Aralık 2025

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

 


3 Temmuz 2025 tarihinde Paris Strasbourg Saint-Denis'de kurulan direniş çadırı 181. güne ulaştı.

Zehra Kurtay süresiz açlık grevinin 181, Nezif Eski ise 66. gününde.

181. gün, yine farklı kesimlerden pek çok ziyaretçi direniş çadırı emekçileri tarafından ağırlandı.

Çadırın bir komşusunun Londra'dan gelen annesi direnişçilerle vedalaşamadan gittiği için bir karta not yazıp bağış bıraktı. Kart, başta direnişçiler olmak üzere çadır emekçileri tarafından sevinç, mutluluk ve coşkulu ile karşılandı. İngiliz Anne, direnişe olan saygısını bu şekilde ifade etmiş oldu.

Bir diğer çadır komşusu, Noel dolayısıyla gittiği Lyon'dab döner dönmez ilk olarak çadıra gelip direnişçileri gözüyle gördükten sonra içi rahat bir şekilde evine geçti.

Çadır emekçisi yabancılar bugün de çadıra uğradılar ve çadır meclisinin aldığı kararları teyidini yaptılar ve yeni öneriler getirdiler Fransa İltica Kurumu olan OFPRA'nın önünde yapılacak eylemler için...

Ayrıca Avrupa'daki ve Türkiye'deki Aileler ile de telefon görüşmeleri yapıldı.





 

Yeni yılda, yeni bir yayın organıyla merhaba diyoruz Avrupa'daki halkımıza.

Yayın organımızın adı Meclis.

Aylık olarak yayınlanacak. Her ayın 1'inde elinizde olacak.

Meclis, hem sosyal medya üzerinden PDF olarak yayınlanacak, hem de her ülkede basılacak.

Meclis'in asıl gündemi, Avrupa.

Derginin sabit sayfa ve köşeleri de buna göre şekilleniyor.

Avrupa'da çocuklarımız

Avrupa'da halkın gündemi

Avrupa tarihinden

Avrupa şehitleri

Avrupa'da gençlik

Avrupa'da sorunlar-çözümler

Avrupa'da saldırılar-direnişler  hepsi Meclis'te.

Meclis, bizim için KOLEKTİVİZM demek.

Meclis, bizim için Anadolu'nun İMECE'si demek.

Meclislerimizde ortaklaşa tartışacağız, ortaklaşa üreteceğiz.

Meclis, işte bu üretimlerin yansıdığı yer olacak.

Meclis dergisi olarak, Avrupa'da Halk Meclislerini destekleyeceğiz.

Avrupa'da yeni mevziler yaratılması için yazıp çizeceğiz.

Avrupa emperyalistlerinin demokrasi konusundaki ikiyüzlülüklerini teşhir edeceğiz.

Meclis, okurların katkılarına açık olacak. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde, şehirlerinde mücadelenin içinde yer alan herkes, bölgesine, sorunlarına, hedeflerine dair yazabilir.

Meclis, halkımızın, hayatın her alanında mücadele edenlerin katkısıyla güçlenecek, şekillenecek. 

Meclis, 1 Ocak'ta yayında.

Her yayın organının klasik çağrısını biz de tekrarlıyoruz:

OKUYALIM! OKUTALIM!

Okunmayan ve dağıtılmayan bir dergi açıktır ki, misyonunu yerine getiremiyor demektir.

OKUYALIM! OKUTALIM!










 



Yıkımlardan,

yangınlardan,

sürgünlerden,

Mayın tarlalarından geldik.

Yanmış meşe ormanları gibi

Sürgün verdik her yandıkça.

Dallandık, budaklandık.

Kök saldık hep, vuruldukça.

Anadolu'da 83 milyon, Avrupa'da 5 milyonuz.

Irkçılıkla, asimilasyonla, entegrasyonla bizi yok etmek, eritmek istediler.

Erimedik.

Avrupa bizi eritemedi, sindiremedi.

Kendi kültürümüzle, değerlerimizle, kendi örgütlülüklerimizle var olmaya devam ediyoruz.

Yeni yıla yine saldırılar ve direnişlerle giriyoruz.

Emperyalist Avrupa devletleri, Avrupa halklarının örgütsüzlüğünden, mevcut sendika ve sol partilerin düzeniçileşmesinden, etkisizleşmezsinden yararlanarak hak ve özgürlüklerin gaspını süreklileştiriyorlar.

Yeni yılla birlikte bir çok ülkede yeni zamlar, vergiler gündeme gelecek. Özellikle göçmenlere karşı polis terörü artacak.

Irkçı, ayrımcı yasalar ve uygulamalarla, temel hak ve özgürlüklerimiz gasp ediliyor.

Öte yandan yozlaştırma politikasıyla tüm gençliğimiz ve çocuklarımız teslim alınmak isteniyor.

İşte bu koşullarda tek çaremiz vardır: ÖRGÜTLENMEK, ÖRGÜTLENMEK, ÖRGÜTLENMEK!

Yeni, sadece yeni olduğu için iyi veya olumlu olmaz.

Onu yeni yapacak olan bizleriz.

HALKIMIZA VE YOLDAŞLARIMIZA ÇAĞRIMIZDIR:

Yeni yılda,

yeni direnişler yaratalım;

yeni kurumlar açalım;

yeni insanlar kazanalım!

Halkları UMUTSUZLAŞTIRMAK istiyorlar.

Biz varız. Biz varsak umut var.

Biz, devrim, sosyalizm umudunun, hayalinin ve iddiasının günümüzdeki temsilcisiyiz.

