Ocak 2018

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli


Pir Sultan Kültür Merkezinde çalışmalarına devam eden, Meryem Altun Halk Sahnesi (MAHS) oyuncuları "Bedrettin'den Berkin'e" oyununu sergilemek için çalışmalarını başlattı. Yılda iki kez oyun sergileyen MAHS oyuncuları bu oyunun diğerlerinden farklı olduğunu ve çok ciddi bir çalışmayla güzel bir performans sergilemeye hazırlamayı hedeflediklerini belirttiler.
27 Ocak 2018 Cumartesi günleri 13:30'da provaları yapılan, 14 bölüm ve tek perdelik oyun için 15 kişi emek veriyor. İlerleyen süreçte oyunda geçen semah ve deyişler için yaklaşık 20 kişinin oyunun sahnelenmesi için ter dökeceği vurgulandı.
Coşkuyla hazırlanan oyunun, haziran ayının ilk haftası sahneleneceği bilgisi verildi.

İngiltere Yürüyüş Dergisi Temsilciliği





Sistemin yoz, ne dediği belli olmayan, halk kültürümüzden uzak müziğine karşı bizler kendi değerlerimizle çalıp söylüyoruz.
27 Ocak Cumartesi günü, Pir Sultan Kültür Merkezinde sanatçı dostumuz Metin Öztem'in katılımıyla bir türkü akşamı yapıldı. Sivas Koçgiri yöresinden ağıtlar ve türküler seslendirdi.
Yaklaşık iki saat süren bir performans sonunda 14 yasında bir genç kızımız da bir eserle eşlik etti.
Yaklaşık 50 kişinin katıldığı türkü akşamı halaylarla sona erdi.

İngiltere Yürüyüş Dergisi Temsilciliği








28 Ocak 1998'de Adana Kiremithane'de katledilen, Bülent Dil, Beşat Ayyıldız ve Mehmet Topaloğlu'nun şehitlik yıldönümleri nedeniyle bir anma programı düzenlendi.
Londra'da bulunan Pir Sultan Kültür Merkezinde 30 Ocak Salı günü yapılan anma programı Bülent Dil, Beşat Ayyıldız ve Mehmet Topaloğlu özelinde tüm devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardında şehitlerimize yazılan yazı okundu. Bülent Dil'in iki ablası ve kardeşinin de katıldığı anma programı Bülent'in ablası Bülent'e yazılmış "Gülüşün Var Ya" adli şiiri okudu.
Anma programı, Bülent'i tanıyan arkadaşlarının anılarının anlatımıyla sürdü. Ablalarının anlatımlarıyla duygusal anlar yaşandıysa katillerine olan öfkemizi bir kez daha biledi. Genel olarak şehitlerimizi sahiplenmek onların yarattığı değerlere sahip çıkarak, onların yolunda yürümektir içerikli sohbet edildi.
Bülent'in kardeşi, Bülent ilk şehit düştüğünde yani neredeyse 20 yıl önce Bülent için bestelediği ve ilk defa söylediği "Nidal Ölmedi Yaşıyor" isimli ağıtı çaldı ve söyledi. Hep birlikte Onların sevdiği şarkılar türküler söylendi.
31 kişinin katıldığı anma programı her yıl olduğu gibi Bülent'in sevdiği yeşil elmalar dağıtılarak bitirildi.
İngiltere Yürüyüş Dergisi Temsilciliği




31 Ocak 2018 de Mehmet Doğanın 2 Şubat 2018 Cuma günü görülecek iade mahkemesinin ikincisi için mahkeme ile ilgili çağrı çalışmaları başladı.
Filistinlilerin Kudüs protestosu sebebiyle Manastıraki meydanında yaptıkları gösteride çağrı bildirisi dağıtımı, Mail atma, Atina’nın Sokaklarına Ozalit Ve Pankart asma Çalışması yapıldı.

OZALİT VE PANKARTLARDA
DEVRİMCİLERİN ÜSTÜNDEKİ BASKILARA SON
DOKUZ DEVRİMCİ SERBEST BIRAKILSIN
İADELERE SON.
Yazılıydı.











 17 Haziran 2017 tarihinde Almanya´nın Fulda şehrinde gerçekleştirilen Grup Yorum `un ve daha birçok sanatçı ve konuşmacının katıldığı festivalin üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen Fulda Belediyesi hukuk dışı yaklaşımlarına devam etmekte.

