Kasım 2016

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

KANSER HASTASI MESUDE PEHLİVAN SERBEST BIRAKILSIN
GRUP YORUM HALKTIR SUSTURULAMAZ
TARİH: 2 ARALIK CUMA SAAT: 18.00
YER: YÜKSEL CADDESİ KIZILAY/ANKARA
"MESUDE PEHLİVAN KANSER HASTASI OLAN BİR TUTSAKTIR. Ömrünün 16 senesini Bayrampaşa, Bakırköy ve Silivri Hapishanelerinde geçirmiş 52 yaşında bir devrimcidir. Bakırköy Hapishanesinden Silivri'ye sürgün edildikten sonra tam 3 ay tedavisiyle ilgili hiçbir işlem yapılmadı. “Bizler TAYAD'lı AİLELER olarak MESUDE pehlivanın zulmün zindanlarından alana kadar meydanlarda alanlarda olacağız.
Cuma günü SAAT 18: 00 DE YÜKSEL CADDESİNDE YAPACAĞIMIZ BASIN AÇIKLAMASINA TÜM HALKIMIZI VE BASIN EMEKÇİLERİNİ BEKLİYORUZ.
AYRICA HALKIN YÜREĞİNDEKİ EZGİLERİ TÜRKÜLERİ SÖYLEDİKLERİ İÇİN TUTUKLANAN GRUP YORUM ÜYELERİ İÇİN DE BASIN AÇIKLAMASI YAPACAĞIZ.
TÜRKÜLERİYLE VE VARLIKLARIYLA HER ZAMAN YANIMIZDA OLAN EVLATLARIMIZ GRUP YORUM ÜYELERİNİ YALNIZ BIRAKMAYACAGIZ ZÜNDANLARDA.
ANKARADAKİ GRUP YORUM SEVENLERİNİ VE DOSTLARINI BASIN AÇIKLAMASINA BEKLİYORUZ
TARİH: 2 ARALIK CUMA SAAT: 18.00
YER: YÜKSEL CADDESİ KIZILAY/ANKARA

ANKARA TAYAD


25 Kasım Cuma akşamı Dortmund Aile ve Gençlik Dayanışma Evinde kısa süre önce Türkiye'den dönen bir arkadaşımız gözlemlerini anlattı ve sohbet gerçekleştirildi. AKP faşizminin pervasız saldırıları karşısında devrimci tutsakların direnişini hapishanelerdeki hak gaspları ve işkenceleri karşısında hücrelerini yakarak cevap veren tutsakların anlatımını, gecekondu mahallerindeki kapatılan derneklerin açılıp içeriye girilmesi, OHAL’i tanımıyoruz diyen halkın avukatlarını direnişlerini, Grup Yorum halktır susturulamaz diyen İdil Kültür Merkezini çalışmalarını ara vermeden düşmana inat sürdürmesinin anlatıldığı sohbet yaklaşık bir buçuk saat sürdü.

DAYEV

   
Madenci abilerimizle birlikte 9 arkadaşımız 5 gündür gözaltında!
 Evlerinde küçücük çocuklarının gözleri önünde, babalarını uzun namlulu silahlar eşliğinde ve iş çıkışlarında işkence uygulayarak gözaltına aldılar!

 Soma katliamında günlerce arkadaşlarının bedenlerini beklediler. Enkazları elleriyle kazdılar, ailelere nasıl haber vereceklerini düşündüler.
Arkadaşlarının cansız bedenlerini sırtlarında taşıdılar!

Biliyorlardı ki arkadaşlarını faşizm katletmişti! Yeni doğan bebekleri onlar babasız bırakan da oydu!

İş olanaklarının düzelmesini istediler, ''ihmal yok'' dediler, işlerinden attılar.
Mücadele ettiler, yılmadılar!
 Direndiler, her faaliyetlerinde gözaltına alındılar. Her seferinde işkence gördüler, hakaretlere uğradılar. Daha fazla insan ölmesin, artık katliamlar dursun ve buna ''ihmal'' demesinler diye uğraştılar.
 Devrimcilerin yanında mücadele etmeyi seçtiler!

Onlarca insanlarımızı katlettikleri yetmiyormuş gibi hayatta kalıp direnmeyi seçen madencileri işlerinden attılar. Atlan madencilere yapacakları tek bir şey kalıyordu, mücadele etmek!

 Katliamların ringine dönüşen yeraltlarına gidip ölmeyi amaçlamıyorlardı, evlerine ekmek götürmeyi amaçlıyorlardı!
Ya madencilik yapacaklardı ya da tarım ile uğraşacaklardı,ilk başta seçmiş ve emek vermiş oldukları madencilik için faşizmin köpekleri önünde ellerindeki tek silahı olan, bedenlerini öne serdiler!
 Grevler yaptılar, çadırlar kurdular ve saldırmalarının nedeni olan; olaylara karşı olan farkındalıklarıydı. Onlar devrimcilerin yanındaydı. Faşizme ve katil iktidarına karşıydı; ellerinde ki ekmeğini, iş yerlerini alıyordu yetmiyor ailelerini tehtid ediyorlardı.