Emperyalistler, sosyalizmi yeryüzünden, beyinlerden ve ülkelerden silmek istiyorlar.

Silemeyecekler.

Biz varız. Biz varsak, sosyalizm var.

Biz varsak, devrim var, devrimciler var.

 

Emperyalizmin yarattığı alçaklığın, adaletsizliğin, eşitsizliğin, işgallerin, ambargoların, ırkçılığın dünyasında, bunların karşısında devrimcilerin önderliğinde halk var.

Emperyalizmin karşısında ancak örgütlülüklerimizle direnebiliriz.

Örgütlenelim.

Olmayan yerlerde dernekler açalım.

Varolan derneklerimizi güçlendirelim.

Gençlerimizi ve çocuklarımızı derneklerde halkın ve sosyalizmin kültürüyle yetiştirelim.

HALKIMIZ!

KOMİTELERDE, MECLİSLERDE, DEMOKRATİK KURUMLARIMIZDA BİRLEŞELİM.

Birliğimiz gücümüzdür. Saldırıları ne kadar büyük olursa olsun;halkları yenemezler. Bugüne kadar yenemediler, bundan sonra da yenemezler.

Umudu yok edemezler. Sosyalizm düşümüzü, devrim iddiamızı yok edemezler. Bugüne kadar yok edemediler, bundan sonra da yok edemezler.

DİRENENLERE SELAM OLSUN... YENİ YILLARI KUTLU OLSUN!

Bizim havai fişeklerimiz yeni direnişlerdir.

Avrupa'nın ve dünyanın dört bir yanını direnişlerimizin ateşleriyle aydınlatalım.

Yeni yıla girerken, her şeyden önce dünyanın dört bir yanında bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm için zindanlarda yatan tüm tutsakları selamlıyor, öncelikle onların yeni yılını kutluyoruz.

 

HALKIMIZ, YOLDAŞLARIMIZ

Yeni direnişler, yeni kurumlar, yeni kitleler yaratma çağrımızı tekrarlayarak, Avrupa'daki halkımızın ve tüm dünya halklarının yeni yılını kutluyor, ekmek, adalet ve özgürlük kavgamızın büyüdüğü bir yıl diliyoruz.

 

31.12.2025

Avrupa Halk Cephesi



Mücadele ve zaferlerle dolu bir yılı daha geride bıraktık. AKP faşizminin her geçen gün daha da yozlaştığı, halk düşmanı politikalarını ısrarla uyguladığı, kendisine muhalif olan halkın her kesimine saldırdığı bir yılı daha geride bıraktık. Yeni yıla da emperyalizme ve faşizme karşı mücadelemizi büyüterek giriyoruz. Halkın Sesi Radyosu olarak halkımıza gerçekleri anlatmanın sorumluluğunu daha da büyüteceğiz. AKP faşizminin yalanlarını teşhir edecek, halkımıza gerçekleri anlatacağız.

Kuyu tipi hapishanelerde direnişler devam ediyor. Geride bıraktığımız yıl içerisinde Özgür Tutsaklarımız yine defalarca zaferler kazandılar. Tutsaklarımız yeni yılda da zaferler kazanacaktır. Bizler de Halkın Sesi Radyosu emekçileri olarak direnen tutsaklarımızın, Fransa’da oturum hakkı için direnen Zehra Kurtay’ın, açlık, yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veren milyonlarca halkımızın sesi olmaya devam edeceğiz.

Tüm halkımızın yeni yılını kutluyoruz.

Halkın Sesi Radyosu

https://halkinsesiradyo.org/2025/12/31/halkin-sesi-radyo-yeni-yil-mesaji/


 


Avrupa Gençlik Broşürü ’nü Yayınlıyoruz: Avrupa’da Gençler Neden Devrimci Olmalı?

 

IRKÇILIĞA UYUŞTURUCUYA-YOZLAŞMAYA, YABANCILAŞMAYA KARŞI TEK ÇÖZÜM DEVRİMCİLİKTİR

Gelecek, ellerimizdedir. Gelecek, örgütlü gençliğin eseridir.

BİZE KATIL, BİRLİKTE DEĞİŞTİRELİM

Broşürü İndirmek İçin Tıklayınız

 

Genç arkadaşım; senin emeğin, enerjin ve zekan bir şirketin daha fazla kar etmesi için harcanamayacak kadar değerlidir. Bu sömürü düzenine karşı devrimci bir bilinçle ayağa kalkmak, sadece ekonomik haklarını geri almak değil, çalınan geleceğini de yeniden kazanmaktır.

ÖNSÖZ

Bugün Avrupa’nın metropollerinden işçi mahallelerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada, sadece fiziksel bir mekanda değil, aynı zamanda devasa bir çelişkiler yumağının içinde yaşıyoruz. Bir yanda “modernlik” ve “demokrasi” maskesi ardına gizlenen, ancak her fırsatta yüzünü gösteren ırkçılık; diğer yanda bizi köklerimizden, kimliğimizden ve insanlığımızdan koparmaya çalışan bir yabancılaşma kuşatması altındayız. Sistemin bize sunduğu seçenekler bellidir: Ya kendi değerlerimize ve toplumsal gerçekliğimize sırtımızı dönüp bu yoz düzenin içinde eriyip gideceğiz ya da bizi “öteki”leştiren bu çarkın dişlileri arasında ezilmeyi kabul edeceğiz. Ancak biz biliyoruz ki, ne ırkçılığın getirdiği o karanlık nefret ne de modern yaşamın sunduğu kültürel yozlaşma bizim kaderimizdir.

Neden Devrimcilik?

