Sende Kuyu Tipi Hapishanelere
Karşı Destek Açlık Grevi Yapıp Video Çekmeye Çağırıyoruz
S R Y Kuyu Tipleri Kapatılsın Her
Gün 1 Video Kampanyası Devam Ediyor
S R Y Kuyu Tipleri Kapatılsın Her Gün 1 Video Kampanyası
Devam Ediyor
Hollanda Halk Cephesi: S-R-Y Kuyu Tipi Hapishanelere Karşı
Devam eden direnişlere ilişkin bir video yayınladı
S R Y Kuyu Tipleri Kapatılsın
Her Gün 1 Video Kampanyası Devam Ediyor
Faruk Erener’in Yayınladığı
videoyu paylaşıyoruz!
3 Temmuz 2025 tarihinde Paris Strasbourg Saint-Denis'de
kurulan direniş çadırı 181. güne ulaştı.
Zehra Kurtay süresiz açlık grevinin 181, Nezif Eski ise 66.
gününde.
181. gün, yine farklı kesimlerden pek çok ziyaretçi direniş
çadırı emekçileri tarafından ağırlandı.
Çadırın bir komşusunun Londra'dan gelen annesi
direnişçilerle vedalaşamadan gittiği için bir karta not yazıp bağış bıraktı.
Kart, başta direnişçiler olmak üzere çadır emekçileri tarafından sevinç,
mutluluk ve coşkulu ile karşılandı. İngiliz Anne, direnişe olan saygısını bu
şekilde ifade etmiş oldu.
Bir diğer çadır komşusu, Noel dolayısıyla gittiği Lyon'dab
döner dönmez ilk olarak çadıra gelip direnişçileri gözüyle gördükten sonra içi
rahat bir şekilde evine geçti.
Çadır emekçisi yabancılar bugün de çadıra uğradılar ve çadır
meclisinin aldığı kararları teyidini yaptılar ve yeni öneriler getirdiler
Fransa İltica Kurumu olan OFPRA'nın önünde yapılacak eylemler için...
Ayrıca Avrupa'daki ve Türkiye'deki Aileler ile de telefon
görüşmeleri yapıldı.
Yeni yılda,
yeni bir yayın organıyla merhaba diyoruz Avrupa'daki halkımıza.
Yayın
organımızın adı Meclis.
Aylık olarak
yayınlanacak. Her ayın 1'inde elinizde olacak.
Meclis, hem
sosyal medya üzerinden PDF olarak yayınlanacak, hem de her ülkede basılacak.
Meclis'in asıl
gündemi, Avrupa.
Derginin sabit
sayfa ve köşeleri de buna göre şekilleniyor.
Avrupa'da
çocuklarımız
Avrupa'da
halkın gündemi
Avrupa
tarihinden
Avrupa
şehitleri
Avrupa'da
gençlik
Avrupa'da
sorunlar-çözümler
Avrupa'da
saldırılar-direnişler hepsi Meclis'te.
Meclis, bizim
için KOLEKTİVİZM demek.
Meclis, bizim
için Anadolu'nun İMECE'si demek.
Meclislerimizde
ortaklaşa tartışacağız, ortaklaşa üreteceğiz.
Meclis, işte bu
üretimlerin yansıdığı yer olacak.
Meclis dergisi
olarak, Avrupa'da Halk Meclislerini destekleyeceğiz.
Avrupa'da yeni
mevziler yaratılması için yazıp çizeceğiz.
Avrupa
emperyalistlerinin demokrasi konusundaki ikiyüzlülüklerini teşhir edeceğiz.
Meclis,
okurların katkılarına açık olacak. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde, şehirlerinde
mücadelenin içinde yer alan herkes, bölgesine, sorunlarına, hedeflerine dair
yazabilir.
Meclis,
halkımızın, hayatın her alanında mücadele edenlerin katkısıyla güçlenecek,
şekillenecek.
Meclis, 1
Ocak'ta yayında.
Her yayın
organının klasik çağrısını biz de tekrarlıyoruz:
OKUYALIM!
OKUTALIM!
Okunmayan ve
dağıtılmayan bir dergi açıktır ki, misyonunu yerine getiremiyor demektir.
OKUYALIM!
OKUTALIM!
Yıkımlardan,
yangınlardan,
sürgünlerden,
Mayın
tarlalarından geldik.
Yanmış meşe
ormanları gibi
Sürgün verdik
her yandıkça.
Dallandık,
budaklandık.
Kök saldık hep,
vuruldukça.
Anadolu'da 83
milyon, Avrupa'da 5 milyonuz.
Irkçılıkla,
asimilasyonla, entegrasyonla bizi yok etmek, eritmek istediler.
Erimedik.
Avrupa bizi
eritemedi, sindiremedi.
Kendi
kültürümüzle, değerlerimizle, kendi örgütlülüklerimizle var olmaya devam
ediyoruz.
Yeni yıla yine
saldırılar ve direnişlerle giriyoruz.
Emperyalist
Avrupa devletleri, Avrupa halklarının örgütsüzlüğünden, mevcut sendika ve sol
partilerin düzeniçileşmesinden, etkisizleşmezsinden yararlanarak hak ve
özgürlüklerin gaspını süreklileştiriyorlar.
Yeni yılla
birlikte bir çok ülkede yeni zamlar, vergiler gündeme gelecek. Özellikle
göçmenlere karşı polis terörü artacak.
Irkçı, ayrımcı
yasalar ve uygulamalarla, temel hak ve özgürlüklerimiz gasp ediliyor.
Öte yandan
yozlaştırma politikasıyla tüm gençliğimiz ve çocuklarımız teslim alınmak
isteniyor.
İşte bu
koşullarda tek çaremiz vardır: ÖRGÜTLENMEK, ÖRGÜTLENMEK, ÖRGÜTLENMEK!
