Mayıs 2018

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli


ELVEDA MAWDA BEBEK*
Belçika'da 16 Mayıs günü polis kurşunu ile hayatını kaybeden Mawda bebek 30 Mayıs günü Belçika'nın başkenti Brüksel'de toprağa verildi. Cenazesine binlerce insan katıldı. Halk cephesi olarak cenazeye biz de katıldık. Küçücük mezarını gördük. Henüz daha neler olduğunu bile kavrayamayacak yaştaki Mawda'ya çok benzeyen Mawda'nın ağabeyini öptük.
Üzgünüz Mawda bebek.
"Güzel günler göreceğiz
Güneşli güzel günler
Motorları maviliklere süreceğiz"  demiştik.
Ama sözümüzü tutamadık.
YÜREĞİMİZ KAN AĞLIYOR. ÇOK ÜZGÜNÜZ.
Ama çocukların ölmediği dünyayı kuracağız.
Her gün önlenebilir hastalıklardan dolayı ölen 22000 bebekten biri olmaman için yollara koyuldu Annen Baban belki ama olmadı... 22000 bebeğin katilleri senin yaşamana burada da izin vermedi.
Emperyalizmi yeryüzünden silmedikçe daha çok 22000'lerin öleceğini ve daha çok Mawda bebeklerin katledileceğini biliyoruz.
Söz olsun sana Mawda bebek! Bu canımız bu tende oldukça seni unutmayacağız. Emperyalizmi yeryüzünden silene kadar mücadelemiz hiç bitmeyecek.
ELVEDA MAWDA BEBEK!
KAHROLSUN İNSANLIK DÜŞMANI EMPERYALİZM.
* Mawda 2 yaşında bir bebek. Iraklı Kürt bir ailenin iki çocuğundan biri. Daha iyi bir hayat hayalinin peşinden koşuyordu ailesi. Ve İngiltere'ye kaçak yollardan geçmek için bindiler içi kaçak dolu minübüse. Sonrasında polis takibi başlar ve kovalamaca bir süre devam eder. Polis dur demesine insan kaçakçısı şoför aldırmaz ve kaçar. Polis içi kaçak göçmen ile dolu olduğunu bildiği halde sözüm ona minübüsü durdurmak için ateş eder. Polisin sıktığı kurşun dünya ile henüz zihinsel bağ bile kuramayacak kadar küçük yaşta olan Mawda'nın canını alır. Üstelik kovalamaca uzun sürünce içerde bulunan diğer göçmenlerden biri arka camı kırar ve elindeki bebeği gösterir. Yani arabada bebek var demek ister. İşte buna rağmen ateş edip katlettiler Mawda'yı. Katlettikten sonra duran minübüsten inen yolculara da silah doğrultan polis Annenin çaresiz yalvarmalarına bile aldırış etmedi. Bebeği annenin elinden alıp geç gelen ambulansa bindiren polis anneyi kelepçeleyip nezarete atar. Anne evladının öldüğünü ancak ertesi gün öğrenebilir. (avukatları ve anne babasının anlatımlarından)








17 Nisan’dan beridir Oturum davasının görüleceği mahkeme binasının önünde oturma eylemi yapan Cahit Zorel 40.ve 41. gününde de saat 11.00-14.00 arası bildirilerini dağıttı, insanlara direnişini anlattı. Gelen direniş dostları ile sohbetler edildi. Ve Belçika'da polisin katlettiği Mawda bebeğin cenaze törenine çağrı yapıldı. Cahit Zorel sosyal medya üzerinden yaptığı canlı yayın ile cenaze törenine çağrı yaptı. Emperyalizmin dünyayı mahkum ettiği açlık ve önlenebilir hastalıklar yüzünden hergün ölen 22000 bebekten bahsettiği açıklamasında "Emperyalizme karşı mücadele etmek suç değil görevdir Ve dünyanın en onurlu işidir" dedi.