Çünkü devrimcilik sadece bir siyasi tercih değil, bir insan kalma mücadelesidir. Devrimcilik; Irkçılığa Karşı: Rengimiz, dilimiz veya inancımız yüzünden bizi hor görenlere karşı; insanlık onurunu ve halkların kardeşliğini en gür sesle savunmaktır.

Yozlaşmaya Karşı: Tüketim çılgınlığıyla içleri boşaltılan, uyuşturucuyla uyutulan ve bireysel kurtuluş masallarıyla kandırılıp bencilleştirilen gençliğin; kolektif yaşamı ve ahlaki dürüstlüğü yeniden kuşanmasıdır.

Yabancılaşmaya Karşı: Kendine,  emeğine  ve  halkına,  özüne, kültürüne, değerlerine yabancılaşan insanın; hayatı değiştirebileceğine olan inancını yeniden kazanması ve yeniden tarihin dönüştürücü öznesi haline gelmesidir.

Devrimcilik işte bu üç başlı canavara, ırkçılık, yozlazma ve yabancılaşma canavarına karşı  Avrupa’nın göbeğinde “ben de varım” demenin tek yoludur. Bizi sömüren, bölen ve yalnızlaştıran bu düzene karşı tek gerçek alternatif; örgütlü bir bilinç ve kararlı bir mücadeledir.

Bu broşür, içinde bulunduğumuz bu karanlık tünelden çıkışın haritasını sunmayı amaçlıyor. Sistem bizi yalnızlaştırmak istiyor, çünkü yalnız olanı yenmek, yok etmek kolaydır. Sistem bizi yozlaştırarak, yalnızlaşarak yok etmeye, dişlileri arasında öğütmeye programlanmış. Bu çarkın dişlilileri arasında öğütülmemenin tek yolu bir araya gelmek, örgütlenmek ve mücadele etmektir, yani devrimciliktir.

 

 Kahvaltı ile başlayan gün, temizlik ve sonrasında eğitim saatiyle devam etti.

Eğitim saatinde, Grup Yorum, Grup Yorum’un tarihi ve devrimci sanat anlayışı anlatıldı. 8 yıl aradan sonra çıkan son Grup Yorum albümünün de tanıtıldığı eğitimde, Grup Yorum’un son klibi Sıla da izlenildi.

Eğitimin ardından pratik çalışma ve kültürel çalışmaların yapıldığı 8. günde, öğlen yemeği sırasında Paris’te hakları için süresiz açlık grevinde olan Zehra Kurtay’ın belgesel gösterimi gerçekleştirildi.

Üretim saatinde, yakında çıkacak olan Avrupa’da Bizim Gençlik Dergisi’nin çalışmalarına devam edildi.

Akşam yemeğinin ardından geçilen eğlence saatinde kamp alanında yakılan ateşin etrafında türküler söylendi ve iki pratik çalışma grubu da eylemlerini yaptı.

Günün sonuna yaklaşırken ortak alanda, üretim saatinde yapılan yılbaşı hediyeleri verildi ve kampın EN’leri açıklandı.

Ertesi gün kahvaltıda buluşmak için sonlandırılan günde son olarak kamp kurgusu izlendi.






 


Yunanistan Halk Cephesi:Devrimci Değerlere ve Filistin Halkının Direnişine Yapılan Saldırı Acizliktir!

Atina’nın direniş geleneğiyle bilinen mahallelerinden Eksarhia’da, bulunan Türkiye ve Kürdistanlı Politik Tutsaklarla Dayanışma Derneği’nin önünde bulunan duvar resimlerine, 30 Aralık Salı günü, sabaha karşı, korkak, aciz ve planlı bir saldırı gerçekleştirildi.

Filistin direnişini selamlayan, “Nehirden Denize Özgür Filistin” sloganının yer aldığı ve Türkiye devrimci hareketinin önderi Mahir Çayan’ın portrelerinin bulunduğu duvar ile yine karşısında uyuşturucu çeteleri tarafından katledilen Hasan Ferit Gedik’in resminin yer aldığı duvarlar, kanı simgeleyen kırmızı boya ile hedef alındı.
Bu saldırı, sıradan, anlık gelişen bir olay veya tesadüf değildir.
Bu saldırı, devrimci değerlere, tarihimize ve halkların ortak mücadelesine yönelmiş bilinçli bir düşmanlıktır.

Bu saldırının sorumluları, emperyalizmdir, faşizmdir ve onların doğrudan ya da dolaylı hizmetinde olan işbirlikçilerdir.
Hedef alınan Türkiye devriminin önderlerinden Mahir Çayan’dır.
Hedef alınan Filistin halkının direnişidir.
Hedef alınan uyuşturucu çetelerine karşı mücadelenin sembolü Hasan Ferit Gedik’tir.

Bu saldırı açık ve net bir şekilde halk düşmanlarının saldırısıdır.

Hasan Ferit Gedik, uyuşturucuya, çetelere ve çürümüşlüğe karşı yürütülen mücadelenin adıdır. Onun anısına uzanan her el, bu mücadeleye uzanmıştır. Bunu asla unutmayacağız.

Bu saldırı devrimci değerlere ve halka düşmanlıktır.

Kırmızı boya kanı temsil eder. Verilmek istenen mesaj alınmıştır. Ancak hatırlatıyoruz: Bizim tarihimiz zaten kanla yazılmıştır.
Bedellerle, direnişlerle, şehitlerle yazılmış bir tarihi bir gecede silmek öyle kolay değildir.

Saldırıyı gerçekleştirenler, gecenin karanlığına sığınarak, korkakça ve sinsice hareket etmiştir. Değerlerimize ve düşüncelerimize yaptıkları saldırıyı açıkça bizim ve Eksarhia halkının gözü önünde yapmaktan kaçınmışlardır.

