Eylül 2016

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

ADALET BAKANI:" İŞKENCE YAPILDIYSA BİZE İSİM VERİN" DİYOR! YARIN TEK TEK AÇIKLAYACAĞIZ!
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ Türkiye'de hiçbir cezaevinde işkence yoktur, varsa kim yapmış kime yapmış ne zaman yapmış hangi hapishanede yapmış açıklayın" diyor. Biz, TAYAD'lı Aileler olarak defalarca kez tanık olduğumuz işkenceleri tek tek isim isim hapishane hapishane kanıtlarıyla açıklayacağız.
CUMARTESİ GÜNÜ SAAT 17.00'DA GALATASARAY LİSESİ ÖNÜNDE!
TÜM BASIN EMEKÇİLERİNİ VE DOSTLARIMIZI BEKLİYORUZ.

TAYAD

Gün geçtikçe AKP’nin katil polisleri pervasızlaşıyor ve küçücük çocuklara biber gazı ile saldırıyor. 26.09.2016 günü Çayan Mahallesi’nde üst geçit denilen köprünün orada bekleyen S-67 isimli zırhlı aracın içindeki katil köpekler oynayan çocuklarımızın üstüne biber gazı sıkıyor ve ailelerin şikayeti üzerine Çayan FKME havai fişek ve molotoflarla hesap sordu ve köprünün oradan katil polisleri kovdu.

Korkunuzu daha da büyüteceğiz o saldırdığınız çocuklar sizlere savaşçı olarak gelip beyninizde patlayacaklar!

Çayan FKME Milisleri

Sayın Basın emekçileri
Evvela selam eder, saygılarımı sunarım…
Ben Hatay’da yaşayan 2 tutsak annesi TAYAD’lı bir anneyim. Size yazmamın sebebi bu dönemde, F tipi hapishanelerinde uygulanan ağır tecrit koşulları ve bu ağır tecrit koşularında, tutsak evlatlarımızı bir yerden bir yere sürgün sevklerle, işkenceyle zorla yerlerde sürükleyerek  götürmeleri  ayrıca tutsakların kitap ve eşya sınırlaması. Mesela üç kişilik bir hücrede her  tutsak için 1 kova, 1 leğen hakkı veriliyor. Zaten sular hep kesiliyor, günde 1 saat ancak su veriliyor, eşyalar olmasa suyu neyle dolduracaklar nasıl temizlenecekler? Darbe girişiminden sonra tutsaklara OHAL yasaları uygulanmaya çalışılıyor. 2 aydır sohbet hakkı hiç uygulanmıyor yani bütün yasal haklarından men edilmeye çalışılıyor. Bu hakları kazanabilmek için çok ağır bedeller ödenmiştir. 2000 ölüm orucunda Adalet Bakanlığının 22.01. 2007 tarihli ve 45/1 sayılı genelge sonrası zaferle sonuçlanmış ve haftada 10 saatlik 10 kişilik tutsaklarla bir araya gelinip sohbet hakkı kazanılmıştır. Ve o tarihten beri eksik aksakta olsa bu zamana kadar bir şekilde uygulanıyordu. Yalnız bu hak tek kişilik hücrelerde tutulan tutsak evlatlarımızda bu hak uygulanmıyordu. Onların da bu haktan faydalanmaları için ilgililerle görüşüp onların da bu haktan yararlanmaları için ne yapılması gerekiyorsa sizinde ilgilenmenizi önemle rica ediyorum. Tek kişilik hücrelerde kalan tutsakları, 8 adımlık mezar gibi bir hücrede canlı canlı gömmüşlerdir. Hücre havalandırma kapıları günde bir saat açılır. Ve aynı koridora bakan birkaç hücre varsa hepsinin kapıları ayrı ayrı zamanlarda sadece bir saat açılıyor. Aynı anda açılmamasının sebebi ise tutsakların birbirlerini görmemeleri birlikte sohbet etmemeleridir. Yani tek kişilik hücrede canlı canlı gömülmüşlerdir. 8 adımlık hücrenin içinde bir çatal, bir bardak, bir masa mutfakları, lavaboları, banyo yaptıkları yer hepsi bu daracık yerde iç içedir. Bu koşullarda özgür tutsaklarımız dışında hangi can dayanabilir bir düşünün…
Yani hapishanelerde siyasi tutsaklara keyfi dayatmalarla uygulanan bu tecrit insanlık dışıdır. Çeşitli disiplin cezaları, süngerli oda cezaları, revire, hastaneye çıkarmama, hastalarda geç  tedaviye başlanması, yanlış tedavi uygulanması gibi ya da kelepçelerini açmadan tedavi edilmeleri, sağlık haklarının da gasp edilmesi gibi, yani dolaylı olarak tutsakları yok edip ölmeleri, ya da tedavisi edilemeyen  ağır hastalıklara yakalanıp sakatlanmaları hedeflenmektedir.
Böylesi ağır tecrit koşullarına karşı tutsak evlatlarımız ellerinden alınan, gasp edilen yasal olan haklarını geri alabilmek için genel bir direnişe geçmişlerdir. Haklı olarak direnmekten başka çareleri kalmamıştır. Haklarını geri alana kadarda direnmeye devam etmeye kararlılar. Bu direnişte bazen hücrelerini yakıyorlar, kapılara vuruyorlar, slogan atıyorlar. Bazı yerlerde de açlık grevlerine başlamışlar. Bu direnişlerinin akabinde ağır işkencelerden geçiriliyorlar, süngerli odalara konuluyorlar, disiplin cezaları geliyor. Görüş ve iletişim cezaları alıyorlar.
Diyebilirim ki hapishaneler kazan gibi kaynıyor ve yanıyor.
Bizler tutsak aileleri olarak evlatlarımız için çok endişe ediyoruz. Çok acı günler yaşıyoruz ama şimdi tutsak evlatlarımızı ve düşüncelerini  her zamankinden daha çok sahipleniyor ve destekliyoruz. Ve yasal haklarını geri alana kadar gerekirse aylarca hapishaneler önünde oturma eylemleri, açlık grevleri yapacağız. Evlatlarımız için canlarımızı ortaya koymuşuz.
Bununla ilgi herkesin yapabileceği mutlaka bir şeyler vardır… Şimdiden yapabilecekleriniz için evlatlarımız adına teşekkür ediyorum.    
HAYAT UÇUCU

