Eylül 2021

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

Okmeydanı’nda Halk Cepheliler "ADALET " kampanyası çerçevesinde 29 Eylül günü kapı çalışması yapıldı. Yapılan çalışmada hasta tutsak Ali Osman Köse ve Şişli belediyesi önünde için direnen Turan Aktaş direniş anlatıldı. Çalışma 2 saat sürdü ve 40 Adet bildiri dağıtımı yapıldı

30 Eylül Perşembe Günü İtalya'nın Bari şehrinde "Ex Caserma Liberata" Kolektifi tarafından Belediye Binası önünde Grup Yorum'la Dayanışma Eylemi düzenlendi. Eylemde grubumuz, direnişimiz ve bize yönelik baskılar hakkında konuşmalar yapıldı. Ölüm Orucu Direnişimiz sürecinde İtalyalı sanatçılar tarafından Helin ve İbrahim için yapılan besteler ve Grup Yorum şarkıları eylemde dinletildi. Son olarak İtalyan halkına Grup Yorum'la, Halkın Avukatları ve devrimci tutsak Ali Osman Köse ile dayanışma çağrıları yapıldı.

Eyleme yaklaşık 20 kişi katıldı.




İşi, ekmeği, onuru için direnişine devam eden ve Ankara Yürüyüşüyle vatanımızdaki işçilerin, emekçilerin sesi olan Turan Aktaş tüm baskılara rağmen dimdik ayakta durmaya devam ediyor. Bu direnişine Almanya’daki işçi ve sendika hareketine tanıtmak için toplam olarak 17 kuruma Turan Aktaş’ı ve direnişini anlatan bir dosya ve bu mücadeleyle uluslararası dayanışmayı geliştirme çağrısı gönderildi. Bu kurumların 9'u sendikalardan oluşuyor ve aralarında dünyanın 2 milyona aşkın üyesiyle en büyük sendikası olan İG Metall'da var. Diğer 8 kurum ise MLPD, DKP ve KPD gibi Alman Komünist ve devrimci örgütlerden oluşuyor.

Turan Aktaş'ın direnişi zafere ulaşana kadar çalışmaya, enternasyonal dayanışmayı örgütlemeye devam edeceğiz!

Zafer direnen emekçinin olacak!

Avrupa Dev-Genç ve Almanya AEMK

Erdal Gökoğlu Almanya'dan Belçika'ya iade edilmesinden sonra sürekli olarak uğradığı hukuksuzluğu teşhir ediyoruz. Tecritte tutulduğunda hapishanenin önünde hemen her gün eylem yaptık. Polisin keyfiliğine rağmen Erdal'ın tek tip elbise dayatmasına karşı yaptığı açlık grevinde hapishane önünde olduk. Tek tip dayatmasına karşı kazandığı zaferden sonra serbest bırakılması için Adalet Bakanlığı'nın önünde sürdürdük eylemlerimizi. Bazen 2 kişi olduk bazen 10 kişi ama "Erdal'ı serbest bırakın" dedik eylemlerimizle.

Her Çarşamba Adalet Bakanlığı'nın Önündeyiz

Adalet Bakanlığı’nda çalışanlara Erdal Gökoğlu'nun ismini (hala ezberlememişlerse) ezberleteceğiz!

Her hafta olduğu gibi bu hafta da Adalet Bakanlığı'nın önünde olduk. Önlüklerimizle çıktık önlerine. Pankartımızda "ERDAL GÖKOĞLU'NUN SUÇU NE? NEDEN HAPİSHANEDE? DERHAL SERBEST BIRAKIN! ERDAL GÖKOĞLU YALNIZ DEĞİLDİR" yazılıydı. Eylem boyunca hiç susmayan sloganlarımız Erdal'a özgürlük istiyordu. Adalet Bakanlığı’nda çalışanlara Erdal Gökoğlu'nun ismini (hala ezberlememişlerse) ezberleteceğiz.

Bir saat süren eylemimiz haftaya da aynı saate gerçekleşecek.

Her Çarşamba saat 15.00'te

Adres: Boulvard Waterloo 115, 1000 Bruxelles

Erdal Gökoğlu'na Özgürlük Komitesi


Propilya meydanındaydık. Yine bildirilerimizle, imzalarımızla Türkiyeli 11 Devrimciye yapılan hukuksuzluğu Yunan halkına, Yunan soluna anlattık Nöbet boyunca Yunan halkına ve Yunanistan’daki turistlere bildirilerimizle yoldaşlarımızın yaşadığı adaletsizliği anlattık.

Eylem boyunca 500 bildiri dağıttık, 34 imza topladık

Adalet yerini bulana kadar 11 Türkiyeli Devrimci özgürlüğüne kavuşana dek adalet talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz.