Festival alanı için imzalanmış sözleşmeyi hukuksuzca iptal eden ve festivalin gerçekleşmesini engellemek için bin bir türlü oyunlara başvuran fakat festivalin miting olarakta olsa hayat bulmasına engel olamayan Fulda Belediyesi gülünç durumlara düşmeye devam ediyor.
Festivalden sonra hem belediye yetkililerinin hem de polis müdürünün başına yansıyan açıklamalarından da görüleceği gibi festival sorunsuz bir şekilde yaklaşık olarak 5000 kişinin katılımı ile büyük bir coşku ile gerçekleştirildi.
O gün sorun yok diyenler buyurun seneye de gelin yine yapın diyen yetkililer  birilerinin müdahalesi ile olacak ki festival ile ilgili ceza yazacak bir şeyler icat ettiler. Konserden bir gün önce üzerinde anlaşma sağlanılan hususlar ile ilgili festivalin sorumlusu olarak Freidenker derneğinden Alman dostumuza para cezası kestiler. Cezaya neden olan hususlar ise önceden konuşulduğu ve üzerinde anlaşıldığı için fazladan kurulan bir yemek çadırı, az sayıda olduğu iddia edilen güvenlikçiler ve kutuda satılan meşrubatlar. Paranın ödenmesi ile ortadan kalkacak olan bu cezaya itiraz ediyor ve hukuk dışı olan bu tutumu kabul etmiyoruz.
Fulda Belediyesi´ni daha fazla gülünç olmamaya davet ediyor ve halkımızı 1 Şubat Perşembe günü Fulda`da görülecek olan itiraz mahkemesine bekliyoruz.

Amstgericht Fulda
Konigstr.38
36037 Fulda
Saal 1.119
1 Şubat Perşembe 2018
Saat 11:00


Grup Yorum Gönüllüleri


Gerçek Yargı Halkın Yargısıdır!
Halkın Yargısı Direnişçileri Kahraman İlan Etmiştir!
Halkın Kahramanlarına Bu Zulmü Reva Gören Her Türden Sömürücüler De Elbet Bir Gün Yargılanacaktır!
Nuriye, Semih, Esra ve TAYAD' lı Direnişçiler, 27.01.2018 günü 324 gündür süren Açlık Grevi direnişini sona erdirdiklerini açıklamışlar ve zaferlerini ilan etmişlerdir. Bu gün aynı zamanda İnsan Hakları Anıtı önünde Nuriye' nin direnişe geçmesi ile başlayan Yüksel Direnişinin 444. günüdür.
Dile kolay 444 gündür ülkemizde AKP faşizmine ve OHAL' e karşı bir direniş sürmektedir. Bunun 324 günü de açlıkla geçmiştir. Direnişin önderleri bu direniş boyunca en alçakça ve en namussuzca sayısız saldırılara uğramışlardır. İşkencelerden geçirilmişler, keyfi olarak tutuklanmışlar, tecrit hücrelerine atılmışlardır. Kelimenin gerçek anlamı ile komedi denecek bir yargılama sürecinden geçirilerek cezalara çarptırılmışlardır.
Ama direniş tüm bunları ve AKP faşizminin alçakça başka oyunlarını ezip geçerek tarihe mal olmuştur.
Türkiye ve dünya halkları için bir direniş bayrağı ve umudu olmuştur. Yankısı ülke sınırlarını aşarak tüm dünya halklarına ulaşmıştır.
Ve her türlü yargı yolunun kapalı olduğu OHAL kararlarının mağdurlarına yargı yolunu açarak somut bir kazanım da elde etmiş, OHAL uygulamalarında gedik açmıştır.
Bu büyük direnişin önderleri kuşkusuz halkın kahramanlarıdır. Halkımız onları yüreğinin ve aklının en yüce yerine yerleştirmiştir.
Bu nedenle halkımızın yargısı kararını vermiştir. Başka her türlü yargı kurumunun egemen sınıfların borusunu öttürdüğü, onların sömürü ve zulmünü aklamak için çalıştığı bugünkü dünyamızda tek gerçek yargı olan halkımızın yargısı, başta Nuriye ve Semih olmak üzere, Esra' yı, TAYAD' lı Mehmet ve Feridun amcaları ve tüm Yüksel Direnişçilerini kahraman evlatları olarak bağrına basmıştır.
Bu mücadele, sömürücülerle sömürülenlerin, ezenlerle ezenlerin içinde bulunduğumuz tarihsel duraktaki mücadelesinden başka bir şey değildir.
Bizler bilmekteyiz ki, ezilen ve sömürülen halkların mücadelesi zafere erişene kadar da durmayacaktır. Ve daha sayısız direniş destanları yaratarak ilerleyecektir. Bu tarihsel duraklarda yaratılan her direniş destanı kendi kahramanları ile anılacak, bu karmanlar halkımızın tarihinin de kopmaz parçaları olacaktır.
Yüksel direnişi de değişik biçimlerde ve daha farklı destanlar yazarak yoluna devam edecektir. Bu destanlarda birinin yazılacağı yer de mahkeme kürsüleri olacaktır. Halkın kahramanları adaletsizliğin kol gezdiği dünya da adalet arayacak ve yargılanan değil yargılayan olacaktır. Geçmişte bunu hakkıyla gösterdiler yine göstereceklerdir. Buna inancımız tamdır!
Bizler Halkın Hukuk ve Yardım Merkezi olarak bu mücadelede de tereddütsüz kahraman direnişçilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Bu direniş nihai zafere erişene kadar da elmizden geleni esirgemeyeceğiz.
Yaşasın Direniş Yaşasın Zafer!
Nuriye-Semih-Esra-TAYAD' lı Direnişçiler Ve Tüm Yüksel Direnişçileri Onurumuzdur!
Emeği İle Geçinenler Değil Hırsızlar Vatan Haini Alçaklar Yargılansın!
Yaşasın Halkın Adaleti!
28.01.2018
Halkın Hukuk Ve Yardım Merkezi