            Sayın Adalet Bakanı,
   Ben Hatay’da yaşayan 2 tutsak annesi TAYAD’lı bir anneyim. F tipi hapishanelerinde uygulanan ağır tecrit koşulları, keyfi uygulamalar, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL yasaları uygulanmaya çalışılıyor, tutsaklarımızın 2 aydır sohbet hakkı uygulanmıyor. Çok ağır bedeller ödeyerek kazandıkları birçok yasal hakları gasp ediliyor, ellerinden alınmaya çalışılıyor, kitap ve eşya sınırlaması gibi, telefon ve mektup yasakları, bunlara bağlı olarak çok sıklaştırdıkları sürgün sevkler… sabahın köründe görevliler hücreyi basıp tutsakları zorla yerde süründürerek ring aracına bindiriliyor, özel eşyalarını almalarına bile izin verilmiyor, defalarca onursuz aramadan geçiriliyorlar, işkenceyle, hakaretle, istemedikleri, ailelerinden çok uzak yerlere götürülüyorlar, uzak yerlere götürülünce de biz aileler çok mağdur oluyoruz. Daha bunun gibi birçok yasal hakları gasp ediliyor tutsaklarımızın. Hapishanelerde siyasi tutsakların her zaman karşılaştıkları keyfi dayatmalar: Süngerli oda cezaları, işkenceler, revire çıkarmamalar, hastane sevklerinin aylarca yapılmaması, yapıldığında kelepçeli şekilde tedaviye zorlanmaları, yanlış tedavi uygulanması, sağlık haklarının gasp edilmesi gibi tecrit koşullarının acımasızlığı birçok tutsağımızı ya öldürüyor ya ömür boyu çok hasta ya da sakat kalmasına sebep oluyor. Bu haksızlık ve zulüm karşısında tutsak evlatlarımız, ellerinden gasp edilen yasal haklarını tekrar alabilmek için direnmekten başka çareleri kalmamıştır ve yasal olan bu saydığım haklarını alana kadar direnmeye devam edeceklerdir. Bizde tutsak aileleri olarak evlatlarımızı ve düşüncelerini sahiplenmeye devam ediyor, hapishane önlerinde oturma eylemleri, gerekirse açlık grevleriyle destek vermeye devam edeceğiz. Haftada 10 saat 10 kişi ile sohbet hakkı uygulansın, tek kişilik hücrelerde kalan tutsaklarımız, haftada 10 saatlik 10 kişi ile sohbet hakkından mahrumlar. Bu haktan tek kişilik hücrelerde olan tutsak evlatlarımızın faydalanmasını önemle rica ediyoruz. Kitap ve eşya sınırlaması gibi yasakların kaldırılmasını talep ediyorum. Hasta tutsaklar serbest bırakılsın.
   Sayın Adalet Bakanı sizden istediğimiz hapishanelerde bu sıkıntılar, bu sorunlar daha fazla büyümeden, can kaybı olmadan çözüm yolu bulmanızı, tutsak evlatlarımızın gasp edilen yasal haklarını geri verilmesini ilgililere bildirmenizi rica ediyorum.
Saygılarımızla…
                                                        HAYAT UÇUCU

