Sayın Basın emekçileri
Evvela selam eder, saygılarımı sunarım…
Ben Hatay’da yaşayan 2 tutsak annesi TAYAD’lı bir anneyim. Size yazmamın sebebi bu dönemde, F tipi hapishanelerinde uygulanan ağır tecrit koşulları ve bu ağır tecrit koşularında, tutsak evlatlarımızı bir yerden bir yere sürgün sevklerle, işkenceyle zorla yerlerde sürükleyerek götürmeleri ayrıca tutsakların kitap ve eşya sınırlaması. Mesela üç kişilik bir hücrede her tutsak için 1 kova, 1 leğen hakkı veriliyor. Zaten sular hep kesiliyor, günde 1 saat ancak su veriliyor, eşyalar olmasa suyu neyle dolduracaklar nasıl temizlenecekler? Darbe girişiminden sonra tutsaklara OHAL yasaları uygulanmaya çalışılıyor. 2 aydır sohbet hakkı hiç uygulanmıyor yani bütün yasal haklarından men edilmeye çalışılıyor. Bu hakları kazanabilmek için çok ağır bedeller ödenmiştir. 2000 ölüm orucunda Adalet Bakanlığının 22.01. 2007 tarihli ve 45/1 sayılı genelge sonrası zaferle sonuçlanmış ve haftada 10 saatlik 10 kişilik tutsaklarla bir araya gelinip sohbet hakkı kazanılmıştır. Ve o tarihten beri eksik aksakta olsa bu zamana kadar bir şekilde uygulanıyordu. Yalnız bu hak tek kişilik hücrelerde tutulan tutsak evlatlarımızda bu hak uygulanmıyordu. Onların da bu haktan faydalanmaları için ilgililerle görüşüp onların da bu haktan yararlanmaları için ne yapılması gerekiyorsa sizinde ilgilenmenizi önemle rica ediyorum. Tek kişilik hücrelerde kalan tutsakları, 8 adımlık mezar gibi bir hücrede canlı canlı gömmüşlerdir. Hücre havalandırma kapıları günde bir saat açılır. Ve aynı koridora bakan birkaç hücre varsa hepsinin kapıları ayrı ayrı zamanlarda sadece bir saat açılıyor. Aynı anda açılmamasının sebebi ise tutsakların birbirlerini görmemeleri birlikte sohbet etmemeleridir. Yani tek kişilik hücrede canlı canlı gömülmüşlerdir. 8 adımlık hücrenin içinde bir çatal, bir bardak, bir masa mutfakları, lavaboları, banyo yaptıkları yer hepsi bu daracık yerde iç içedir. Bu koşullarda özgür tutsaklarımız dışında hangi can dayanabilir bir düşünün…
Yani hapishanelerde siyasi tutsaklara keyfi dayatmalarla uygulanan bu tecrit insanlık dışıdır. Çeşitli disiplin cezaları, süngerli oda cezaları, revire, hastaneye çıkarmama, hastalarda geç tedaviye başlanması, yanlış tedavi uygulanması gibi ya da kelepçelerini açmadan tedavi edilmeleri, sağlık haklarının da gasp edilmesi gibi, yani dolaylı olarak tutsakları yok edip ölmeleri, ya da tedavisi edilemeyen ağır hastalıklara yakalanıp sakatlanmaları hedeflenmektedir.
Böylesi ağır tecrit koşullarına karşı tutsak evlatlarımız ellerinden alınan, gasp edilen yasal olan haklarını geri alabilmek için genel bir direnişe geçmişlerdir. Haklı olarak direnmekten başka çareleri kalmamıştır. Haklarını geri alana kadarda direnmeye devam etmeye kararlılar. Bu direnişte bazen hücrelerini yakıyorlar, kapılara vuruyorlar, slogan atıyorlar. Bazı yerlerde de açlık grevlerine başlamışlar. Bu direnişlerinin akabinde ağır işkencelerden geçiriliyorlar, süngerli odalara konuluyorlar, disiplin cezaları geliyor. Görüş ve iletişim cezaları alıyorlar.
Diyebilirim ki hapishaneler kazan gibi kaynıyor ve yanıyor.
Bizler tutsak aileleri olarak evlatlarımız için çok endişe ediyoruz. Çok acı günler yaşıyoruz ama şimdi tutsak evlatlarımızı ve düşüncelerini her zamankinden daha çok sahipleniyor ve destekliyoruz. Ve yasal haklarını geri alana kadar gerekirse aylarca hapishaneler önünde oturma eylemleri, açlık grevleri yapacağız. Evlatlarımız için canlarımızı ortaya koymuşuz.
