‘Ufak Tefek Beyni’ İle Halkı
Kandırmaya Çalışan Bakan Özhaseki’nin Mahallemiz Üzerine Yaptığı Açıklamaya
Cevap Veriyoruz
Çevre Şehircilik Bakanı Özhaseki 25.10.2017 tarihinde Sultan Ahmet’teki
İstanbul Tapu Kadastro bölge müdürlüğü binasında bir basın toplantısı
düzenledi. Bu toplantıda Bakan Özhaseki, CumhurBaşkanı Tayyip Erdoğan’nın ‘İstanbul’a
İhanet Ettik, bende Sorumluyum’ söyleminin üzerine başlayan tartışmaların
üzerine bir açıklama yaparak İstanbul’un siluetini gecekonduların bozduğunu
söyledikten sonra mahallemizle ilgili bir açıklamada bulundu. Mahallemiz halk
tarafından küçükarmutlu olarak bilinmekte ama resmi ismi ile FSM olarak
Geçmektedir. Bakan Özhasekinin yaptığı açıklama ’da bizi ilgilendiren
kısımlarının tamamına ‘Kentsel Dönüşüme Karşı Halk Komisyonu’ olarak cevap
veriyoruz.
Bakan Özhasekinin söylediği:
90’lı yıllara kadar devam eden müthiş bir göç dalgası vardı. Bu göç
dalgası sırasında kimler belediye başkanıydı ? Bugün durmadan Cumhurbaşkanını
eleştiren, diline dolayan, bu yiğitçe sözünü ikide bir değişik manalarda
kullanan ana muhalefet partisinin temsilcileri bir dönüp kendilerine baksınlar.
Öğrenciliğim burda geçti. İstanbul’dan hiç kopmadım. CHP’nin burada
belediyecilik yaptığı dönemi çok iyi hatırlıyorum. İstanbul’a en büyük ihaneti onlar
yapmışlardır. Her tarafı kaçak yapıyla, gecekonduyla doldurmuşlardır. Gecekondu
masum bir şey. Ama plan yapmayarak, alt yapısını vermeyerek , ‘şuraları yapın’,
‘Allah kerim siz bizim adamımız olursunuz’. ‘Arka bahçemiz olursunuz’
mantığıyla yapılan işler bana göre İstanbul’a en büyük ihanettir. Son yıllarda
sadece siluete bakarak bu konuda bir özeleştiri yapan Cumhurbaşkanımıza söz
söylemek, CHP’nin haddi değildir.
Cevap Veriyoruz:
Evet 90 yılar özelikle ‘köyden, kente göç’ politikasının yoğun olarak
devlet tarafından işlendiği bir süreçti. Bizlerde o yıllarda devlet’in bu politikasından
etkilenerek yaşadığımız yerleri terk ederek buralara geldik. O dönem İstanbul’da
bu göç politasını karşılayacak sayıda konut yoktu. Baştan aşağı çarpıklıklarla
dolu olan ülkemizde malesef bu politikada çarpık olarak şekilenmişti. Yaşadığımız
barınma sorununu çözmek için arasında mahallemizinde olduğu bir çok yerde halk
tarafından ‘Gecekondular’ yapıldı. Normalde Sosyal Devlet’in karşılaması
gereken barınma hakkımızın devlet tarafından bu dönem karşılanmamasına karşı,
bizde kendi Barınma hakkımızı kendimizi karşıladık. Biz buraya geldiğimizde
burada evet elektirik,su,alt yapı sorunu yaşadık ve bunları sadece CHP
döneminde değil Tayip Erdoğan’nın Büyükşehir belediye başkanı olduğu dönemlerinde’
de yaşadık. Ve CHP’nin biz halk olarak arka bahçesi olmadık. Oda tıpkı sizin
gibi, halka düşman yüzü ile bizim gecekondularımıza onlarca kez saldırdı ve bir
çok gecekonduyu yıktı. Kimsenin arka bahçesi olamadık. Ezilen ve sömürülen bir
halk olarak yaşadık ve mahallemizin bütün sorunlarını halk olarak kendimiz
çözdük. Elektriğinden, suyuna, alt yapısına kadar her şeyi mahalle halkı olarak
kendi ellerimizle yaptık. Hala da sorunlarımızı kendimiz çözmeye devam
ediyoruz. İstanbullun silueti’ni tek
katlı Gecekondularla da bozulmadı. İstanbullun siluetini bozan
Gökdelenler,rezidanslar,AVM’lerdir. Bir mezar taşı gibi şehrin üzerine
çökmüştür bu yapılar. Şehrin silueti’ne bu kadar önem veriyor olsaydınız
sur’daki yıkımı gerçekleştirmemeniz gerekirdi. Koskoca bir tarihi, halk
külütürünü ve sur’un o estetik görünüşü sizin dozerlerinizle yıkıldı.