 Her zaman devrimcilerin yanında olan madencileri uzaklaştırmak için kumpaslarını uygulamaya başlıyorlar.
 Emeklerinde, işlerine sahip çıktılar direndiler ve işlerini geri kazandılar. Sırf devrimcilerin yanında oldukları için yapacak oldukları her şeye taş koymaya çalıştılar!

 Kınık'ta yapılan Turan Kılıç Yaz okulunu kapatmak için çeşit çeşit yol denediler, fakat beceremediler. Halkın bize sahip çıkması karşısında dedikleri ve yaptıkları her hareket etkisiz duruma düştü!
Yine böyle bir durum karşılarına gelse olacaklardan gocunmayan insanlar olduklarını bildikleri için faşizm onları elleri arasında tutmaya çalışıyor. Fakat amaçlarını beceremeyecekler, çünkü onlar bilinçsiz madenciler değiller! Onlar Devim yolunda mücadelede yardım eden madenciler!

 Madenci abilerimiz ve onların aileleri devrimcilerin yanında diye 5 gündür arkadaşlarımızla gözaltında!
Ne madencileri ve ailelerini ne de bizleri; gözaltılarla, tutuklamalarla korkutamazsınız!

  Tekrar söylüyoruz, madencilerin yanında olmak suç değildir!
  
  Devrimcilik yapmak suç değildir!

Arkadaşlarımızı serbest bırakın!
KAHROLSUN FAŞİZM, YAŞASIN MÜCADELEMİZ!
İZMİR DEV-GENÇ

30.11.2016

Adana’nın Aladağ ilçesinde 29 Kasım Salı günü Süleymancılara ait olduğu bilinen kız öğrenci yurdunda çıkan yangın sonucu 12 insanımız katledildi. Diri diri yakılan öğrencilerin sorumlusu halk düşmanı AKP’dir.
Çocuklarımızın tecavüze uğradığı vakıflar şimdide mezar haline geldi. Yoksul halkımızın bir gelecek sağlamak umuduyla cemaatlere emanet ettikleri çocukları diri diri yanarak can veriyor.
Siirt Şirvan’da toprak altında kalan 4 işçi hala çıkartılmadı. Açıklama yapan Berat Albayrak ‘’ ihmal varsa araştıracağız ‘’ derken suratında halk düşmanlığını gösteren bir gülümseme vardı.
Aynı cümleleri birçok ‘’ yetkili’’nin ağzından dün akşam yaşanan katliamdan sonrada duyduk: ‘’ en ufak bir ihmal varsa üzerine gideceğiz ‘’, ‘’ araştıracağız ‘’ vs diye açıklama yaptı tüm failler.
Çocuk katilleri kömüre dönmüş bedenler daha olay yerinden çıkarılmadan sorumlulukları gizleme yarışına girdiler.
Yangın merdivenlerinin kilitli olmasından, itfaiyenin olay yerine 1.5 saat geç gitmesine kadar, insanların cemaat yurtlarına gönderilmesinden, bu tecavüzcü vakıflara, yurtlara sahip çıkılmasına kadar suçlu-sorumlu AKP iktidarıdır.
1000 odalı saraylarınızda tuzunuz kuru…
Gemiciklerinizle rahatınız da yerinde… Şimdilik…
Yaşanılan tüm katliamların sorumlusu bu düzendir.  Diri diri yananların yoldaşları olarak halkımıza yaşatılan acının hesabını soracağız.
KATİL DEVLET HESAP VERECEK!
ANALARIN ÖFKESİ KATİLLERİ BOĞACAK