Sayın Veli Ağbaba
Evvela selam eder, saygılarımı sunarım…
Ben 2 tutsak annesi TAYAD’lı bir anneyim. Size yazmamın sebebi bu dönemde, F tipi hapishanelerde uygulanan ağır tecrit koşullarının, bir yerden bir yere sürgün sevklerle tutsak evlatlarımızı işkenceyle zorla yerlerde sürükleyerek götürmeleri… Ayrıca tutsakların kitap ve eşya sınırlaması. Mesela üç kişilik bir hücrede her tutsak için 1 kova,1leğen hakkı kalıyor. Zaten sular hep kesiliyor, günde 1 saat ancak su veriliyor, eşyalar olmasa suyu neyle dolduracaklar nasıl temizlenecekler? Darbe girişiminden sonra OHAL yasaları uygulamayı çalışıyorlar F tipi hapishanelerde,2 aydır sohbet hakkı hiç uygulanmıyor yani bütün yasal haklarından men edilmeye çalışılıyor. Bu hakları kazanabilmek için çok ağır bedeller ödenmiştir. 2000 ölüm orucunda Adalet Bakanlığının 22.01. 2007 tarihli ve 45/1 sayılı genelge sonrası zaferle sonuçlanmış ve haftada 10 saatlik 10 kişilik tutsaklarla bir araya gelinip sohbet hakkı kazanılmıştır. Ve o tarihten beri eksik aksakta olsa bu zamana kadar bir şekilde uygulanıyordu. Yalnız bu hak tek kişilik hücrelerde tutulan tutsak evlatlarımızda bu hak uygulanmıyordu. Onlarında bu haktan faydalanmaları için ilgililerde görüşüp onlarında bu haktan yararlanmaları için ne yapılması gerekiyorsa sizin de ilgilenmenizi önemle rica ediyorum. Tek kişilik hücrelerde kalan tutsaklar 8 adımlık mezar gibi bir hücrede canlı canlı gömmüşlerdir. Hücre havalandırma kapıları günde bir saat açılır. Ve aynı koridora bakan birkaç hücre varsa hepsinin kapıları ayrı ayrı zamanlarda sadece bir saat açılıyor. Aynı anda açılmamasının sebebi ise tutsakların birbirlerini görmemeleri birlikte sohbet etmemeleridir. Yani tek kişilik hücrede canlı canlı gömülmüşlerdir. 8 adımlık hücrenin içinde bir çatal, bir bardak, bir masa mutfakları, lavaboları, banyo yaptıkları yer hepsi bu daracık yerde iç içedir. Bu koşullarda özgür tutsaklarımız dışında hangi can dayanabilir bir düşünün…
Yani hapishanelerde siyasi tutsaklara keyfi dayatmalarla uygulanan bu tecrit insanlık dışıdır. Çeşitli disiplin cezaları, süngerli oda cezaları, revire, hastaneye çıkarmama, hastalarda geç tedaviye başlanması, yanlış tedavi uygulanması gibi ya da kelepçelerini açmadan tedavi edilmeleri, sağlık haklarının da gasp edilmesi gibi dolaylı olarak tutsakları yok edip ölmeleri, yada tedavisi edilemeyen ağır hastalıklara yakalanıp sakatlanmaları hedeflenmektedir.
Böylesi ağır tecrit koşullarına karşı tutsak evlatlarımız ellerinden alınan, gasp edilen yasal olan haklarınıgeri alabilmek için genel bir direnişe geçmişlerdir. Haklı olarak direnmekten başka çareleri kalmamıştır. Haklarını geri alana kadarda direnmeye devam etmeye kararlılar. Bu direnişte bazen hücrelerini yakıyorlar, kapılara vuruyorlar, slogan atıyorlar. Bazı yerlerde de açlık grevlerine başlamışlar. Bu direnişlerinin akabinde ağır işkencelerden geçiriliyorlar, süngerli odalara konuluyorlar, disiplin cezaları geliyor. Görüş ve iletişim cezaları alıyorlar.
Diyebilirim ki hapishaneler kazan gibi kaynıyor ve yanıyor.
Bizler tutsak aileleri olarak evlatlarımız için çok endişe ediyor ve tedirgin oluyor çok acı günler yaşıyoruz. Aynı zamanda şimdi tutsak evlatlarımızı ve düşüncelerini her zamankinden daha çok sahipleniyor ve destekliyoruz. Ve yasal haklarını geri alana kadar gerekirse aylarca hapishaneler önünde oturma eylemleri, açlık grevleri yapacağız. Evlatlarımız için canlarımızı ortaya koymuşuz.
Sayın Veli Ağbaba size yazmamın sebebi sizin hapishanelerle ilgili duyarlılığınızı bildiğimden. Sürekli hapishanelere gidip tutsakların sorunlarını dinlediğinizi ve aynı zamanda bu sorunlar üzerinde çözüm üretmek için elinizden geldiğini yaptığınızı biliyor medyadan takip ediyorum.  Ve bu duyarlılığınızdan dolayı özel teşekkürlerimi iletiyorum.  Şimdi de sizden ricam bugünlerde tekrar hapishanelere gidip tutsaklarımızla ilgilenmenizdir. Daha çok ağır bedeller ödenmeden, bu yangınlar, bu sıkıntılar daha fazla büyümeden, can kaybı olmadan elinizden geleni yapıp bu zulmün önüne geçip,  bitmesi için çözüm bulmanızı önemle rica ediyorum. Şimdiden teşekkür eder saygılarımı sunarım.
HAYAT UÇUCU