Bakan Özhasekinin söylediği:
Gündeminde yine olası İstanbul depremi vardı. Kentsel dönüşüm yasasıyla
istenilen hedefe ulaşılamadığını söyleyen Öz haseki yeni çıkaracakları yasayla
bina bazlı değil, bölge bazlı dönüşümü hayata geçireceklerini söyledi.
Özhaseki, ” Uygulamada gördüğümüz bazı aksaklıkları da tespit ederek, bundan
sonra daha iyiye gitmesi için bizim yeniden bir şekil almamız, yeniden bir mevzuat
oluşturmamız, yeni bir ortam sağlamamız, kesin ve gerekli görünüyor. Bina bazlı
yapımlarda biraz hızlı gitmiş işler. Yüzde 75’e yakın oranda yıkılmış. Ama
bölge bazlı asıl yapılması gereken işler ne yazık ki, çok başarılı olmamış.
İşte ortaya çıkan bu aksaklıkları giderecek şekilde bir yasa hazırladık.
Önümüzdeki günlerde ülke gündeminin önüne gelecek. Bizim hazırladığımız yasada
esas olan, bundan sonra bölge bazlı dönüşümdür. Yerinde dönüşüm esastır.
Depreme hazırlık yapacaksak, yerinde yapmak doğru. Herkesi aynı mahallesinde,
hatta mümkünse aynı sokağında değiştirebilmek ve dönüştürebilmek esastır
Cevap Veriyoruz:
Bina bazlı veya bölge bazlı dönüşüm olması bizim açımızdan belirleyici
bir şey değil. Söz konusu olan ‘‘dönşüm’ün’’kendisi zaten büyük bir sorun. Bu
biçimsel değişiklik sadece sizin daha fazla çıkarınıza yarayan ve inşat
tekellerinin elini dahada güçlendiren bir yasadan başka bir şey değildir. Bakan
özhasekinin’de dediği gibi ‘uygulamadaki bazı aksaklıkları’ ortandan
kaldırmaktan başka bir şey değildir. Yerinde dönüşüm diyorsunuz. Nedir bu
yerinde dönüşüm? kentsel dönüşümden
farkı nedir? Cevabını biz verelim, Sadece isimsel bir değişiklik uygulamada
aynı şey aslında. Bu göstermelik isim değişikliği ile düne kadar yapılan
Kentsel Dönüşümler’de halkın mağdur olduğu gerçeğinin üzeri kapatılmaya
çalışılıyor. O Kentsel Dönüşüm bu Yerinde Dönüşüm demekle olmuyor uygulamadaki
farkı gösterin. Hiç bir fark yok uygulamada. Sonuç aynı halkın yaşadığı evlere
göz dikildiği gerçeği. Halkı aptal yerine koymaktan vaz geçin. Karşınızda
aptallar ordusu yoktur. Herkesi mümkünse aynı mahallesinde dönüştürülecekmiş.
Ne karşılığında aynı mahallede dönüştürüyorsunuz? Halka ev dağıtmak hoşunuza
gidiyor herhâlde? Galiba 15 yıllık iktidarınız dönemizde aklınıza gelmeyen Devletin
Sosyal oluşu şimdi aklınıza geldi ve bol keseden herkesin evini yeniliyorsunuz.
Söylediklerinize çocuklar bile güler armutlu ’da. İstanbul Depremine hazırlık
yapılacaksa’da 500 üzerindeki Toplanma Alanının neden 50 küsürlere düştüğünü
açıklayın. Gidin ve bu zamana kadar peşkeş çektiğiniz inşaat tekellerinin
elinden bu arazileri alın. Üzerine yapılan rezidansları, gökdelenleri, avmleri
yıkarak buralarda toplanma alanları açın. Deprem fonu olarak bilinen bu fonun
nerede kimlerin kasasında olduğunu açıklayın. Koskoca Devlet’in Van depreminde
düştüğü acizliğin nedenini açıklayın. Bizim mahallemiz zemin olarak depreme en
dayanıklı olan mahallelerden biridir. Biz bunu İstanbul depreminde gördük.
Ayrıca bizim mahallemizde evler 1 ve 2 katlıdır. Bunun depremde büyük bir
avantaj olduğunu bir çocuğa sorsanız bilir. Bizim mahallemizin nerdeyse her
sokağında bir boş alan var ‘toplanma alanı’ olarak kullanabileceğimiz.