Yeni, sadece
yeni olduğu için iyi veya olumlu olmaz.
Onu yeni
yapacak olan bizleriz.
HALKIMIZA VE
YOLDAŞLARIMIZA ÇAĞRIMIZDIR:
Yeni yılda,
yeni direnişler
yaratalım;
yeni kurumlar
açalım;
yeni insanlar
kazanalım!
Halkları
UMUTSUZLAŞTIRMAK istiyorlar.
Biz varız. Biz
varsak umut var.
Biz, devrim,
sosyalizm umudunun, hayalinin ve iddiasının günümüzdeki temsilcisiyiz.
Emperyalistler,
sosyalizmi yeryüzünden, beyinlerden ve ülkelerden silmek istiyorlar.
Silemeyecekler.
Biz varız. Biz
varsak, sosyalizm var.
Biz varsak,
devrim var, devrimciler var.
Emperyalizmin
yarattığı alçaklığın, adaletsizliğin, eşitsizliğin, işgallerin, ambargoların,
ırkçılığın dünyasında, bunların karşısında devrimcilerin önderliğinde halk var.
Emperyalizmin
karşısında ancak örgütlülüklerimizle direnebiliriz.
Örgütlenelim.
Olmayan
yerlerde dernekler açalım.
Varolan
derneklerimizi güçlendirelim.
Gençlerimizi ve
çocuklarımızı derneklerde halkın ve sosyalizmin kültürüyle yetiştirelim.
HALKIMIZ!
KOMİTELERDE,
MECLİSLERDE, DEMOKRATİK KURUMLARIMIZDA BİRLEŞELİM.
Birliğimiz
gücümüzdür. Saldırıları ne kadar büyük olursa olsun;halkları yenemezler. Bugüne
kadar yenemediler, bundan sonra da yenemezler.
Umudu yok
edemezler. Sosyalizm düşümüzü, devrim iddiamızı yok edemezler. Bugüne kadar yok
edemediler, bundan sonra da yok edemezler.
DİRENENLERE
SELAM OLSUN... YENİ YILLARI KUTLU OLSUN!
Bizim havai
fişeklerimiz yeni direnişlerdir.
Avrupa'nın ve
dünyanın dört bir yanını direnişlerimizin ateşleriyle aydınlatalım.
Yeni yıla
girerken, her şeyden önce dünyanın dört bir yanında bağımsızlık, demokrasi ve
sosyalizm için zindanlarda yatan tüm tutsakları selamlıyor, öncelikle onların
yeni yılını kutluyoruz.
HALKIMIZ,
YOLDAŞLARIMIZ
Yeni
direnişler, yeni kurumlar, yeni kitleler yaratma çağrımızı tekrarlayarak,
Avrupa'daki halkımızın ve tüm dünya halklarının yeni yılını kutluyor, ekmek,
adalet ve özgürlük kavgamızın büyüdüğü bir yıl diliyoruz.
31.12.2025
Avrupa Halk
Cephesi
Mücadele ve zaferlerle dolu bir yılı daha geride bıraktık.
AKP faşizminin her geçen gün daha da yozlaştığı, halk düşmanı politikalarını
ısrarla uyguladığı, kendisine muhalif olan halkın her kesimine saldırdığı bir
yılı daha geride bıraktık. Yeni yıla da emperyalizme ve faşizme karşı
mücadelemizi büyüterek giriyoruz. Halkın Sesi Radyosu olarak halkımıza
gerçekleri anlatmanın sorumluluğunu daha da büyüteceğiz. AKP faşizminin
yalanlarını teşhir edecek, halkımıza gerçekleri anlatacağız.
Kuyu tipi hapishanelerde direnişler devam ediyor. Geride
bıraktığımız yıl içerisinde Özgür Tutsaklarımız yine defalarca zaferler
kazandılar. Tutsaklarımız yeni yılda da zaferler kazanacaktır. Bizler de Halkın
Sesi Radyosu emekçileri olarak direnen tutsaklarımızın, Fransa’da oturum hakkı
için direnen Zehra Kurtay’ın, açlık, yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veren
milyonlarca halkımızın sesi olmaya devam edeceğiz.
Tüm halkımızın yeni yılını kutluyoruz.
Halkın Sesi Radyosu
https://halkinsesiradyo.org/2025/12/31/halkin-sesi-radyo-yeni-yil-mesaji/
Avrupa Gençlik Broşürü ’nü Yayınlıyoruz: Avrupa’da
Gençler Neden Devrimci Olmalı?
IRKÇILIĞA
UYUŞTURUCUYA-YOZLAŞMAYA, YABANCILAŞMAYA KARŞI TEK ÇÖZÜM DEVRİMCİLİKTİR
Gelecek, ellerimizdedir. Gelecek, örgütlü gençliğin
eseridir.
BİZE KATIL, BİRLİKTE DEĞİŞTİRELİM
Broşürü İndirmek İçin Tıklayınız
Genç arkadaşım; senin emeğin, enerjin ve zekan bir şirketin
daha fazla kar etmesi için harcanamayacak kadar değerlidir. Bu sömürü düzenine
karşı devrimci bir bilinçle ayağa kalkmak, sadece ekonomik haklarını geri almak
değil, çalınan geleceğini de yeniden kazanmaktır.
ÖNSÖZ
Bugün Avrupa’nın metropollerinden işçi mahallelerine kadar
uzanan geniş bir coğrafyada, sadece fiziksel bir mekanda değil, aynı zamanda
devasa bir çelişkiler yumağının içinde yaşıyoruz. Bir yanda “modernlik” ve
“demokrasi” maskesi ardına gizlenen, ancak her fırsatta yüzünü gösteren ırkçılık;
diğer yanda bizi köklerimizden, kimliğimizden ve insanlığımızdan koparmaya
çalışan bir yabancılaşma kuşatması altındayız. Sistemin bize sunduğu seçenekler
bellidir: Ya kendi değerlerimize ve toplumsal gerçekliğimize sırtımızı dönüp bu
yoz düzenin içinde eriyip gideceğiz ya da bizi “öteki”leştiren bu çarkın
dişlileri arasında ezilmeyi kabul edeceğiz. Ancak biz biliyoruz ki, ne
ırkçılığın getirdiği o karanlık nefret ne de modern yaşamın sunduğu kültürel
yozlaşma bizim kaderimizdir.