Kahramanlarımızı Ve Kahramanlarımızın Zaferini Selamlıyoruz!
Kahramanlık, tarihsel dönüm noktalarında, tarihin çağrısına kulak vererek olunması gereken yerde olmaktır!
Kahramanlık, tarihsel anlarda, halkın çıkarlarını savunmak için öne çıkmak, önder olmaktır!
Nuriye ve Semih işte böyle bir anda tarihin çağrısına kulak verdiler. Halkın çıkarlarını savunmak için büyük fedakarlıklar uğruna öne çıktılar, önder oldular. Esra sevdasını da kuşanarak hemen omuz başlarında yerini aldı. TAYAD'lı Mehmet ve Feridun amcalar TAYAD'lılık onurunu ve misyonunu kuşanarak saflara katılmakta gecikmedi. Ve tüm Yüksel Direnişçileri, en büyüğünden en küçüğüne kadar tarihin bu çağrısına tereddüt göstermeden büyük bir kararlılıkla uydular.
Tarihsel bir direniş yarattılar.
Türkiye ve dünya halklarının elinde yeni bir direniş bayrağı oldular.
Faşist AKP ve OHAL' ine karşı, tek bir geri adım atmadan, 9 Mart 2017 günü başladıkları Açlık Grevi direnişlerini, 324. gününde iradi olarak bitirdiler. Açlık Grevini bitirdikleri gün, 9 Ekim 2014' te başladıkları Yüksel Direnişi ise 444. günündeydi.
Evet, onlar, çoklarının direnilmez dediği, yılgınlık eğilimlerine kapıldığı bir ortamda, 324 günü açlıkla geçen 444 gün baş eğmez bir direniş yarattılar.
Neticede OHAL komisyonunun işe geri dönme taleplerini reddetmesi ama mahkeme yolunu açması ile açlık grevi direnişlerine son vererek zaferlerini ilan ettiler. Direnişi gerek Yüksel Direnişi mevziisinden gerek mahkeme önünde ve gerekse çok çeşitli biçimlerde işlerine geri dönme talepleri kabul edilinceye kadar sürdürmeye devam edeceklerini açıkladılar.
Direnişin bu kazanımı bile tek başına her türlü mahkeme yolunun kapatıldığı OHAL kararlarında açılan büyük bir gediktir. Yüz binden fazla ihraç edilen kamu emekçileri ve işçiler için yeni bir umut kapısıdır. Direnme mevziisidir. Taleplerini dile getirme kürsüsüdür.
Ama direnişin kazanımı bunun çok ötesindedir.
Direniş esas olarak siyasi açıdan büyük bir zafer kazanmıştır.
Faşist AKP' nin ve OHAL' in karşısında direnilebileceğini göstermiş, tüm Anadolu Halklarına bir umut, bir direniş azmi ve kararlılığı aşılamıştır.
Bu direniş, dünyanın dört bir yanındaki halklara ulaşmış, emperyalizmin ve faşizmin kudurmuş saldırganlığı karşısında direnme umudunu yeşertip güçlendirmiştir.
Bu direniş, faşizmi yenebileceğimizi, halkın iktidarı yolunda her şart altında yürüyebileceğimizi göstermiştir.
Bu direniş, faşizmin asla halkı teslim alma yeteneğinde olmadığını göstermiştir.
Ve en nihayet bu direniş, sansür duvarlarını parçalamış, gerçeklerle yalanı, doğrularla çarpıtmaları, at izi ile it izini ayrıştırmada, halkın çıkarlarını savunduğunu iddia eden sahtekarlarla, halkın davasının gerçek temsilcilerini ayrıştırmada güçlü bir adım olmuştur.         
Bunlar kuşkusuz büyük bir zaferdir!
Bunlar kuşkusuz büyük bir kahramanlıktır!

