“Kapitalizm, direnen ve bedel ödemeyi göze almış tek bir
insan karşısında yenilmeye mahkumdur!”
Gülaferit ve Dayanışma
Grubu 31 Mayıs Perşembe günü saat 13 ile 14 arasında Berlin BAMF (Federal Göç ve Mülteciler Dairesi)
önünde gösteri yaptı.
Eylemde yine Gülaferit’e Özgürlük pankartı ve
Gülaferitin taleplerinin olduğu dövizler açıldı.
Bu pankart, Gülaferit
hapisnedeyken gösterilerde kullanılan pankart.
Dayanışma Grubu,
Gülaferit halen özgürlüğüne kavuşmadığı için sembolik olarak aynı pankartı
kullanmaya devam ediyor.
Bir saatlik süre içinde
bildiriler dağıtıldı, yoldan geçenlere neden eylem yapıldığına dair
bilgilendirme yapıldı.
İranlı bir tercüman
eyleme destek vererek yardımcı olmak istediğini bildirdi.
Berlin’de yayın yapan feminist bir radyo Gülaferit’le
röportaj yaptı. Gülaferit neden eylem yaptığını, taleplerini anlattı. Radyo
Gülaferit’le daha uzun bir röportaj yaparak, Gülaferit’in sesini daha geniş
kesimlere taşımak istediklerini ve
dayanışma içinde olduklarını bildirdi.
30 Mayıs’da Almanya’nın
günlük gazetelerinden “Taz”da
Gülaferitle ilgili bir makale yayınlandı. Makalede Gülaferit’in yaşadığı
sorunlar anlatıldı. İnsani bir çözüm talep edildi.
Gelecek hafta da
Gülaferit gazete ve radyo röpartajlarıyla, Alman devleti ve kurumları
tarafından üzerinde oluşturulan politik baskıyı
teşhir etmeye, daha geniş kesimlere ulaşmaya devam edecek.
“The Voice Refugee Forum” Mülticilerin Sesi anlamına gelen bu
internet sitesinde Almanca ve İngilizce olarak Gülaferit’in açıklamasına yer verilip ve uluslararası dayanışma çağrısı
yapıldı.
Berlin’de Gülaferit
üzerinde baskı uygulan kurumlar hakkında şikayette bulunacakları bildirildi.
Ayrıca Gülaferit “Amnesty
International“ başvura yaparak, üzerinde uygulanan politik baskıya karşı
harekete geçmelerini istedi.
Gülaferit ve dayanışma
grubu 4 ve 6 Haziran Pazartesi ve
Çarşamba günleri 13 ile 14 arasında Berlin
Parlementosu önünde
eylemlerini devam ettirecek.
Adres:
Berlin Abgeordnetenhaus
Niederkirchner str.5
10117
Gülaferit yürüttüğü
kampanya hakkında şu açıklamayı yaptı:
“Mülteciler ve göçmenler
ilgili bütün Alman kurumları çürümüştür.
Bu çürümüşlüğün arkasında
Alman devletinin kurumsallaşmış ırkçı politikaları vardır.
Alman devletinin ne kendi
halkına ne de göçmenlere ve mültecilere yönelik hiçbir sosyal politikası yoktur.
129-b yasası
antidemokratiktir.
Biz siyasi tutsaklara
verilen bütün cezalar, yürütülen bütün soruşturmalar antidemokratiktir.
Bunun arkasında Alman
devletinin Türkiye faşizmiyle işbirliği vardır.
Alman devleti tahliyemden
sonrada bütün baskı yasalarını kullanarak, hapishanede olduğu gibi tecriti
devam ettirmek istiyor.
Kapitalist sistem bu dünyada
direnen tek bir insan bile kalsın istemiyor.
Bunun içinde her türlü
baskı yöntemini devreye sokarak sonuç almak istiyor.
Bütün direnenleri tek tek
tasfiye ve imha etmek istiyor.
Sesimizi kesmek ve bizi
tecrit etmek istiyor.
Ama bunun bir önemi yok.
Hakları için sokağa çıkan
tek bir insan,
O insanin elindeki tek
bir döviz, tek bir pankart bile kapitalizmi, faşizmi rahatsız ediyor.
Çünkü emperyalist sistem
o tek bir insanın şahsında, örgütlenebilecek milyonlarca emekçinin biriken
öfkesini görüyor.
Tek bir insan,
tek bir pankart,
tek bir sloğan bile
günümüz dünyasında yüksek bir politik mesaj içeriyor.
Direnişleriyle bizlere
örnek olan Yüksel Direnişlerini,
oturum hakkı için direnen Cahit Zorel’i
selamlıyorum.
En etkili dayanışma DİRENİŞTİR.
Kapitalizm, direnen ve bedel ödemeyi göze almış tek bir
insan karşısında yenilmeye mahkumdur!.”