Yunanistan Hükümeti AKP faşizmiyle iş birliği yapmaktan vaz geçmeli 11 Türkiyeli Devrimciyi derhal serbest bırakmalıdır.

 

Yunanistan Halk Cephesi








CHP şişli belediyesinin işçi düşmanlığı sürüyor. Mahkeme kararına rağmen Turan Aktaş'ın taleplerini karşılamayan Şişli belediyesi türlü türlü ayak oyunları ile direnişe saldırıyor.

En son Ankara'ya yürüyen direnişçi işçiler yolda birçok saldırıya uğramalarına ve gözaltına alınmalarına rağmen Ankara CHP Genel Merkezine ulaşmışlardı. Genel merkeze almadıkları gibi polis çağıran CHP yönetimi hala Turan Aktaş ve hakkı gaspedilen işçilerin taleplerinin karşılanması için bir şey yapmış değil

Belçika Halk Cephesi bugün bir eylem gerçekleştirdi. "Türkiye'nin ilerici yüzü diye CHP'yi Avrupa'ya pazarlayan Brüksel bürosunun önüne bir çelen bırakıyoruz." diyerek binanın önünde dövizlerini açan halk cepheliler, çelengi bıraktıktan sonra dövizleri de binanın girişine yapıştırarak eyleme son verdiler...



29 Eylül Çarşamba günü, ağır hasta tutsak Ali Osman Köse ve diğer siyasi tutukluların serbest bırakılması için haftalık dayanışma eylemi Viyana'da yapıldı.

Tüm Siyasi Tutsaklara Özgürlük yazılı pankartın yanı sıra enternasyonal devrimci tutsakların resimleri de asıldı ve özellikle gençler gelerek eyleme ilgi gösterdi. Ali Osman Köse'yi anlatan ve dayanışmaya çağıran onlarca bildiri dağıtılırken Grup Yorum, Pablo Hasel ile birlikte müzik aletinden birçok enternasyonal direniş şarkıları çalındı.

ALİ OSMAN KÖSE'YE VE TÜM HASTA TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK!

DEVRİMCİ TUTSAKLAR ÜZERİNDEKİ BASKILARA SON!



Bugün 29 Eylül tarihinde Almanya Dev-Gençliler olarak. Almanya'nın Frankfurt şehrinde bulunan CHP bürosunun önünde eylem gerçekleştirdik. Turan Aktaş'ın uzun yürüyüşü de tüm zorluklara rağmen sona erdi. Ama biz CHP bürosunun önüne gelmeye devam edeceğiz taki Turan Aktaş ve direnen tüm işçiler işlerine geri alınana kadar!

ZAFER DİRENEN EMEKÇİLERİN OLACAK!

28 Eylül 2021 tarihinde,  2020 yılı Ludovic Trarieux ödülü Ebru ve Barkın Timtik kardeşlerine verildi.

Ödül töreni Paris Barosunda düzenlendi.

Divan'da boş bir sandalyeye Türkiye'deki avukatların cüppesi yerleştirildi. Ebru ve Barkın'ın törendeki varlıklarını temsil etti.

Törene birçok ülkeden avukatın katılımı vardı.

Ödül törenini yöneten divanda oturan isimler arasında Avrupa Barolar Birliği Başkanı Dominique Attias, Avrupa Birliği İnsan Hakları Komisyonu Başkanı, Fransa Barolar Birliği Başkanı Bertrand Favreau vardı.

Ödül'ün muhatabı Barkın Timtik hapishanede olduğu ve HHB Enternasyonal temsilcisi Ezgi Çakır Fransa'ya gelemediği için, ödülü onların müvekili Sevil Sevimli aldı.

Konuşmacılar arasında Avrupa Barolar Birliği Başkanı Dominique Attias, Ebru ve Barkın'ı anlattı, kardeş olduklarını ve nasıl avukat olduğunu.

Birçoğu Barkın'ı tanıyorlardı ve onun militan kişiliğine vurgu yaptılar.

Mesela gözaltına alınırken sarf ettiği cümlelerden birisi: "mutlaka kazanacağız" oldu.

Konuşmasında, baroların karar aldığını ve 17 Kasım'daki bir dahaki duruşmadan bir gün önce bütün Türkiye elçiliklerin ve Konsoloslukların önünde cüppeleriyle avukatların eylem yapacaklarını söyledi.

Belçika Baro Başkanı, İtalya Baro Başkanı, Berlin Barosu yönetiminden bir avukat, Lawyers for Lawyers üyesi, Paris Baro 2.Başkanı konuşmalarında Ebru'nun ve Barkın'ın avukatlık yapabilmek ve müvekillerinin haklarını savunabilmek için verdikleri mücadeleye vurgu yaptılar. Her birı onları örnek almaları gerektiğini anlatılar. Bu ödülün yeterli olmadığını sadece ödül veren değil onların mücadelesi için kendilerininde eyleme geçmeleri gerektiğini dile getirdiler.