Halkımız faşizme ve emperyalizme karşı yürüttüğü mücadele tarihinde, Nuriye, Semih, Esra, TAYAD'lı Mehmet ve Feridun amcalar ve tüm Yüksel Direnişçileri nezdinde yeni kahramanlar kazanmıştır.
Avrupa Halk Meclisleri olarak, Kahramanlarımızı ve kahramanlarımızın zaferini selamlıyoruz.
Ve diyoruz ki, Nuriye, Semih ve Esra kahramanlaşmadan önce halktan birileriydi, bizden birileriydi, içimizden birileriydi. Bu nedenle halkımızın tüm evlatlarının da yeri geldiğinde kahramanlaşabileceğini bizlere gösterdiler. Umut oldular, sevda oldular, güç oldular, onur oldular!
Şimdi bunları kuşanmak ve başta Yüksel Direnişçileri olmak üzere, halkımızın AKP faşizmine ve emperyalizme karşı bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm mücadelesini zafere taşımak; bu yolda her gün yeni mevziiler kazanmak boynumuzun borcudur!
Tüm halkımızı bu onurlu görevde Halk Meclislerinde örgütlenmeye ve mücadelemizi zafere taşımak için öne atılmaya çağırıyoruz!
Kahrolsun Faşizm Ve Emperyalizm, Yaşasın Mücadelemiz!
Nuriye, Semih, Esra, Mehmet, Feridun Ve Tüm Yüksel Direnişçileri Onurumuzdur!
Zafer Yolunda Kahramanlarımızı Selamlıyor, Yeni Ufuklara Yürüyoruz!
Halkız Haklıyız Kazanacağız!
28.01.2018
Avrupa Halk Meclisleri