 

Buradan Yunan halkına, özellikle Eksarhia’da yaşayanlara çağrımızdır:

Göreni, bileni, duyanı;
boyayı satanı, taşıyanı;
saldırı anına dair bilgisi, duyumu olan herkesi,
dayanışmaya ve bilgi paylaşmaya çağırıyoruz.

Bu noktada özel bir dikkat ve kolektif sorumluluk çağrısı yapıyoruz. Eksarhja, karanlığın değil direnişin mahallesidir. Bu saldırılar cevapsız kalmamalıdır.

Şunun altını bir kez daha çiziyoruz:
Devrimci değerlere, devrimci önderlere, halkların özgürlük mücadelesine yönelik hiçbir saldırı meşru değildir.
Kabul edilemez.
Unutulmaz.
Cevapsız kalmaz.

Herkesi direniş tarihimizi savunmaya,
değerlerimizi korumaya,
direnişi büyütmeye devam edeceğiz.

Yunanistan Halk Cephesi




 



 

İÇİNDEKİLER

 

4- ANADOLU'YU SEVMEK CESARET İSTER-1

6 -KANLA YAZILAN TARİH SİLİNMEZ

10 -HERKES ÖRGÜTLENEBİLİR

12- 10 SORUDA DEV-GENÇ

14- TUTSAK DEV-GENÇ'Lİ EDA KAYA'DAN MEKTUP

16 -DEV-GEN TÜZÜĞÜ

19 -EKİM AYINDA NELER YAPTIK

20- TAHLİYE OLAN DEV-GENÇ'LİLERLE RÖPORTAJ

22 -DEV-GENÇ'Lİ BURAK BAŞER ONURUMUZDUR

24 -TÜRKÜLER SUSMAZ HALAYLAR SÜRER

25- GENÇLİĞE DAYATILAN YA ZİNDAN YA MEZAR

 

Dev-Genç Bülteni Aralık sayısını indirmek için Tıklayınız

 

Uzun Bir Aradan Sonra Yeniden

Merhaba!

 

Dergimizi yaklaşık iki senedir siz sevgili okurlarımıza ulaştıramamanın üzüntüsü içindeydik. Fakat şimdi yeniden buradayız ve bedellerle çıkarttığımız kolektif Dev-Genç dergimizi sizlerle buluşturmanın sevincini yaşıyoruz. Bizler bu iki senelik süre zarfı içinde pek çok şey yaşadık. Defalarca kez gözaltına alındık, tutuklandık. Fiziki ve psikolojik işkencelere maruz kaldık. Kuyu Tipi hapishanelere sürgün edildik, direndik ve kazandık. Şimdi yeniden sıcak mücadelenin içerisindeyiz. Ateşi harla yanan yüreklerimizle, devrimin hamalı olmaya hazırız.

Biz bunları yaşarken, faşizm halkımıza da yoğun biçimde saldırdı. 6 Şubat günü vatanımızın 11 şehri yerle bir oldu. İnsanlar yardım çığlıklarıyla kurtarılmayı beklerken, yardımlarına yine halkımız ve devrimciler koştu. Katil devlet ise halka yardım etmek yerine yardımları engelledi, gelen yardımları ise sanki kendileri yapıyormuş gibi bir algı yaratmaya çalıştı. AKP, yardım kolilerine kendi amblemini yapıştırdı. Halkımız cenazelerini, kaybolan çocuklarını adsız mezarlarda buldu. Cenazeler, çocuklar tarikatlara verildi ya da enkazın altında kaldı ve iş makinelerinin aralarına kopuk kol ve bacaklarla çöplüğe döküldü.

Kemer sıkma adı altında halkın önce cebini sonra boğazını sıktılar. Halk sağlıklı beslenemez duruma getirildi. Karnını ekmekle doyuran insanların ekmeğini dahi aldılar. Kendi ülkemizde üretebildiğimiz tahılları bile ithal ettikleri için sofralarda tabak sayısı, gündelik öğün sayısı azaldı. İşbirlikçi AKP, emperyalizmin gözüne daha fazla girebilmek için halktan çalıp kendi ceplerine esas olarak da emperyalist efendilerinin kasasına aktarıyor.

Daha fazla soygun ve talandaha fazla baskı ve işkenceyi de beraberinde getiriyor.

Halkımız bu koşullarda yaşamak için çalışmıyor, çalışmak için yaşıyor. Ve bu koşulları benimsemesi, karşı çıkmaması için de uyuşturucu yaygınlaştırılıyor. Bireycilik, bencillik “insan doğası” diye sunuluyor. “Babana bile güvenme”denilerek herkesten şüphe etmemiz gerektiği anlatılıyor. Gençlik bir ülkenin geleceğidir. Düzenin sahipleri de bunu biliyor. Bu yüzden tüm halka yapılan bu saldırıda gençliğe düşen pay çok daha yüksek oluyor. AKP, geldiği günden beri durmadan değiştirdiği eğitim sistemini her gün daha fazla gericileştiriyor. MESEM’ler aracılığıyla çocuk işçiliği yaygınlaştırılıyor.

Grup Yorum’un, devrimci sanatçıların tutsak olduğu şu günlerde sosyal medyayla, dizilerle, filmlerle gençliği yozlaştırmaya yönelik içeriklere milyonlarca dolar yatırılıyor.

Daha fazla baskının sebebi tam olarak budur. Gençliğin örgütlenmesini engellemek için korku duvarları çekiliyor.