Haberciyim gazeteciyim palavralarıyla
AKP’nin uşaklığını yapan sabah gazetesi yine bir yalanla ortaya çıktı sözde Gazi Mahallesi’nde polis huzuru sağlamış.
18 yaşındaki sıla Abalay’ı katleden katil polis mi bu ülkede huzuru sağlamış yoksa on beşinde Berkin’imizi katleden katil polis mi bu ülkede huzuru refahı sağlamış polis aracının içinde bir kadına tecavüz eden alçak zihniyet nasıl bu ülkenin güvenliğini sağlayabilir!
Sabah gazetesinin de zihniyeti bu sapık alçakça zihniyetle birdir...
Hasan Ferit gedik kimdir?
Onun adına açılmış bir tedavi merkezi nasıl bir karargah olabilir?
HASAN FERİT GEDİK uyuşturucu çetelerine karşı bu devletin yapamadığını yapmıştır çetelere karşı mahallesini savunurken onurlu bir şekilde şehit düşmüştür!
Ya siz?
Siz bu ülkenin kara lekesi vatan haini olarak Halkın adaletinin karşısında kendinizi bulacaksınız sizi getirdiğiniz pisliklerinizle beraber çıktığınız o bataklığa geri gömeceğiz!
Gazi Faşizme Mezar Olacak!
Yaşasın Haklı Ve Onurlu Mücadelemiz!
Yaşasın Halkın Adaleti!
Alibeyköy Halk Cephesi



17 yıldır Belçika`da yaşayan Cahit Zorel oturum hakkından mahrum.
Bunun nedeni düşünceleri.
Sözü edilen tüm haklar emekçilerin kanı, canı pahasına elde ettiği ve bedeli ödenmiş haklardır.
„Demokrasinin beşiği“ Avrupa`da yasalar burjuvazinin çıkarları içindir. Belçika devleti için çıkarlar söz konusu olduğunda yasaların ve Hakkın hiçbir önemi yoktur.
Aygün kardeşlerin cenazelerinin 2 yıl boyunca morg da bekletilip ailelerine verilmemesi, halka olan düşmanlıklarındandır.
Düşünceler; yani o çok sözü edilen ``özgür düşünceler`` kimin çıkarına hizmet etmeli ki, özgür olabilsinler?
Mesela; demokratik emperyalizm diyebilirsiniz, Avrupa normları, modern batı, özgür seçimler, her türlü sapkınlıkta önünüz sonuna kadar açık. Lakin konser bileti satamazsınız ``özgür Avrupa``da, ırkçılığa karsı mücadele edemezsiniz, yürüyüş dergisi satamazsınız, festival düzenleyemezsiniz. Tüm demokratik Haklarınız devrimci kimliğinizle birlikte Hak olmaktan çıkıp suç haline getiriliyor.
Alman faşizmi 2. emperyalist paylaşım savaşında 50 milyon insanın canına kıydı. Faşizmin nasıl insanlık dışı bir sistem olduğunu görüyoruz. Almanya`da bir devrimci Türkiye faşizmine karsı mücadele ettiği için ``dünyanın güvenliğini ``tehdit edebiliyor. Dünyanın güvenliğinden kasıt ise; Tekelci burjuvazinin emek sömürüsü ve insan kanı üzerine oturttukları çıkarlarıdır. Tek yasa bu.
Devrimci olmak neden suç?
Suç!
Çünkü Che`nin dediği gibi bu ``Haydut``lar Libya`yı yakıp yıkarken, Suriye`yi yağmalarken, Irak`ta 1.5 milyon insanı katlederken, Afganistan`ı bombalarken ve daha yüzlercesi ile bu katliam ve talanın önünde kimsenin durmasını istemezler.
Lakin bu dünyada devrimciler var. Bundandır ki, devrimciler söz konusu olduğunda tüm demokratik hak ve özgürlükler, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü ortadan kalkar.
Adaletsizliğin olduğu yerde direnmek en meşru haktır.
Cahit Zorel Yalnız Değildir!
Cahit Zorel`in Oturum Hakkı Verilsin!
İsviçre Halk Cephesi