ADANA HALK CEPHESİ

Kumar Oynamak ve Oynatmak Halkın Cebinden Çalmaktır; Kumarla Halkın Yozlaştırılmasına İzin Vermeyeceğiz.‏
Kumar; para veya kıymetli eşya karşılığı oynanan oyun diye tanımlanmaktadır. Fakat bu tanım yetersizdir. Kumar, insanı her türlü pis, kirli ilişkilere sürükleyebilecek, insanlıktan çıkarabilecek bir bataklıktır.
Kumar illetinin halkların yaşamına bulaştırılması yüzlerce yıl öncesine dayanmakla birlikte esas olarak çeşitlenmesi süreci 1950'ler sonrası emperyalizmle girilen çarpık kapitalist gelişmeyle birlikte olmuştur.
Yoz emperyalist kültürün kitleleri etkilemeye başlaması, bireyciliğin, emek harcamadan kolay yoldan para kazanma düşüncesinin gelişmesi, işsizlik, yoksulluk, sınıf atlama özlemi, özenti, yaşamdaki sorunlardan kaçma isteği ve bunlar gibi çeşitli etkenler toplumun bir kesimini bu girdabın, alışkanlığın içine çekmiştir, çekmektedir.
Kumar oynamak ve oynatmak sözde yasaktır. Ancak devletin göz yummasıyla kahvehaneler, kulüp ve benzeri isimler altında açılan mekanlar kumarhane gibi çalışmaktadır. Bunların da ötesinde çürümüş, kokuşmuş düzen her gün çeşitlenen hem de yasal yöntemlerle halkın yaşamına kumarı sokmaktadır. İddia, at yarışı, online bilgisayar oyunları, okey, iskambil, online bahis, tipiko, milli piyango, tombala gibi yöntemlerle kumar masumlaştırılarak halkın yaşamına gark edilmektedir.
Kumar oynamak ve oynatmak emek hırsızlığıdır. Sabahtan akşama kadar çalışan, didinen, ekmeğini taştan çıkarmaya çalışan insanlar olarak sömürü düzeninde çoluğumuzun çocuğumuzun rızkı için ömür çürütenleriz. Düzen bu halimizden yararlanarak bizi kumar bataklığına çekmeye çalışmaktadır. Kumar kolay para kazanma yöntemi değildir. Kumar oynamak yoksullukla, çaresizlikle, mecburiyetle meşrulaştırılamaz, doğal hale getirilemez.
Kumarda kazanılan para kimin parasıdır? Aynı mahallede oturduğunuz, kapı komşunuz, akrabanız, kardeşinizindir.
Kumarda ütüp, ütüldüğünüz paralar evlerinizin kirası, ailenizin ekmek parası, rızkınızdır... Kumar oynadığınız kişinin ve sizin, çoluk çocuğunuzun kursağından geçecek iki lokmanın parasıdır. Komşunuzun, arkadaşınızın, kardeşinizin cebinden aldığınız ya da cebinizden verdiğiniz kumar parasını çocuklarınıza yedirmek ne kadar doğrudur? Bu onursuzluğu kabul etmek mümkün müdür? Kimse kendisine böyle bir onursuzluğu yakıştırmamalıdır.
Evet, bugün kumarın rantı çok büyüktür. Ama bu düzen açısından kumarın yaratmış olduğu rant talidir. Esas olan kumar oynamanın yarattığı kültürel yozlaşmadır. Emperyalizm ve oligarşi kumar oynamayı yaygınlaştırarak karaktersiz, birbirine güvensiz bir halk yaratmak istemektedir. Düzen, kurtuluş umudunu mücadele etmekte, direnmekte, örgütlenmekte görmeyen; kolay para kazanma hırsıyla kendi öz değerlerinden uzaklaşmış, mankurtlaşmış, çürümüş ve köhnemiş bir halk yaratmak ister.
Kumar da uyuşturucu gibi bunun en önemli araçlarındandır.
Bugün yüzlerce kahvehanede emperyalistlerin otomatik kumar makineleri bulunmaktadır. Kumar oyunlarından kumar oynatanların dışında para kazanan kimse yoktur. Olayın sömürü boyutu da önem arz etmektedir.
Resmi kumar oyunlarından yapılan büyük orandaki kesintiler, sistemin bütçesine aktarılmaktadır. Resmi kumar oyunları ile kapitalizmin yarattığı umutsuzluk ortamı içinde kitlelere umut satılır. Esasında halkın bu düzenden kurtuluş umutları törpülenir. Şans oyunları insanca yaşam özlemini bireyselleştirir ve hep hayal olarak kalmasını sağlar. Kitleler köşeyi dönme peşindeki kalabalıklar haline getirilir. Mahallelerimizde uyuşturucu çetelerine karşı mücadele verdiğimiz gibi, kumar oynanmasına da izin vermeyeceğiz.
Kumar Oynamak ve Oynatmak Halkın Cebinden Çalmaktır!
Kumara, Uyuşturucuya ve Her Türden Yozlaşmaya Geçit Vermeyeceğiz!
OKMEYDANI HALK MECLİSİ


    

Bugün Yüksel Caddesinde oturma eylemi yapan, 'İşimi Geri İstiyorum' eyleminde saat 15.30’da polis saldırısı oldu. 2 gündür yapılabilen oturma eylemi bugün 4 saat yapıldıktan sonra yasadışı oldu! MEB önünde Aladağ'da katledilen çocuklar için yapılacak açıklamaya saldıran polis hızını alamayıp Yüksel Caddesine geldi. Bugün de, açılan imza masası bahane edildi. Nuriye Gülmen 18. kez, Semih Özakça 7. kez, Veli Saçılık 3. kez gözaltına alınmış oldu.
3 emekçi işkence ile gözaltına aldı.
GÖZALTILAR DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!
EMEKÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!

