Mahallemiz halk tarafından küçükarmutlu olarak bilinmekte ama resmi ismi ile FSM olarak Geçmektedir. Bakan Özhasekinin yaptığı açıklama ’da bizi ilgilendiren kısımlarının tamamına ‘Kentsel Dönüşüme Karşı Halk Komisyonu’ olarak cevap veriyoruz.
Bakan Özhasekinin söylediği:
90’lı yıllara kadar devam eden müthiş bir göç dalgası vardı. Bu göç dalgası sırasında kimler belediye başkanıydı ? Bugün durmadan Cumhurbaşkanını eleştiren, diline dolayan, bu yiğitçe sözünü ikide bir değişik manalarda kullanan ana muhalefet partisinin temsilcileri bir dönüp kendilerine baksınlar. Öğrenciliğim burda geçti. İstanbul’dan hiç kopmadım. CHP’nin burada belediyecilik yaptığı dönemi çok iyi hatırlıyorum. İstanbul’a en büyük ihaneti onlar yapmışlardır. Her tarafı kaçak yapıyla, gecekonduyla doldurmuşlardır. Gecekondu masum bir şey. Ama plan yapmayarak, alt yapısını vermeyerek , ‘şuraları yapın’, ‘Allah kerim siz bizim adamımız olursunuz’. ‘Arka bahçemiz olursunuz’ mantığıyla yapılan işler bana göre İstanbul’a en büyük ihanettir. Son yıllarda sadece siluete bakarak bu konuda bir özeleştiri yapan Cumhurbaşkanımıza söz söylemek, CHP’nin haddi değildir.
Cevap Veriyoruz:
Evet 90 yılar özelikle ‘köyden, kente göç’ politikasının yoğun olarak devlet tarafından işlendiği bir süreçti.  Bizlerde o  yıllarda devlet’in bu politikasından etkilenerek yaşadığımız yerleri terk ederek buralara geldik. O dönem İstanbul’da bu göç politasını karşılayacak sayıda konut yoktu. Baştan aşağı çarpıklıklarla dolu olan ülkemizde malesef bu politikada çarpık olarak şekilenmişti. Yaşadığımız barınma sorununu çözmek için arasında mahallemizinde olduğu bir çok yerde halk tarafından ‘Gecekondular’ yapıldı. Normalde Sosyal Devlet’in karşılaması gereken barınma hakkımızın devlet tarafından bu dönem karşılanmamasına karşı, bizde kendi Barınma hakkımızı kendimizi karşıladık. Biz buraya geldiğimizde burada evet elektirik,su,alt yapı sorunu yaşadık ve bunları sadece CHP döneminde değil Tayip Erdoğan’nın Büyükşehir belediye başkanı olduğu dönemlerinde’ de yaşadık. Ve CHP’nin biz halk olarak arka bahçesi olmadık. Oda tıpkı sizin gibi, halka düşman yüzü ile bizim gecekondularımıza onlarca kez saldırdı ve bir çok gecekonduyu yıktı. Kimsenin arka bahçesi olamadık. Ezilen ve sömürülen bir halk olarak yaşadık ve mahallemizin bütün sorunlarını halk olarak kendimiz çözdük. Elektriğinden, suyuna, alt yapısına kadar her şeyi mahalle halkı olarak kendi ellerimizle yaptık. Hala da sorunlarımızı kendimiz çözmeye devam ediyoruz. İstanbullun  silueti’ni tek katlı Gecekondularla da bozulmadı. İstanbullun siluetini bozan Gökdelenler,rezidanslar,AVM’lerdir. Bir mezar taşı gibi şehrin üzerine çökmüştür bu yapılar. Şehrin silueti’ne bu kadar önem veriyor olsaydınız sur’daki yıkımı gerçekleştirmemeniz gerekirdi. Koskoca bir tarihi, halk külütürünü ve sur’un o estetik görünüşü sizin dozerlerinizle yıkıldı.
Bakan Özhasekinin söylediği:
Gündeminde yine olası İstanbul depremi vardı. Kentsel dönüşüm yasasıyla istenilen hedefe ulaşılamadığını söyleyen Öz haseki yeni çıkaracakları yasayla bina bazlı değil, bölge bazlı dönüşümü hayata geçireceklerini söyledi. Özhaseki, ” Uygulamada gördüğümüz bazı aksaklıkları da tespit ederek, bundan sonra daha iyiye gitmesi için bizim yeniden bir şekil almamız, yeniden bir mevzuat oluşturmamız, yeni bir ortam sağlamamız, kesin ve gerekli görünüyor. Bina bazlı yapımlarda biraz hızlı gitmiş işler. Yüzde 75’e yakın oranda yıkılmış. Ama bölge bazlı asıl yapılması gereken işler ne yazık ki, çok başarılı olmamış. İşte ortaya çıkan bu aksaklıkları giderecek şekilde bir yasa hazırladık. Önümüzdeki günlerde ülke gündeminin önüne gelecek. Bizim hazırladığımız yasada esas olan, bundan sonra bölge bazlı dönüşümdür. Yerinde dönüşüm esastır. Depreme hazırlık yapacaksak, yerinde yapmak doğru. Herkesi aynı mahallesinde, hatta mümkünse aynı sokağında değiştirebilmek ve dönüştürebilmek esastır
Cevap Veriyoruz:
Bina bazlı veya bölge bazlı dönüşüm olması bizim açımızdan belirleyici bir şey değil. Söz konusu olan ‘‘dönşüm’ün’’kendisi zaten büyük bir sorun. Bu biçimsel değişiklik sadece sizin daha fazla çıkarınıza yarayan ve inşat tekellerinin elini dahada güçlendiren bir yasadan başka bir şey değildir. Bakan özhasekinin’de dediği gibi ‘uygulamadaki bazı aksaklıkları’ ortandan kaldırmaktan başka bir şey değildir. Yerinde dönüşüm diyorsunuz. Nedir bu yerinde dönüşüm?  kentsel dönüşümden farkı nedir? Cevabını biz verelim, Sadece isimsel bir değişiklik uygulamada aynı şey aslında. Bu göstermelik isim değişikliği ile düne kadar yapılan Kentsel Dönüşümler’de halkın mağdur olduğu gerçeğinin üzeri kapatılmaya çalışılıyor. O Kentsel Dönüşüm bu Yerinde Dönüşüm demekle olmuyor uygulamadaki farkı gösterin. Hiç bir fark yok uygulamada. Sonuç aynı halkın yaşadığı evlere göz dikildiği gerçeği. Halkı aptal yerine koymaktan vaz geçin. Karşınızda aptallar ordusu yoktur. Herkesi mümkünse aynı mahallesinde dönüştürülecekmiş. Ne karşılığında aynı mahallede dönüştürüyorsunuz? Halka ev dağıtmak hoşunuza gidiyor herhâlde? Galiba 15 yıllık iktidarınız dönemizde aklınıza gelmeyen Devletin Sosyal oluşu şimdi aklınıza geldi ve bol keseden herkesin evini yeniliyorsunuz. Söylediklerinize çocuklar bile güler armutlu ’da. İstanbul Depremine hazırlık yapılacaksa’da 500 üzerindeki Toplanma Alanının neden 50 küsürlere düştüğünü açıklayın. Gidin ve bu zamana kadar peşkeş çektiğiniz inşaat tekellerinin elinden bu arazileri alın. Üzerine yapılan rezidansları, gökdelenleri, avmleri yıkarak buralarda toplanma alanları açın. Deprem fonu olarak bilinen bu fonun nerede kimlerin kasasında olduğunu açıklayın. Koskoca Devlet’in Van depreminde düştüğü acizliğin nedenini açıklayın. Bizim mahallemiz zemin olarak depreme en dayanıklı olan mahallelerden biridir. Biz bunu İstanbul depreminde gördük. Ayrıca bizim mahallemizde evler 1 ve 2 katlıdır. Bunun depremde büyük bir avantaj olduğunu bir çocuğa sorsanız bilir. Bizim mahallemizin nerdeyse her sokağında bir boş alan var ‘toplanma alanı’ olarak kullanabileceğimiz.
Bakan Özhasekin’nin söylediği:
Her evi yıkılan vatandaşı mutlaka ev sahibi yapacaklarını söyleyen Bakan Özhaseki, Sarıyer Fatih Sultan Mehmet Mahallesi için alınan bölge bazlı dönüşüm kararını örnek gösterdi. Mahallenin 1.4 Milyon metrekarelik bir alan üzerinde 7500 konut olduğunu ve bölgenin mülkiyetinin İBB ile İTÜ’de olduğunu hatırlatan Bakan Özhaseki, ” Aşırı örgütler devreye girerek vatandaşları sıkıştırıp parayla satmışlar. Vatandaş da gelmiş kendi halinde evini yapmış oraya. Her masum vatandaşın yapabileceği bir şey. Ama bu vatandaşların elinden paraları almışlar.
Cevap veriyoruz:
Her Evi yıkılan vatandaşa ne karşılığında ev veriyorsunuz? Babınızın malından paymı veriyorsunuz da lütfeder gibi konuşuyorsunuz. Babanızın malından bize ev vermeyin Sağ olun. Biz evimizi mevcut hali ile kalmasını gerekiyorsa sadece güçlendirme yapılmasını bir zahmet birde tapularımızı istiyoruz. Bu bölgenin arazisinin İBB ve İTÜ’ye ait olduğunu söylüyorsunuz. Hayır, bu topraklar bizim toprağımız. Siz bilmem ne kadarlık koltuklarınızda kıçınızın üzerinde keyif çatarken. Bu toprakların üzerinde bizim kanımız aktı. Bu toprağın her karışı için biz can verdik. Hem sizin yasalarınız değil mi? 20 yıl hazine malı üzerinde yaşamış olanlara tapu hakkı doğuyor diyen? Biz 30 yıldır buradayız. Tabi siz de haklısınız bu yasalar paspasınız olmuş durumda işinize geldiği zaman kullandığınız işinize gelmediği zaman rafa kaldırdığınız.  Buralarda ‘Aşırı Örgütler’ satmadı bize. Buralara kendimiz yerleştik. O zamanlar arazi mafyası ve devlet kol, kola geziyordu ve onlar buraları satmaya çalışıyordu. Biz buna karşı çıktığımız ve para vermeden burada gecekondular yaptığımız içinse polis ve arazi mafyasının ortak saldırısına maruz kaldık. arazi mafyasına karşı mahalle halkı olarak mücadele edip buradan attık. Nedense arazi mafyası mahalleden atıldıktan sonra Devlet’in kolluk gücü, vatanı işgalcilerden kurtarır edasında mahalle halkına yönelik onlarca operasyon düzenledi. Bu operasyonların birisinde Barınma hakkını karşılamak için yaptığı gecekondusunu savunan Hüsnü İşeri katledildi.