Neden Devrimcilik?
Çünkü devrimcilik sadece bir siyasi tercih değil, bir insan
kalma mücadelesidir. Devrimcilik; Irkçılığa Karşı: Rengimiz, dilimiz veya
inancımız yüzünden bizi hor görenlere karşı; insanlık onurunu ve halkların
kardeşliğini en gür sesle savunmaktır.
Yozlaşmaya Karşı: Tüketim çılgınlığıyla içleri boşaltılan,
uyuşturucuyla uyutulan ve bireysel kurtuluş masallarıyla kandırılıp
bencilleştirilen gençliğin; kolektif yaşamı ve ahlaki dürüstlüğü yeniden
kuşanmasıdır.
Yabancılaşmaya Karşı: Kendine, emeğine
ve halkına, özüne, kültürüne, değerlerine yabancılaşan insanın;
hayatı değiştirebileceğine olan inancını yeniden kazanması ve yeniden tarihin
dönüştürücü öznesi haline gelmesidir.
Devrimcilik işte bu üç başlı canavara, ırkçılık, yozlazma ve
yabancılaşma canavarına karşı Avrupa’nın
göbeğinde “ben de varım” demenin tek yoludur. Bizi sömüren, bölen ve
yalnızlaştıran bu düzene karşı tek gerçek alternatif; örgütlü bir bilinç ve
kararlı bir mücadeledir.
Bu broşür, içinde bulunduğumuz bu karanlık tünelden çıkışın
haritasını sunmayı amaçlıyor. Sistem bizi yalnızlaştırmak istiyor, çünkü yalnız
olanı yenmek, yok etmek kolaydır. Sistem bizi yozlaştırarak, yalnızlaşarak yok
etmeye, dişlileri arasında öğütmeye programlanmış. Bu çarkın dişlilileri
arasında öğütülmemenin tek yolu bir araya gelmek, örgütlenmek ve mücadele
etmektir, yani devrimciliktir.
Eğitim
saatinde, Grup Yorum, Grup Yorum’un tarihi ve devrimci sanat anlayışı
anlatıldı. 8 yıl aradan sonra çıkan son Grup Yorum albümünün de tanıtıldığı
eğitimde, Grup Yorum’un son klibi Sıla da izlenildi.
Eğitimin
ardından pratik çalışma ve kültürel çalışmaların yapıldığı 8. günde, öğlen
yemeği sırasında Paris’te hakları için süresiz açlık grevinde olan Zehra
Kurtay’ın belgesel gösterimi gerçekleştirildi.
Üretim
saatinde, yakında çıkacak olan Avrupa’da Bizim Gençlik Dergisi’nin
çalışmalarına devam edildi.
Akşam yemeğinin
ardından geçilen eğlence saatinde kamp alanında yakılan ateşin etrafında
türküler söylendi ve iki pratik çalışma grubu da eylemlerini yaptı.
Günün sonuna
yaklaşırken ortak alanda, üretim saatinde yapılan yılbaşı hediyeleri verildi ve
kampın EN’leri açıklandı.
Ertesi gün
kahvaltıda buluşmak için sonlandırılan günde son olarak kamp kurgusu izlendi.
Yunanistan Halk Cephesi:Devrimci Değerlere ve Filistin
Halkının Direnişine Yapılan Saldırı Acizliktir!
Atina’nın direniş geleneğiyle bilinen mahallelerinden
Eksarhia’da, bulunan Türkiye ve Kürdistanlı Politik Tutsaklarla Dayanışma
Derneği’nin önünde bulunan duvar resimlerine, 30 Aralık Salı günü, sabaha
karşı, korkak, aciz ve planlı bir saldırı gerçekleştirildi.
Filistin direnişini selamlayan, “Nehirden Denize Özgür
Filistin” sloganının yer aldığı ve Türkiye devrimci hareketinin önderi Mahir
Çayan’ın portrelerinin bulunduğu duvar ile yine karşısında uyuşturucu çeteleri
tarafından katledilen Hasan Ferit Gedik’in resminin yer aldığı duvarlar, kanı
simgeleyen kırmızı boya ile hedef alındı.
Bu saldırı, sıradan, anlık gelişen bir olay veya tesadüf değildir.
Bu saldırı, devrimci değerlere, tarihimize ve halkların ortak mücadelesine
yönelmiş bilinçli bir düşmanlıktır.
Bu saldırının sorumluları, emperyalizmdir, faşizmdir ve
onların doğrudan ya da dolaylı hizmetinde olan işbirlikçilerdir.
Hedef alınan Türkiye devriminin önderlerinden Mahir Çayan’dır.
Hedef alınan Filistin halkının direnişidir.
Hedef alınan uyuşturucu çetelerine karşı mücadelenin sembolü Hasan Ferit
Gedik’tir.
Bu saldırı açık ve net bir şekilde halk düşmanlarının
saldırısıdır.
Hasan Ferit Gedik, uyuşturucuya, çetelere ve çürümüşlüğe
karşı yürütülen mücadelenin adıdır. Onun anısına uzanan her el, bu mücadeleye
uzanmıştır. Bunu asla unutmayacağız.
Bu saldırı devrimci değerlere ve halka düşmanlıktır.
Kırmızı boya kanı temsil eder. Verilmek istenen mesaj
alınmıştır. Ancak hatırlatıyoruz: Bizim tarihimiz zaten kanla yazılmıştır.