Kamu Emekçileri Cephesi



Avrupa Birliği’ne  karşı sınıfsal saldırı anarşist komünistler girişimi Grup Yorum ile dayanışma amaçlı bir konser düzenliyor. 9 Aralık’ta Atina’da düzenlenecek olan konser Eksarhia semtindeki VOX işgal binasında gerçekleştirilecek.  Konseri düzenleyen anarşist komünistlerin çağrı metnini aşağıda yayınlıyoruz.

GRUP YORUM İLE DAYANIŞMA
FAŞİZME VE EMPERYALİZME KARŞI MÜCADELE EDEN HERKESLE DAYANIŞMAYA
21 Ekim 2016 tarihin de  Erdoğan’ın faşist devletinin polisi  aynı anda  İstanbul’da Devrimci Gençlik (DEV-GENÇ) bürosuna ve İdil Kültür Merkezi’ne saldırdı. Devrimci  Gençlik bürosundan 4, İdil Kültür Merkezinden 2 yoldaş gözaltına alındı. Kültür Merkezi’ndeki tüm müzik aletleri parçalandı ve Kültür Merkezi tamamen dağıtıldı. 18 Kasım’da İdil Kültür Merkezi’ne tekrar saldırdı ve 6 grup yorum üyesi gözaltına alındı ve tutuklandı. Komşu ülkedeki bu saldırılar, Erdoğan’ın  Halk Cephesi’ne yönelik  kapsamlı saldırılarının bir parçasıdır.  Devrimciler gözaltına alınıyor, derneklere, bürolara, evlere ve Hasan Ferit  Gedik uyuşturucuyla mücadele merkezine baskınlar düzenleniyor.
Grup Yorum uzun bir devrimci geleneğe sahip bir grup.  1985’te kuruldu ve bugüne kadar onlarca kez baskılara uğradılar, tutuklandılar. İktidarlar tarafından defalarca konserleri yasaklanmış ya da saldırılara uğramıştır. Çünkü şarkıları direnişi, eşitliği, özgürlüğü ve faşizme, emperyalizme karşı devrimci mücadeleyi anlatıyor. Çünkü Grup YORUM emekçi sınıfların ve Türkiye halklarının bir parçasıdır. Şarkı sözleriyle yeryüzündeki ezilen halklara güç verebilirler.
Polisin bu saldırısı, müzik aletlerinin parçalanması her şeyden önce Erdoğan’ın Türkiye’de  direnen tüm kesimlere saldırılarının boyutunu göstermektedir. Kültürel değerlere, temsil ettiğimiz ideallere yönelik net bir saldırıdır. Devrimci halk güçleri ile faşizm, özgürlük ile tahammülsüzlük arasındaki çatışma daha da kristalize olmaktadır.
Biz, faşist Erdoğan iktidarının halka düşman bu saldırıları karşısında, bu zorlu mücadelelerinde yoldaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz. 15 Temmuz 1016 darbe girişiminin ardından olağanüstü hali devreye sokan, tüm muhaliflerini temizlemeye yönelen, kendi içinde her geçen gün daha da artan bir şekilde otoriteleşen ve kendini bu yönde yenileyenlerin,  ( öğretim üyeleri, gazeteciler,  HDP milletvekilleri ile Kürt belediye başkanları tutuklandı, bir günde 550 dernek mühürlendi) yaptıkları halk düşmanlığından başka bir şey olamaz. Bir yandan kahraman Kürt halkını katlediyor buna paralel olarak,  Ortadoğu’da gerici güçler olan İŞİD VE El Nusra’yı destekliyorlar.
Komşu ülke Yunanistan’dan Türkiye’deki Halk Cepheli yoldaşlara anti-emperyalist, enternasyonal dayanışmamızı, mücadelelerinin direnişleri aydınlatan bir ışık olduğuna olan inancımızla iletiyoruz.
Yoldaşlar, kesintisiz ve güçlü mücadeleniz bizlere de güç ve cesaret veriyor. Çünkü sizlerin de dediği gibi HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ
GRUP YORUM İLE DAYANIŞMAYA
ELDE SİLAH SAVAŞAN TÜRKİYE HALKLARIYLA DAYANIŞMAYA
EMPERYALİZME VE FAŞİZME KARŞI MÜCADELE ETME SUÇ DEĞİL, GÖREVDİR