Bakan Özhasekin’nin söylediği:
‘Şimdi orası bir dönüşüme giriyor. Yerinde dönüşüm olacak. Vatandaşa o mahallesinde altyapısı düzgün, mükemmel bir mahallede tek tek evler verilecek’
Cevap Veriyoruz:
Hemen kararı da nasıl vermişsiniz ‘orası dönüşüme gidiyor’ diyorsunuz. Sordunuz mu bize armutlu halkı olarak bu dönüşümü isteyip istemediğimizi. Böyle bir dönüşüme ihtiyacımız olduğunu kime sordunuzda karar aldınız? Tabi ne gerek var demi efendim. Sizler var olun bizim yerimize ne de güzel çıkarsızca düşünüyorsunuz. Buraların inşaat tekellerine peş çekilmesine karşı nasılda kendiniz düşünüp karar almışsınız, Teşekkür ederiz. Ha birde alt yapısı düzgün evler verecekmişsiniz. Biliriz alt yapıya ne kadar önem verdiğinizi. Her sağanak yağıştan sonra görürüz bu gerçeği. Irmağa dönüşen caddeler, göle dönüşen alt geçitler, havuza dönüşen evler halkı çıkarsız nasıl da düşündüğünüzün ispatıdır. Bizim alt yapı sorunumuzu bu kadar önemsiyordunuz 15 yıldır iktidardasınız neden bu zamana kadar bu sorunu çözmediniz şimdi vaatler verme peşindesiniz. ‘Mükemmel bir mahallede tek tek evler’ verecekmişsiniz. Sizin Armutlunun fotoğraflarına bile bakmadığınız bu sözlerinizden anlaşılıyor. Bizim mahallemiz zaten mükemmel bir mahalle. İstanbul’un hiç bir yerinde olmayan güzelliklerle dolu. Sokaklarımız meyve ağaçları ile dolu. Neredeyse her evin bir bahçesi var.  Yani anlayacağınız bu mahallede çocuklarımızın ayağı toprağa basıyor, betona değil. Nefes alabiliyoruz biz bu mahallede. Bir tabut değil burası yani anlayacağınız. En önemlisinde burada Türkü, Kürdü, Alevisin, Sünni’si ile büyük bir aileyiz.
Bakan Özhasekinin Söylediği:
Bir başka yere taşımak söz konusu değil. Burada devlet katkısı olacak. Evi daha küçükse daha büyüğünü istiyorsa veya değerlenme neticesinde ufak tefek de olsa, ödeyebileceği miktarda borçlanma çıkabilir. Bunu söylerken de korkarak söylüyorum çünkü yarın yine bizim siyasilerimiz ortaya çıkacaklar, ‘vatandaştan yüz binlerce lira alacaklar’, ‘kandıracaklar’, ‘mahvedecekler’ gibi beyanatlar verecekler. O mahallede bir kentsel dönüşüm başlayacak. O mahallede oturan bütün vatandaşlarımıza o mahalleden ev vereceğiz. Evi kaç metre kareyse, o kadar metrekare. Değerlenme neticesinde ödemekte asla güçlük çekmeyeceği küçük rakamlar çıkarsa, onları da kendileriyle tek tek konuşup helalleşeceğiz. Helalleşmediğimiz bir tek Allah’ın kulu kalmayacak. Bunu net olarak söylüyorum. Bu söylediklerim bizim senedimizdir.
Cevap Veriyoruz:
Bir Başka Yere taşınmak isteyen kim? Mahalle halkı mahallesinde yaşamaya devam edecek diyorsunuz. Biz evlerimiz mevcut hali ile kalsın istiyoruz. Devlet’in de halka katkısı olsun istiyorsanız eğer, halkın yaşadığı evlere göz dikmekten vaz geçin. Halkın şuanda yasal olarak hakkı olan tapularını verin yeterli. Bizim evlerimizin metrekaresi zaten asgari ölçekte bir ailenin yaşayabileceği kadar. Öyle dar falan değil, hatta evlerimizin önünde ekip biçtiğimiz bahçelerimiz bile var. Tabi bunu söyledikten sonra esas niyetinizi dile getiriyorsunuz. Neymiş halk ‘Ufak Tefek Borçlanacakmış’. Nedir bu ufak tefekten kastınız? Ne kadar ufak mesela? Asgari ücretle halk yaşamını devam ettiremez durumdayken,  bu ‘ufak tefek’ dediğiniz borcu halk nasıl ödeyecek? Tabi ‘kira öder gibi’ demi. Hem geleceksiniz evlerimizi yıkacaksınız, hem bizim arazimiz üzerine rezidanslar yapıp buraları pazarlayacaksınız. Hem de bizi ‘Kira Öder’ gibi ev sahibi yapacaksınız. Bakan Özhaseki O ‘Ufak Tefek’ beyninle halkı kandırmaya çalışma gülünç duruma düşüyorsun. Birde çıkacak ‘‘Vatandaşı kandıracaklar, Mahvedecekler, Yüzbinlerce lira borçlandıracaklar’’ demesinler diyerek eleştirilerin önünü şimdiden kapatmaya çalışıyorsun. Peki, bunlar olamayacakta ne olacak? Bu zaman kadar yapılan ‘dönüşüm’ projelerinizde neler yaşadığı açık bir şekilde ortada durmaktadır. Halkın elindeki evleri elinden alıp ‘Kentsel dönüşüm’ projesi ile yıktınız. Daha sonra ise vatandaşı borç batağına soktunuz. Ödemeyi gerçekleştiremeyen insanların elinden de evlerini tekrardan alıp, halkı kapı önüne koydunuz. Bu kadar hayırsever bir Bakan’sanız eğer, gidin ‘Mahvettiğiniz, Yüzbinlerce lira borçlandırdığınız’ vatandaşların borçlarını silin, o insanların evlerini verin.  ‘Helalleşmediğiniz tek bir Allah’ın kulu kalmayacakmış’ evet ölünün arkasından helallik alınır. Ama bizim ölmeye niyetimiz yoktur. Bunun içinse size söyleyeceğimiz tek bir şey var boşuna hayal kuruyor projeler hazırlıyorsunuz.’ Söylediklerimiz senetimiz’ diyorsun. Bu senetin sağlamlığını Sur ’da yıkılan evinin üzerine çadır kurup yaşamaya çalışan halktan, ‘Kira Öder’ gibi evsiz bıraktığınız binlerce insandan görüyoruz.