Ludovic Trarieux ödül jürisinin başkanı Bertrand Favreu Barkın ve Ebru Timtik'in kimlerin avukatı olduğunu çok ayrıntılı anlattı.

Konuşmasınnda Gezi sürecini anlattı, Berkin Elvan, Nuriye ve Semih davasından tam 1 gün önce tutuklandıklarını, neden 48 saat sonra değilde, 48 saat önce alındılar? Müvekilerinin savunma hakkı gasp edildi, bugün yargılanıyorlarsa, müvekkileriyle aynılaştırıldığı için. Ama bu hukuki olarak doğru değil. O insanlar savunulmayı hak etmiyor mu? Ne olursa olsun, ceza alsalar bile, savunulmayı hak ediyorlar.

Ebru ve Barkın Timtik adına ödülü alan Sevil Sevimli ise, konuşmasında şunu söyledi: Onların adına müvekileri olarak bu ödülü almaktan onur duyduğunu. Bugüne kadar Ebru ve Barkın Timtik'in onu temsil ettiğini ama bugün kendisinin onları, onların adalet mücadelesini temsil etmekten onur duyduğunu. İki avukatın, Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının sadece mahkemelerde avukatlık yapmadıklarını, adalet için savaştıklarını, her alanda mücadele ettiklerini söyledi. Ebru ve Barkın Timtik'in adalet mücadelesi devam ettiğini ve bunun için dünyanın tüm ilerici, demokratlarının birleşip bu mücadeleye omuz vermeleri gerektiğini vurguladı.

Ödül töreninde 2021 ödül sahiplerinide açıkladılar. Biri Afgan bir avukat diğeri Lübnan Barosu.






 

 

Yunanistan Atina’da Exarcheia mahallesinde 11 Türkiyeli devrimci tutsak için meşaleli yürüyüş yapıldı. Berkin – Aleksis Anıtının önünden başlayan yürüyüş Exarcheia meydanına gidilerek basın açıklaması okundu tekrar yürüyüşün başladığı yere gelinerek eylem bitirildi.

Yunanistan da Miçotakis hükümeti ABD emperyalizmi ve Türkiye faşizminden aldığı talimatlar sonucunda 11 Türkiyeli devrimciye yüzyıllara varan cezalar verdi. Bu hukuksuzluğu kabul etmeyeceğiz, tüm Yunan halkına bu haksızlıkları hukuksuzlukları anlatacağız

Kahrolsun faşizm yaşasın mücadelemiz

Devrimci tutsaklar serbest bırakılsın

Yunanistan Halk Cephesi

Adalet direnişimizin 5. haftası 23. gününde yine Propilya meydanındaydık. Bildirilerimizle, imzalarımızla Türkiyeli 11 devrimciye adalet istedik. Bugün Adalet bakanlığı önünde uğradığımız saldırıyı Yunan halkına, yunan soluna anlattık. Nöbet boyunca Yunan halkına ve eylem için gelen Yunan solundan dostlarımıza bildirilerimizle yoldaşlarımızın yaşadığı adaletsizliği anlattık.

Eylem boyunca 700 bildiri dağıttık, 42 imza topladık.

Adalet yerini bulana kadar, 11 Türkiyeli Devrimci özgürlüğüne kavuşana dek adalet talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz.

Yunanistan Hükümeti AKP faşizmiyle iş birliği yapmaktan vaz geçmeli 11 Türkiyeli Devrimciyi derhal serbest bırakmalıdır.

Yunanistan Halk Cephesi





Yalan Haberlerinizle Verdiğimiz Adalet Mücadelesini Terörize Edemeyeceksiniz!

Yasadışı Olan AKP’nin Adaletsizlik Yaratan İktidarıdır Bizim Verdiğimiz Adalet Mücadelesi Değil!

Direnişler Meclisi Ve TAYAD’lı Aileler Halkın Adaletsizliğe Uğramaması İçin Halk İle Halka Karşı Suç İşleyen AKP İktidarı Arasında Barikattır Ve Meşrudur!

21 Eylül 2021 tarihinde emekçilerimiz ve TAYAD’lı Aileler sabah karşı yapılan ev baskınları ve sokaktan kaçırmalarla işkence ile gözaltına alındılar. 22 Eylül 2021 tarihinde Hürriyet Gazetesi bu olayı haberleştirirken “ DHKPC’nin Kamuoyu Hücresine Operasyon” başlığını atmıştır. Bu yalan haber ile halk karşısında bizleri terörize etmeye çalışmıştır. Oysa yaşanan bu hukuk dışı saldırının tek nedeni verdiğimiz adalet mücadelesidir.