Bununla ilgi herkesin yapabileceği mutlaka bir şeyler vardır… Şimdiden yapabilecekleriniz için evlatlarımız adına teşekkür ediyorum.
HAYAT UÇUCU
Sayın Adalet Bakanı,
Ben Hatay’da yaşayan 2 tutsak annesi TAYAD’lı bir anneyim. F tipi hapishanelerinde uygulanan ağır tecrit koşulları, keyfi uygulamalar, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL yasaları uygulanmaya çalışılıyor, tutsaklarımızın 2 aydır sohbet hakkı uygulanmıyor. Çok ağır bedeller ödeyerek kazandıkları birçok yasal hakları gasp ediliyor, ellerinden alınmaya çalışılıyor, kitap ve eşya sınırlaması gibi, telefon ve mektup yasakları, bunlara bağlı olarak çok sıklaştırdıkları sürgün sevkler… sabahın köründe görevliler hücreyi basıp tutsakları zorla yerde süründürerek ring aracına bindiriliyor, özel eşyalarını almalarına bile izin verilmiyor, defalarca onursuz aramadan geçiriliyorlar, işkenceyle, hakaretle, istemedikleri, ailelerinden çok uzak yerlere götürülüyorlar, uzak yerlere götürülünce de biz aileler çok mağdur oluyoruz. Daha bunun gibi birçok yasal hakları gasp ediliyor tutsaklarımızın. Hapishanelerde siyasi tutsakların her zaman karşılaştıkları keyfi dayatmalar: Süngerli oda cezaları, işkenceler, revire çıkarmamalar, hastane sevklerinin aylarca yapılmaması, yapıldığında kelepçeli şekilde tedaviye zorlanmaları, yanlış tedavi uygulanması, sağlık haklarının gasp edilmesi gibi tecrit koşullarının acımasızlığı birçok tutsağımızı ya öldürüyor ya ömür boyu çok hasta ya da sakat kalmasına sebep oluyor. Bu haksızlık ve zulüm karşısında tutsak evlatlarımız, ellerinden gasp edilen yasal haklarını tekrar alabilmek için direnmekten başka çareleri kalmamıştır ve yasal olan bu saydığım haklarını alana kadar direnmeye devam edeceklerdir. Bizde tutsak aileleri olarak evlatlarımızı ve düşüncelerini sahiplenmeye devam ediyor, hapishane önlerinde oturma eylemleri, gerekirse açlık grevleriyle destek vermeye devam edeceğiz. Haftada 10 saat 10 kişi ile sohbet hakkı uygulansın, tek kişilik hücrelerde kalan tutsaklarımız, haftada 10 saatlik 10 kişi ile sohbet hakkından mahrumlar. Bu haktan tek kişilik hücrelerde olan tutsak evlatlarımızın faydalanmasını önemle rica ediyoruz. Kitap ve eşya sınırlaması gibi yasakların kaldırılmasını talep ediyorum. Hasta tutsaklar serbest bırakılsın.
Sayın Adalet Bakanı sizden istediğimiz hapishanelerde bu sıkıntılar, bu sorunlar daha fazla büyümeden, can kaybı olmadan çözüm yolu bulmanızı, tutsak evlatlarımızın gasp edilen yasal haklarını geri verilmesini ilgililere bildirmenizi rica ediyorum.
