Kasım 2022

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli


Yunanistan Özgür tutsakları adil yargılanmak istiyorlar. Adalet istiyorlar. Bunun içindir ki, 7 Ekim’de başlattıkları süresiz açlık grevinin 56. günündeler. Türkiye Faşizmiyle iş birliği içerisinde olan Yunanistan Adalet Bakanlığı yaptıkları hukuksuzluktan vazgeçmeli ve 11 Türkiyeli Devrimci Tutsağa verdikleri 333 yıl hapis cezasını bozup adil ve bağımsız bir yargılama yapmalıdır.

1 Aralık 2022 Tarihinde Temyiz Mahkememiz Var.

1 Aralık’ta yapılacak mahkemede adil, hukuki bir yargılama yapılacağına inanmıyoruz.

Adil yargılanma ve savunma hakkımızı ancak ve ancak direnerek kullanacağımızı biliyoruz.

Onun için Süresiz Açlık Grevine Başladık.

Açlık Grevimizin Talepleri Şunlar:

1-Devrimciler anti-terör yasalarıyla yargılanamaz. Dosya anti-terör kapsamından çıkarılsın ve anti-terör yasalarıyla verilen 333 yıl hapis cezası iptal edilsin.

2-Mahkemede adil yargılanma yapılmadı. Hukukî değil, siyasî karar verildi. Adil yargılanma istiyoruz.

3-Savunma hakkımız gasp edildi. Savunma yapmamız engellenmesin istiyoruz.

4-Bizler politik mülteciyiz. Sabit adreslerimiz var. Kaçma tehlikemiz yok. Mahkemenin tutuksuz sürmesini istiyoruz.

5-Mahkeme salonunda, mahkeme heyetinin onayıyla polis bize saldırdı ve işkence yaptı. İşkence talimatı veren mahkeme heyetinin ve işkenceci polislerin cezalandırılmasını istiyoruz.

6-Gözaltı esnasında paramız, bilgisayarlarımız ve arşivimiz gasp edildi. Gasp edilen tüm eşyalarımızın geri verilmesini istiyoruz. 

25 Kasım Cuma günü saat 18:00-18:45 arası 6 Halk Cepheli Zürih'te bulunan T.C. Konsolosluğu önünde Gökhan Yıldırım'ın serbest bırakılması için eylem yaptılar.

Eylemde atılan sloganlarla Gökhan Yıldırım'ın suçlu olmadığı, uyuşturucuya ve yozlaşmaya karşı mücadelenin meşru olduğu haykırıldı.

 Ölüm orucu direnişçilerin yayınlamış oldukları bildiri okundu, AKP'nin neden mücadelemizden korktuğu özetlendi.

Eylemimiz esnasında Grup Yorum şarkıları çalındı ve sesli mikrofonla konuşmalar yapıldı. 

Gökhan Yıldırım Serbest Bırakılsın!

Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın!

Yaşasın Direniş, Yaşasın Zafer!

İsviçre Halk Cephesi


Haberler programımızda bu hafta;

1-Yunanistan hapishanelerindeki Türkiyeli 11 devrimci tutsak, adil yargılanma talebiyle başlattıkları süresiz açlık grevinin 50. günün için herkesi 1 günlük destek açlık grevi yapmaya çağırdı. 7 ülkeden 125'i tutuklu olmak üzere yaklaşık 250 kişi destek açlık grevine katıldı.

2-1-12-14 Aralık 2022 tarihlerinde, Yunanistan hapishanelerindeki Türkiyeli 11 devrimci tutsağın temyiz mahkemesi olacak.

3-Yunanistan Halk Cephesi ve Anti-Emperyalist Cephe, 25 Kasım 2022 tarihinde, Yunanistan Adalet Bakanlığı önünde, 7 Ekim 2022 tarihinden beri adil yargılanma talebiyle süresiz açlık grevinde olan Yunanistan hapishanelerindeki Türkiyeli 11 devrimci tutsak için eylem yaptılar.

4-256 günlük ölüm orucu sonucunda 6 ay ceza ertelemesi ile tahliye edilen Gökhan Yıldırım, tekrar tutuklandı.

Faşizm Gökhan Yıldırım’a saldırıyor çünkü Gökhan Yıldırım İleri Kızılaltun ve Sibel Balaç ile birlikte halkın sahiplenmesi enternasyonal dayanışmayla birlikte büyük bir zafer kazandı.