Peki Hürriyet Gazetesi bu haberi neden yapmıştır? Çünkü AKP iktidarı sömürücüdür, halkı iliklerine kadar sömürür. Gayri meşrudur. İşçiye, emekçiye, halka düşmandır. Halk düşmanı politikalarını hayata geçirebilmek için baskı ve zoru kullanır. Dayandığı bu yöntem yine de varlığına meşruluk kazandırmaz. Aksine yarattığı adaletsizliğe karşı mücadele zeminini yaratır. Bu mücadele zemini üzerinde halkın birleşmesinden korkan AKP iktidarının ihtiyacı bu mücadele zeminini gayri meşru göstermek, terörize etmektir. Burada kendi finanse ettiği medyanın yalan ve demagoji üreten gücünü devreye sokar.  Böylelikle kendisine karşı oluşan tepkiyi halkın gözünde terörize ederken yaptığı operasyonlara ve işkencelere meşruluk kazandıracaktır. İşte Hürriyet Gazetesi’nin hakkımızda yaptığı haberin amacı budur.

Bizler ve TAYAD’lı Aileler halkımızın yaşadığı adaletsizliğe sessiz kalmadık. Hapishanelerde devrimci tutsakların yaşam ve sağlık haklarının engellenmesi öldürülmek istenmelerine karşı susmadık. Sözde adalet için inşa edilen ama adaletsizlik dağıtan sarayların önlerinden halkımızın kapılarına kadar her yanda adalet mücadelesi verdik, kim olduğumuzu ve ne istediğimizi anlattık.  Adaletsizliğe karşı adalet mücadelesi verdik. Haksız yere işinden atılan kamu emekçilerinin ve işçilerinin işlerini geri istedik. Hukuk dışı yargılamalar ile, komplo dosyalarla yıllara varan cezalar alan Halkın Avukatları için adil yargılama istedik. Devrimciler için, halkın sanatçıları için adil yargılama istedik.

Ülkenin dört bir yanındaki adalet çığlığına ortak olduk. Urfa’da ailesi katledilen Emine Şenyaşar’ın omuz başında olduk. Hatay’da annesi, polislerin ambulansı geciktirmesi sonucu kalp krizi geçirerek katledilen Ümit Özçelik’in “Annemin katilleri yargılansın istiyorum” talepli basın açıklamalarına katıldık. Çorlu Tren Katliamı ailelerinin çığlığını duyduk, onların yanında olduk. Kar hırsı ile çürük binalar inşa edildiği için yaşanan sel felaketinde bütün evleri yok olan Kastamonu’nun Bozkurt ilçesine gittik. Tüm bunları yaptığımız için gözaltına alındık. Tüm bunları yaptığımız ve yapmaya devam edeceğimiz için de Hürriyet Gazetesi bizleri terörize etmek için yalan haber yaptı.

Bir kere daha söylüyoruz bizler halkın adalet mücadelesi için canlarını verenlerin izlerini takip ederek yürüyoruz yolumuzu. “Avukat ölse bile mezarında hak arar, hak!” diyen Avukat Ebru Timtik’in sözünü, 28 yaşında kendisine dayatılan iftiracılığı kabul etmeyen ve “benden sonra kimse adaletsizlik acısı çekmesin diye ben bütün acıları çekmeye razıyım” diyerek ömrünün en genç çağında toprağa düşmeye hazırlanan Mustafa’nın sözünü kılavuz edindik. 

Ne baskılarınız, ne gözaltı ve tutuklama tehditleriniz, ne de işkenceleriniz bizleri yolumuzdan alı koyamayacak. Bizler adalet mücadelesi vermeye devam edeceğiz. Yalan haberlerinizle emrinizde çalışan basınıza her gün haberler de yaptırsanız tarihsel ve siyasal olarak haklı oluşumuzun üzerine hiçbir gölge düşüremeyeceksiniz. Meşru olan biziz. Haklı olan biziz.

Hakkımızda verdiğiniz hükümlerin hiçbirinin geçerliliği yoktur. Bizler hiçbir suç işlemedik. Halkımız için adalet istedik, istemeye de devam edeceğiz. Faşizmin yasal zorbalığına karşı halkın direnişlerini örgütleyeceğiz şiarını büyütmeye ve adaletsizliğe uğrayan, adaletli, özgür bir dünyada sömürülmeden yaşamak isteyen bütün halkımızı Direnişler Meclisi’nde örgütlenmeye çağırmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.

Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!

Gözaltılar Tutuklamalar Baskılar Bizi Yıldıramaz!

Adalet İstiyoruz!

Direnişler Meclisi

                                                                                                                 

 

 

Turan Aktaş işi ve hakları için Ankara yolundayken Dortmundlular kendisini telefonla arayarak destek verdiler.