Saygılarımızla…
HAYAT UÇUCU
Sayın Veli Ağbaba
Evvela selam eder, saygılarımı sunarım…
Ben 2 tutsak annesi TAYAD’lı bir anneyim. Size yazmamın sebebi bu dönemde, F tipi hapishanelerde uygulanan ağır tecrit koşullarının, bir yerden bir yere sürgün sevklerle tutsak evlatlarımızı işkenceyle zorla yerlerde sürükleyerek götürmeleri… Ayrıca tutsakların kitap ve eşya sınırlaması. Mesela üç kişilik bir hücrede her tutsak için 1 kova,1leğen hakkı kalıyor. Zaten sular hep kesiliyor, günde 1 saat ancak su veriliyor, eşyalar olmasa suyu neyle dolduracaklar nasıl temizlenecekler? Darbe girişiminden sonra OHAL yasaları uygulamayı çalışıyorlar F tipi hapishanelerde,2 aydır sohbet hakkı hiç uygulanmıyor yani bütün yasal haklarından men edilmeye çalışılıyor. Bu hakları kazanabilmek için çok ağır bedeller ödenmiştir. 2000 ölüm orucunda Adalet Bakanlığının 22.01. 2007 tarihli ve 45/1 sayılı genelge sonrası zaferle sonuçlanmış ve haftada 10 saatlik 10 kişilik tutsaklarla bir araya gelinip sohbet hakkı kazanılmıştır. Ve o tarihten beri eksik aksakta olsa bu zamana kadar bir şekilde uygulanıyordu. Yalnız bu hak tek kişilik hücrelerde tutulan tutsak evlatlarımızda bu hak uygulanmıyordu. Onlarında bu haktan faydalanmaları için ilgililerde görüşüp onlarında bu haktan yararlanmaları için ne yapılması gerekiyorsa sizin de ilgilenmenizi önemle rica ediyorum. Tek kişilik hücrelerde kalan tutsaklar 8 adımlık mezar gibi bir hücrede canlı canlı gömmüşlerdir. Hücre havalandırma kapıları günde bir saat açılır. Ve aynı koridora bakan birkaç hücre varsa hepsinin kapıları ayrı ayrı zamanlarda sadece bir saat açılıyor. Aynı anda açılmamasının sebebi ise tutsakların birbirlerini görmemeleri birlikte sohbet etmemeleridir. Yani tek kişilik hücrede canlı canlı gömülmüşlerdir. 8 adımlık hücrenin içinde bir çatal, bir bardak, bir masa mutfakları, lavaboları, banyo yaptıkları yer hepsi bu daracık yerde iç içedir. Bu koşullarda özgür tutsaklarımız dışında hangi can dayanabilir bir düşünün…
Yani hapishanelerde siyasi tutsaklara keyfi dayatmalarla uygulanan bu tecrit insanlık dışıdır. Çeşitli disiplin cezaları, süngerli oda cezaları, revire, hastaneye çıkarmama, hastalarda geç tedaviye başlanması, yanlış tedavi uygulanması gibi ya da kelepçelerini açmadan tedavi edilmeleri, sağlık haklarının da gasp edilmesi gibi dolaylı olarak tutsakları yok edip ölmeleri, yada tedavisi edilemeyen ağır hastalıklara yakalanıp sakatlanmaları hedeflenmektedir.
Böylesi ağır tecrit koşullarına karşı tutsak evlatlarımız ellerinden alınan, gasp edilen yasal olan haklarınıgeri alabilmek için genel bir direnişe geçmişlerdir. Haklı olarak direnmekten başka çareleri kalmamıştır. Haklarını geri alana kadarda direnmeye devam etmeye kararlılar. Bu direnişte bazen hücrelerini yakıyorlar, kapılara vuruyorlar, slogan atıyorlar. Bazı yerlerde de açlık grevlerine başlamışlar. Bu direnişlerinin akabinde ağır işkencelerden geçiriliyorlar, süngerli odalara konuluyorlar, disiplin cezaları geliyor. Görüş ve iletişim cezaları alıyorlar.
Diyebilirim ki hapishaneler kazan gibi kaynıyor ve yanıyor.
Bizler tutsak aileleri olarak evlatlarımız için çok endişe ediyor ve tedirgin oluyor çok acı günler yaşıyoruz. Aynı zamanda şimdi tutsak evlatlarımızı ve düşüncelerini her zamankinden daha çok sahipleniyor ve destekliyoruz. Ve yasal haklarını geri alana kadar gerekirse aylarca hapishaneler önünde oturma eylemleri, açlık grevleri yapacağız. Evlatlarımız için canlarımızı ortaya koymuşuz.
Sayın Veli Ağbaba size yazmamın sebebi sizin hapishanelerle ilgili duyarlılığınızı bildiğimden. Sürekli hapishanelere gidip tutsakların sorunlarını dinlediğinizi ve aynı zamanda bu sorunlar üzerinde çözüm üretmek için elinizden geldiğini yaptığınızı biliyor medyadan takip ediyorum. Ve bu duyarlılığınızdan dolayı özel teşekkürlerimi iletiyorum. Şimdi de sizden ricam bugünlerde tekrar hapishanelere gidip tutsaklarımızla ilgilenmenizdir. Daha çok ağır bedeller ödenmeden, bu yangınlar, bu sıkıntılar daha fazla büyümeden, can kaybı olmadan elinizden geleni yapıp bu zulmün önüne geçip, bitmesi için çözüm bulmanızı önemle rica ediyorum. Şimdiden teşekkür eder saygılarımı sunarım.
HAYAT UÇUCU