Bakan Özhasekin’nin söylediği:
Her evi yıkılan vatandaşı mutlaka ev sahibi yapacaklarını söyleyen
Bakan Özhaseki, Sarıyer Fatih Sultan Mehmet Mahallesi için alınan bölge bazlı
dönüşüm kararını örnek gösterdi. Mahallenin 1.4 Milyon metrekarelik bir alan
üzerinde 7500 konut olduğunu ve bölgenin mülkiyetinin İBB ile İTÜ’de olduğunu
hatırlatan Bakan Özhaseki, ” Aşırı örgütler devreye girerek vatandaşları
sıkıştırıp parayla satmışlar. Vatandaş da gelmiş kendi halinde evini yapmış
oraya. Her masum vatandaşın yapabileceği bir şey. Ama bu vatandaşların elinden
paraları almışlar.
Cevap veriyoruz:
Her Evi yıkılan vatandaşa ne karşılığında ev veriyorsunuz? Babınızın
malından paymı veriyorsunuz da lütfeder gibi konuşuyorsunuz. Babanızın malından
bize ev vermeyin Sağ olun. Biz evimizi mevcut hali ile kalmasını gerekiyorsa
sadece güçlendirme yapılmasını bir zahmet birde tapularımızı istiyoruz. Bu
bölgenin arazisinin İBB ve İTÜ’ye ait olduğunu söylüyorsunuz. Hayır, bu
topraklar bizim toprağımız. Siz bilmem ne kadarlık koltuklarınızda kıçınızın
üzerinde keyif çatarken. Bu toprakların üzerinde bizim kanımız aktı. Bu toprağın
her karışı için biz can verdik. Hem sizin yasalarınız değil mi? 20 yıl hazine
malı üzerinde yaşamış olanlara tapu hakkı doğuyor diyen? Biz 30 yıldır
buradayız. Tabi siz de haklısınız bu yasalar paspasınız olmuş durumda işinize
geldiği zaman kullandığınız işinize gelmediği zaman rafa kaldırdığınız. Buralarda ‘Aşırı Örgütler’ satmadı bize.
Buralara kendimiz yerleştik. O zamanlar arazi mafyası ve devlet kol, kola
geziyordu ve onlar buraları satmaya çalışıyordu. Biz buna karşı çıktığımız ve
para vermeden burada gecekondular yaptığımız içinse polis ve arazi mafyasının
ortak saldırısına maruz kaldık. arazi mafyasına karşı mahalle halkı olarak
mücadele edip buradan attık. Nedense arazi mafyası mahalleden atıldıktan sonra
Devlet’in kolluk gücü, vatanı işgalcilerden kurtarır edasında mahalle halkına
yönelik onlarca operasyon düzenledi. Bu operasyonların birisinde Barınma
hakkını karşılamak için yaptığı gecekondusunu savunan Hüsnü İşeri katledildi.
Bakan Özhasekin’nin söylediği:
‘Şimdi orası bir dönüşüme giriyor. Yerinde dönüşüm olacak. Vatandaşa o
mahallesinde altyapısı düzgün, mükemmel bir mahallede tek tek evler verilecek’
Cevap Veriyoruz:
Hemen kararı da nasıl vermişsiniz ‘orası dönüşüme gidiyor’ diyorsunuz. Sordunuz
mu bize armutlu halkı olarak bu dönüşümü isteyip istemediğimizi. Böyle bir
dönüşüme ihtiyacımız olduğunu kime sordunuzda karar aldınız? Tabi ne gerek var
demi efendim. Sizler var olun bizim yerimize ne de güzel çıkarsızca düşünüyorsunuz.
Buraların inşaat tekellerine peş çekilmesine karşı nasılda kendiniz düşünüp
karar almışsınız, Teşekkür ederiz. Ha birde alt yapısı düzgün evler
verecekmişsiniz. Biliriz alt yapıya ne kadar önem verdiğinizi. Her sağanak
yağıştan sonra görürüz bu gerçeği. Irmağa dönüşen caddeler, göle dönüşen alt
geçitler, havuza dönüşen evler halkı çıkarsız nasıl da düşündüğünüzün ispatıdır.
Bizim alt yapı sorunumuzu bu kadar önemsiyordunuz 15 yıldır iktidardasınız
neden bu zamana kadar bu sorunu çözmediniz şimdi vaatler verme peşindesiniz. ‘Mükemmel
bir mahallede tek tek evler’ verecekmişsiniz. Sizin Armutlunun fotoğraflarına
bile bakmadığınız bu sözlerinizden anlaşılıyor. Bizim mahallemiz zaten mükemmel
bir mahalle. İstanbul’un hiç bir yerinde olmayan güzelliklerle dolu. Sokaklarımız
meyve ağaçları ile dolu. Neredeyse her evin bir bahçesi var. Yani anlayacağınız bu mahallede çocuklarımızın
ayağı toprağa basıyor, betona değil. Nefes alabiliyoruz biz bu mahallede. Bir
tabut değil burası yani anlayacağınız. En önemlisinde burada Türkü, Kürdü, Alevisin,
Sünni’si ile büyük bir aileyiz.