Sonuç olarak biz Armutlu halkı olarak istediğimiz:
Ne ‘kentsel dönüşüm’ nede ‘Yerinde Dönüşüm’. Biz evlerimizin mevcut hali ile kalmasını ve tapularını istiyoruz. Eğer ihtiyaç duyarsak evlerimizi güçlendirmeyi biz kendimiz yaparız.
Armutlu Kentsel Dönüşüme Karşı Halk Komisyonu

Armutlu ‘da 28 Ekim günü Nuriye Gülmen’in 17 Kasım'da görülecek olan mahkemesine Halk Cepheliler çağrı amaçlı yazılamalar yaptı. Yapılan çalışmalarda 5 adet ‘ Nuriye Gülmen için 17 Kasım'da Sincan Hapishane Adliyesindeyiz’ 1 adet ‘ Semih’i Zulmün Elinden Aldık, Sıra Nuriye’de 17 Kasım'da Sincan Hapishane Adliyesine’  yazılmaları armutlu duvarlarına nakşedildi.






Nuriye ve Semih'in Sesi olmaya, Adaletsizliğe karşı yattıkları açlıklarının seslerini duyurmaya devam ediyoruz. Her hafta olduğu gibi 27.10.2017 cuma günü saat 18.00'da yaklaşık 80 kişilik katılımla ULM çarşı merkezindeydik. Semih’i faşizmin zindanlarından aldık şimdi sıra Nuriye’de, onu’da Faşizmin zindanlarından söküp alacağız ve İşlerine geri dönene kadar her hafta cuma günleri aynı saatlerde Eylemimiz devam edecektir.
Tüm Duyarlı Halkımızı Eyleme destek olmaya çağırıyoruz.

Nuriye ve Semih Onurumuzdur
Son Sözü Direnenler Söyler
Biz Söyleyeceğiz


ULM Halk Cephesi

İzmir Ede Demir Çelik’te Çalışan Bir İşçinin Göndermiş Olduğu Mesajı Yayınlıyoruz:

“İzmir’de garajın karşısında Ede Demir Çelikte çalışan sıradan bir işçiyim. 2013 yılından bugüne kadar toplamda 28 aylık maaşımız içerde alamıyoruz ve geçen ay 100 işçi işten çıkarıldık.
Ne ihbar ne kıdem ne içerdeki maaşlarımız ödenmiyor. Bakın 2 değil 10 değil 28 ay maaş. Kimi arkadaşımız işi bıraktı mahkemeye verdi kazandılar ama kimseye ödeme yapmıyorlar. İcraya veriyor avukat geliyor fabrikaya icra ama bir şey almadan gidiyorlar. Siz şimdi diyeceksiniz ki eylem yapın çalışmayın dava açın. Her yolu denedik yol kapattık duyulmadık. Valiye çıktık söz aldık boş çıktı gelen giden yok. Çalışma bakanlığına gittik, geldiler sözde denetleme yaptılar oda boş çıktı. BİMER’e yazdık cumhurbaşkanına yazdık yüzlerce defa. Kapı önünde eylem yaptık defalarca ama boş çıktı. Kimi arkadaşımız parasını almadan iş kazası geçirdi, çoğumuz icralığız, çoğu arkadaş eşinden boşandı, tefeciler tehdit ediyor. Kirasını ödeyemedi diye evden atılanlar var. Bu fabrikada 500 aile ve çocuklar mağdur. Ne yapsak sesimiz duyulmuyor. Tek çaremiz burası lütfen bizde ölmeden bize ses verin. Sizden ne erzak ne harçlık nede başka bir şey istemiyoruz sosyal medyanın gücünü 2 3 gün bizim için kullanmanızı ve bir twet atıp sesimizi duyurmanızı istiyoruz.”

#izmirededemircelikiscileri


Cuma ve cumartesi günleri İsviçre’nin Zürih şehrinin ana caddelerinden olan Bahnhofstrasseye iki günlük çadır açtık. Çadırımızda Nuriye ve Semih’in sesini İsviçre kamuoyuna ulaştırmaya çalıştık. Çadırımızda saat 9.00-18.00 arası bilgilendirme ve imza toplama çalışması yaptık. Nuriye ve Semihin sesi ve soluğu olmaya devam edeceğiz. Çadırımızı 3.11.2017 (Cuma), 4.11.2017 (Cumartesi) tarihlerinde yeniden kuracağız.
Nuriye Ve Semih Yalnız Değildir!

İsviçre Halk Cephesi

28.10.2017 tarihinde Zürih’in iki bölgesinde futbol turnuva çalışması yürütüldü. İş yerleri gezildi, turnuva ve Vefa Evi hakkında bilgiler verildi. Gittiğimiz iş yerlerine afişler astık, futbol turnuvasına katılmaları için çağrıda bulunduk. Bizi dinleyenler çok iyi düşündüğümüzü söylediler ve desteklediklerini sundular.

Çalışmamız yaklaşık 3 saat sürdü, çalışmaya iki kişi katıldı.