Yürüyüşün Sakarya bölümünde olan Turan Aktaş "direnerek kazanacağını, işçilerin tüm sarı sendikacılardan hesap soracağını, gerçek adalet yürüyüşünü CHP’nin ve Kııçdaroğlu’nun değil, kendilerinin yaptığını, bu yürüyüşün bireysel çıkarlar için değil, Türkiye’de kendisi gibi 7400 işçi için yapıldığını" anlattı.

Sadece Direnenler Kazanır!

Haklıyız Kazanacağız!

Turan Aktaş İşine Geri Alınsın!

Dortmund Adalet İstiyoruz Komitesi

 

 

Yunanistan'da tutsak 11 Türkiyeli devrimciye özgürlük istemek için her hafta Adalet Bakanlığı önünde yaptığımız eyleme bu hafta polis saldırdı.

Yunan polisi, Adalet bakanlığı önünde yapmak istediğimiz, bugüne kadar sorunsuz şekilde yaptığımız eylemi engellemek için bugün bakanlık önüne çevik kuvvet polisleri ve gözaltı araçları getirmişti. Daha eylem başlamadan "yolu trafiğe kapattigimiz" gerekçe gösterilerek eylem yerine, bakanlık önüne geçmemize izin verilmedi. Eylemi bakanlık önünde değil polis otobüsünün önünde yapmamızı istediler. 

Bu keyfilige boyun eğmeyeceğimizi, yolu kapatanin asıl kendileri olduğunu, açıklamamızi  her zaman yaptığımız yerde yapacağımızı söyleyerek eylem yerine geçmek istedik. Talimatı "yüksek yerlerden" aldıkları belli olan polis ise kalkanları ile kurdukları barikatla, bu haklı, meşru eylemimizi,  11 Türkiyeli Devrimciye yapılan hukuksuzluğu teşhir etmemizi, adalet talebimizi adaletsizliğin sahiplerine duyurmamizi engellemeye çalıştı. Bunun için kalkanlarla, tekmelerle, yumruklarla ve biber gazıyla saldırdılar. Bu saldırıya rağmen vaz geçmedik, kararlılığımızı sürdürerek direndik, yolu trafiğe kapatıp oturma eylemi yaparak eylem hakkımızı kazandık. 

Işbirlikçi faşist Micotakis’in polisleri direnişimiz karşısında geri adım atmak zorunda kaldılar. Eylemimizi her hafta yaptığımız yerde yaparak, saldırıyı teşhir edip açıklamamızi okuyarak eylemi iradi olarak sonlandırdık.

Yaşasın Direniş Yaşasın Zafer

Direne Direne Kazanacağız

Devrimci Tutsaklar Serbest Bırakılsın

Halkız Haklıyız Kazanacağız

Yunanistan Halk Cephesi

İşçi düşmanı CHP'li Şişli belediye başkanı Muammer Keskin tarafından haksız bir şekilde işlerinden atılan ve bu adaletsizliğe boyun eğmeyerek direnişlerinin 657. gününde işçi düşmanı CHP genel merkezine Adalet istiyoruz diyerek yürüyüş başlatan işçiler Turan Aktaş, Kakil Yazal, Salih Bitnel, Ramazan Çelik için İzmir Devrimci İşçi Hareketi tarafından 28 Eylül tarihinde Gaziemir'de bulunan ESHOT aktarma merkezlerinde Direnen Şişli Belediye İşçileri imzalı pullama çalışması yaptı.




Saldırılara, Gözaltılara, Ev Hapislerine Rağmen, CHP Genel Merkezine Ulaştık ve İşimizi Geri İstiyoruz Şiarını Haykırdık!

 Direnen Şişli İşçileri Yalnız Kendi Hakları İçin Değil Hakkı Gasp Edilen Tüm İşçiler ve Emekçiler İçin Yürüdüler!

Bu yürüyüş emek yürüyüşüdür, bu yürüyüş alın terimizin hakkı yürüyüşüdür, bu yürüyüş tüm emekçilerin hak alma mücadelesinin yürüyüşüdür, bu yürüyüş sınıf bilincini bir adım daha ileri taşıma yürüyüşüdür ve bu nedenle AKP’nin polisi 15 Eylül’de Şişli Belediyesi önünde işçilere saldırdığında, CHP zerre kadar rahatsız olmamıştır. O gün işçilere polis saldırdığında işkenceler yaşandığında Şişli Belediyesi adına bir açıklama yapıldı ve bu açıklamada işçileri haksız ve mesnetsiz bir eylem yapıyorlarmış gibi yansıtmaya çalıştılar. İşçileri neden işten attıklarına dair sözde ‘bilgi’ vererek haklı olduklarını göstermeye çalıştılar. Bu konuda İşçi Meclisi ayrıntılı bir açıklama yayınlamıştır.