NE OHALİ’NİZ NE BASKILARINIZ HALKIN UMUDU OLAN YÜRÜYÜŞ DERGİSİNİ SUSTURAMAZ!
HALKIN SESİ YÜRÜYÜŞ DERGİSİ TÜM TUTUKLAMALARA, BASKILARA RAĞMEN HALKA UMUT OLMAYA DEVAM EDİYOR!
Hatay’da 30 Eylül Cuma günü Samandağ Abdullah Cömert alanında ve Mağaracık Mahallesinde Yürüyüş dergisi dağıtımı yapıldı. İki Yürüyüş okurunun 3 saatte yaptığı dağıtımda 60 dergi halka ulaştırıldı. Halkın ilgisi çok yoğundu. Nerelerdeydiniz, neden gelmediniz, merak ettik sizleri, sürekli gelin sizi bekliyoruz diyerek sahiplendiler. Yürekten gelen ikramlarını sundular…
Halkla gündem ile ilgili sohbet edildi. Görevinden alınan demokrat öğretmenleri için üzüldüklerini, yapılan eylemleri desteklediklerini dile getirdiler. OHAL adı altında istediği şeyleri yapıp kılıfına uydurduğunu, devrimci demokrat, kendinden olmayan herkesi hapsettiğini bu senaryonun sonundan endişe ettiklerini dile getirdiler. Yürüyüş okurları ise bununla mücadele etmek gerektiğini bu sorunların tek çözümünün örgütlenmek olduğunu, halk örgütlenirse, birlik olursa halk deryasının önünde hiçbir şeyin duramayacağını dile getirdiler.

Bu hafta Hatay’da toplamda 200 adet Yürüyüş dergisi halka ulaştırıldı.




TUTUKLAMALARLA BİZ DEV-GENÇ’LİLERİ BİTİREMEZSİNİZ!
 25 Eylül Pazar günü AKP’nin işkenceci katil polisleri tarafından Tekirdağ’da gözaltına alınan ve 5 gündür gözaltında her türlü hakkından mahrum bırakılan, işkence gören Dev-Genç’li Ezgi Kul, 30 Eylül günü AKP’nin OHAL yasaları kapsamında hukuksuzca tutuklandı.
 Uzun gözaltılarınız, işkenceleriniz, psikolojik saldırılarınız, hiçbiri bizlere, halkın öncülerine işlemedi, işlemez de.Bu terör, hazımsızlığınızın terörüdür. OHAL’e rağmen örgütlenmeye ara vermeden, yükselen bir ivme ile devam ettik. Herkesin en suskun olduğu dönemlerde, kimsenin söylemeye cesaret edemediğini biz söyledik. Ve eline geçen her fırsattan yararlanmayı biliyor faşizm. Arkadaşımız Ezgi Kul’u tutuklayabilecek hiçbir gerekçe yoktur ellerinde. Ama OHAL’ler , KHK’lar bu zemini yaratmış, şuan bir çok devrimci gözaltında işkencededir.
 AKP, daha 170 hapishane daha yapma peşinde. Bu çaresizliktir dedik, diyeceğiz. Çünkü faşizm o kadar yozlaşmış bir yönetim biçimidir ki şiddet, terör ve  demagojiden  başka bir şey üretemez. Ve biliyor ki yaşadığı bu krizi hapishanelere insanları hapsederek çözemeyecek. Ve katlederek de çözemeyecek.
 Bu çelişki er ya da geç bizden, devrimcilerden yana çözülecektir. HAL, KHK, sıkıyönetim... Adına ne dersek diyelim, bunları biz gördük,iyi tanıyoruz ve nasıl mücadele edeceğimizi biliyoruz. Bu konuda netiz.
 Ve arkadaşlarımızı hiçbir baskı, tehdit teslim alamaz. Tutuklamalarla bizi yıldıramazsınız.
YAŞASIN DEV-GENÇ YAŞASIN DEV-GENÇ’LİLER!
BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!
EZGİ KUL SERBEST BIRAKILSIN!
TUTSAK DEV-GENÇ’LİLER SERBEST BIRAKILSIN!