Bedellerle, direnişlerle, şehitlerle yazılmış bir tarihi bir gecede silmek öyle
kolay değildir.
Saldırıyı gerçekleştirenler, gecenin karanlığına sığınarak, korkakça
ve sinsice hareket etmiştir. Değerlerimize ve düşüncelerimize yaptıkları
saldırıyı açıkça bizim ve Eksarhia halkının gözü önünde yapmaktan
kaçınmışlardır.
Buradan Yunan halkına, özellikle Eksarhia’da yaşayanlara
çağrımızdır:
Göreni, bileni, duyanı;
boyayı satanı, taşıyanı;
saldırı anına dair bilgisi, duyumu olan herkesi,
dayanışmaya ve bilgi paylaşmaya çağırıyoruz.
Bu noktada özel bir dikkat ve kolektif sorumluluk çağrısı
yapıyoruz. Eksarhja, karanlığın değil direnişin mahallesidir. Bu saldırılar
cevapsız kalmamalıdır.
Şunun altını bir kez daha çiziyoruz:
Devrimci değerlere, devrimci önderlere, halkların özgürlük mücadelesine yönelik
hiçbir saldırı meşru değildir.
Kabul edilemez.
Unutulmaz.
Cevapsız kalmaz.
Herkesi direniş tarihimizi savunmaya,
değerlerimizi korumaya,
direnişi büyütmeye devam edeceğiz.
İÇİNDEKİLER
4-
ANADOLU'YU SEVMEK CESARET İSTER-1
6 -KANLA
YAZILAN TARİH SİLİNMEZ
10 -HERKES
ÖRGÜTLENEBİLİR
12- 10
SORUDA DEV-GENÇ
14- TUTSAK
DEV-GENÇ'Lİ EDA KAYA'DAN MEKTUP
16 -DEV-GEN
TÜZÜĞÜ
19 -EKİM
AYINDA NELER YAPTIK
20- TAHLİYE
OLAN DEV-GENÇ'LİLERLE RÖPORTAJ
22 -DEV-GENÇ'Lİ
BURAK BAŞER ONURUMUZDUR
24 -TÜRKÜLER
SUSMAZ HALAYLAR SÜRER
25- GENÇLİĞE
DAYATILAN YA ZİNDAN YA MEZAR
Dev-Genç
Bülteni Aralık sayısını indirmek için Tıklayınız
Uzun Bir
Aradan Sonra Yeniden
Merhaba!
Dergimizi
yaklaşık iki senedir siz sevgili okurlarımıza ulaştıramamanın üzüntüsü
içindeydik. Fakat şimdi yeniden buradayız ve bedellerle çıkarttığımız kolektif
Dev-Genç dergimizi sizlerle buluşturmanın sevincini yaşıyoruz. Bizler bu iki
senelik süre zarfı içinde pek çok şey yaşadık. Defalarca kez gözaltına alındık,
tutuklandık. Fiziki ve psikolojik işkencelere maruz kaldık. Kuyu Tipi
hapishanelere sürgün edildik, direndik ve kazandık. Şimdi yeniden sıcak mücadelenin
içerisindeyiz. Ateşi harla yanan yüreklerimizle, devrimin hamalı olmaya hazırız.
Biz bunları
yaşarken, faşizm halkımıza da yoğun biçimde saldırdı. 6 Şubat günü vatanımızın
11 şehri yerle bir oldu. İnsanlar yardım çığlıklarıyla kurtarılmayı beklerken,
yardımlarına yine halkımız ve devrimciler koştu. Katil devlet ise halka yardım
etmek yerine yardımları engelledi, gelen yardımları ise sanki kendileri
yapıyormuş gibi bir algı yaratmaya çalıştı. AKP, yardım kolilerine kendi
amblemini yapıştırdı. Halkımız cenazelerini, kaybolan çocuklarını adsız mezarlarda
buldu. Cenazeler, çocuklar tarikatlara verildi ya da enkazın altında kaldı ve
iş makinelerinin aralarına kopuk kol ve bacaklarla çöplüğe döküldü.
Kemer sıkma
adı altında halkın önce cebini sonra boğazını sıktılar. Halk sağlıklı
beslenemez duruma getirildi. Karnını ekmekle doyuran insanların ekmeğini dahi
aldılar. Kendi ülkemizde üretebildiğimiz tahılları bile ithal ettikleri için sofralarda
tabak sayısı, gündelik öğün sayısı azaldı. İşbirlikçi AKP, emperyalizmin gözüne
daha fazla girebilmek için halktan çalıp kendi ceplerine esas olarak da
emperyalist efendilerinin kasasına aktarıyor.
Daha fazla
soygun ve talandaha fazla baskı ve işkenceyi de beraberinde getiriyor.
Halkımız bu
koşullarda yaşamak için çalışmıyor, çalışmak için yaşıyor. Ve bu koşulları
benimsemesi, karşı çıkmaması için de uyuşturucu yaygınlaştırılıyor. Bireycilik,
bencillik “insan doğası” diye sunuluyor. “Babana bile güvenme”denilerek
herkesten şüphe etmemiz gerektiği anlatılıyor. Gençlik bir ülkenin geleceğidir.
Düzenin sahipleri de bunu biliyor. Bu yüzden tüm halka yapılan bu saldırıda
gençliğe düşen pay çok daha yüksek oluyor. AKP, geldiği günden beri durmadan
değiştirdiği eğitim sistemini her gün daha fazla gericileştiriyor. MESEM’ler
aracılığıyla çocuk işçiliği yaygınlaştırılıyor.
Grup
Yorum’un, devrimci sanatçıların tutsak olduğu şu günlerde sosyal medyayla,
dizilerle, filmlerle gençliği yozlaştırmaya yönelik içeriklere milyonlarca
dolar yatırılıyor.