Zulüm varsa
Direniş de olacaktır…
Hakkında verilmiş bulunan hükmün dolmuş olmasına rağmen tahliye edilmeyen ve Türkiye faşizmine iade edilmek istenen devrimci tutsak Erdoğan Çakır süresiz açlık grevine başladı.
Ailesine yolladığı mektup ile 28 Mayıs ta açlık grevine başladığını açıklayan Erdoğan Çakır; hakkında başlatılan iade işleminin durdurulmasını, keyfi tutsaklığının son bulması ve derhal serbest bırakılmasını, son olaraktan devrimciliğin suç değil görev olduğunu vurguluyor.
Erdoğan Çakır 14 Mayıs tarihinde hükmünü doldurduğu hapishaneden bir başka hapishaneye sevk edildi. 31 Mayıs günü serbest bırakılması için görülen mahkeme tutsaklığının devamına karar verdi.
Duyuru
Hepimiz Birimiz Birimiz Hepimiz İçin
Erdoğan Çakır’ı Fransız Emperyalizminin Elinden DAYANIŞMAMIZLA Alacağız
Herkesi Tutsağımızla Dayanışmaya Çağırıyoruz...
Herkesin, hepimizin yapabileceği bir şey mutlaka vardır,
Telefonlarımızla, çekeceğimiz fakslarımızla, destek eylemlerimizle yoldaşımızın tahliyesini isteyelim; hapishane idaresinin telefon ve faksını kilitleyelim... Şimdi dayanışmanın gücünü gösterme zamanı,
Emperyalizm bizi yenemez biliyoruz, bir kez daha irademizi sınıyor. Ama bu muharebeyi de kazanacağız...
Tutsağımızı emperyalistlerin elinden çekip alacağız...
Maisin d Arret de Chalons en Champagne
TLF:  03 26 65 17 87
Fax:  03 26 65 90 97


“Kapitalizm, direnen ve bedel ödemeyi göze almış tek bir insan karşısında yenilmeye mahkumdur!”

Gülaferit ve Dayanışma Grubu 31 Mayıs Perşembe günü saat 13 ile 14 arasında Berlin BAMF (Federal Göç ve Mülteciler Dairesi) önünde gösteri yaptı.

Eylemde yine Gülaferit’e Özgürlük pankartı ve Gülaferitin taleplerinin olduğu dövizler açıldı.
Bu pankart, Gülaferit hapisnedeyken gösterilerde kullanılan pankart.
Dayanışma Grubu, Gülaferit halen özgürlüğüne kavuşmadığı için sembolik olarak aynı pankartı kullanmaya devam ediyor.

Bir saatlik süre içinde bildiriler dağıtıldı, yoldan geçenlere neden eylem yapıldığına dair bilgilendirme yapıldı.
İranlı bir tercüman eyleme destek vererek yardımcı olmak istediğini bildirdi.

Berlin’de yayın yapan feminist bir radyo Gülaferit’le röportaj yaptı. Gülaferit neden eylem yaptığını, taleplerini anlattı. Radyo Gülaferit’le daha uzun bir röportaj yaparak, Gülaferit’in sesini daha geniş kesimlere taşımak  istediklerini ve dayanışma içinde olduklarını bildirdi. 

30 Mayıs’da Almanya’nın günlük gazetelerinden “Taz”da Gülaferitle ilgili bir makale yayınlandı. Makalede Gülaferit’in yaşadığı sorunlar anlatıldı. İnsani bir çözüm talep edildi.

Gelecek hafta da Gülaferit gazete ve radyo röpartajlarıyla, Alman devleti ve kurumları tarafından üzerinde oluşturulan politik baskıyı  teşhir etmeye, daha geniş kesimlere ulaşmaya devam edecek.

The Voice Refugee Forum” Mülticilerin Sesi anlamına gelen bu internet sitesinde Almanca ve İngilizce olarak Gülaferit’in açıklamasına  yer verilip ve uluslararası dayanışma çağrısı yapıldı.
Berlin’de Gülaferit üzerinde baskı uygulan kurumlar hakkında şikayette bulunacakları bildirildi.

Ayrıca Gülaferit  Amnesty International“ başvura yaparak, üzerinde uygulanan politik baskıya karşı harekete geçmelerini istedi.