Dev-Genç’lilerin bu kadar tutuklanmaları bu sebeptendir. Gençliği baskıyla, işkenceyle durdurmaya çalışıyorlar fakat bunu başaramayacaklar. Dev-Genç 56 yıldır mücadelesine her koşulda devam etmiştir ve etmektedir.

Bugün PKK silah bırakıp direniş göstermeden halkına yapılan bunca zulmü bir kenara atıp yolunu düşmanın yoluyla birleştirdi.

Biz ise her koşulda devam ediyoruz. Emperyalizme karşı bağımsızlık, faşizme karşı demokrasi, kapitalizme karşı sosyalizm mücadelesini sürdürüyoruz.

Dediğimiz gibi pek çok kez tutuklandık ve işkence gördük fakat bu bizleri yıldırmıyor. Sadece daha fazla öfkelendiriyor, kavgamıza daha çok bağlıyor.

Bizler Dev-Genç’liler olarak mücadelemize her koşulda devam edeceğiz ve dışarda kaldığımız yerden yeniden öreceğiz umudumuzu.

Halkımızı, gençlerimizi yozlaştıran düzene karşı her zaman mücadele etmeye çağırıyoruz.

Gençlik gelecektir. Geleceğimizi emperyalistlerin eline bırakmayacağız.

Emperyalizme ve faşizme karşı Dev-Genç saflarında örgütlenelim! Umudumuzu büyütelim!

Yaşasın Dev-Genç, Yaşasın Dev-Gençliler!


 

Belçika’nın Liege şehrinde 19/22 Aralık katliam ve direnişinin yıldönümü 19 Aralık’ta bir anma gerçekleştirdi.

Liege şehrinde bulunan faşizme karşı direnişte şehit düşen partizan anıtı önünde yapılan anma akşam saat 17.00’da başladı. Grup Yorum marşlarının çalındığı anmada Fransızca yazılı pankartta “28 devrimci vahşice katledildi. 19 Aralık 2000 katliamını unutmayacak unutturmayacağız. Faşizm dün F tipleriyle bugün S Y R tipleriyle halka ve devrimcilere saldırmaya devam ediyor” yazıyordu.  1 dakikalık saygı duruşunun ardından yapılan konuşmada “19 Aralık sadece katliam değil aynı zamanda destansı bir direniştir. Faşizm halkı teslim almak için önce devrimcilere saldırır. Hapishanelere saldırısına karşı 19 Aralık direnişi aynı zamanda halka karşı yapılan saldırının önünde barikattır. Saldırı o barikata çarpmıştır. Bugün aynı şekilde S  R  Y tipleri de aynı amaçla inşa edilmiştir ve bugün de direnişe çarpmaktadır” dendi.

  28 Aralık Cumartesi günü Belçika’nın Liege şehrinde faaliyetlerini yürüten Halk-Mer’de bir panel düzenlendi. Panel’in konusu ‘F tiplerinden S R Y’ye, 19 Aralık’tan bugüne direniş ve zafer geleneğimizdir.  19-22 Aralık katliamını yaşayan, ölüm orucu gazisi Erdal Gökoğlu 19-22 Aralık katliamını, katliama gelene kadarki tarihsel süreci ve direniş boyutuyla ele aldı. Katliamın amacı ve direnişin önemine vurgu yaptı. Emperyalizmin hapishaneler politikası ve hapishanelerde hayata geçirilen direnişlerin devrim mücadelesindeki yerini anlatırken S Y R Tipine karşı gerçekleştirilen direnişe değindi. Hapishanelerdeki direniş karşısında kendine ilericiyim, devrimciyim, demokratım diyenlerin görevi direnişi sahiplenmek, direnişi büyütmek olduğunu hatırlatan Gökoğlu tutsaklara mektup yazma çağrısında bulundu.  Yaklaşık 2 saat süren panele 25 kişi katıldı.






 


 

Türkiye’de Kuyu Tipi Hapishanelere Karşı Devam Eden Direnişlerimiz

 

Kuyu Tipi Hapishanelerin

Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz

 

1-) 30 Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 155.Gününde

2-) 30 Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 155.Gününde

3-) 11 Ağustos 2025; Ali Dilmen 143. Gününde

4-) 18 Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 136.Gününde

5-) 15 Ekim 2025; Doğan Karataştan: 78. Gününde

 

Özgür Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde Direniyor!

Kuyu Tiplerine Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!

2 Yıl 7 Aydır Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin Ve Faşizmin Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı

SELAMLIYORUZ!

DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!

ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR

 



Oturum hakkını geri kazanabilmek için süresiz açlık grevine başlayan Türkiyeli devrimci Zehra Kurtay, direnişinin 183. gününde.

25 Ekim 2025 Tarihinde Yoldaşı Zehra Kurtay’ın talepleri kabul edilinceye kadar Nezif Eski’de Süresiz Açlık Grevine Başladı. Süresiz Açlık Grevinin 68. Gününde

Zehra Kurtay’ın Talepleri Derhal Kabul Edilsin!

 


Cephe’den Yeni Yıl Mesajı: Emperyalizm Sosyalizmi Zihinlerden Silecekmiş

Biz Varken, Asla Başaramayacaklar!

 

BİR AVUÇ İNSAN DEĞİL

BİR YUMRUK HALK OLUP BUNA İZİN VERMEYECEĞİZ

 

EMPERYALİZM SOSYALİZMİ ZİHİNLERDEN SİLECEKMİŞ

SİLEMEZLER

ŞEHİTLERİMİZİN GÖZLERİNDEKİ IŞIĞI SİLEMEZLER!

 

YAPAMAZLAR, YAPAMAYACAKLAR

BİLİMİN VE TARİHİN YASALARINA GÖRE, YAŞANMIŞ OLAN YOK SAYILAMAZ!