Daha fazla
baskının sebebi tam olarak budur. Gençliğin örgütlenmesini engellemek için
korku duvarları çekiliyor.
Dev-Genç’lilerin
bu kadar tutuklanmaları bu sebeptendir. Gençliği baskıyla, işkenceyle
durdurmaya çalışıyorlar fakat bunu başaramayacaklar. Dev-Genç 56 yıldır
mücadelesine her koşulda devam etmiştir ve etmektedir.
Bugün PKK silah
bırakıp direniş göstermeden halkına yapılan bunca zulmü bir kenara atıp yolunu
düşmanın yoluyla birleştirdi.
Biz ise her
koşulda devam ediyoruz. Emperyalizme karşı bağımsızlık, faşizme karşı
demokrasi, kapitalizme karşı sosyalizm mücadelesini sürdürüyoruz.
Dediğimiz
gibi pek çok kez tutuklandık ve işkence gördük fakat bu bizleri yıldırmıyor.
Sadece daha fazla öfkelendiriyor, kavgamıza daha çok bağlıyor.
Bizler
Dev-Genç’liler olarak mücadelemize her koşulda devam edeceğiz ve dışarda
kaldığımız yerden yeniden öreceğiz umudumuzu.
Halkımızı,
gençlerimizi yozlaştıran düzene karşı her zaman mücadele etmeye çağırıyoruz.
Gençlik
gelecektir. Geleceğimizi emperyalistlerin eline bırakmayacağız.
Emperyalizme
ve faşizme karşı Dev-Genç saflarında örgütlenelim! Umudumuzu büyütelim!
Yaşasın
Dev-Genç, Yaşasın Dev-Gençliler!
Kurulduğumuz
günden beri Belçika’da faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Mücadele, direniş ve
zaferlerle dolu bir yılı geride bırakırken aynı mücadele azmi ve kararlılığıyla
gireceğimiz yeni yılın ilk anlarında birlikte olmak amacıyla düzenleyeceğimiz
yeni yıl etkinliğine tüm halkımız davetlidir…
Belçika’nın Liege şehrinde 19/22 Aralık katliam ve direnişinin yıldönümü 19 Aralık’ta bir anma gerçekleştirdi.
Liege şehrinde
bulunan faşizme karşı direnişte şehit düşen partizan anıtı önünde yapılan anma
akşam saat 17.00’da başladı. Grup Yorum marşlarının çalındığı anmada Fransızca
yazılı pankartta “28 devrimci vahşice katledildi. 19 Aralık 2000 katliamını
unutmayacak unutturmayacağız. Faşizm dün F tipleriyle bugün S Y R tipleriyle
halka ve devrimcilere saldırmaya devam ediyor” yazıyordu. 1 dakikalık saygı duruşunun ardından yapılan
konuşmada “19 Aralık sadece katliam değil aynı zamanda destansı bir direniştir.
Faşizm halkı teslim almak için önce devrimcilere saldırır. Hapishanelere
saldırısına karşı 19 Aralık direnişi aynı zamanda halka karşı yapılan saldırının
önünde barikattır. Saldırı o barikata çarpmıştır. Bugün aynı şekilde S R Y
tipleri de aynı amaçla inşa edilmiştir ve bugün de direnişe çarpmaktadır”
dendi.
28 Aralık Cumartesi günü Belçika’nın Liege
şehrinde faaliyetlerini yürüten Halk-Mer’de bir panel düzenlendi. Panel’in
konusu ‘F tiplerinden S R Y’ye, 19 Aralık’tan bugüne direniş ve zafer geleneğimizdir. 19-22 Aralık katliamını yaşayan, ölüm orucu
gazisi Erdal Gökoğlu 19-22 Aralık katliamını, katliama gelene kadarki tarihsel
süreci ve direniş boyutuyla ele aldı. Katliamın amacı ve direnişin önemine
vurgu yaptı. Emperyalizmin hapishaneler politikası ve hapishanelerde hayata
geçirilen direnişlerin devrim mücadelesindeki yerini anlatırken S Y R Tipine
karşı gerçekleştirilen direnişe değindi. Hapishanelerdeki direniş karşısında
kendine ilericiyim, devrimciyim, demokratım diyenlerin görevi direnişi
sahiplenmek, direnişi büyütmek olduğunu hatırlatan Gökoğlu tutsaklara mektup
yazma çağrısında bulundu. Yaklaşık 2
saat süren panele 25 kişi katıldı.
Türkiye’de Kuyu Tipi Hapishanelere Karşı Devam Eden
Direnişlerimiz
Kuyu Tipi Hapishanelerin
Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz
1-) 30
Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 155.Gününde
2-) 30
Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 155.Gününde
3-) 11
Ağustos 2025; Ali Dilmen 143. Gününde
4-) 18
Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 136.Gününde
5-) 15 Ekim
2025; Doğan Karataştan: 78. Gününde
Özgür
Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde
Direniyor!
Kuyu Tiplerine
Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!
2 Yıl 7 Aydır
Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin Ve Faşizmin
Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı
SELAMLIYORUZ!
DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!
ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE
TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR
Oturum hakkını geri kazanabilmek için süresiz açlık grevine
başlayan Türkiyeli devrimci Zehra Kurtay, direnişinin 183. gününde.
25 Ekim 2025 Tarihinde Yoldaşı Zehra Kurtay’ın talepleri
kabul edilinceye kadar Nezif Eski’de Süresiz Açlık
Grevine Başladı. Süresiz Açlık Grevinin 68. Gününde
Zehra Kurtay’ın Talepleri Derhal Kabul Edilsin!
Biz Varken, Asla
Başaramayacaklar!