Başta CHP ve CHP’li Şişli Belediyesi yapılan saldırılara dair hiçbir beyanda bulunmamıştır. Buradan anlıyoruz ki, CHP’nin de halka düşmanlıkta AKP’den hiçbir farkı yoktur. Saldırı ile ilgili ulaşıp bilgi vermek istedikleri CHP milletvekili olan Sezgin Tanrıkulu işçilere ağzından salyalar akıtarak küfür etmiştir. Küfrü yayınlayan ve twetleyen gazeteciyi dahi arayıp “neden yayınlıyorsun”” diyerek aba altından sopa göstermiştir.

Sabahtan akşama kadar kendilerine yakın TV ve yayınlarda AKP’nin havuz medyasını eleştiren, özgürlükten dem vuranlar; CHP’nin işçilere işkence yapmasını görmüyor duymuyor! Bunların yalanlarına ve demagojilerine inanacak kadar saf mı işçi sınıfı ve Türkiye halkları. Biz diyoruz ki, hem AKP faşizmine hem de CHP’nin demagojilerine inanmayacak işçi sınıfı burjuvaziye karşı mücadeleyi büyütecek ve boşa çıkaracaktır.

Ankara’ya yürüyen işçiler Düzce’ye geldiğinde takvim 22 Eylül’ü gösteriyordu, burjuvazinin kanallarında ise her zamanki gibi son dakika haberleri “ terör örgütüne şafak operasyonu”nu veriyordu. Ankara’ya yürüğünü bildikleri halde O sabah Turan Aktaş’ın evinin kapısı koçbaşlarıyla kırılarak girildi. Turan Aktaş dışında TAYAD ve Direnişler Meclisi dahil birçok ev basılarak 11 kişi gözaltına alındı. Buradaki amaç tutsak evlatları direnen TAYAD’lı Aileleri ve işi ekmeği için Direnişler Meclisi bünyesinde direnen işçileri ve Kamu Emekçilerini teslim almaktır. Bu teslim alma saldırısının hiçbir meşruluğu yoktur, bu kadar demagojiye rağmen tutuklama yapılmamış olmakla birlikte tüm gözaltına alınanlara ev hapsi vermişlerdir. Bu acizlik, bu çaresizliğin bir ürünüdür, bu çaresizlik AKP’in yönetememe krizinin ne kadar derinleştiğinin bir göstergesidir öyle ki burjuva basında “eylem yaparak gündem yaratmaya çalışıyorlar” diye yazıyorlar. Demokratik eylem yapmak, hasta tutsakların dışarıda tedavi hakkını istemek, kamu emekçilerinin ve işinden atılan işçilerin işini istemek ve bu doğrultuda gündem yaratmak nasıl “terörle” ilişkilendirilebilir. Eğer bir terör varsa oda sabahın köründe koçbaşlarıyla evlere dayanarak terör estiren polistir. Nasıl bir zayıflık ki AKP faşizminin polisi kapıyı çalamayacak kadar korkak ve gayrı meşru şafakla birlikte hem ev halkına hem mahalle halkına korku salıp terör estirmektedir. Bu güç değil, bu bir baskın usulü değil, bu üstünlük sağlamak değil bu ancak ve ancak halktan ve direnenlerden korkunun açığa vurmuş halidir.

Başta AKP ve CHP bu operasyonlarla direnenleri teslim alabileceğini ve bitirilebileceğini düşünüyorsa direniş geleneklerinin tarihsel gerçekliğinden haberlerinin olmaması gerek. Direnişlerde sınıfsal ve tarihsel gerçeklik her zaman direnenleri haklı çıkarmakla birlikte daima zafer direnenlerin olmuştur, çünkü direnenler bu tarihsel haklılıkla hareket eder ve mücadele eder.

Ankara yürüyüşünü muhatap almamaya çalışan CHP, genel merkezlerinin kapılarına dayanan işçilerin bu koca koca binalarda bir muhatap bulamayıp bunun sebebi de “yönetim kadrosunun veya muhatapların Hatay’a gitti” olarak göstermeleri tıpkı AKP’nin acizliğinin ve çaresizliğinin CHP’deki yansımasıdır. Elbette sadece bununla açıklanamaz. Bunun diğer boyutu ise CHP’nin işçi sınıfına direnen emekçilere ve halka olan açık düşmanlığıdır. Bu tarihsel bir gerçekliktir. Çünkü CHP bu düşmanlığı ilk değildir. Bu konuda sadece bir örnek vermekle yetiniyoruz.

“1970’te 15-16 Haziran işçi direnişinin doğmasına sebep olan ve DİSK’in kapatılmasına zemin hazırlayan 274 sayılı Sendikalar Kanunu ile 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunları’nda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarı 11-12 Haziran’da mecliste AP ve CHP’nin oylarıyla, 3.5 saat gibi kıssa bir sürede kabul edildi. “ işte CHP’nin tarihsel olarak işçi sınıfına olan düşmanlığının tescilinin bir örneği budur.