Bugün 30 Ekim Berlin’deki Dev-Gençlilerin gezilerinin 2.günüydü. Birlikte kahvaltı yapıldıktan sonra gezi başladı. Doğu Berlin'de bulunan Friedrichshain semtinde bulunan bir esnaf ziyaret edildikten sonra Kreuzberg'te Nuriye ve Semih için düzenlenen eyleme gidildi. Eylemde "İşimizi Geri İstiyoruz- Nuriye ve Semih Yalnız Değildir" yazılı pankart açan Dev-Gençliler "Nuriye Semih Onurumuzdur", "Zafer Direnen Emekçinin Olacak" sloganları attılar. Yaklaşık bir saat süren eyleme 20 kişi katıldı. Eylemden sonra akşam yemeği yenilip Yorum Kültür Evine geçildi. Orda oyunlar oynanıp küçük bir eğlence düzenledikten sonra akşam gezisi yapıldı ve gezinin 2.Günü tamamlanmış oldu. Berlin gezisinin 2. gününe toplam 16 genç katıldı.



Uyuşturucu ve Kumara Karşı Mücadele İçin Halkımızın Kapılarını Çalıyoruz!
Uyuşturucu ve Kurama Karşı Mücadelede düşmanını tanımak ne kadar önemli ise onu kullananları tanımak o kadar önemlidir.
1- Düşmanını tanıyacaksın,
2- Düşmanına karşı mücadele etmesi için dostlarını güçlendireceksin. Bunun için onlara ulaşmaya çalışacaksın.
Biz HFG çalışanları bunun adımlarını atıyoruz NRW'de. Her gittiğimiz evde her gittiğimiz yerde bu mücadeleyi anlatıyor ve halkımızdan bizim yanımızda olmasını sahip çıkmasını istiyoruz.
"KOMŞUMUN EŞİ AYAKLARINA YAPIŞIYOR KUMAR OYNAMAK İÇİN ONA PARA VERSİN DİYE"
Duisburg'da çaldığımız bir kapıda genç bir anne, bize anlatsam mı ama kimseye söylemeyin diyerek başlıyor konuya… Aslında şu an komşum A.. bir çözüm arıyor kursa mı göndersem ne yapsam diyor dedi. Siz bilirsiniz o zaman yardımcı olun ona. Eşinin elinden bütün kartlarını her şeyini almış bu seferde öğrendi ki herkese borç yapmış. Aslında eşini bir görseniz onun kadar iyi bir insan yok dersiniz. Arkadaşımda bunu biliyor ama ayrılsam mı diye dahi düşünüyor dedi.  Çünkü nasıl baş edeceğini bilmiyor. Uzun yıllardır kullanıyor ve arada kesiyor ama bir türlü bırakamıyor. Arkadaşım çok üzülüyor ayaklarına yapışıyor ne olur bana kartları ver diye dedi. Hastalık bu düşmanıma vermesin bu dedi ve daha neler anlattı. Eşi komşuya söylemişsin diye kızar o yüzden benden duyduğunuzu söylemeden arkadaşım ile görüşün dedi. Arkadaşı ile konuştu ve bizi buluşturacağını söyledi ve ayrıldık oradan. Aslında hem üzüldük hem de halkımızın bu kadar çaresiz olması ve bizim onlara umut olacağımıza olan inancımız bilincimiz bizi daha da güçlendirdi.
Yine Duisburg'da kapısını çaldığımız bir esnaf kadın da nasıl yardımcı olabilirim size dedi. Alman devleti size izin verir mi? diye sordu. Bizde yasal işlemlerimizi yaptığımızı ama biz yapmamız gerekeni yapıyoruz diye bakıyoruz diye anlattık. Ama onlar engel olmak için ellerinden geleni yaparlar dedi. Ama özellikle şu bölgeye bir bakın dedi otomat dolu ve hep genç dolu içleri. Çok iyi yapıyorsunuz çok dedi. Ne yapabilirsem benim yerim burası beni gelin bulun dedi. Gelirsiniz kurumumuza o insanlarla sohbet edersiniz örneğin o dahi bize gerekli dedik. Yapmam mı yaparım tabii bundan daha iyi bir hayır olur mu dedi. Yine gelin, açınca özellikle gelin dedi ve afişinizi de getirin asalım dedi.