Gülaferit ve dayanışma grubu 4 ve 6 Haziran Pazartesi ve Çarşamba günleri 13 ile 14 arasında Berlin
Parlementosu önünde eylemlerini devam ettirecek.
Adres:
Berlin Abgeordnetenhaus
Niederkirchner str.5
10117

Gülaferit yürüttüğü kampanya hakkında şu açıklamayı yaptı:

“Mülteciler ve göçmenler ilgili bütün Alman kurumları çürümüştür.
Bu çürümüşlüğün arkasında Alman devletinin kurumsallaşmış ırkçı politikaları vardır.
Alman devletinin ne kendi halkına ne de göçmenlere ve mültecilere yönelik hiçbir sosyal politikası yoktur.

129-b yasası antidemokratiktir.
Biz siyasi tutsaklara verilen bütün cezalar, yürütülen bütün soruşturmalar antidemokratiktir.
Bunun arkasında Alman devletinin Türkiye faşizmiyle işbirliği vardır.

Alman devleti tahliyemden sonrada bütün baskı yasalarını kullanarak, hapishanede olduğu gibi tecriti devam ettirmek istiyor.

Kapitalist sistem bu dünyada direnen tek bir insan bile kalsın istemiyor.
Bunun içinde her türlü baskı yöntemini devreye sokarak sonuç almak istiyor.
Bütün direnenleri tek tek tasfiye ve imha etmek istiyor.

Sesimizi kesmek ve bizi tecrit etmek istiyor.
Ama bunun bir önemi yok.

Hakları için sokağa çıkan tek bir insan,
O insanin elindeki tek bir döviz, tek bir pankart bile kapitalizmi, faşizmi rahatsız ediyor.
Çünkü emperyalist sistem o tek bir insanın şahsında, örgütlenebilecek milyonlarca emekçinin biriken öfkesini görüyor.

Tek bir insan,
tek bir pankart,
tek bir sloğan bile günümüz dünyasında yüksek bir politik mesaj içeriyor.

Direnişleriyle bizlere örnek olan Yüksel Direnişlerini, oturum hakkı için direnen Cahit Zorel’i
selamlıyorum.

En etkili dayanışma DİRENİŞTİR.

Kapitalizm, direnen ve bedel ödemeyi göze almış tek bir insan karşısında yenilmeye mahkumdur!.”




31.05.2018 SAAT 14:30'da Çayan Mahallesi Sokullu Caddesi üzerinde 150 adet Yürüyüş Dergisi mahalle esnafına ulaştırıldı. AKP’nin eli kanlı katil polislerinin baskıları ve tehditleri nafiledir, Yürüyüş Dergisi'ni her şart ve koşulda halkımıza ulaştırdık, yine ulaştırmaya devam edeceğiz. Bu baskı ve zulüm düzeni değil biz kazanacağız, çünkü biz meşru ve doğru olanız, biz; HALKIZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!





Baskıları, polis şiddetini ve aslında hapishanelerde ki baskıları, tecridi, işkenceleri dille getirmek için, Fransa’daki tutsakların sessi olan L’envolee programına katıldık. Bugüne kadar Türkiyeli devrimci tutsaklarını da yalnız bırakmayan L’envolee bir kez daha Erdoğan Çakır’ın son durumunu anlatmamız için misafir ettiler.
25 Mayıs Cuma günü saat 19 da başlayan radyo programına katılarak Erdoğan Çakır’ın iade davasını anlattık. Serbest kalmasına 3 gün kala iade davasının başlatıldığını, hiç bir meşruiyeti olmamasına rağmen halen tutsak tutulduğunu anlattık. Bu durumun masum olmadığını, Erdoğan Çakır bugüne kadar başeğmez bir tutsak olduğu için ve mücadeleye devam edeceğini açık açık ifade ettiği için bu baskılarla karşı karşıya olduğunu anlattık.
Diğer yandan program esnasında genel hatlarıyla hak gasplarından söz edildiğinde ve oturum hakkına değinen program sunucuları Belçika’da oturum hakkı için direnen Cahit Zorel’in direnişinden de bahsettik.
Son olaraksa Amerika’da yerli bir halkın direnişi esnasında bir polisi burduğu için müebbet ile yargılanan bir kadından bahseden radyo sunucuları Musa Aşoğlu’nun son durumuna ilişkin bilgi istediler. Ve Musa Aşoğlu’nun Amerika tarafından başına ödül koyularak arandığını vurguladılar.
Fransa Özgürlük Komitesi 