DEV-GENÇ

Dersim de 30 Eylül Cuma günü mücadele ettikleri için bedel ödeyen özgür tutsaklara mektup yazılarak dayanışma büyütüldü. Her mektubun hapishane duvarından sökülen bir tuğla olduğu vurgulandı. Tutsaklarımıza dışarıdan ses olmanın bir haber vermenin mühim olduğu ve onların asla yalnız bırakılmaması gerektiği vurgulandı. Hapishaneler de süren direniş selamlandı. Çalışmaya 4 kişi katıldı.

Dersim de 30 Eylül Cuma günü Yürüyüş dergisinin 538. sayısında yer alan "10 Soruda Sıradanlaşmak" yazısı okundu ve tartışıldı. Her sorudan sonra arkadaşlar fikrini söylerken, eleştiri-özeleştirinin devrimcileri sıradanlaştırmaktan kurtardığı, sıradanlaşmanın bir anda olmadığı diyalektiğin de bize öğrettiği gibi nicel birikimlerin nitel değişimlere sebep olduğu, halklaşma ve sıradanlaşmanın iki ayrı zıt kutup olduğu ve bir tutulamayacağı söylendi. Çalışmaya üç kişi katıldı.

CERATTEPE' DE MADENE GEÇİT VERMEYECEĞİZ!
                Artvin halkı topraklarının ve kendilerinin geleceği için yıllardır direniyor.  20 yıldan fazla süredir Artvin halkı tekellerin iştahını kabartan ancak Artvin halkına zehirden-ölümden başka bir şey getirmeyecek olan madene karşı direniyor. İktidarlar, şirketler değişse de aradan yıllar geçse de kapitalizm döneminde tekellerin kar hırsı ve halka düşmanlığı hiç bitmez. Nitekim Cerattepe'de de durum böyle olmuştur. İhale 2012 yılında Mehmet Cengiz'e ait Cengiz Holding'e verilmiştir. Peki, kimdir bu Mehmet Cengiz?  Oligarşinin kendi it dalaşları olan 17-25 Aralık soruşturmasında ortaya çıkan sözlerin sahibidir. "Milletin a.. koyacağız sen merak etme" diyerek AKP'li milletvekiline teminat veren alçak hırsızdır. Cengiz İnşaat ihaleliyi alır almaz sahte ÇED(Çevresel Etki Denetleme) Raporuyla maden faaliyetinin durdurulmasına ilişkin mahkeme kararı olmasına rağmen AKP'li bakan ve bürokratlara sırtına dayayarak jandarma polis korumasında Artvin halkına rağmen maden faaliyetlerine başladı. Ancak bu saatten sonra meraklanma sırası Cengiz Holding'de ve onun çanak yalayıcılığını yaptığı AKP iktidarında ve oligarşide idi çünkü halk barikatına çarpmışlardı.
                Artvin halkı doğasına, ormanına, suyuna, yaşam alanına kısacası geleceğine sahip çıktı. Çünkü Tayyip Erdoğan gibi halk düşmanları altın bardaktan su içecek, altın kaplamalı klozetleri kullanacaklar diye Cerattepe'de 50.000 den fazla ağaç kesilecek. Zaten heyelan bölgesi olan Artvin'de "kader" denilerek yeni katliamlara sebep olunacak. Siyanürle aranan altın tüm Artvin'in derelerinin, yeraltı suyunun zehirlenmesine neden olacak.
                Artvin halkı Cerattepe’de tam 262 gün kar kış demeden nöbet tuttu. Nazım'ın dediği gibi ''Sana düşman, bana düşman, düşünen insana düşman" Doğaya düşman, yeşile düşman, akarsuya düşman... Ve düşman yine düşmanlığını yaptı tabi ki binlerce polisi jandarması onlarca zırhlı aracıyla tekellerin arkasında halkın ise karşısında oldu; saldırdı, gözaltına aldı, yetmiş yaşındaki ana-babaları gaza boğdu. Kadını-erkeği, yaşlısı-genci, çoluğu çocuğuyla tüm Artvin halkının madene karşı bir araya gelmesinden ve halkın öfkesinin büyüyerek devam etmesinden korkan AKP iktidarı geri adım atmak zorunda kaldı ve mahkeme sonuçlanana kadar yürütmeyi durdurmak zorunda kaldı. Geçen hafta Rize' de görülen ve Türkiye'nin en büyük çevre davası olarak bilinen mahkemeye ise halk düşmanları günler öncesinden hazırlandılar. Faşistler Rize'ye davayı izlemeye gelenleri saldıracaklarını günler öncesinden dağıttıkları bildirilerle tehdit ettiler. Polis davaya gelenlerin çoraplarına kadar arama yaptı. İşte faşizmin halktan korkusu... "Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser" evet onlar için ne madenlerde 300'er 300'er göçük altında katlettiklerinin ne de halkın suyunun-ağacının bir önemi vardır. Onlar hep ceplerini daha fazla şişirmenin daha fazla semirmenin hesabını yaparlar. Halkın payına ise gaz, cop, hapishane düşer.  AKP'nin bütün bu OHAL uygulamaları, yasaları, yasakları, saldırıları halktan korkusunun ifadesidir. Eninde sonunda gelecek sonlarını uzatma çabasıdır ama bu çabaları da boşunadır. Halkın ekmeğine, suyuna dahi göz dikenlerden hesap soracağız!
MADENE DİRENEN; DOĞASINA, GELECEĞİNE SAHİP ÇIKAN ONURLU ARTVİN HALKININ YANINDAYIZ!
HALKIZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!