Boğaziçi Üniversitesi’nde Dev-Gençliler Çalışma Yaptı
Boğaziçi Üniversitesinde Dev-Gençliler 29 Kasım Salı günü Kuzey kampüsünde Grup Yorum üyelerinin serbest bırakılması için imza kampanyası başlattı. Tahtalara Grup Yorum’un susturulamayacağını, Grup Yorum’a Özgürlük sloganları içeren yazılamalar yapıldı. Panolara Grup Yorum’un serbest bırakılmasıyla ilgili döviz asıldı.
Ayrıca KHK’larla atanan rektörleri tanımadığımızı belirten faşizmin artan saldırıları ve öğrenci gençliğin ülkemizdeki rolü üzerine 100 bildiri ve kuşlama yapıldı. Çalışma içerisinde 10 Yürüyüş Dergisi öğrencilere ulaştırıldı. Faşizme karşı omuz omuza kampanyası doğrultusunda okul içine yazılamalar yapıldı.
Ataşehir’de Ve Kartal’da Dev-Gençliler Grup Yorum’la İlgili Yazılama Yaptı

Kartal ve Ataşehir’de Dev-Gençliler 25 Kasım’da Grup Yorum’a yapılan saldırılar, tutuklamalara karşı“Grup Yorum Halktır Susturulamaz, Grup Yorum’a Özgürlük, Türküler Susmaz Halaylar Sürer” yazılamaları yaptı.











AKP ÇOCUK KATİLİDİR, ÇOCUKLARIMIZI KORUYAMAZ!
SÜLEYMANCI, FETULLAHÇI, AKP’Cİ TÜM YURTLAR ÇOCUK TACİZCİSİDİR!
Dün akşam saatlerinde Adana’nın Aladağ ilçesinde Süleymancılara ait bir öğrenci yurdunda 11’i çocuk ve bir yetişkin yanarak can verdi. Kaldıkları yurt kapatılıp cemaat yurduna gitmeye mecbur bırakılan çocukların kaldıkları yurt üstelik Milli Eğitim’e bağlı bir yurt.
Anne babalardan sıkça duyarız şu sözleri: “sokaklar tehlikeli, her köşe başında bir uyuşturucu satıcısı. Ben çalışıyorum, çocuğuma kim göz kulak olacak. Vereyim bir yurda en azından can güvenliği olur, ders çalışmak zorunda kalır”
Devletin tam da istediği budur! Güvensiz bir ortam yaratmak ve özel yurtlara veya cemaat yurtlarına mecbur bırakmak! Yani ölümü gösterip sıtmaya razı etmek!
Sokaklar neden güvensiz? Çünkü uyuşturucu devletin kendi polisince dağıtılıyor, çünkü çeteleri devlet koruyor. 2013 yılında mahallesini uyuşturucu çetelerine karşı korurken öldürülen Hasan Ferit Gedik’i biliriz hepimiz, katilleri hala devletçe korunuyor.
Yine adını yaşatmak ve uyuşturucuyla mücadele etmek için Sultangazi’de kurulan “uyuşturucuya karşı savaş ve mücadele merkezi” yine devlet eliyle yıkılıp yerine karakol kuruldu.
Yıllardır halkı “din, peygamber, Allah” diye aldatarak cemaat yurtlarını dolduran AKP iktidarı çocuklarımıza zerre kadar değer verdiğinden değil, bizleri “zararsız”lıklarına inandırmak için yapıyor. ”En fazla dinci olur çocuğum” diye düşündürtmek istiyor.
Hayır! Cemaat yurtlarına gönderdiğimiz çocuklarımız en iyi ihtimalle dinci olur! Kendi elinizle gönderdiğiniz için çocuklarımızın da itiraz edemeyeceği birçok sakıncalı durum olur! Sabah namazına kalkamadığı için yüzüne soğuk su serperek uykusundan kaldırılır, metafizik fikirlerle çocuklarımızın akıl sağlığıyla oynanır, taciz, tecavüz edilir, can güvenliği sağlanmayarak ölümüne neden olunur, pedagojik bir eğitim sağlanmadığından ruh sağlıkları bozulur.
2008’de Konya’da 17 çocuk kaçak bir Kur’an kursundaki LPG patlamasından yaşamını yitirmiş ve hala hiçbir sorumlusu cezalandırılmamıştır.
Yangın merdiveni kilitlenen bir öğrenci yurdundaki ölümler kaza değildir, katliamdır.
Çocuklarımızı gelecek kaygısıyla cemaat yurtlarına vermeyelim.
Katledilen çocuklarımızın sorumlusu gerici, sömürücü AKP’dir.
KAMU EMEKÇİLERİ CEPHESİ

Bakanlığı Hapishanelerde Provokasyon Yaratıp Kazanılmış Hakları Gasp Ediyor
TAYAD'lı Aileler 26 Kasım Cumartesi günü "Adalet Bakanlığı Hapishanelerde Provokasyon Yaratıp Kazanılmış Hakları Gasp Ediyor" konulu basın açıklaması yaptı.
Basın açıklamasında; 21-22-23 Kasım tarihlerinde FETÖ’cülerin firar edeceği, hapishanelere uçaksavar yapılacağı haberleri, yeni katliamların zeminini yaratmak için yapılmaktadır... Biz bunları 19 Aralık katliamından biliyoruz. O zamanlar da katliamı meşrulaştırmak için bu haberlere başvuruldu" denildi.