CHP Genel başkanı her konuştuğunda “sorunlara talibiz” diyor. Tıpkı AKP gibi yalan söylüyor. Siz sorun çözemezsiniz siz işçi sınıfının sorunlarını çözemeziniz, siz çiftçinin sorunlarını çözemezsiniz, siz esnafın sorunlarını KHK ile işinden atılan kamu emekçilerinin sorunlarını EYT’lierin sorunlarını çözemezsiniz çünkü yukarda da belirttiğimiz gibi işçi sınıfına düşmanısınız ve iktidara gelmeniz halinde burjuvazinin temsilciliğini yapacak ve onların çıkarlarını koruyacaksınız tıpkı AKP’nin ve onun öncesinde gelen iktidarların yaptıklarından başka bir şey yapmayacaksınız. Bu konuda da tarihiniz kapkaradır, bir örnek verelim.

“Tarih 12 Temmuz 1947 iktidarda CHP var. Yeni-sömürgeciliğin ülkemizdeki başlangıcı olan Marshall yardımı ve Truman Doktrini’ne kapıyı arayan CHP iktidarıdır. Bağımsızlığın terk edilmesi anlamına gelen emperyalistlerle ikili anlaşmaların ilkleri de CHP iktidarında imzalanmıştır. 2. Emperyalist paylaşım savaşı döneminde CHP son ana kadar Nazi Almanya’sına destek veren bir politika izlemiştir.“

-Tarihsel olarak halk düşmanlığı tescillenmiş olan CHP’nin halkın ve emekçinin çıkarlarını savunma gerçekliği var mı?

-ülkemizin ilk bağımlılık adımlarını atan CHP bağımsızlıktan ve solculuktan bahsedebilir mi?

- işçi sınıfını ezmek mücadelesini yok etmek için 3-5 saatte jet hızıyla AP ile birlikte yasalar çıkaran CHP halkın ve emekçinin sorunlarına talip olması gerçekçi olabilir mi?

- burjuvazinin çıkarlarını koruyan-kollayan CHP yoksulluğu yok edebilme gerçekliği taşıyabilir mi?

-CHP belediyelerinde işçi ve emekçileri iş baskısı, yıldırma politikaları uygulayan ve çeşitli bahanelerle işçileri işlerinden atanlar ve işlerini geri istemek için direnen emekçileri görmezden gelen bir CHP bu ülkenin ve halkın sorunlarına talip olamaz, olsa da çözemez.

Bu nedenle biz diyoruz ki, her zaman belirleyici olan direnişin kendisidir. Nerede bir haksızlık varsa ve onun karşısında direniş büyüyorsa o zaman patronlar ve onların hamileri yenilmek zorundadır.

Biz diyoruz ki, işi ekmeği için direnen Şişli işçilerini ne ev hapisleriyle nede gözaltı terörüyle teslim alamayacaksınız.

Biz diyoruz ki, sizin iki yüzlü politikalarınızı, yalan dolanlarınızı er ya da geç emekçi Anadolu halklarına, işçi sınıfına teşhir edeceğiz. Bu nedenle siz Şişli Belediyesi önünde direnen işçilerin işlerini bir an önce geri verin.

Şişli işçileri 670 gündür belediye önünde direnişteler bir 670 gün daha olsa bu direniş devam edecek geri adım atmayacak işçiler.

Son Sözümüz, Şişli Belediyesi Başkanı Muammer Keskin ve CHP’ye, İşçi Düşmanlığından Vaz Geçin! Dünyanın Hiçbir Yerinde Böylesi Bir Direniş Karşısında Burjuvazi Kazanmamış Kazanmayacaktır.

Zafer Direnen Emekçinin Olacak

Direne Direne Kazanacağız.

Devrimci İşçi Hareketi



Adalet talebimizi 22. Gününde propilya meydanında Adalet Nöbetimize  açıklamamızla başladık yunan halkına dünya halklarına Neo Demokratiya hükümetinin adaletsizliğini, micotakisin AKP iktidarıyla yaptığı işbirliğini anlattık anlatmaya devam edeceğiz. Nöbetimizde 500 bildiri dağıttık,32 imza topladık.

11 Türkiyeli Devrimcilerin derhal serbest bırakılsın istedik.

Devrimcilik Yapmak Suç Değil Görevdir

Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz

Halkın Devrimci Avukatı Fuat Erdoğan Adalet Savaşımızda Yaşıyor

vur ulan köpek dölü

vurduğun her bir ölü

canlanır çiçek açar

her çiçekte bin tohum

her tohumda vurduğun

bin yiğit doğar yaşar...