KARADENİZ HALK CEPHESİ

AKP tüm pervasızlığı ile Dev-Genç’lilere saldırmaya, tutuklamaya, kaçırmalara devam ediyor.  OHAL’i de bahane ederek başta devrimcilere ve halka saldırılarını arttırdı. Her dönem de her koşulda mücadeleye en önde koşan Dev-Genç’lilere aslı olmayan suçlamalar ile tutuklayarak ıslah edebileceğini sanıyor. Ancak 47 yıllık tarihimizde bizi ne işkenceler ne de tutuklamalar bitiremedi, bitiremez.  Aksine öfkemizi biliyor her geçen gün daha çok güçle karşılarına çıkıyoruz. Bu saldırıların En son örneği de Tekirdağ’da gözaltına alınıp günler sonrasında tutuklanan EZGİ KUL arkadaşımızdır. Ve bugün (30 Eylül) Esenyurt  Yeşilkent mahallesinden sivil polis ekiplerince kaçırılan arkadaşımız ALİŞAN TABUROĞLU’dur. Tüm acizliğini arkadaşlarımıza gördüğü yerde saldırıp, tutuklayarak, işkence yaparak gösteren AKP ve onun katil polisleri çok iyi bilmelidir ki bu yaptıkları yanlarına kar kalmaz. Yaptıkları hiçbir işkenceyi hesapsız bırakmadık, bırakmayacağız. Hiçbir koşulda devrimcileri, DEV-GENÇ’ lileri teslim alamazsınız. Sizi de OHAL’inizi de tanımıyoruz, bu bahaneler ile ne kadar tutuklarsam yanıma kardır diye düşünen AKP bilmelidir ki birken iki olmaya devam edeceğiz. Arkadaşlarımızın başına gelecek her şeyden İstanbul polisi sorumludur. Gözaltılar ve tutuklamalar derhal serbest bırakılmalıdır.
Ezgi Kul Onurumuzdur!
Ezgi Kul Serbest Bırakılsın!
Alişan Taburoğlu Serbest Bırakılsın!
Gözaltılar, Tutuklamalar, Baskılar Bizi Yıldıramaz!

Yaşasın Dev-Genç, Yaşasın Dev-Gençliler!

AKP’nin katil polisleri bugün Esenyurt Özgürlükler Derneği sokağında kahvaltı bildirisi dağıtan yoldaşlarımızdan Alişan Taburoğlu’nu girmiş olduğu apartmandan işkencelerle kaçırmıştır. İki ekip sivil aracın mahallemize gelerek yoldaşımızı kaçırması halk tarafından tepki ile karşılanmış halk tarafından katillerin araçları mahallemizden taşlanarak kovulmuştur. Bunun üzerine halk düşmanları mahalle halkının üzerine araba sürerek mahalleden kaçmıştır.
AKP’nin katil polislerini uyarıyoruz
Sizler sadece halkın evlatlarını işkencelerle kaçırmayı bilirsiniz.
Yoldaşımızın başına gelecek en ufak zararın hesabını misliyle soracağız!
Alişan Taburoğlu Derhal Serbest Bırakılsın!       

ESENYURT HALK CEPHESİ 

29 Eylül Perşembe günü bir araya gelen 3 Liseli Dev-Genç'li umudu halkın matbaası olan duvarlara nakşetti.
Şair Abay Lisesi'nin duvarına mahallede yaşanan polis ve okullarda yaşanan idare terörüne karşı yazılama yapıldı.
Düşman ne kadar yapılan yazılamaları silse de duvarlar halkın sesi ve halkın matbaası olmaya devam edecek.
Toplamda Nalbur bölgesinde 10 yazılama yapıldı.