Açıklamaya 20 aile katıldı.

TAYAD'lı Aileler 24 Kasım Salı ve 28 Kasım Perşembe tarihlerinde Nurtepe Mahallesinde dergi dağıtımına çıktı... TAYAD’ın bir ayda 2 kez AKP’nin katil polisleri tarafından basılması anlatıldı. TAYAD'ın AKP’den önceki iktidarlar tarafından da defalarca basıldığı ama TAYAD’ın mücadelesini kesintisiz sürdürdüğü anlatıldı. 50 dergi halka ulaştırıldı.

20 Kasım Pazar günü Gazi Tutsak Aileleri Meclisi bir toplantı yaptı… Gazi Mahallesindeki tutsak aileleri bir araya gelerek tutsakların ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklarını konuştu. Tutsakların ihtiyaçlarını karşılamak için Gazi’de dayanışma yemekleri örgütlenmesi kararlaştırdı. İlk dayanışma yemeğinin Gazi’de Sultan Düğün Salonunda yapılmasına karar verildi. Toplantıya 10 tutsak ailesi katıldı.

Gazi Tutsak Aileleri Meclisi 27 Kasım Pazar günü yaptıkları toplantıda örgütleyecekleri dayanışma yemeğinin programını çıkardı. Programın içeriğinde ne olacak, biletler hangi ailelere dağıtılacak, kimler ne yapacak onlar netleştirildi. Toplantıya 8 aile katıldı.

Yunanistan’da Grup Yorum’a destek açıklamaları her geçen gün artıyor. Grup Yorum’un tutuklanmasının ardından parçalanmış müzik aletleriyle olan fotoğrafları ve o aletlerle verdikleri mini konser sosyal medyada geniş yer aldı.
Aşağıda yayınladığımız açıklamayı yapan LAE, yıllarca bugünkü iktidar partisi SYRIZA içinde yer aldığı halde, iktidar olduktan sonra alınan kemer sıkma politikalarına ve anlaşmalara karşı çıktıkları için partiden ayrılan sol yapıların bir birleşimidir.
25 KASIM 2016
GRUP YORUM ÜYELERİ DERHAL SERBEST BIRAKILSIN
ÖZGÜR İFADEDEN ELLERİNİZİ ÇEKİN
Komşu ülke Türkiye de Erdoğan iktidarı, GRUP YORUM üyelerinin gözaltına alınmaları ve tutuklamalarıyla otoriter bir iktidar haline dönüştüğünün başka bir kanıtını daha göstermiş oldu.
Bu müzik grubu 1985’te kuruldu. Ülkenin politik mücadelesine demokrasi, özgürlük, toplumsal kurtuluş  idealleri ,Türkiye halklarına olan tutkularıyla müzikleri ve şarkılarıyla katkıda bulunuyorlar. Bu duruşlarından dolayı süreç içinde polisin ve yargının baskılarına maruz kaldılar. Daha bir ay öncesinde polisin saldırısına maruz kaldılar ve müzik aletleri paramparça edildi.
Dün, bu şiddete, müzik grubunun üyeleri parçalanmış müzik aletleriyle bir etkinlik düzenleyerek yanıt vermişlerdi ve ardından da tutuklandılar.
Müzik grubuna yönelik bu saldırılar, Türk ve Kürt halkının demokratik haklarına, özgür ifadeye yönelik polis baskılarının kapsamını da ortaya koymaktadır.
Ülkemizde kültürel faaliyet sürdüren  tüm insanlara Türk sanatçıların derhal serbest bırakılması için  tepkilerini yükseltmeleri  çağrısında bulunuyoruz.
Yunanistan Kültür Bakanlığı’ndan Türkiye’deki  kültürel faaliyetlere yönelik bu otoriter baskılara karşı resmi bir açıklama yapmalarını  talep ediyoruz. Şu ana kadar Yunanistan ve Avrupa Birliği üyesi diğer ülkelerin sessizliği bu anti-demokratik uygulamaların üstünü örtmeye hizmet etmekte ve demokratik hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında cesaret verici bir tavır olmaktadır.