5-İşgalci İsrail ordusunda görev yapmayı 4. kez reddeden 18 ve 19 yaşlarındaki 4 İsrailli gencin her biri 45'er gün hapis cezasına çarptırıldı.

Gençler, İsrail ordusunun Filistin halkına karşı uyguladığı etnik temizlik ve "Apartheid" rejimi nedeniyle askerlik yapmayı reddettiklerini dile getirdiler.

6-27 Kasım 2022 tarihinde, Almanya Berlin'de, Devrimci Gazeteci Özgül Emre, Grup Yorum üyesi İhsan Cibelik ve Serkan Küpeli’nin tutuksuz yargılanması ve 129 yasasının kaldırılması talebiyle yürüyüş yapılacak.

7-İrlanda Cumhuriyetçi Sosyalist Partisi (IRSP) Gökhan Yıldırım için dayanışma mesajı gönderdi.

IRSP mesajında şunları söyledi:

“256 gün süren Ölüm Orucu Direnişi’nin ardından Gökhan Yıldırım, cezası 6 ay ertelenerek serbest bırakıldı. Bu karar Türkiye yetkilileri tarafından bozuldu ve kendisi kaçırılarak hapsedildi. Onu hemen serbest bırakın!”

8-23 Aralık 2022 tarihinde, Avusturya devleti, emperyalist politikaları gereği, yıllardır Avusturya’da politik mülteci yaşayan devrimci Hatime Azak’ı, kimlik işlemleri için gittiği Yabancılar Şubesi’nde gözaltına alıp tutukladı.

Hatime Azak, 25 Kasım'da çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı.

Hatime Azak'ın "Türkiye'nin iade talebi" gerekçesiyle tutuklandığı öğrenildi.

Mahkeme, "iade mahkemesinin tutuksuz olarak sürdürülmesine" karar verdi.

9-24 Kasım'da görülen itiraz davasının 3. duruşmasında, alt mahkemenin İlker Şahin'e verdiği 6 aylık hapis cezası onandı.

Ceza verme gerekçeleri: Sınır ihlalleri (Köln dışına çıkmak) ve imza dayatmasını kabul etmemek...

10-23 Kasım 2022 tarihinde, Almanya Berlin'de, 20 Ekim 2022 tarihinden beri tecrit ver ağır hapishane koşulları yasaklı 41-bis'e karşı açlık grevinde olan İtalyalı anarşist tutsak için eylem yapıldı.

11-Samidoun-Filistinli Tutsaklarla Dayanışma Ağı, ABD'deki Within Our Lifetime Palestine ve Coalition for Civil Freedoms örgütleri ile birlikte, hâlen ABD'de tutsak olan "The Holy Land Foundation" üyesi -3 Filistinli- Shukri Abu Baker, Ghassan Elashi ve Mufid Abdulqader'in serbest bırakılması için kampanya başlattı.

Önümüzdeki hafta görüşmek üzere hoşcakalın!


Yunanistan hapishanelerinde tutsak olan Türkiyeli 11 devrimci için bildiri dağıtımı yapıldı.

Yunanistan’ın Başkenti Atina’da, Omonia meydanlarında yapılan çalışmada 3000 adet bildiri dağıtıldı. 11 Türkiyeli devrimciyi sahiplenme ve mahkemeye katılım çağrısı yapıldı.

Türkiyeli 11 devrimcinin temiz mahkemesi 1 Aralık günü Koridallos Kadın Hapishanesinde olacak.

Türkiyeli 11 Devrimciye Özgürlük İstiyoruz Alacağız

Devrimcilik Yapmak Suç Değil Görevdir

Adalet İstiyoruz Alacağız






 

Faşizm Mezarlarımıza Saldıracak Kadar Aciz ve Korkaktır!

Mezarlarımız Halkımızın Onurudur!

AKP faşizminin işkenceci katilleri 7 Kasım 2016 tarihinde Dersim’de kimyasal silahlarla, bombalarla katledilen 11 Cephe gerillasının anıt mezarını tahrip etti.