2015’ den beri Fransız emperyalizmi tarafından tutsak tutulan Erdoğan Çakır Türkiye’ye iade edilmek isteniyor.
Devrimcilik yaptığı için 2008-2013 yılları arasında Fransa’da yargılanan Erdoğan Çakır, bugün cezasının bitmesine ve çıkması gerektiğine rağmen SERBEST BIRAKILMIYOR.
Erdoğan Çakır « Serbest kaldığında ne yapacaksın » sorusuna « mücadeleyi devam edicim » dediği için bugün Fransız emperyalizmi tarafından serbest bırakılmıyor.
Türkiye faşizminin 2016 senesinde yaptığı iade talebini çıkmasına 3 gün kala haber verip işleme koyuyorlar.
48 saat içinde savcı ile görüşen ve 5 gün sonra mahkeme karşısına çıkarılan Erdoğan Çakır hukuksuzca iade edilmek isteniliyor. Çıkmasını engellemek için aceleyle yapılmış bir işlem var ortada, İade kararını işleme koyan memur yetkisi dışında bu işlemi başlatmış. Diğer yandan avukatını Savcı'ya ve hapishane ’ye bildirmesine rağmen, mahkeme tarihi aynı gün avukata bildirilmesi gerektiğine rağmen bekletiyorlar ve yine 3 gün kala mahkeme tarihini avukatına bildiriyorlar.
17 Mayıs, mahkeme günü, mahkemeye gelirken Erdoğan Çakır a zorla çıplak aramayı dayatıyorlar. Buna karşı geldiği için mahkemeye geç getiriliyor. Daha sonra mahkemeye gelen ailesi ive dostları onun mahkeme salonuna girdiğinde kalktıkları ve alkışladıkları için mahkeme salonundan atılıyorlar. Buna karşı Özgür Tutsak Erdoğan Çakır mahkeme heyetine sırtını dönüyor ve sorularına cevap vermeyi red ediyor.
Mahkeme heyeti kararını 14 Haziran'da açıklayacak.
Bunun ardından Erdoğan Çakır başka bir hapishane ’ye sevk edildi.
Devrimcilik Yapmak Suç Değildir!
Erdoğan Çakır’a Özgürlük!
Fransa Özgürlük Komitesi


Direnişin gıdası dayanışmadır. Dayanışma olunca DİRENENLER güçlenir. Dayanışma direneni yenilmez kılar. Hele ki dayanışma bir tutsaktan olunca... Devrimci tutsak Erdal GÖKOĞLU'NUN gönderdiği mektup bize dayanışmayı daha anlamlı kılıyor ve değerine değer katıyor.
Erdal Gökoğlu Onurumuzdur!
Seni Çok Seviyoruz!





Yunanistan’da Halk Cepheliler, 1 Haziran Cuma günü Atina’da yapılacak olan Grup yorum’la dayanışma konseri çalışmalarına devam ediyor.
Şehrin birçok bölgesinde afiş,pankart,kuşlama çalışmaları yapıldı. Ayrıca metro girişleri, kafeler ve sokaklarda yunanca grup yorumu anlatan ve konsere çağrı yapan bildiriler dağıtıldı. Konser çalışmaları, konser günü ve saatine kadar aynı coşkuyla devam edecek.