                                                                                                                       LAE (Halkın Birliği)  Kültür Birimi

YAKILAN 12 ÇOCUĞUMUZUN ACISI KADAR BÜYÜK OLACAK ÖFKEMİZ!
29 Kasım Salı akşam saatlerinde Adana'nın Aladağ ilçesinde bulunan cemaate ait kız öğrenci yurdunda çıkan yangında 12 canımız, evladımız diri diri yanarak hayatını kaybetti... Diri diri yakılan 12 evladımızın sorumlusu da AKP iktidarıdır…
Çocuklarımıza tecavüz eden Ensar Vakfını koruyan, Berkin Elvanın katillerine 'talimatı ben verdim' diyerek sahip çıkan, çocuklarımızı diri diri yakan AKP iktidarıdır, Recep Tayyip Erdoğan’dır...
Bu cemaat yurdunda kalan bizim çocuklarımızdır, yoksul halk çocuklarıdır... Yol parası, defter kitap parası, ev kirası verecek parası olmayan çocuklarımız cemaatin yurtlarında kalmaya mecbur ediliyor... Kaldıkları bu yurtlarda da diri diri yakılıyor... Binası ahşap olan, sobayla ısıtılan bu yurtta kalan evlatlarımız yangın çıktığında yangın merdivenine gidiyor… Yangın merdiveni idare tarafından öğrenciler kaçmasın diye kilitlendiği için çocuklarımız dışarı çıkamadı, diri diri yandı… İşte bu iktidarın çocuklarımıza biçtiği değer: Sobayla ısıtılan ahşap bina ve yangın çıktığında kapısı kilitli olan yangın merdiveni... Diri diri yakılan bu 12 evladımızın hakkından çalarak,  anasını-babasını sömürerek Tayyip kendi çocuklarını yurtdışında, özel okullarda okutuyor… Çocuklarımızın sofrasından çaldıklarıyla  zenginleşiyor, bizi katlettikçe  sermayelerini  artırıyor..
Evlatlarımız bizim canımız, en kıymetlimizdir… Gözümüzden sakınarak binbir emekle büyüttüğümüz çocuklarımızın acısı kadar büyük olacak öfkemiz… Öfkemizle boğacağız çocuklarımızı diri diri yakanları..
Bizler TAYAD'lı Aileler olarak evlatlarını kaybeden tüm ailelerimize başsağlığı dileriz... Acınız acımız, öfkeniz hesap sorma nedenimizdir!
ANALARIN ÖFKESİ KATİLLERİ BOĞACAK!
KATİL DEVLET HESAP VERECEK!
TAYAD’lı Aileler

TAYAD'LI AİLELER

Adana'nın Aladağ ilçesindeki kız öğrenci yurdunda çıkan yangında 11'i öğrenci 12 kişi katil AKP tarafından diri diri yakıldı.
Katil devlet FETÖ ile mücadele ediyor gibi görünüp bir yandan da çocuklarımızı başka tarikatların kucağına atmakta ve hayatlarını hiçe saymaktadır. Devlet yurdu kapatılıp çocuklarının Süleymancıların yurduna yerleştirildiğini söyleyen baba isyan ediyor.
Katil devlet yoksul halkımızın çocuklarını ucuz işgücü için düşünüyor sadece. Onun dışında bir şey ifade etmiyor onlar için. Çocuklarımız emanet edildikleri yurtlarda ve vakıflarda ya tecavüze uğruyor ya da böyle diri diri yakılıyor.
Çocuklarımızın hesabını soralım.  Çocuklarımız sahipsiz değildir.
Halkımız çocuklarımızı katil devlete emanet etmeyelim. Çocuklarımızı devrimcilere emanet edelim.