 

SOSYALİZM, ADİL BİR ÜRETİM VE PAYLAŞIM SİSTEMİ OLARAK

HALKLARA UMUT OLDU

EZİLEN HALKLAR, KENDİ İKTİDARLARINI KURUP,

HAK ETTİĞİNİ ALABİLDİĞİNİ GÖRDÜ, KENDİNE GÜVENİNİ KAZANDI

FAŞİZMİ YENDİ, BAĞIMSIZ BİR VATANDA ÖZGÜR BİR HALK OLARAK YAŞADI

 

YAPILANLAR, TEKRAR TEKRAR YENİDEN YAPILABİLİR…

 

BUNU BİLDİKLERİ İÇİN, HALKLARIN ZİHİNLERİNDEN

DEVRİM DÜŞÜNCESİNİ BİLE SİLMEK İSTİYORLAR

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ!

 

BİZ VARKEN, ASLA BAŞARAMAYACAKLAR!

 

HALKIMIZIN AŞSIZ İŞSİZ DÜŞSÜZ BIRAKILMASINA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ!

 

 

DİRENİŞ, EZENLERİN VE EZİLENLERİN İRADE SAVAŞININ EN YÜKSEK DÜZEYİDİR

DİRENECEĞİZ!

 

DİRENEREK

HALKIMIZIN İRADESİNİ HEP EN YÜKSEKTE TUTACAĞIZ

 

YEDİSİNDEN YETMİŞİNE

KÖYLÜSÜNDEN KENTLİSİNE

TÜM HALKIMIZI SOSYALİZME ÖRGÜTLEYECEĞİZ

 

TARİHİMİZDEN ÖĞRENİYORUZ

ZAFERİMİZİ ÖRGÜTLÜYORUZ

 

 

 

EMPERYALİZM, SOSYALİZMİ NEDEN ZİHİNLERDEN SİLMEK İSTİYOR?

 

Emperyalizmin devrimle savaşı, yalnızca silahla yürütülmez.

Emperyalizmin devrimi, devrimciliği ve sosyalizmi yalnızca siyasal alandan değil; zihinlerden, kültürden ve duygulardan da silmek ister.

Çünkü sosyalizm yalnızca iktidarı hedeflemez. Asıl savaş bilinçtedir.

Bilinci hedef alır.

 

Emperyalizm için tek tehlike, sosyalizmin iktidara gelmesi değil; düşünülebilir olmaya devam etmesidir. Çünkü kurulan iktidarlar yıkılabilir; ama bilinç değişirse, tarih yön değiştirir.

Bu yüzden hedef, tek başına örgütler-devrimciler değil, düşüncenin kendisidir.

Bu yüzden sosyalizmi bastırmakla yetinmez,

unutturmak ister,

çarpıtmak ister,

düşünülemez kılmak ister.

 

Çünkü sosyalizm, düşünüldüğü sürece kapitalist düzen için büyük bir tehdittir.

 

Zihinlerden Silmek İstemesinin Tarihsel Nedeni Şudur:

Tarih; sınıflar mücadelesidir.

Tarih; fikirlerin değil, üretim biçimlerinin ürünüdür.

Sosyalizm, kapitalizmin iç çelişkilerinden doğmuştur.

Proleter devrimlerin başlangıcı olan 1917 Ekim Devrimi bir iddia değil, sosyalizmin gerçekleşebildiğinin kanıtıdır. SSCB’nin kurulmasının ardından, sosyalist devrimler de art arda gelmiştir.

Halklarda “İşçi sınıfı iktidarı alabilir, devletini kurabilir.

Kapitalizm sonsuz değildir” düşüncesi ve inancı yaratmıştır.

İşte bu gerçek, emperyalizmin kâbusudur.

Bu yüzden yalnız halkların geleceği değil, geçmişi de hedef alınır.

Tarihsel hafıza yok etme amaçlanır. YANİ TARİH ve SINIF BİLİNCİ YOK EDİLMEK İSTENİR.

 

Zihinlerden Silmek İstemesinin Siyasi Nedeni Şudur:

Devlet tarafsız değildir.

Devlet, egemen sınıfın baskı aygıtıdır.

Burjuvazinin egemenliğindeki devlet, halka düşmandır.

Sosyalizm bu gerçeği açığa çıkarır.

Devleti kutsamaz, devleti çözümler.

Kapitalist devleti, tarihsel bir aygıt olarak teşhir eder.

Emperyalizm ise sömürge ve yeni-sömürge ülkeleri denetimi altına alır.

Borçla denetler.

Silahla denetler.

Hukukla denetler.

Halkın iradesini yok sayar; yönetilecek yığın, güdülecek sürü olarak görür.

Devrimci siyaset ise bu düzeni bozar. Eylemleri, ajitasyon ve propagandasıyla halka siyasi gerçekleri açıklar.

Bu yüzden terör demagojisi harekete geçirilir.

Bu yüzden gayrimeşru ilan edilir.

Bu yüzden operasyonlar, tutuklamalar, katliamlarla yok edilmek istenir.

Bu yüzden reformizmle boğulur, tasfiye saldırısına uğrar.

 

Zihinlerden Silmek İstemesinin İdeolojik Nedeni Şudur:

Burjuva ideolojisi, kapitalizmi doğal gösterir.

Sömürü düzenini, kaçınılmaz olarak gösterir.

Alternatifsiz ilan eder.

“Boyun eğeceksin, başka yol yok” der.

Sosyalizm bu yalanı parçalar. Halklara diyalektik ve tarihsel materyalizmi öğretir.