BİR AVUÇ İNSAN DEĞİL
BİR YUMRUK HALK OLUP
BUNA İZİN VERMEYECEĞİZ
EMPERYALİZM SOSYALİZMİ
ZİHİNLERDEN SİLECEKMİŞ
SİLEMEZLER
ŞEHİTLERİMİZİN
GÖZLERİNDEKİ IŞIĞI SİLEMEZLER!
YAPAMAZLAR,
YAPAMAYACAKLAR
BİLİMİN VE TARİHİN
YASALARINA GÖRE, YAŞANMIŞ OLAN YOK SAYILAMAZ!
SOSYALİZM, ADİL BİR
ÜRETİM VE PAYLAŞIM SİSTEMİ OLARAK
HALKLARA UMUT OLDU
EZİLEN HALKLAR, KENDİ
İKTİDARLARINI KURUP,
HAK ETTİĞİNİ ALABİLDİĞİNİ
GÖRDÜ, KENDİNE GÜVENİNİ KAZANDI
FAŞİZMİ YENDİ, BAĞIMSIZ
BİR VATANDA ÖZGÜR BİR HALK OLARAK YAŞADI
YAPILANLAR, TEKRAR
TEKRAR YENİDEN YAPILABİLİR…
BUNU BİLDİKLERİ İÇİN,
HALKLARIN ZİHİNLERİNDEN
DEVRİM DÜŞÜNCESİNİ BİLE
SİLMEK İSTİYORLAR
ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ!
BİZ VARKEN, ASLA
BAŞARAMAYACAKLAR!
HALKIMIZIN AŞSIZ İŞSİZ
DÜŞSÜZ BIRAKILMASINA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ!
DİRENİŞ,
EZENLERİN VE EZİLENLERİN İRADE SAVAŞININ EN YÜKSEK DÜZEYİDİR
DİRENECEĞİZ!
DİRENEREK
HALKIMIZIN
İRADESİNİ HEP EN YÜKSEKTE TUTACAĞIZ
YEDİSİNDEN YETMİŞİNE
KÖYLÜSÜNDEN KENTLİSİNE
TÜM HALKIMIZI SOSYALİZME ÖRGÜTLEYECEĞİZ
TARİHİMİZDEN ÖĞRENİYORUZ
ZAFERİMİZİ
ÖRGÜTLÜYORUZ
EMPERYALİZM,
SOSYALİZMİ NEDEN ZİHİNLERDEN SİLMEK İSTİYOR?
Emperyalizmin
devrimle savaşı, yalnızca silahla yürütülmez.
Emperyalizmin
devrimi, devrimciliği ve sosyalizmi yalnızca siyasal alandan değil;
zihinlerden, kültürden ve duygulardan da silmek ister.
Çünkü
sosyalizm yalnızca iktidarı hedeflemez. Asıl savaş bilinçtedir.
Bilinci
hedef alır.
Emperyalizm
için tek tehlike, sosyalizmin iktidara gelmesi değil; düşünülebilir olmaya
devam etmesidir. Çünkü kurulan iktidarlar yıkılabilir; ama bilinç değişirse,
tarih yön değiştirir.
Bu
yüzden hedef, tek başına örgütler-devrimciler değil, düşüncenin kendisidir.
Bu
yüzden sosyalizmi bastırmakla yetinmez,
unutturmak
ister,
çarpıtmak
ister,
düşünülemez
kılmak ister.
Çünkü
sosyalizm, düşünüldüğü sürece kapitalist düzen için büyük bir tehdittir.
Zihinlerden
Silmek İstemesinin Tarihsel Nedeni Şudur:
Tarih;
sınıflar mücadelesidir.
Tarih;
fikirlerin değil, üretim biçimlerinin ürünüdür.
Sosyalizm,
kapitalizmin iç çelişkilerinden doğmuştur.
Proleter
devrimlerin başlangıcı olan 1917 Ekim Devrimi bir iddia değil, sosyalizmin gerçekleşebildiğinin
kanıtıdır. SSCB’nin kurulmasının ardından, sosyalist devrimler de art arda
gelmiştir.
Halklarda
“İşçi sınıfı iktidarı alabilir, devletini kurabilir.
Kapitalizm
sonsuz değildir” düşüncesi
ve inancı yaratmıştır.
İşte
bu gerçek, emperyalizmin kâbusudur.
Bu
yüzden yalnız halkların geleceği değil, geçmişi de hedef alınır.
Tarihsel
hafıza yok etme amaçlanır. YANİ TARİH ve SINIF BİLİNCİ YOK EDİLMEK İSTENİR.
Zihinlerden
Silmek İstemesinin Siyasi Nedeni Şudur:
Devlet
tarafsız değildir.
Devlet,
egemen sınıfın baskı aygıtıdır.
Burjuvazinin
egemenliğindeki devlet, halka düşmandır.
Sosyalizm
bu gerçeği açığa çıkarır.
Devleti
kutsamaz, devleti çözümler.
Kapitalist
devleti, tarihsel bir aygıt olarak teşhir eder.
Emperyalizm
ise sömürge ve yeni-sömürge ülkeleri denetimi altına alır.
Borçla
denetler.
Silahla
denetler.
Hukukla
denetler.
Halkın
iradesini yok sayar; yönetilecek yığın, güdülecek sürü olarak görür.
Devrimci
siyaset ise bu düzeni bozar. Eylemleri, ajitasyon ve propagandasıyla halka
siyasi gerçekleri açıklar.
Bu
yüzden terör demagojisi harekete geçirilir.
Bu
yüzden gayrimeşru ilan edilir.
Bu
yüzden operasyonlar, tutuklamalar, katliamlarla yok edilmek istenir.
Bu
yüzden reformizmle boğulur, tasfiye saldırısına uğrar.
Zihinlerden
Silmek İstemesinin İdeolojik Nedeni Şudur:
Burjuva
ideolojisi, kapitalizmi doğal gösterir.
Sömürü
düzenini, kaçınılmaz olarak gösterir.