Bunun gibi değişik şekilde anlatımları dinlediğimiz 18 kapı çaldık Duisburg'da bu hafta.
Wupertal'da kapısını çaldığımız bir doktor ile röportaj havasında bir görüşme yaptık. Doktor seçtiğiniz şehir tam yerinde olmuş diyerek konuya girdi ve Türkiyeliler için böyle bir mücadele merkezi hiç yok ve çok büyük bir eksik dedi. Aynı zamanda Alman devleti böyle bir kurumu açamaz ve sizin gibi de mücadele etmez ki size onlarca sorun çıkarmaya çalışacaklar buna hazırlıklı olun dedi. Bize değişik eğitimler verebileceğini söyledi. Eğitim belgeleri veririm bir aylık eğitimler ile birçok konuda bilgili olursunuz dedi. Uyuşturucu kullanan kişiyi iyi tanımak ve ona göre bir yol çizmek ona güvenmek, sevmek bunların önemli olduğunu ve bunu Almanya'daki kurumların başaramadığını anlattı. Yapabileceğim her konuda yardımcı olurum seminerler veririm dedi.
Aynı zamanda kurumunuz içinde meslek dersleri de verin onları mesleğe kavuşturursanız gelecek de başlamalarını engelleyici bir etkisi olacağını anlattı.
Wupertal'da 30 kapıda mücadelemizin başlangıcı anlatıldı ve destekleri istendi.
Hagen'de çaldığımız kapılarda esnaflarımızdan öneriler geldi. Bu projenin altından tek başınıza kalkmanız mümkün değil denildi. O insanlar orada parasız ne yapabilir kurumunuzun ayakta kalması içinde bizim desteğinize ihtiyacınız var diyerek bu konuda yardımcı olabileceğini söyledi.
Yine Hagen pazarında 50 adet bildiri dağıtıldı. İnsanlar yerin ve ne zaman açılacağını sordu ve yanımızda olduklarını söylediler.
Köln'de kahve çalışmalarında insanlar heyecanla karşıladı Mücadele merkezimizi. Ne zaman işleve gireceğini çevrelerinde tanıdıkları olduğunu bize yönlendireceklerini söyledi.
Yine Köln'de bağımlı olan bir kişi ne zaman açılacak bende geleceğim yardımcı olurum. Ben nasıl uyuşturucuya başlanıldığını biliyorum o konuda yardımımda olur dedi. Direk kendini değil de diğer insanları düşünüyordu insanın içini acıtan ama ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor bize.
Köln'de kapı çalışması ve kahvehanelerde 50 adet bildiri dağıtımı yapıldı.
Kapı çalmak çok önemli gerçekten her kapıda hüzün, acı, umut ve çözüm isteyen eller var. Ama bize güven duyarlarsa anlatacaklar, ama kimisi artık çok zor durumda ve güvenden başka çaresi olmayanlar var. Biz o kapıları çalmalı ve bulmalıyız.
Her kişi günde iki kapı ayda 60 kapı eder. 60 kapı yüzlerce insan demektir. Bir yılda Almanya'da on binlerce İnsanımıza Ulaşmış Olacağız!