Devrimci İşçi Hareketi

ADANA ALADAĞ’DA DİRİ DİRİ YANARAK KATLEDİLEN ÇOCUKLARIMIZIN KATİLİ FAŞİST DEVLETTİR!
HESABINI SORACAĞIZ!
“kim yaktı Bağdatlı bebeleri böyle
hangi alçak çıkarlar için yüksek teknolojiyle
yaktılar, yıktılar, bombaladılar biliyoruz
biliyoruz suç kesin
suçlu malum emperyalizm
gereği düşünüldü
''iyi halsiz'' katillere adil olmaktır en büyük ceza
Bağdat’ta yanan çocukların acısı kadar
acımasız olacağız kovboylara
Bağdat’ta yananların ahı kadar
adaletli olacağız.” *
Kim yaktı Adana’da çocuklarımızı böyle?
Hangi alçak çıkarlar için tarikat yurtlarına doldurdu?
Kim istismar etti, kim faydalanmaya çalıştı ufacık bedenlerden?
Kim haksızlıklara itiraz etti diye hapishanelere doldurdu 17’sinde çocuklarımızı?
Kim? Kim?
Yukarıdaki şiirde anlatılan bebelerin ahı gibi Adana’da da katledilen kardeşlerimizin ahı kadar da acımasız olacağız “iyi halsiz” katillere.
Gençler! Arkadaşlar!
Dün gece saatlerinde Adananın Aladağ İlçesi Sinanpaşa mahallesinde bulunan ve çevre köylerde oturan ailelerin ortaokul ve lise dengi okullarda öğrenim gören kız çocuklarının kaldığı yurtta çıkan yangında 13 çocuk yaşta öğrenci ve 1 görevli hayatını kaybetti.
Bu yurtlardaki bakımsızlık, önemseme ve ihmaller dün akşamki yangında ortaya çıktı. Gece gündüz Tayyip Erdoğan övünüyor; Aselsan, Roketsen, Havelsan gelişti diyor. Soruyoruz burada yoksul çocuklarının kullandığı yurtlar ve çıkan yangında saatlerce yangını kontrol edemeyen itfaiye teçhizatları ne kadar gelişmiş acaba?
Bütün yatırımları halkın katledilmesine harcayan AKP hükümeti bir çocuk yurdunda alınması gereken en ufak bir güvenlik önlemini bile almayarak 14 insanımızı katletti.
Ve kalkıp yine “kader”le “mukadderat”la, suçlarını gizlemeye, topu tanrıya atmaya devam ediyor. Timsah gözyaşları döküyor.
Cizre’de, Sur’da, Roboski’de nasıl ki bombaladıysa gencecik fidanları, bugün de hapishanelere atıp işkence yapıyor, taciz ediyor, istismar ediyor, yurtlarda diri diri yakıyor.
Çünkü faşizmin ağzından, burnundan, gözünden, her tarafından pislik akıyor. Çürümüşlük ve kokuşmuşluk akıyor. Faşizm gencecik çocuklarımızdan korkuyor. Korkacak elbet. Çünkü onlar “iyi halsiz” katillere adil olmak için yetişiyor.
Onlar öldü. Hem de yanarak vahşice…
Külleri toprağa karışacak şimdi.
Ama geride biz varız. Dev-Gençliler var. Devrimci abileri ablaları var. 15 yaşında Berkinlerin hesabını soran Şafak Abilerinin yoldaşları var. Yılmazların hesabını soran Çiğdem ve Berna’nın öğrencileri var. 14 kardeşimizin hesabını soracağız! Faşist AKP’yi küllerine kadar yakacağız!

DEV-GENÇ

DEVRİMCİLİK SUÇ DEĞİL ONURDUR..!
FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA..!
Her geçen gün daha da çaresizleşen saldırganlaşan AKP faşizmi geçtiğimiz Ağustos ayında İstanbul-Sarıgazi’de bir eve düzenledikleri bir baskında 10 devrimciyi işkencelerle gözaltına almış günlerce süren işkenceli gözaltı sürecinden sonra çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştır.
Ve dün İstanbul’da bir mahkeme görüldü. Komplolar bir kez daha çökmüş oldu. Manşetlerden verilen yalan haberlerle gün gibi aydınlık devrimcilere atılan çamurlar bir kez daha atanların yüzüne bulaştı.
10 devrimci yargılanmak için çıkartılan mahkemeleri kendi meşrulukları ile yargıladılar ve tahliye oldular.
 GÜNEŞİ BALÇIKLA SIVIYAMAZSINIZ..!
 Halkı için yaşayan halkı için ölen devrimcileri yalan haberlerle karalayamazsınız.

DEVRİMCİLİK SUÇ DEĞİL ONURDUR..!
FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA..!
MERSİN HALK CEPHESİ 

29 Kasım salı akşamı saat 17.00 da, faşist Türkiye devletinin konsolosluğu önünde OHAL e ve uygulamaları olan birçok kurumun kapatılması, Grup Yorumun ve birçok devrimci ve ilericinin hapishanelere kapatılması ve isinden atılmasını protesto etmek için bir protesto gerçekleştirildi. Halk cephesinin çağrısıyla gerçekleştirilen protestoya 20 kişi katıldı. Halk cepheliler "Olağanüstü Hal i tanımıyoruz, mücadeleyi güçlendiriyoruz! Politik tutsaklar serbest bırakılsın! İsten atılanlar geri alınsın! Halk Cephesi" yazılı pankartlarını açtılar. 100 tane bildiri bölgeden geçenlere ve bölge esnafına dağıtıldı. Yunanlı devrimci dostlarımızın getirdiği megafonla, birkaç sefer bildiri kitleye okundu, Eylem boyunca "Faşist Devlet Hesap Verecek!”,”BaskılarBizi Yıldıramaz!”,” Faşizme Karşı Omuz omuza!”,”Yaşasın Halkların Kardeşliği!”,” KahrolsunFaşizm yaşasın Mücadelemiz!” sloganları Yunanlı devrimcilerle birlikte atıldı. Ayrıca Yunanlı devrimciler ' Özgürlük tutkusu hücrelerden daha güçlüdür! Türkiyeli devrimcilerin mücadelesinde Zafer!" sloganlarını yunanca olarak attılar. Ayrıca Olağanüstü Hal yazan bir döviz ve faşist Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük boy bir resmi konsolosluk önünde yakıldı. yaklaşık 1 saat soğuk hava ve kar yağışı altında gerçekleştirilen eylem, iradi olarak saat 18.00 sona erdirildi.







Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.