Avrupa Anadolu Alevi Hareketi Halkın Kahraman Evlatlarının Direnişi Ve Zaferini Kendi Direnişi Ve Zaferi Olarak Görmektedir!
Bizler Alevi halkının onurlu damarıyız!
Emperyalizmin sömürüsüne karşı bağımsızlıktan, faşizmin zulmüne karşı halk demokrasisinden yana Alevileriz!
Devrimciyiz! Nerede bir devrimci varsa safını safımız, dostunu dostumuz bilenleriz!
Tarihsel misyonumuz olan sömürü ve zulme karşı olmayı, günümüz sömürücü ve zalimleri olan emperyalizme ve faşizme karşı durmadan sürdüremeyeceğimizin bilincinde  Alevileriz.
Yüzyıllardır sömürü ve zulme karşı sayısız isyanlar örgütledik, bu isyanlar içinde sayısız direniş destanları yarattık.
Bu nedenle sömürü ve zulme karşı nerede bir direniş, nerede bir isyan varsa bizim isyanımızdır, bizim direnişimizdir!
Böyle düşünmeyenler ve bunun gereğini yerine getirmeyenler Aleviliğin özünü kavramaktan ve yaşamaktan yoksun olanlardır.
Bugün sömürü ve zulme karşı direniş, Alevi’si ile Sünni’si ile Türkü ile Kürdü ile tüm halkımızın kahraman evlatları olan Nuriye, Semih, Esra, TAYAD'lı Mehmet ve Feridun amcaların ve tüm Yüksel Direnişçilerinin şahsında somutlaşmıştır. Halkımız onlar nezdinde 324 günü Açlık Grevinde geçen 444 günlük başeğmez tarihi bir direniş yaratmıştır. AKP faşizminin baskı ve terörle halkımızı sindirme oyununu büyük oranda bozmuş, OHAL uygulamalarında gedikler açmıştır. Daha da önemlisi faşizme karşı en karanlık baskı dönemlerinde bile direnilebileceğini ve zafer kazanılabileceğini göstermiştir.
Bunun yanında direnişin önderleri direnişin son bulmadığını, başta Yüksel Direnişi olmak üzere çok değişik biçimlerde devam edeceğini ve nihai hedefine varana kadar süreceğini açıklamışlardır.
Anadolu Alevi hareketi, halkımızın bu kahraman evlatlarının direnişini kendi direnişi saymaktadır. Zaferini kutlamaktadır. Nihai zafere kadar da yanlarında olacağına söz vermektedir.
Kahrolsun Faşist-İşbirlikçi AKP!
Kahrolsun Emperyalizm Ve Faşizm!
Nuriye, Semih, Esra, TAYAD'lı Mehmet Ve Feridun Ve Tüm Yüksel Direnişçileri Onurumuzdur!
Nuriye, Semih'in Ve Tüm Yüksel Direnişçilerinin Talepleri Kabul Edilsin İşlerine İade Edilsinler!
Yaşasın Direniş, Yaşasın Zafer!
Aleviyiz Haklıyız Kazanacağız!
28.01.2018
Avrupa Anadolu Alevi Hareketi