Sömürüyü göstererek, sınıf bilinci kazandırır.

Artı-değeri ve kan emici tekellerin gerçek yüzünü teşhir eder.

Eşitsizliğin bireysel değil, düzenden kaynaklandığını gösterir.

Kapitalizmin krizinin yapısal olduğunu, krizlerin aşılamayacağını anlatır.

KAPİTALİZMİN TEK ALTERNATİFİNİN SOSYALİZM olduğunu kanıtlar.

Bu yüzden sosyalizm “tehlikeli” ilan eder.

Bu yüzden düşünülmesini bile “suç” sayar.

 

Zihinlerden Silmek İstemesinin Kültürel Nedeni Şudur:

Egemenlik, yalnızca baskı ve zorla kurulmaz.

Faşizmin de meşruluk sorunu vardır, iktidarını ayakta tutabilmek için kitle tabanına ihtiyacı vardır.

Burada devreye kültürel saldırılar ve ideolojik kuşatma girer.

Kültür, ideolojik kuşatmanın aracıdır.

Emperyalist kültür, bireyciliği kutsar.

Rekabeti yaşam biçimi yapar.

Tüketimi ‘kimlik’ haline getirir.

Sosyalizm ise bireyciliğe karşı kolektivizmi esas alır.

Bireye değil, bireyciliğe karşıdır. Bireyin gelişiminin önünde sonsuz olanaklar açar.

Halkların dayanışmasını ve kardeşliğini örgütler.

 

Bu yüzden sosyalizm;

* sinemada distopyadır (Distopya; gerçeği, tam karşıtı gibi gösterir. Sosyalizmi baskıcı-diktatör, özgürlük karşıtı bir yönetim olarak gösterir.)

 

* eğitimde tabudur (sorulması yasak, konuşulması tehlikeli, savunulması suç gibi gösterilir)

* medyada karikatürizedir (Küçümsenir, hafife alınır, dalga geçilir, gerçekleşmesi imkânsız bir düzen olarak gösterilir).

 

Zihinlerden Silmek İstemesinin Duygusal Nedeni Şudur:

Duygu; içten gelen veya kendiliğinden oluşan bir şey değildir. Dış koşullarla şekillenir. Sınıflı toplumlarda tüm egemenler, halkların duygularına hükmetmeye, teslim almaya çalışmışlardır. Çünkü hakimiyet, duygulara hükmederek de kurulur.

Korku üretilir.

Yalnızlık üretilir.

Umutsuzluk üretilir.

Sosyalizm ise umut üretir.

Özgüven üretir.

Kolektif cesaret üretir.

Korkan birey yönetilir.

Umutlanan halk, harekete geçer.

Umut, ummaktan doğan güven duygusudur.

Bu yüzden umut, emperyalizm için tehlikelidir.

Halkın devrime ve devrimcilere karşı güveni ve umudu yok edilmek istenir.

 

Zihinlerden Silmek İstemesinin Sınıfsal Nedeni Şudur:

Tarih, sınıflar mücadelesi olduğuna göre; tarihi halklar yaratır.

İki sınıf vardır: Ezen ve ezilen.

Kapitalizmde ezen sınıfı burjuvazi, ezilen sınıf proletaryadır.

Emperyalizm, uluslararası burjuvazinin düzenidir.

Sosyalizm, işçi sınıfının tarihsel ve kitlesel yararıdır.

Bu iki ideoloji, bir arada olamaz.

Ezen ve ezilen sınıfın çelişkisi, uzlaşmazdır. Bir sınıf, öbürünü yok edene kadar sürekli ve çok kanlı bir savaş içindedir. Birinin varlığı, öbürünün yok edilmesine bağlıdır.

Bu yüzden her yöntemle sosyalizme saldırıyorlar.

Her sınıflı toplumda, üretim ilişkileri üretici güçleri geliştirmediğinde, bir üst aşamaya geçilmiştir. Bugün en gerici haliyle tekelci kapitalizm, yerini mutlaka ama mutlaka Sosyalist topluma muhakkak bırakacaktır. Tarihin ve bilimin yasası budur!

Kapitalizmin tek alternatifi olan sosyalizmi, bu yüzden halka tehdit gibi gösteriyorlar.

Varlığını sürdürebilmek için, çarpıtma ve karalamalarla saldırıyor, yok etmek istiyorlar.

 

 

NEDEN ZİHİNLERDEN BİLE SİLMEK İSTİYORLAR

Çünkü sosyalizm yalnız bir program değildir.

Bir düşünme biçimidir.

Bir dünya görüşüdür.

Zihinde kaldığı sürece, her an eyleme de geçebilir. Bu yüzden emperyalizm için, potansiyel tehlikedir.

UMUT BİLE EDİLMESİN İSTER

Umut, itaat etmez.

Dayanışma, yalnızlaştırılamaz.

Tarih hatırlanırsa tekrar edilir; yani tarihteki başarılar, gelecek için umuttur.

Bu yüzden silinmek-unutturulmak istenir.

 

Sosyalizmi zihinlerden silme çabası,

onun zayıflığının değil,

tarihsel gücünün itirafıdır.

Sosyalizm; mutlak gelecektir!

Düşünceden silinemez,

yüreklerden silinemez,

tarihten silinemez.

Kapitalizm kriz ürettikçe,

sosyalizm yeniden yeniden umut olur.

Kapitalizmin diğer adı krizdir ve bu krizler, en fazla geciktirilebilir; ama asla engellenemez, aşılamaz.

 

 

Sosyalizm halklara; kapitalizmin kader olmadığını, sömürülmeden adil bir düzende yaşanabileceğini gösteren tarihsel bir gerçekliktir.