Sorunlar halkımızın evlerinin içinde, çözümlerde onlarda, umut da onlarda. Çünkü biz halkımız ile bir bütünüz, birlikte çözeceğiz. Çünkü onlar umutlarını kaybetmiyor, yeter ki bir kapı açalım onlara!

AKP’nin eli kanlı katil polisleri 29 Ekim akşam saat 18:00 sıralarında Okmeydanı’ndan halktan bir kişiyi çevirip üstünü arayıp GBT yapmak istemiştir. Cepheliler bu durum karşısında katilleri sloganlarla taşlarla şişelerle mahalleden kovmuşlardır. Katiller birkaç gündür Okmeydanı’ndan oturan çocuklara ahlaksızca küfürler ederek nerde o boya şişelerini atanlar diyerek çocukları tartaklamışlardır. Katiller iyi biliyorsunuz ki BURASI OKMEYDANI!  Burada öyle ellerinizi kollarınızı sallayarak gezemezsiniz bu mahalleler bizimdir, buraları size dar ederiz, kaçacak delik ararsınız tıpkı bugün yaptığınız gibi sadece 2 şişe sizi koşarak o tenekenizin içine sokmaya yetmiştir. Ama yine de mahallenin şahanlarının şiddetinden kurtulamadınız, şişeler tam da hedefini buldu. Tekrardan söylüyoruz bu mahallelerde öyle rahat dolaşmanıza asla izin vermeyeceğiz. Korkun halk düşmanları her yerde karşınıza çıkacağız belki bugünkü sadece bir şişeydi peki ya yarın... Bazen bir şişe bazen bir taş bazen bir slogan ama sizi asla cevapsız bırakmayacağız son Cepheli kalsa dahi.