Mannheim ve çevresinde yozlaşmaya karşı mücadele veren ve insanlarımızı kendi değerleri etrafında bir araya getirmeye çalışan Mannheim Halk Meclisi 27 Mayıs Pazar günü bir halk pikniği gerçekleştirdi.
Çalışmaları uzun bir zamana yayılan ve son ana kadar süren piknik saat 14.00`da başladı. Yapılan hoş geldin konuşmasının ardından Avrupa`da yaşayan halkımızın sorunlarını ve Halk Meclislerinin bu sorunlara nasıl çözüm olacağını anlatan konuşmalar yapılarak; Halk Meclislerinin genel perspektifini aktaran bir açıklama okundu. Duisburg`ta açılan Uyuşturucuya Ve Kumara Karşı Mücadele Merkezi tanıtılarak destek çağrısında bulunuldu.
Yapılan konuşmalar ve okunan açıklamaların ardından ise çocuklarımıza yönelik yarışmalar ile piknik programı devam etti.
Yarışmaların ardından ise bir yandan halk türküleri okunurken diğer yandan yemekler yenildi. Yemeklerin yenmesinin ardından aramızda misafir olarak bulunan Nuriye-Semih eylemlerine ve Grup Yorum`a yönelik baskılara karşı verdiği destek ile tanıdığımız sanatçı dostumuz Lale Koçgün kısa bir müzik dinletisi gerçekleştirdi.
Beğeni ile karşılanan dinletiden sonra ise yine bir başka sanatçı dostumuz olan Zeynel Aba aldı sahnedeki yerini. Zeynel Aba`da söylediği birbirinden güzel türküler ve halay parçaları ile pikniğimize ayrı bir güzellik kattı.
Pikniğin sonlarına doğru yapılan yoğurt yarışması ve çekiliş ise pikniğimizin en eğlenceli ve heyecanlı anlarını oluşturmaktaydı.
Çocuklarımızın sen şakrak kahkahalar ile oynadığı, sağa sola koşturduğu, katılanların yüzünden tebessümün ve coşkunun hiç eksik olmadığı halk pikniği çekilen halaylar ile saat 20.00`da sona erdi.
350 kişinin katıldığı halk pikniğinde özgür tutsaklarımız için ayrıca bir stand açılırken devrimci tutsak Musa Aşoğlu ve Grup Yorum´da asılan pankartlar ve dağıtılan bildiriler ve yapılan konuşmalar ile yalnız bırakılmadı.
















Okmeydanı Halk Meclisi 'Halk Meclisi Halkın Evidir, Halkın Her Evi Halk Meclisi'dir' şiarıyla her hafta düzenli olarak düzenlediği toplantılarını sürdürüyor. Bu hafta ki toplantı üç kişilik bir ailenin huzurunda yapılarak gerçekleştirildi. 28 Mayıs pazartesi günü gerçekleştirilen toplantıya aile bireyleri de görüş ve önerilerini sundular. Ayrıca önümüzdeki günlerde hayata geçirilecek programlara da iştirak edeceklerini belirttiler. 2 Saat süren toplantıya toplam 8 kişi katılım sağladı.

Halk Meclisleri Gücümüzdür!

OKMEYDANI HALK MECLİSİ


Berlin’de Federal Adalet Bakanlığı’nın önünde yapılan eylemle devrimci tutsaklara özgürlük istendi.
Özgürlük Komitesi tarafından yapılan eylemde, Hamburg Hapishanesindeki devrimci tutsaklar Musa Aşoğlu ve Erdal Gökoğlu’nun serbest bırakılması istendi.
Saat 12.00’de başlayan eylemde “Devrimcilik yapmak suç değil görevdir Musa Aşoğlu ve Erdal Gökoğlu’na özgürlük” pankartı açıldı. Dövüzlerin de açıldığı eylemde bir saat boyunca sohbetlerle de hukuksuzluk insanlara anlatıldı.
Karşı kaldırımdan görüp gelerek bilgi alan bir Alman kadın Adalet Bakanlığın’da çalıştığını, biraz Türkçe bildiğini söyledi.
ABD emperyalizminin devrimcilerin başına ödüller koyduğundan da bahsedilen sohbetlerde devrimcilik yapmanın suç olmadığı anlatıldı.
Saat 13.00’de eylem bitirilirken Musa Aşoğlu ve Erdal Gökoğlu’nun mahkemelerine katılım çağrısı yapıldı.