Alternatifsiz
ilan eder.
“Boyun
eğeceksin, başka yol yok” der.
Sosyalizm
bu yalanı parçalar. Halklara diyalektik ve tarihsel materyalizmi öğretir.
Sömürüyü
göstererek, sınıf bilinci kazandırır.
Artı-değeri
ve kan emici tekellerin gerçek yüzünü teşhir eder.
Eşitsizliğin
bireysel değil, düzenden kaynaklandığını gösterir.
Kapitalizmin
krizinin yapısal olduğunu, krizlerin aşılamayacağını anlatır.
KAPİTALİZMİN
TEK ALTERNATİFİNİN SOSYALİZM olduğunu kanıtlar.
Bu
yüzden sosyalizm “tehlikeli” ilan eder.
Bu
yüzden düşünülmesini bile “suç” sayar.
Zihinlerden
Silmek İstemesinin Kültürel Nedeni Şudur:
Egemenlik,
yalnızca baskı ve zorla kurulmaz.
Faşizmin
de meşruluk sorunu vardır, iktidarını ayakta tutabilmek için kitle tabanına
ihtiyacı vardır.
Burada
devreye kültürel saldırılar ve ideolojik kuşatma girer.
Kültür,
ideolojik kuşatmanın aracıdır.
Emperyalist
kültür, bireyciliği kutsar.
Rekabeti
yaşam biçimi yapar.
Tüketimi
‘kimlik’ haline getirir.
Sosyalizm
ise bireyciliğe karşı kolektivizmi esas alır.
Bireye
değil, bireyciliğe karşıdır. Bireyin gelişiminin önünde sonsuz olanaklar açar.
Halkların
dayanışmasını ve kardeşliğini örgütler.
Bu
yüzden sosyalizm;
*
sinemada distopyadır (Distopya; gerçeği, tam karşıtı gibi gösterir. Sosyalizmi
baskıcı-diktatör, özgürlük karşıtı bir yönetim olarak gösterir.)
*
eğitimde tabudur (sorulması yasak, konuşulması tehlikeli, savunulması suç gibi
gösterilir)
*
medyada karikatürizedir (Küçümsenir, hafife alınır, dalga geçilir,
gerçekleşmesi imkânsız bir düzen olarak gösterilir).
Zihinlerden
Silmek İstemesinin Duygusal Nedeni Şudur:
Duygu;
içten gelen veya kendiliğinden oluşan bir şey değildir. Dış koşullarla
şekillenir. Sınıflı toplumlarda tüm egemenler, halkların duygularına
hükmetmeye, teslim almaya çalışmışlardır. Çünkü hakimiyet, duygulara hükmederek
de kurulur.
Korku
üretilir.
Yalnızlık
üretilir.
Umutsuzluk
üretilir.
Sosyalizm
ise umut üretir.
Özgüven
üretir.
Kolektif
cesaret üretir.
Korkan
birey yönetilir.
Umutlanan
halk, harekete geçer.
Umut,
ummaktan doğan güven duygusudur.
Bu
yüzden umut, emperyalizm için tehlikelidir.
Halkın
devrime ve devrimcilere karşı güveni ve umudu yok edilmek istenir.
Zihinlerden
Silmek İstemesinin Sınıfsal Nedeni Şudur:
Tarih,
sınıflar mücadelesi olduğuna göre; tarihi halklar yaratır.
İki
sınıf vardır: Ezen ve ezilen.
Kapitalizmde
ezen sınıfı burjuvazi, ezilen sınıf proletaryadır.
Emperyalizm,
uluslararası burjuvazinin düzenidir.
Sosyalizm,
işçi sınıfının tarihsel ve kitlesel yararıdır.
Bu
iki ideoloji, bir arada olamaz.
Ezen
ve ezilen sınıfın çelişkisi, uzlaşmazdır. Bir sınıf, öbürünü yok edene kadar
sürekli ve çok kanlı bir savaş içindedir. Birinin varlığı, öbürünün yok
edilmesine bağlıdır.
Bu
yüzden her yöntemle sosyalizme saldırıyorlar.
Her
sınıflı toplumda, üretim ilişkileri üretici güçleri geliştirmediğinde, bir üst
aşamaya geçilmiştir. Bugün en gerici haliyle tekelci kapitalizm, yerini mutlaka
ama mutlaka Sosyalist topluma muhakkak bırakacaktır. Tarihin ve bilimin yasası
budur!
Kapitalizmin
tek alternatifi olan sosyalizmi, bu yüzden halka tehdit gibi gösteriyorlar.
Varlığını
sürdürebilmek için, çarpıtma ve karalamalarla saldırıyor, yok etmek istiyorlar.
NEDEN
ZİHİNLERDEN BİLE SİLMEK İSTİYORLAR
Çünkü
sosyalizm yalnız bir program değildir.
Bir
düşünme biçimidir.
Bir
dünya görüşüdür.
Zihinde
kaldığı sürece, her an eyleme de geçebilir. Bu yüzden emperyalizm için, potansiyel
tehlikedir.
UMUT
BİLE EDİLMESİN İSTER
Umut,
itaat etmez.
Dayanışma,
yalnızlaştırılamaz.
Tarih
hatırlanırsa tekrar edilir; yani tarihteki başarılar, gelecek için umuttur.
Bu
yüzden silinmek-unutturulmak istenir.
Sosyalizmi
zihinlerden silme çabası,
onun
zayıflığının değil,
tarihsel
gücünün itirafıdır.
Sosyalizm;
mutlak gelecektir!
Düşünceden
silinemez,
yüreklerden
silinemez,
tarihten
silinemez.
Kapitalizm
kriz ürettikçe,
sosyalizm
yeniden yeniden umut olur.
Kapitalizmin
diğer adı krizdir ve bu krizler, en fazla geciktirilebilir; ama asla engellenemez,
aşılamaz.