OKMEYDANI HALK CEPHESİ

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın emekleri, onurları için sürdürdükleri direnişe Berlin’de yapılan eylemlerle bir kez daha destek verildi. Daha önce açıklanan takvimde belirtildiği gibi 29 Ekim Pazar akşamı Kottbüsser Tor’da bir eylem gerçekleştirildi. Saat 17.00’de başlatılan eylemde Almanca-Türkçe "İşimizi Geri İstiyoruz Nuriye Gülmen Ve Semih Özakça Yalnız Değildir" pankartı açıldı. Dövizlerin de açıldığı eylemde Yüksel direnişine dair bildiriler dağıtıldı. Coşkulu geçen eylemde Grup Yorum türküleriyle halaylar da çekildi. "Her Yer Yüksel Her Yer Direniş, Yaşasın Açlık Grevi Direnişimiz, Emekçiyiz Haklıyız Kazanacağız, Nuriye Gülmen Ve Semih Özakça Yalnız Değildir" sloganları Almanca ve Türkçe atıldı.

Bir saatlik eylem saat 18.00’de yine sloganlar haykırılarak bitirildi.

Berlin’deki hapishanede faşist bir alman kadının saldırısına uğrayan özgür tutsak Gülaferit Ünsal’la dayanışma amacıyla bir eylem gerçekleştirildi. Bazı Alman kurumları ile birlikte Berlin Halk Cephesi’nin birlikte organize ettiği eylemde, "Gülaferit Ünsal’la Dayanışma" ve "Gülaferit Ünsal’a Özgürlük" pankartları taşındı. 28 Ekim Cumartesi günü yapılan eylemde kitle saat 18.00’de Frankfurter Allee Uban durağında bir araya geldi. Buradan da pankartlar ve kızıl bayraklar açılarak Gülaferit Ünsal’ın kaldığı hapishaneye yüründü. Ana cadde kapatılarak yapılan yürüyüşte Almanca-Türkçe dayanışma sloganları atıldı, marşlar söylendi. Hapishane önüne gelindiğinde de çeşitli konuşmalar yapıldı. Dev-Gençliler adına yapılan konuşmada bunun faşist politikaların bir sonucu olduğu söylendi ve Musa Asoğlu başta olmak üzere Avrupa’da tutsak olan devrimcilerin yaşadıklarına değinildi.
Konuşmalar sırasında özgür tutsak Gülaferit Ünsal’da telefonla kitleyi arayarak saldırıya ve eyleme dair düşüncelerini paylaştı. Dayanışma sloganlarıyla ve büyük bir coşkuyla karşılanan telefon görüşmesi de Almancaya çevrilerek kitleye duyuruldu. Telefon konuşmasından sonra da yürüyüşe devam edilerek sloganlarla eylemin başladığı yere dönüldü. Grup Yorum marşlarının da söylendiği yürüyüş 20.00’de bitirilirken faşist politikalara karşı dayanıma içinde kalınacağı vurgulandı.

Eyleme 70 kişi katıldı.


Sovyetler Birliğin’inde çocukların ilk yaş günü geleneksel olarak kutlanan bir gelenekti. Vatanına, halkına sevdiklerine layık bir evlat olması dilenirmiş. Bizde sosyalizmin bu değerinden ve 2000 ölüm orucu şehidimiz Fatma Hülya Tumgan´ımızın dediği gibi " Elimizde büyüyen çocuklarımızın, elimizi bırakıp önümüze geçen, yol göstericilerimiz olduğu bir dünya yaşanılasıdır" sözünden yola çıkarak; çocuklarımız bir yaşına girdiğinde onların ilk yaş günlerini "ailemize hoş geldin" diyerek kutluyoruz. Bu vesile ile 29 Ekim pazar günü Kuzey’imizin 1 yaşına girişini kutladık. Mannheim Halk Cephesi´nin eylemlerinin en minik katılımcısı olan gördüğü her çift göze dolu dolu gülümsemeyle cevap veren Kuzey’imizin, ailesine verilen çiçekten sonra büyüdüğünde kendisine verilmesi için olan mektup okundu ve ailesine teslim edildi. Aynı zamanda Kuzey’imiz için ailesinin kurbanı dağıtıldı. Çocukların sabırsızlıkla beklediği doğum günü pastası dağıtılırken, Kuzey´in doğumdan bugüne olan sinevizyon gösterimi yapıldı. Çekilen halaylar ve sohbetlerle kutlama tamamlandı.





Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.