Gazi Liseli Dev-Genç






ÇAYAN LİSELİ DEV-GENÇ’LİLERDEN MİSİLLEME
30.09.2016 günü saat 16.15’de Güzeltepe’de esnaflara dergi dağıtımı yapan Liseli Dev-Genç’lilerin üzerine AKP’nin katil polisi 34 zg 4380 plakalı arabayı sürmüştür. Arabayla hızlıca gelerek bir arkadaşımızın ayağına vurup küfürler ederek kovalamışlardır.
Akabinde Güzeltepe Mahallesini karakolu tarafında stant açan AKP’lilerin bulunduğu yere gidilerek önce halka teşhir edilmiş ve daha sonra masa dağıtılmıştır.
Bizler liselileriz, sonuna kadar mücadele edeceğiz.
Mahallelerimizde ne AKP’liler nede halk düşmanı polisler rahatça ellerin kollarını sallayarak gezemeyecekler. Bizler Liselileriz, gençliğiz, sizleri mahallelerimizde barındırmayacağız.

ÇAYAN LİSELİ DEV-GENÇ 

Çayan mahallesinde Cepheliler devrimcileri kaçırarak gözaltına almak için mahallede devriye atan polislerin akrep ve TOMA araçlarını havaileriyle vurdular. Taşlarıyla barikat oldular. Katil sürüsü ile çatışmalar Nurtepe tarafında devam etti. Katil köpekler halkı evlerinde gaza boğmuştur. Sokakta kadın, erkek, yaşlı, genç kim varsa sokakları boşaltmalarını aksi halde gözaltına alacaklarını anons ederek halkı tehdit etmişlerdir. Sokaklarda kimseyi görmek istemedikleri söyleyen katil polisler Nurtepe taksi durağı bölgesi, Cemevi bölgesi, üst geçit ve köprülere gaz atmıştır. 

24 Eylül günü Londra Dev-Genç tarafından Londra gezisi düzenlendi. Öğren saat 12.30'da buluşan 8 genç önce Karl Marks'ın bulunduğu Hightgate mezarlığını ziyaret eti. Karl Marks’ın mezarının başına Dev-Genç adına kısa bir not bırakıldı. Ziyaretten sonra gençler şehri gezmeye başladı. Daha sonra yemek yenilerek gezi saat 17.00'da sona erdi.

Londra Dev-Genç









 Çayan Liseli Dev-Genç’liler  30.09.2016 günü saat 10.30 da Nurtepe ve Sedef Caddesi üzerine yazılamaya çıktılar. Çıkılan yazılamada; “PARASIZ EĞİTİM İSTİYORUZ ALACAĞIZ! TUTSAK LİSELİ DEV-GENÇ’LİLER SERBEST BIRAKILSIN!  ÖĞRENCİ MECLİSLERİNDE BİRLEŞELİM! ESER ÇELİK SERBEST BIRAKILSIN! HAKAN İNCİ SERBEST BIRAKILSIN! NESLİHAN ALBAYRAK SERBEST BIRAKILSIN! SEDA KAYA SERBEST BIRAKLISIN! DLMK ve DEV GENÇ” yazıldı. Toplam 17 adet yazılama yapıldı. 
Bir daha diyoruz ki umudun adını halkın her duvarına nakşedeceğiz.