Faşizmin 7 Kasım 2016 tarihinde kimyasal silahlarla yaptığı bombardımandan yaralanarak kurtulan Oğuz Meşe; katledilen diğer gerillaların adaleti olmak için yola düşmüş ve Dersim’de katledilmişti. Anadolu halklarının kurtuluş umudunu büyütmek için Dersim dağlarına çıkan gerillalardan olan Oğuz Meşe devrimci bir işçiydi. Herkes onu 2015 yılında, DİSK binasında çalıştığı işinden atıldığı için direnen Oya Baydak’ın direniş alanındaki fotoğrafıyla tanıdı. Patron sendikacıları, emeği için direnen bir işçiye linç örgütlemiş ve bu sırada da devrimci işçi Oğuz Meşe’nin burnu kırılmıştı. Oğuz, halkımızın kurtuluş umudunu büyütmek uğruna ölümsüzleşti!

Daha önce katledilen 11 gerillanın cenazeleri için Kemal Gün 90 gün boyunca açlık grevi yapmış ve cenaze hakkını direnerek kazanmıştı. Faşizm şimdi de mezarlarımıza saldırıyor!

Anadolu halklarının kurtuluşu için, işçi sınıfı iktidarı için savaşanlar ölümsüzdür! İşte bu nedenle bu uğurda şehit düşenlerin cenazeleri, mezarları da halkımızın onurudur, namusudur. Halkımız bu değerlerine, geleneklerine sahip çıkar. Kaldı ki; kim olursa olsun “ölüye saygı” halkın değerlerinde “kutsal” kabul edilir. Cenaze hakkı ve mezar hakkı tüm dünya halklarının ortak bir değeridir. Söz konusu olanlar devrim şehitleri olduğunda yaratılan değerler tarihin ve halkın hafızalarından yok edilemeyecek kadar güçlüdür!

AKP faşizmi bu değerlerden korkmaktadır. Mezarlarımıza saldırısı acizliğinden ve yaratılan devrimci değerler karşısındaki acizliğindendir. Çünkü halkımızın kurtuluş yolu bu değerlerle var olmuştur ve bu değerlerle yürünmektedir. Bugüne kadar cenazelerimizi hiçbir zaman sahipsiz bırakmadık. Şehitlerimizin mezarlarında ot bitmedi. Değerlerimize ölüm pahasına sahip çıktık; yine sahip çıkacağız!

Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!

Mezar Hakkımız Engellenemez!

Devrimci İşçi Hareketi

Halkın Değerlerinin Yozlaştırılmasına İzin Vermeyeceğiz!

Halk Okulu Dergisi Üzerindeki Baskılara Son Verilsin!

AKP’nin katil polisleri 6 Eylül 2022 tarihinde, Gazi Mahallesi’nde bulunan Halk Okulu dergisinin teknik hazırlıklarının yapıldığı Ozan Yayıncılık bürosunu basmış, orada bulunan devrimci basın emekçilerini gözaltına alarak tutuklamış ve kapıları sökerek, duvarları yıkarak talan etmiştir.

Halk Okulu Dergisi yaptığı açıklamada AKP’nin polislerinin talan ettiği Ozan Yayıncılık bürosunun uyuşturucu bağımlılarının uyuşturucu kullandığı bir yer haline getirildiğini belirtmiştir.

Halk Okulu dergisi 36 yıllık devrimci basın hayatında halkın yaşadığı açlığın, yoksulluğun, adaletsizliklerin ve bunlara karşı verilen mücadelenin sesi, soluğu olmuştur. İşçi sınıfımızın direniş alanlarında olmuş; işçilerin, emekçilerin açıklamalarını, sloganlarını, marşlarını satırlarına taşımıştır. Devrimci basın-yayıncılık pahasına şehitler vermiş, emekçileri tutsaklıklar yaşamış, bedel ödemiştir.

Halk Okulu dergisinin büroları, kurumları halkın evidir, yoksul mahallelerin sokaklarıdır, işçilerin direniş alanlarıdır. Halk Okulu dergisinin emekçileri halkın kendisidir. İşte tam da bu nedenle dergi bürosuna gerçekleştirilen saldırıların faşizmin devrimci basın emekçilerine karşı yaşadığı acizlik ve korku olduğunu biliyoruz. Çünkü faşizm sesten ve ışıktan korkar. Direnişlerin sesinin yayılmasından, emekçilerin, yoksul halkın çığlığının duyulmasından korkar. Saldırılarının nedeni korkuları ve acizlikleridir.