Çerkezköy-Çorlu İşçi Meclisi, DİSK Tekstil Sendikası’nda, ’AKP ve OHAL Döneminde Kaybettiğimiz Haklarımız’’ konulu bir panel düzenledi. 28 Ocak 2018 Pazar, saat 17.00’da başlayan panelde ilk önce iş cinayetlerini konu alan 10 dakikalık bir sinevizyon izlendi.
Sinevizyon gösteriminin ardından ilk sözü Av. Nadide alarak, AKP’nin hangi haklarımızı gasp ettiğini anlattı.
Yapılmak istenen grev miting ve pek çok eylem etkinlik yasaklandı. En son olarak da metal iş kolundaki grev yasaklandı. KHK’lar ile dernekler, sendikalar kapatıldı. 80 darbesinde bile böyle yapılmamıştı. Çalışmalarını durduruluyordu. Şimdi ise KHK ile direk kapatıyor. 130 bin kamu emekçisi işten çıkarıldı.
İş kanununda yapılan değişiklik ile;
1 Ocak 2018 itibariyle iş mahkemelerine gitmeden önce arabulucuya gitme zorunluluğu getirildi. Bunun için tabi ki ayrı bir ücret vermemiz gerekiyor. Uzlaşma olmazsa ondan sonra mahkemeye gideceksin. Burada amaç işçiyi mahkeme açmaktan vazgeçirmek. Uzlaşma kuruluda zaten daha azına razı olmamız için çabalayacaklar.
Kıdem tazminatı ve alacaklar için geriye doğru 10 yıl öncesine kadar dava açılabiliyordu. Şimdi 5 yıla indirildi.
Taşeron işçilere kadro veriyoruz denilerek çıkartılan KHK ile;
İşçilere kadro falan verilmiyor. Bu bir aldatmaca. Taşeron işçilerin yıllarca sürdürdüğü mücadelenin önüne geçmek istiyorlar.
1-                 İşçinin emekli olmaması lazım
2-                 Sınav ve mülakat zorunluluğu getiriyor
3-                 Güvenlik soruşturması getiriyor
4-                 İşçilerin açtığı muvazaa davası ve başka davalar varsa vazgeçmesi isteniyor.
AKP böylece birincisi, beğenmediği işçileri işten çıkartabilecek. İstediğini işe alacak.  İkincisi, yüklü ödemelerden kurtulacak. Çünkü AKP yıllarca kamuda yasal olmamasına rağmen taşeron yaygınlaştırdı. Ve işçiler bu konuyla ilgili alacak davaları açtılar. Aynı zamanda muvazaa davalarından vazgeçince avukatlık ücretleri üzerimize kalacak.
Taşerona kadro getirmediği ortada. (KİT) Kamu iktisadi teşekküllerinde çalışan işçilere ise kadro yok. Belediyedeki işçiler de belediye iştirakindeki şirkette çalışacaklar. Haklarında bir iyileştirme vs. olmayacak. Tabi açtıkları alacak davalarından feragat etmeleri, güvenlik soruşturması, sınav-mülakatı geçme şartı onlarda da var.
Bu bölüm soru cevap şeklinde sürdü.
 Ardından sözü işçi olan Coşkun aldı.
‘’Mahkeme süreçlerinin uzun ve masraflı olduğunu, tabi ki haklarımızı oralarda da aramamız gerektiğini ancak asıl olanın mücadele etmek olduğunu’’ söyledi. İşçileri bir araya getirmenin zor olduğuna değinen Coşkun, ‘’zor ancak işçi meclisleri ile bunu başarabiliriz…’’ dedi.
İşçilerin, ‘’peki nasıl bir araya geleceğiz?...’’ sorusu üzerine söz alan işçi emeklisi Ahmet;
‘’Ortak çıkarlarımızı bulabilirsek birlikte hareket etme koşullarımız doğar. Mesela Kazova işçilerini düşünelim. Hepsi ayrı ayrı partilere oy veriyor, farklı inanç ve kültürlerden geliyorlardı. Ancak hepsinin sorunu aynıydı. Patronları alacakları ödemeden kaçıp gitmişti. İşte bu yüzden dünyanın duyduğu bir direniş gerçekleştirdiler. Örgütlenmek gerekiyor. Sendikalarda nasıl olacak. Varlıkları yoklukları belli değil. Kaderimizi patron ve sendikacılar mı belirleyecek? Bugün sendikacılar alacakları maaşı düşünür konuma gelmişler. İşçiler umurlarında değil. Rahat koltuklarında oturanlar bizim halimizden anlamazlar. Biz kendimiz kendi halimizi biliriz. Sorunlarımızı birlikte masaya yatırarak çözümler arayabilir ve harekete geçebiliriz. Sadece parasal haklarımız için değil, sosyal haklarımız ve her türlü haksızlığa karşı da mücadele etmeliyiz…’’ dedi.
15 kişinin katıldığı panel saat 19.00 da sonlandırıldı.


Belçika’da 120 Üniversite profesörü ortak bir mektup ile Nuriye ve Semih’e desteklerini sundular.
KUL Üniversitesinden Lieven De Cauter, ULB’den Anne Morelli, ULG’den Christine Pagnoulle ve VUB’den Patrick Deboosere’nin başını çektiği kampanya toplamda 120 profesörü bir araya getirerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik bir mektuba dönüştü.

Geçtiğimiz hafta Belçika basını Le Soir, De Werld Morgen ve Knack dergisinde Fransızca ve Flamanca olarak yayınlanan yazıda öncelikle Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın işlerinden atıldıkları günden bu yana sürdürdükleri mücadele anlatılıyor ve “Bizler Belçikalı Üniversite hocaları olarak meslektaşlarımızın durumlarından çok endişeliyiz” deniliyor.

Yazıda “İki eğitimci dünya çapında, milyonlar için birer sembol oldular. Öyle ki, 15 Ocak 2018’de Strasbourg’da Avrupa Parlamentosu başkanı Antonio Tajani dahi eğitimcilerin ‘özgürlük ve adalet’ mücadelelerini selamladı.
Kendilerinden başka kimseye zararı olmayan bir mücadele yürüten bu eğitimcilere olan öfkenizi anlayamıyoruz” ifadeleri yer alıyor.

Yazı “Temel hakları olan, işlerine geri dönmeyi ve onurlarıyla yaşamayı istiyorlar. İyi niyetinize sesleniyor ve onları işlerine iade etmenizi istiyoruz. Eğer bu eğitimcilerden yana tavır alıyorsak, insan haklarını, ifade özgürlüğünü, emekçilerin haklarını korudukça ülkenizin daha güçlü olacağından emin olduğumuz içindir.
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça bir an önce işlerine geri dönsünler” denilerek bitirildi.