Bakan Özhasekinin Söylediği:
Bir başka yere taşımak söz konusu değil. Burada devlet katkısı olacak.
Evi daha küçükse daha büyüğünü istiyorsa veya değerlenme neticesinde ufak tefek
de olsa, ödeyebileceği miktarda borçlanma çıkabilir. Bunu söylerken de korkarak
söylüyorum çünkü yarın yine bizim siyasilerimiz ortaya çıkacaklar, ‘vatandaştan
yüz binlerce lira alacaklar’, ‘kandıracaklar’, ‘mahvedecekler’ gibi beyanatlar
verecekler. O mahallede bir kentsel dönüşüm başlayacak. O mahallede oturan
bütün vatandaşlarımıza o mahalleden ev vereceğiz. Evi kaç metre kareyse, o
kadar metrekare. Değerlenme neticesinde ödemekte asla güçlük çekmeyeceği küçük
rakamlar çıkarsa, onları da kendileriyle tek tek konuşup helalleşeceğiz.
Helalleşmediğimiz bir tek Allah’ın kulu kalmayacak. Bunu net olarak söylüyorum.
Bu söylediklerim bizim senedimizdir.
Cevap Veriyoruz:
Bir Başka Yere taşınmak isteyen kim? Mahalle halkı mahallesinde
yaşamaya devam edecek diyorsunuz. Biz evlerimiz mevcut hali ile kalsın istiyoruz.
Devlet’in de halka katkısı olsun istiyorsanız eğer, halkın yaşadığı evlere göz
dikmekten vaz geçin. Halkın şuanda yasal olarak hakkı olan tapularını verin
yeterli. Bizim evlerimizin metrekaresi zaten asgari ölçekte bir ailenin yaşayabileceği
kadar. Öyle dar falan değil, hatta evlerimizin önünde ekip biçtiğimiz
bahçelerimiz bile var. Tabi bunu söyledikten sonra esas niyetinizi dile
getiriyorsunuz. Neymiş halk ‘Ufak Tefek Borçlanacakmış’. Nedir bu ufak tefekten
kastınız? Ne kadar ufak mesela? Asgari ücretle halk yaşamını devam ettiremez
durumdayken, bu ‘ufak tefek’ dediğiniz
borcu halk nasıl ödeyecek? Tabi ‘kira öder gibi’ demi. Hem geleceksiniz
evlerimizi yıkacaksınız, hem bizim arazimiz üzerine rezidanslar yapıp buraları pazarlayacaksınız.
Hem de bizi ‘Kira Öder’ gibi ev sahibi yapacaksınız. Bakan Özhaseki O ‘Ufak
Tefek’ beyninle halkı kandırmaya çalışma gülünç duruma düşüyorsun. Birde
çıkacak ‘‘Vatandaşı kandıracaklar, Mahvedecekler, Yüzbinlerce lira borçlandıracaklar’’
demesinler diyerek eleştirilerin önünü şimdiden kapatmaya çalışıyorsun. Peki,
bunlar olamayacakta ne olacak? Bu zaman kadar yapılan ‘dönüşüm’ projelerinizde
neler yaşadığı açık bir şekilde ortada durmaktadır. Halkın elindeki evleri
elinden alıp ‘Kentsel dönüşüm’ projesi ile yıktınız. Daha sonra ise vatandaşı
borç batağına soktunuz. Ödemeyi gerçekleştiremeyen insanların elinden de
evlerini tekrardan alıp, halkı kapı önüne koydunuz. Bu kadar hayırsever bir
Bakan’sanız eğer, gidin ‘Mahvettiğiniz, Yüzbinlerce lira borçlandırdığınız’
vatandaşların borçlarını silin, o insanların evlerini verin. ‘Helalleşmediğiniz tek bir Allah’ın kulu
kalmayacakmış’ evet ölünün arkasından helallik alınır. Ama bizim ölmeye
niyetimiz yoktur. Bunun içinse size söyleyeceğimiz tek bir şey var boşuna hayal
kuruyor projeler hazırlıyorsunuz.’ Söylediklerimiz senetimiz’ diyorsun. Bu
senetin sağlamlığını Sur ’da yıkılan evinin üzerine çadır kurup yaşamaya
çalışan halktan, ‘Kira Öder’ gibi evsiz bıraktığınız binlerce insandan
görüyoruz.
Sonuç olarak biz Armutlu halkı
olarak istediğimiz:
Ne ‘kentsel dönüşüm’ nede ‘Yerinde Dönüşüm’. Biz evlerimizin mevcut
hali ile kalmasını ve tapularını istiyoruz. Eğer ihtiyaç duyarsak evlerimizi
güçlendirmeyi biz kendimiz yaparız.
Armutlu Kentsel Dönüşüme Karşı
Halk Komisyonu