AKP’nin polisleri daha önce de Gazi Mahallesi’nde Hasan Ferit Gedik Uyuşturucuyla Savaş ve Kurtuluş Merkezi’ni basmış, orayı kalekola çevirmişti. Şimdi Gazi halkı bilir ki o kalekol mahalledeki uyuşturucu ticaretinin merkezidir.

AKP’nin polislerinin Ozan Yayıncılık bürosuna saldırısından sonra orayı uyuşturucu bağımlılarına açıp, gelen devrimcileri gözaltına alması da kimin yanında, kimin karşısında olduklarını açıkça göstermektedir.

Biz Devrimci İşçi Hareketi olarak; ne gençlerimizin uyuşturucuyla zehirlenmesine izin vereceğiz; ne de halkın sesi, gerçeğin sesi olan Halk Okulu dergisi üzerindeki faşist saldırılara sessiz kalacağız.

Ozan Yayıncılık Bürosunun Yozlaşmanın Merkezi Haline Getirilmesine Sessiz Kalmayacağız!

AKP’nin Polisleri Suç İşlemekten Vazgeçmeli!

Halk Okulu Dergisi Üzerindeki Baskılara Son Vermelidir!

Halk Okulu Dergisi Susturulamaz!

Devrimci İşçi Hareketi


28 Kasım Pazar günü İskoçya’nın başkenti Edinburgh’da çeteleşmeye ve yozlaşmaya karşı Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi ve Cemevinde Grup Yorum konserimizi gerçekleştirdik.

İskoçya Halk Cephesi emperyalizmin dünya halklarını yozlaştırma politikalarına karşı Edinburgh’da yaşayan Anadolulu halkımızla birlikte bir araya geldik, kavga türkülerimizi söyledik.

İskoçya Halk Cephesi ve Grup Yorum Gönüllülerinin organize ettiği konser 28 Kasım Pazartesi günü Edinburgh Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi ve Cemevinde büyük bir coşkuyla gerçekleşti.

Emperyalizm bugün uyuşturucuyla beynimizi, kumarla emeğimizi, fuhuşla bedenimizi çalıyor.

Bu politikalara karşı biz varız, devrimciler var. Çözümsüz değiliz, gücümüz birliğimizdir.

Kavga türkülerimizle emperyalizmi teşhir ettik.

Program İskoçya Halk Cephesi yozlaşmaya ve çeteleşmeye karşı sunum yazısıyla başladı.

İskoçya Halk Cephesi adına söz alan arkadaşımız siyasi zaferimiz, geçen hafta gerçekleşen Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının mahkemelerindeki adaletsizliği ve Yunanistan özgür tutsaklarının mahkemesine çağrı yapıldı.

Almanya emperyalizmi 129 A/B yasalarıyla tutuklanan Özgül Emre, İhsan Cibelik, Serkan Küpeli için tutuklanmasında yaşanan adaletsizlikler teşhir edildi.

Grup Yorum sunumu yapıldığında coşku ve heyecan doruktaydı. “Türküler Susmaz Halaylar Sürer, Grup Yorum Halktır Susturulamaz” sloganlarıyla inledi salon.

Grup Yorum tüm görkemiyle karşımızdaydı işte. Sahnedeki yürekler ve salondaki yüreklerin sıcaklığı karıştı birbirine. Yılların özlemi alkışlar zılgıtlar ve sloganlarla yansıtıldı.  “Sıyrılıp gelen ” Marşıyla gümbür gümbür başlayan konser, yeni CD’lerinden ve eski şarkılardan oluşan, adalet, kavga, direniş ve hesap sorma isteğiyle dolu bir serüvene girildi hep birlikte.

Direniş şarkılarımızı halkımızla hep bir ağızdan söyledik ve halaylarımızı çektik. Son olarak Haklıyız Kazanacağız söyleyip konserimizi sonlandırdık.














“İşkence Yok” Diyenler Gülten Matur’a Yapılan İşkenceleri Açıklamak Zorundadır!

Gülten Matur’a Yapılan İşkenceler, Bana Yapılandan Farklı Değildir!

Gözaltına alınan Gülten Matur, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünde avukatlarıyla yaptığı görüşmede, bir hafta kadar neresi olduğunu bilmediği bir yerde tutulduğunu ve falaka, askı, elektrik, kaba dayak gibi işkencelere maruz kaldığını, ardından Vatan Caddesindeki Emniyet binasına getirildiğini anlattı.