Çağrıyı yapan Üniversite profesörlerinin isimleri şöyle;
Prof. Lieven De Cauter, cultuurfilosoof, Katholieke Universiteit Leuven (KU Leuven)
Prof Anne Morelli, histoirienne, Université Libre de Bruxelles (ULB)
Prof Christine Pagnouille, sociologue, Université de Liege(ULiège)
Prof em. Patrick Deboosere, demograaf, Vrije Universiteit  Brussel (VUB)
Prof. Eva Brems, mensenrechtenspecialiste, Universiteit Gent (UGent)
Prof Karim Zahidi, filosoof, Universiteit Antwerpen (UA)
Prof em. Jean Bricmont, physicien théorique, Université Catholique de Louvain(UCL)  
Prof em. Herman De Ley, filoloog, UGent
Prof. Ludo Abicht, Political Science, UAntwerpen
Johan Ackaert, decaan rechtsfaculteit, U Hasselt
Prof. em. Mateo Alaluf, Sociologie, ULB
Prof Karel Arnaut, antropologie, KU Leuven
Prof. Danielle Bajomée, littérature, ULiège
Prof. Nicolas Bárdos-Féltoronyi, géopolitologue, UCL
Prof. em. Raoul Bauer, geschiedenis, K.U.Leuven
Ginette Bauwens, filosoof
Prof Catherine Bert, Université de Namur
Berber Bevernage, Professor Vakgroep Geschiedenis, UGent
Prof. Elke Brems, Literatuur, KU Leuven Luc Pien, docent Beeldonderzoek LUCA, filmmaker
Prof em. Marie-Christine Closon, économie, UCL
Dag Boutsen, Decaan Faculteit Architectuur, KU Leuven
Prof. Dr. Jan Ceuppens, Toegepaste Taalkunde, KU Leuven
Jean-Marie Cheffert, professeur, économie, Université de Namur
Prof. Dr. An Cliquet, Public International Law, U Gent
Prof. Bruno Coppieters, VUB
Prof em. Eric Corijn, sociale geografie, VUB
Prof Stef Craps, Cultural Memory Studies, U Gent
Andrew Crosby, onderzoeker, GERME-ULB
Prof. em.  Frans Daems, Nederlandse taalkunde en didactiek, UAntwerpen
Prof em. Eric David, droit international, ULB
Prof. em. Marc David, astrofysica, Universiteit Antwerpen
Etienne de Callataÿ, Economie, Université de Namur. 
Tom Declercq, Huisartsgeneeskunde, UGent
Prof. Marc Delrez, ULiège
Prof. Michel Delville, Littérature, ULiège
Prof Dirk De Meyer, Architecture, U Gent
Marc De Meyere, emer. Ugent
Ellen Desmet, Faculty of Law and Criminology, Ghent University
Prof. Petra De Sutter, reproductieve geneeskunde, UGent
Prof. Dr. Gita Deneckere, History Department, Ghent University
Prof. Dr Sophie Duchesne, Directrice de recherche CNRS à Sciences Po Bordeaux, Science politique.
Prof. em. ir. Jan Engelen, KU Leuven
Prof. Eric Florence ULiège
Cynthia Franklin, Professor of English, University of Hawaii
Prof. Claire Gavray, ULiège
Pierre Gillis, Physicien, Université de Mons
Prof. Terri Ginsberg, film scholar, The American University in Cairo
Dirk Heirbaut, Legal History, Ghent University
Lesley Hustinx, Sociologie, Universiteit Gent
Prof. Michel Huysseune, VUB
Dr. Patrick Italiano, sociologie, ULiège
Em. Prof. Dr. Patric Jacobs, Geology, U Gent
Marc Jacquemain, sociologie, ULiège
Prof. Dimo Kavadias, VUB
Prof em. Stefan Kesenne, economie, UA / KULeuven.
Prof Chris Kesteloot, sociale geografie, KU Leuven
Prof em. Jean Marie Klinkenberg, sémiologie, ULiège
Prof Rudi Laermans, sociologie, KU Leuven
Prof. Pierre Lannoy, sociologie, ULB
Cécile Leconte, science politique, Institut d’Etudes Politiques de Lille 
Verena Lenna, Researcher in architecture, KU Leuven