Sosyalizm
halklara; kapitalizmin kader olmadığını, sömürülmeden adil bir düzende
yaşanabileceğini gösteren tarihsel bir gerçekliktir.
Sosyalizm;
bir avuç kan emici asalağın alaşağı ettiği ve özel mülkiyete son verdiği için,
emperyalizm için büyük bir “tehlike”dir.
Çünkü
sosyalizm bir fikir değil,
Tarihin,
bilimin, hayatın yasalarının zorunlu sonucudur.
Devrim mücadelesi;
kapitalizmin yüzyıllar içinde kendiliğinden sonlanmasını beklemeden, halkın
iktidarını kurmayı hızlandıran ve iradi hale getiren bir süreçtir.
Bu iradi müdahalenin
sahibi, Marksist-Leninist örgüttür.
Örgüt; “Belli bir amaç
ve hedefler doğrultusunda bir araya gelmiş, kendi içinde bir program ve tüzüğe
sahip, ulusal, mesleki, ekonomik, dinsel, sınıfsal, siyasal ya da benzer
ortaklıkları olan topluluk veya grup” olarak tanımlanmaktadır.
Ülkemizde devrimci
örgüt dendiğinde, tarih sahnesine çıktığı 1970’ten bugüne akla ilk gelen
CEPHE’dir. Marksizm-Leninizm’den milim sapmayan, iktidar iddiasıyla mücadeleyi
büyüten, emperyalizmle-oligarşiyle asla uzlaşmayan, tüm dünyada sol
hareketlerin NATO solcusu haline geldiği, Kürt milliyetçi hareketin silahlarını
yaktığı, sola dair her şeyin tasfiye edildiği, sosyalizmin zihinlerden bile
silinmek istendiği bir süreçte; dünya halklarının TEK KURTULUŞ UMUDU,
CEPHE’dir.
2026 yılına;
emperyalizme ve faşizme karşı savaşı büyüttüğümüz, bulunduğumuz her yerde Halk
Komitelerini ve Halk Meclislerini kurduğumuz, sosyalizme inançsızlığın ve
reformizmin yarattığı tortuları kazıdığımız, enternasyonalizmi büyüterek
sosyalizm umudunu tüm dünya halklarına yaydığımız bir yıl yapma hedefiyle
giriyoruz.
Sınıf bilincimizi ve
sınıf kinimizi bileyleyerek, halkın devrimci şiddetini örgütleyerek, açlığa ve
adaletsizliğe karşı HALK İÇİN ADALET mücadelemizi büyüterek giriyoruz.
Kızıldere’deki iktidar
iddiamızı, her türlü baskı ve zulme her koşulda direnme kararlılığımızı
çelikleştirerek, tutsak ve şehit yoldaşlarımıza verdiğimiz ADALET olma sözünü yerine
getirme inancıyla giriyoruz.
Çünkü biliyoruz ki;
DÜNYANIN BÜTÜN NEHİRLERİ BİRLEŞSE, ADALETE SUSAMIŞ BİR HALKIN
SUSUZLUĞUNU GİDEREMEZ.
BİZ ADALET OLACAĞIZ!
KARANLIKTA UMUT ADINA BİR ZERRE IŞIK OLMAK İÇİN, TÜM
YÜREĞİMİZİ ATEŞE ATACAĞIZ!
VAR GÜCÜMÜZLE HAYATIN
HER ANINDA VE HER ALANINDA DİRENECEK VE SAVAŞACAĞIZ!
2025’e yeni direnişler
ve zaferlerle girdik.
2026’ya
uzlaşma-teslimiyet-tasfiye saldırılarını püskürterek giriyoruz ve biliyoruz ki
2026, yeni direnişler ve zaferlerle bizim olacak!
Tüm halkımızın,
yoldaşlarımızın yeni kavga yılını kutluyoruz.
Ben adaletim
içinde ne yok ki.
Sevgi var, emek var, kin var vefa var,
onur namus her şey var.
Bir de sabır var.
İşte o sabrımın
sonundayım...
Sanmasınlar ki yoksul sahipsizdir, güçsüz, güvensizdir.
Onların öyle bir adaleti vardır ki
oynatır yeri yerinden.
Gün gelecek,
bir daha bir daha oynayacak bu yer yerinden.
Nasıl ki çiçek susuz, güneşsiz yaşayamazsa
bir bebe anasının sütü olmadan yaşayamazsa
halk da adaletsiz yaşayamaz.
Sanmayın ki elim ayağım yok,
beynim, yüreğim yok
Topum,
tüfeğim tankım yok. Her bir şeyimden var.
Ben kimim; bir daha anlatayım o zaman.
Ben
kimi zaman
bu kalemi tutan elim,
kimi zaman tecrite boyun eğmeyen tutsağın dilindeki sloganım, kimi
zaman
milyonların öfkesini bedenine saran Alişan'ım,
İbrahim'im yoldaşlarının hesabı için çarpışan
Erdal'ım, Hasan Selim'im,
kimi zaman Muharrem'im,
kimi zaman Berkin'in katilleri için yalan sarayının 6. katına
çıkan Şafak'ım, Bahtiyar'ım,
işkencehaneleri basan
adalet saçlarından taşan Elif Sultan'ım...
"Yarin yanağından gayrı her şeyde hep beraber" diyen
Bedreddin’im,
dağları mesken tutan Çakırcalıyım.
Ben Mahir’im, Dayı'yım.
Ben bu topraklarda
iyiden güzelden halktan yana ne varsa oyum.
Ben şimdi tüm Cepheliler’in elinde bir pankartım,
bir slogan,
açtığı çadır, attığı molotof, sıktığı mermi…
Ben bu topraklarda bir tek Cepheli’nin elinde Adaletim!
30.12.2025
CEPHE