Basına, 28 Kasım’da Vatan Emniyeti’ne getirildiği yansıtılsa da Gülten Matur günlerdir gayr-ı meşru bir şekilde askeri bir bölgede işkencelere maruz kaldığını anlattı. Gülten Matur ile ilgili yapılan kontra haberler yaptıkları işkenceleri gizleme, üstünü örte ve hatta meşrulaştırma amaçlıdır.

İşkence asla meşrulaştırılamaz, kanıksatılamaz, kabul edilemez! İşkence insanlık suçudur.  Gülten Matur’un anlattığı işkence yöntemleri benim altı ay boyunca yaşadıklarımdan farklı değildir.

Gülten Matur’la görüşen avukatı, bazı işkence izlerine kendisinin de şahit olduğunu belirtti: “20 Kasım’da gözaltına alınmış, Cop, falaka, elektrik, kaba dayak işkenceleri gördüğünü anlattı. Vücudunda ağır işkence bulguları var. Süngerli hücrede tutulmuş. Tutulduğu yerin İstanbul’da olduğunu söyledi ama yüzü-gözü kapatıldığı için neresi olduğunu bilmiyor. Kendisine işkence yapanlar da kar maskeliymiş.”

Kaçırma, gizli işkencehanelerde kayıtsız, gayr-ı resmi bir şekilde istenilen sürede tutma, her türlü işkenceyi yapma ve bir süre sonra da yeni gözaltına alınmış gibi gösterilerek kayıtlara geçirme yöntemi kontra yöntemleridir. Acizliktir.  Bu yöntemlerle halka gözdağı vermek, devrimcileri yok etmek, halktan koparmak istiyorlar.

Baskıyla, işkenceyle, yalan haberlerle yapılan bu saldırı yöntemleri bugüne kadar tutmadı, bundan sonra da tutmayacak. İşkence İnsanlık Suçudur! İşkencenin Sorumluları Cezalandırılmalıdır!

AKP'nin işkenceci polisleri tarafından Halk Okulu dergimizin teknik hazırlıklarını yaptığımız İstanbul Gazi Mahallesi'nde bulunan Ozan Yayıncılık bürosu 6 Eylül günü onlarca polis, helikopterler, TOMA'lar dahil her türlü zırhlı araçlarla basılarak kapıları kırılmıştı. Yaşanan bu baskında iki dergi emekçimiz tutuklanırken sekiz yıl önce oraya taşındığımızda takılan demir kapılarımız bu süreç içerisinde "suç" sayılmazken bir anda "suç" sayıldı ve tüm kapılarımız sökülerek yayıncılık büromuz kullanılamaz hale getirildi.

Büromuzun kapılarını takmaya giden halkımız ve devrimciler işkencelerle gözaltına alındı. Büromuza tadilat yapmamıza izin verilmeyerek orasının yağmalanmasına göz yumulurken halkımızdan öğrendik ki Ozan Yayıncılık bürosu uyuşturucu bağımlılarının uyuşturucu kullandığı bir yer haline gelmiş. Bir aile binasında olan büromuzda bizim olmamamızdan kaynaklanan yaşanan bu yozlaşma sonucunda halkımız polisi arayarak orada uyuşturucu kullananlar olduğunu belirtmesine rağmen uyuşturucu satıcılarının yanında yer alan polis bir kez daha onların yanında oluyor ve hiçbir şey yapmıyor.

Yaşamın kanunudur devrimcilerin olmadığı yerde yozlaşma olur. Bizim sadece AKP'nin yasal zorbalığıyla kullanamadığımız Ozan Yayıncılık bürosu Gazi Mahallesi'nde yozlaşmanın merkezi haline getirilmek isteniyor. Ozan Yayıncılık bürosunu biz terk etmedik. Orası AKP'nin polisi tarafından gasp edildi ve yozlaşma ile geleceğimizin zehirlenmesine izin verilen bir yer haline getirilmek isteniyor.

Tıpkı Küçükarmutlu Mahallesi'nde Büyük Direniş sürecinde direniş evinin gasp edilerek karakol yapılması gibi. Tıpkı Gazi Mahallesi'nde bulunan Hasan Ferit Gedik Uyuşturucuyla Savaş Merkezi'nin gasp edilerek karakol kurulması gibi. Buna izin vermeyeceğiz. Ne kurumlarımızı o pis, çürümüş düzeninize alet etmenize sessiz kalacağız ne de 36 yıllık devrimci basın geleneğimize leke sürmenize izin vereceğiz!