Prof. Roland Libois, zoogéographie, ULiège
Prof Claire Lobet-Maris, Computer Sciences Faculty, University of Namur.
Prof. Fred Louckx, VU
Prof. em. Madeline Lutjeharms, taalkunde, VUB
Pierre Marage, Prof. ém. ULB, ancien doyen Fac. des Sciences
Fabio Marcelli, International Association of Democratic Lawyers, Rome
Prof em. Albert Martens, Socioloog, KU Leuven
Prof Marc-Emmanuel Mélon, études cinématographiques, Université de Liège.
Francine Mestrum, Associated researcher CRIDIS/LLN
Prof. em. Herman Mielants, reumatologie, Universiteit Gent
Prof. em. Marc Mormont, sociologie, ULiège
Prof. em. Frank Moulaert, Planning & Development, KU Leuven
Prof. Ides Nicaise, sociologie, KU Leuven
Prof. em. Marcel Otte, archéologie, Université de Liège
Prof. Pierre Ozer, météorologie, ULiège
Jef Peeters, Research fellow, KU Leuven
Prof. em. Daniel Peraya, Université de Genève
Michaël Petit, informatique, Université de Namur 
Prof. Dr. Bart Philipsen, German Literature, KU Leuven
Amélie Pierre, sciences politiques, Université de Namur
Prof. em. Rik Pinxten, antropologie, Universiteit Gent
Prof. Gautier Pirotte, sociologie, Université de Liège
René Plisnier, historien, UMONS et ULB
Prof. Veerle Provoost, Bioethics Institute, U Gent
Prof. Natalie Rigaux, sociologie, UNamur
Julie Ringelheim, Faculty of Law, UCL
Wojciech De Roeck, fysica, KULeuven
Prof. em. Frank Roels, geneeskunde, U Gent
Prof. Hubert Roland, littérature, UCL
Prof. Tom Ruys, Internationaal recht, UGent
Eric Sangar, sciences politiques, Université de Namur
Mark Saey, filosoof, AP Antwerpen 
Pieter Saey, geograaf, UGent
Prof. Christiane Schomblond, ULB
Frédéric Schoenaers, doyen de la Faculté des Sciences Sociales, Université de Liège
Christine Servais, philosophie et lettres, ULiège,
Prof. Véronique Servais, anthropologie, Université de Liège
Prof Erik Swyngedouw, Geography, University of Manchester
Prof. Dr. Marc Swyngedouw, sociologie, KU Leuven
Prof. em. Fernand Tanghe, Rechten, UA
Giulia Testori, Researcher, University of Venice & KU Leuven
Prof. Klaas Tindemans, theaterwetneschappen, Docent VUB,
Prof. Tom Toremans, literatuurwetenschap, KU Leuven.
Florian Trauner, Research Professor at the Vrije Universiteit Brussel
Prof. Gie van den Berghe, ethiek, UGent​
Dirk Vandermeulen, ingenieurswetenschappen, KU Leuven
Prof. Dr. Patrick Van de Voorde, Emergency Medicine, U Gent
Filip Van Droogenbroeck, Sociology, VUB
Sébastien Van Drooghenbroeck, doyen de la Faculté de droit, Université Saint-Louis BXL
Prof. Karel Vanhaesebrouck, theaterwetenschappen, ULB
Prof. em. Denise Vanhove, UNamur.
Prof. Willie van Peer, Ludwig Maximilian University, Munich
Prof.  J. Van Peteghem, chemie, KULeuven
Thomas Vanriet, fysica, KU Leuven
Marc Vercruysse, OG Griekse Studies, KU Leuven
Karin Verelst, filosoof, VUB & RITCS
Em. Prof. Dr. J.C. Verhoeven, sociologie, KU Leuven
Jan Vromman, Royal Institute for Theatre, Cinema & Sound (RITCS)
Prof. Eyal Weisman, Goldsmith’s, London
Prof. Harco Willems, Egyptologie, KU Leuven
Patricia Willson, Langues et littératures modernes, Université de Liège
Prof. Eléonore Wolff, Geography, Université Libre de Bruxelles


Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.