ÇAYAN LİSELİ DEV-GENÇ   









HASAN FERİT GEDİK ÖLÜMSÜZDÜR!
ÇETELER HALKA HESAP VERECEK!
ADALET İSTİYORUZ!
Yaşadığımız ülkede çeteler gün geçtikçe güçlenmekte, uyuşturucu baronları devlet tarafından desteklenmektedir. Bunun en bariz örneği Hasan Ferit Gedik'tir. Hasan Ferit Gedik ismi hafızalara kazınmıştır. O uyuşturucuya karşı mücadelenin bir bayrağı bir neferi olmuş ve yolumuzu aydınlatmıştır. Gülsuyu’nda çeteler tarafından katledilmiştir Hasan Ferit Gedik! Mahkemesinde çeteler mağduru oynamakta Nuray anamızı ve dedemizi her gün tehdit etmektedir. Katiller cinayeti meşrulaştırmakta "polisin yetişmediği yerde kurşunu çakarsın" demektedir. Her duruşmada birer birer çete üyeleri tahliye edilirken bizler Hasan Ferit'in arkadaşları ve ailesi olarak adaletin "a"sını göremedik. Yılmadık adalet aramaya devam edeceğiz. Gerekirse bir 3 yıl daha, gerekirse 10 daha direneceğiz. Adaletin olmadığı yerde Hasan Feritlerden bir ordu kuracak ve adaleti biz sağlayacağız!
Hasan Ferit'in katillerini yargılamayan adalet HFG UYUŞTURUCUYA KARŞI SAVAŞ VE KURTULUŞ MERKEZİ'ni işgal etmiş ve kalekol yapacaklarını söylemişlerdir. Tedavi gören gençleri gözaltına alarak işkence yapmış ve tedavilerini engellemişlerdir. Düzen o derece çürümüş ve kokuşmuştur ki artık açıktan uyuşturucuyu yaygınlaştırmakta tedavileri engellemekte tedavi merkezlerine karşı savaş açmakta ve çeteleri korumaktadır.
HERKES BİLSİN, HERKES DUYSUN!
Bizler Hasan Ferit'in yoldaşlarıyız. Mahallemiz de uyuşturucuya izin vermeyeceğiz! Gençlerimizin uyuşturucu bataklığında çürümesine izin vermeyeceğiz. Hasan Ferit'in katilleriniz aramaya adalet istemeye devam edeceğiz! Unutulmasın ki biz 7 yıl boyunca hapishanelerde ölüme yatanların soyundan geliyoruz. Bugün tüm emperyalist ülkeler şaşkınlıkla "7 yıl direniş mi olur" derken o direnişi yapan bizlerdik.
HASAN FERİT GEDİK BU İSMİ UNUTMAYIN!
HESAP SORUN, KATİLLERİN YARGILANMASI İÇİN DİRENİN!
HASAN FERİTLERDEN BİR ORDU KURUP ADALETİ BİZ SAĞLAYACAĞIZ!

DERSİM HALK CEPHESİ

Oturumları Gaspedilen Nihat Karakaya ve Ferza Karakoç'un Oturumları İade Edilsin! 
Birimiz Hepimiz Birimiz İçin!
Halk Meclislerinde Örgütlenelim! Birlikte Daha Güçlü Olalım!
Yüzyıllardır egemen sınıflar halkların hep örgütsüz oluşlarından güç aldılar! Öyle kolayca yönettiler.
Örgütlü olmak güç olmak demektir!
HALK MECLİSLERİNİ BUNUN İÇİN KURUYORUZ!
     Bu amaçla bir KAHVALTI DÜZENLİYORUZ... Hem kahvaltı yapacak hem de HALK MECLİSLERİNİ tartışacağız...
Tarih: 2 Ekim 2016 saat: 11.00
Yer: Melun AKM - Paris
Paris Halk Cephesi

                                             

29.09.2016 günü saat 17.30’da Kâğıthane çok programlı Anadolu Lisesine; “AKP’NİN YALANLARINA KARŞI KULAK KAPATIYORUZ /ÇAYAN ÖĞRENCİ MECLİSLER  yazılı pankart asıldı ve ardından Parasız Eğitim İstiyoruz Alacağız sloganları ve el bildirileri dağıtıldı. Öğrencilere AKP’nin yalanları ve DLMK anlatıldı.
AKP Faşizmi Elini Liselilerimizden Ve Gençlerden Elini Çek!
PARASIZ EĞİTİM İSTİYORUZ ALACAĞIZ!
PARASIZ EĞTİM İSTEMEK SUÇ DEĞİLDİR!
AKP’NİN YALANLARINA KARŞI KULAK KAPATIYORUZ!

ÇAYAN LİSELİ DEV-GENÇ 

ÇAYAN LİSELİ DEV-GENÇ'TEN KAÇIRILAN CAFER KOÇ'LA İLGİLİ AÇIKLAMA:
 AKP'NİN KATİL POLİSLERİ İNSANLARI KACIRMAYA ARALIKSIZ DEVAM EDİYOR
AKP’nin katil polisleri 29.09.2016 saat 11 civarlarında Halk Cepheli CAFER KOÇ’u Sarıgazi’de bir internet kafede otururken kaçırıp gözaltına almışlardır. Cafer Koç'un nerede olduğu bilinmiyor ama gözaltına alındığı nettir. Başına gelecek en ufak zarardan bile AKP’nin katil polisleri sorumludur. Bizleri kaçırıp işkenceyle yıldıramayacaksınız. Nefes alıp verdiğiniz her yerde biz olacağız. Yılmayacağız, savaşacağız, savaşmaktan başka yol olmayacağını unutmayacağız!
CAFER KOÇ SERBEST BIRAKILSIN!
İŞKENCE YAPMAK ŞEREFSİZLİKTİR!

ÇAYAN LİSELİ DEV-GENÇ 

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.