Avukat Fuat Erdoğan Halkın Avukatlığında Mihenk Taşıdır

27 Yıl Önce Fuat’ı Öldürdüklerini Zannedenler Bilsinler Ki: 

Bugün Ondan Devraldığımız Bu Onurla Yeni Gelenekler Yaratmaya Devam Ediyoruz.

 Tarih, 28 Eylül 1994… Yani 27 yıl önce bugün. O gün İstanbul’un orta yerinde, Beşiktaş’taki bir kafede güpegündüz bir katliam yaşandı.  Katliamda halkın devrimci avukatlarından Fuat Erdoğan, halkın mühendislerinden İsmet Erdoğan ve Devrimci Memur Hareketinden Elmas Yalçın ölüm mangaları tarafından katledildi.

Av. Fuat Erdoğan Halkın Hukuk Bürosu’nun devrimci avukatıydı. 

90'lı yılların en kanlı günlerinde, infaz edilen devrimcilerin, işten atılan işçilerin, evi yıkılmaya çalışılan gecekondu halkının, öğrenci gençliğin, katliamlarla teslim alınmaya çalışılan Kürt halkının, köyleri yakılan, boşaltılan köylülerin avukatlığını yaptı. Kısaca O, halkın avukatlığını yaptı. 

32 yıllık yaşamına kocaman bir adalet mücadelesi sığdıran, bir geleneği büyüterek bize onurlu bir miras bırakan Fuat Erdoğan 28 Eylül 1994 tarihinde İstanbul-Beşiktaş'ta, Arzum Kafe'de iki müvekkili, iki yoldaşıyla birlikte oturduğu sırada, polis tarafından ensesine sıkılan tek kurşunla katledildi. 

İlk bakışta bu katliamda 3 kişi, 3 insan hedef alınmıştı yalnızca. Ama gerçekte halkın adalet özlemi, adalet mücadelesiydi yok edilmek istenen.  Bu katliamla verilen, verilmek istenen mesaj çok açıktı: “Adalet istemeyeceksiniz. Biz ne verirsek onunla yetineceksiniz…”

Devrimci bir avukat olarak ömrünü halkın adalet mücadelesine adayan Fuat ERDOĞAN faşizmin bu mesajını çoktan almış, cevabını adalet savaşçısı olarak vermişti. Bu kararı alırken bedelinin ağır olduğunu biliyordu ama adalet uğruna her şeyini ortaya koymuş, halkın avukatlığını, devrimci avukatlığı seçmişti bir kez, gereği neyse yapacak, bedeli neyse ödeyecekti artık. Ve bu bedeli yaşamıyla ödedi…

Aradan 26 yıl geçmişti. İktidarlar değişmiş ama faşizm değişmemiş, oligarşinin on yıllardır uyguladığı politikalar hala yürürlükteydi. Bugün faşizmin temsilcisi, iktidar olarak vücut bulmuş hali AKP de oligarşinin bu politikalarını uygulamaya devam ediyordu. Bu politikaların sonucu, hayattaki karşılığı halkın daha fazla açlığa, yoksulluğa, zulme ve adaletsizliğe mahkûm edilmesiydi.  

AKP iktidarı bir yandan oligarşik düzenin sürekli açlık, yoksulluk, zulüm ve adaletsizlik üreten çarkını döndürürken bir yandan da faşizmin “Adalet istemeyeceksiniz. Biz ne verirsek onunla yetineceksiniz…” politikasını devam ettirerek, halkın ekmek, adalet ve özgürlük mücadelesini boğmaya çalıştı.

Halkın Avukatı Ebru Timtik de ondan 26 yıl sonra, tıpkı yoldaşı Fuat Erdoğan gibi faşizmin bu politikasını boşa çıkarmak, halkı adaletsiz bırakmamak için adalet savaşçısı olmayı seçti. Bir tek farkla; onun silahı cübbe yaptığı canıydı. Faşizm tutsak edip halkın avukatlığını yapmasını engellediğinde canını cübbe yaparak dikildi faşizmin karşısına…

Fuat Erdoğan’ı alçakça ensesine sıktıkları tek kurşunla katleden faşizm, Ebru’yu da 238 gün boyunca adalete aç bırakarak katletti.

İşte devrimci avukatlık, halkın avukatlığı Fuat’tan Ebru’ya böyle taşındı, böyle büyüdü, böyle kök saldı bu topraklarda…

Fuat Erdoğan’ın 27 yıl önce bize bıraktığı, Ebru Timtik’in canını cübbe yaparak büyüttüğü bu miras, bu gelenek bize halkın avukatlığında güç vermeye, umut olmaya devam ediyor. 

Bizler de onların öğrencileri, yoldaşları olarak onlardan aldığımı güçler bu geleneği, adalet mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz. 

Halkın Hukuk Bürosu Enternasyonal Büro

 

 

 

 

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.