Erdal Gökoğlu Belçika’da tutuklandığı 13 Kasım 2018 tarihinden beri emperyalizmin hapishanelerinde tutuluyor. Almanya emperyalizmin emri üzerine Belçika Liege şehrinde gözaltına alınıp tutuklanan Erdal Gökoğlu, emri yerine getirmek için hiç görülmemiş bir hızla çalışan iade mahkemesinin kararı sonucu Almanya’ya kaçırıldı. Erdal Gökoğlu kaçırıldığı günden beri Musa Asoğlu'nun da bulunduğu Hamburg hapishanesinde tutulmaktadır.
Erdal Gökoğlu vatanını yabancı tekellere peşkeş çeken, yoksul halka karşı zulüm işleyen faşizme karşı, ülkesinin zenginliklerini sömüren emperyalizme karşı yıllardır mücadele eden bir vatanseverdir. Erdal Gökoğlu, 10 devrimcinin katledildiği Ulucanlar katliamında direnen, 2000-2007 ölüm orucu direnişinde zorla müdahale sonucu Wernicke-Korsakoff hastası olan onurlu bir devrimcidir. Erdal Gökoğlu ağır bedeller ödemiş, ama devrim yürüyüşünden hiç vazgeçmemiş bir Cephelidir.
Alman emperyalizmi kendi tekelleri aracılığıyla Türkiye’de yaptığı yatırımları korumak için, dünyada sosyalizmin yeniden yükselmesini engellemek için devrimcilere her daim saldırmıştır. Musa Aşoğlu'dan sonra sayısız saldırıların son örneği de Erdal Gökoğlu davasıdır. Emperyalizm, Erdal Gökoğlu şahsında devrimciliği ve devrim mücadelesini kriminalize etmek istiyor. Buna izin vermeyelim!
Tüm Halk Cephelileri, ilerici, aydın, demokrat herkesi Erdal Gökoğlu'nu emperyalizmin mahkeme salonunda yalnız bırakmamaya, onu ve tüm devrimcileri sahiplenmeye çağırıyoruz.
Devrimcilik Yapmak Suç Değildir!
Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!
Kahrolsun Faşizm Ve Emperyalizm, Yaşasın Mücadelemiz!
Halkız Haklıyız Kazanacağız!
Mahkeme Yeri: Hamburg Hapishanesi
Mahkeme Tarihi: 07.06.2018
Saat: 09:00


27 05 2018 günü İsviçre'nin Basel şehrinde Halk Sofrası pikniği gerçekleştirildi.
Sabah kahvaltı ile başlayan piknik, pankartların asılması ve tutsak ürünlerinin sergilendiği yerin hazırlanmasıyla devam etti. Bütün hazırlıkların bitmesi ile bir tarafta halkımızın sohbetleri devam ederken diğer tarafta Çift kale kadın erkek ve çocukların oynadığı futbol maçı coşkulu bir şekilde oynanıyordu.
Mangalın hazırlanması ile birlikte yenilen öğlen yemeğinin ardından çocukların çuval yarışı, halat çekme ve elma yeme yarışı yapmalarıyla pikniğe devam edildi. Yarışmaların ardından herkes bir araya toplanarak sohbet edildi. Bir arkadaşımız genel olarak bugünkü sürecimizi anlattı; Avrupa'nın demokrasi maskesinin Grup yoruma konser yasakları korumaya çalışan Alman emperyalizmini, Cahit zor arkadaşımızın oturum hakkını elinden alan Belçika hükümetini, Avusturya’da Grup Yorum konserleri düzenledikleri için yargılanan Anadolu Federasyonu üyelerini, devrimcilik yaptıkları için tutsak edilen Musa Aşoğlu ve Erdal Gökoğlu’nun tutsaklığı ile beraber Türkiye'de tutsak olan Devrimci tutsaklar anlatılarak Avrupa ve Türkiye faşizmi bir kez daha teşhir  edildi. Bunun yanı sıra halkın Hukuk Bürosu avukatların duruşma tarihi ne vurgu yapılarak mahkemeye katılım konusu dile getirildi. Diğer bir arkadaşımız Önümüzdeki yapılacak olan seçimlere değinerek öz olarak; çare oligarşinin çöplüğünde değil halk meclislerinde, halkın kendi yönetiminde olduğunu vurguladı. Son olarak bir arkadaşımız Hasan Ferit Gedik (HFG) uyuşturucu ile mücadele merkezinin Diusburg’daki Merkezi'nin açılışına katılmasıyla edindiği izlenimleri paylaşarak pikniğe gelenleri bilgilendirdi.
10 da başlayan piknik yapılan sohbetler, oynanan oyunlar ve bağlamalar eşliğinde söylenen Türkülerle 65 kişinin katılımıyla saat 20 de sona erdi.
 İSVİÇRE HALK CEPHESİ













Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.