 

Sosyalizm; bir avuç kan emici asalağın alaşağı ettiği ve özel mülkiyete son verdiği için, emperyalizm için büyük bir “tehlike”dir.

 

Çünkü sosyalizm bir fikir değil,

Tarihin, bilimin, hayatın yasalarının zorunlu sonucudur.

 

Devrim mücadelesi; kapitalizmin yüzyıllar içinde kendiliğinden sonlanmasını beklemeden, halkın iktidarını kurmayı hızlandıran ve iradi hale getiren bir süreçtir.

Bu iradi müdahalenin sahibi, Marksist-Leninist örgüttür.

Örgüt; “Belli bir amaç ve hedefler doğrultusunda bir araya gelmiş, kendi içinde bir program ve tüzüğe sahip, ulusal, mesleki, ekonomik, dinsel, sınıfsal, siyasal ya da benzer ortaklıkları olan topluluk veya grup” olarak tanımlanmaktadır.

Ülkemizde devrimci örgüt dendiğinde, tarih sahnesine çıktığı 1970’ten bugüne akla ilk gelen CEPHE’dir. Marksizm-Leninizm’den milim sapmayan, iktidar iddiasıyla mücadeleyi büyüten, emperyalizmle-oligarşiyle asla uzlaşmayan, tüm dünyada sol hareketlerin NATO solcusu haline geldiği, Kürt milliyetçi hareketin silahlarını yaktığı, sola dair her şeyin tasfiye edildiği, sosyalizmin zihinlerden bile silinmek istendiği bir süreçte; dünya halklarının TEK KURTULUŞ UMUDU, CEPHE’dir.

 

2026 yılına; emperyalizme ve faşizme karşı savaşı büyüttüğümüz, bulunduğumuz her yerde Halk Komitelerini ve Halk Meclislerini kurduğumuz, sosyalizme inançsızlığın ve reformizmin yarattığı tortuları kazıdığımız, enternasyonalizmi büyüterek sosyalizm umudunu tüm dünya halklarına yaydığımız bir yıl yapma hedefiyle giriyoruz.

Sınıf bilincimizi ve sınıf kinimizi bileyleyerek, halkın devrimci şiddetini örgütleyerek, açlığa ve adaletsizliğe karşı HALK İÇİN ADALET mücadelemizi büyüterek giriyoruz.

Kızıldere’deki iktidar iddiamızı, her türlü baskı ve zulme her koşulda direnme kararlılığımızı çelikleştirerek, tutsak ve şehit yoldaşlarımıza verdiğimiz ADALET olma sözünü yerine getirme inancıyla giriyoruz.

Çünkü biliyoruz ki;

DÜNYANIN BÜTÜN NEHİRLERİ BİRLEŞSE, ADALETE SUSAMIŞ BİR HALKIN SUSUZLUĞUNU GİDEREMEZ.

BİZ ADALET OLACAĞIZ!

 

KARANLIKTA UMUT  ADINA BİR ZERRE IŞIK OLMAK İÇİN, TÜM YÜREĞİMİZİ ATEŞE ATACAĞIZ!

VAR GÜCÜMÜZLE HAYATIN HER ANINDA VE HER ALANINDA DİRENECEK VE SAVAŞACAĞIZ!

 

2025’e yeni direnişler ve zaferlerle girdik.

2026’ya uzlaşma-teslimiyet-tasfiye saldırılarını püskürterek giriyoruz ve biliyoruz ki 2026, yeni direnişler ve zaferlerle bizim olacak!

Tüm halkımızın, yoldaşlarımızın yeni kavga yılını kutluyoruz.

 

Ben adaletim

içinde ne yok ki.

Sevgi var, emek var, kin var vefa var,

onur namus her  şey var.

Bir de sabır var.

İşte o sabrımın

sonundayım...

Sanmasınlar ki yoksul sahipsizdir, güçsüz, güvensizdir.

Onların öyle bir adaleti vardır ki

oynatır yeri yerinden.

Gün gelecek,

bir daha bir daha oynayacak bu yer yerinden.

Nasıl ki çiçek susuz, güneşsiz yaşayamazsa

bir bebe anasının sütü olmadan yaşayamazsa

halk da adaletsiz yaşayamaz.

Sanmayın ki elim ayağım yok,

beynim, yüreğim yok

Topum,

tüfeğim tankım yok. Her bir şeyimden var.

Ben kimim; bir daha anlatayım o zaman.

Ben

kimi zaman

bu kalemi tutan elim,

kimi zaman tecrite boyun eğmeyen tutsağın dilindeki sloganım, kimi zaman

milyonların öfkesini bedenine saran Alişan'ım,

İbrahim'im yoldaşlarının hesabı için çarpışan

Erdal'ım, Hasan Selim'im,

kimi zaman Muharrem'im,

kimi zaman Berkin'in katilleri için yalan sarayının 6. katına çıkan Şafak'ım, Bahtiyar'ım,

işkencehaneleri basan

adalet saçlarından taşan Elif Sultan'ım...

 

"Yarin yanağından gayrı her şeyde hep beraber" diyen

Bedreddin’im,

dağları mesken tutan Çakırcalıyım.

Ben Mahir’im, Dayı'yım.

Ben bu topraklarda

iyiden güzelden halktan yana ne varsa oyum.

 

Ben şimdi tüm Cepheliler’in elinde bir pankartım,

bir slogan,

açtığı çadır, attığı molotof, sıktığı mermi…

Ben bu topraklarda bir tek Cepheli’nin elinde Adaletim!

 

 

30.12.2025

 

CEPHE

 

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.