Gazi Mahallesi'nde bulunan Ozan Yayıncılık bürosu da Halk Okulu dergisi de halkındır. 36 yıldır olduğu gibi bu baskın ve büromuzun gasp edilmesi sonrasında dergimizi aynı doğrultuda çıkartmaktan asla vazgeçmedik, geçmeyeceğiz! Ozan Yayıncılık bürosunun olduğu dairemizi de tutuklanan iki arkadaşımızı da AKP'nin yasal zorbalığının elinden alacağız. Dergimiz üzerinde kurmaya çalışılan matbaa yasaklarını deleceğiz, halkımıza ulaşmamız için milyonlarca yöntem bulabiliriz. Çünkü devrimcilik yapmak için binlerce neden sayabiliriz.

İşte tüm bu nedenlerle biz Halk Okulu dergisi olarak hiçbir zaman yozlaşmaya teslim olmadık olmayacağız! Her zaman yozlaşmaya karşı mücadelenin içinde olacağız! Yozlaşmayla gençlerimizin-geleceğimizin teslim alınmasına sessiz kalmayacağız!

Buradan halkımıza bir kez daha sesleniyoruz;

Ozan Yayıncılık bürosunda yaşanan yozlaşmanın karşısında daima mücadele eden tarafta olacağız.

Ozan Yayıncılık bürosunu halk düşmanlarının elinden alacak ve eskisinden daha güzel hale getireceğiz.

36 yıldır devrimci basın olarak halkımızın içinde olduk ve olacağız, halkımıza gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz.

 

HALK OKULU DERGİSİ

Yunanistan Özgür tutsakları adil yargılanmak istiyorlar. Adalet istiyorlar. Bunun içindir ki, 7 Ekim’de başlattıkları süresiz açlık grevinin 55. günündeler. Türkiye Faşizmiyle iş birliği içerisinde olan Yunanistan Adalet Bakanlığı yaptıkları hukuksuzluktan vazgeçmeli ve 11 Türkiyeli Devrimci Tutsağa verdikleri 333 yıl hapis cezasını bozup adil ve bağımsız bir yargılama yapmalıdır.

1 Aralık 2022 Tarihinde Temyiz Mahkememiz Var.

1 Aralık’ta yapılacak mahkemede adil, hukuki bir yargılama yapılacağına inanmıyoruz.

Adil yargılanma ve savunma hakkımızı ancak ve ancak direnerek kullanacağımızı biliyoruz.

Onun için Süresiz Açlık Grevine Başladık.

Açlık Grevimizin Talepleri Şunlar:

1-Devrimciler anti-terör yasalarıyla yargılanamaz. Dosya anti-terör kapsamından çıkarılsın ve anti-terör yasalarıyla verilen 333 yıl hapis cezası iptal edilsin.

2-Mahkemede adil yargılanma yapılmadı. Hukukî değil, siyasî karar verildi. Adil yargılanma istiyoruz.

3-Savunma hakkımız gasp edildi. Savunma yapmamız engellenmesin istiyoruz.

4-Bizler politik mülteciyiz. Sabit adreslerimiz var. Kaçma tehlikemiz yok. Mahkemenin tutuksuz sürmesini istiyoruz.

5-Mahkeme salonunda, mahkeme heyetinin onayıyla polis bize saldırdı ve işkence yaptı. İşkence talimatı veren mahkeme heyetinin ve işkenceci polislerin cezalandırılmasını istiyoruz.

6-Gözaltı esnasında paramız, bilgisayarlarımız ve arşivimiz gasp edildi. Gasp edilen tüm eşyalarımızın geri verilmesini istiyoruz. 

Kontrgerilla Yöntemleri, Düzenin Korkusunun Kanıtıdır!

Halk Cepheli Gülten Matur, işkenceciler tarafından gözaltına alındıktan sonra, 8 gün gizli işkencehanelerde tutuldu.

Gözaltının resmi kaydı yapılmadı.

8 gün boyunca falaka, elektrik, askı gibi işkence yöntemleri uygulandı.

8 gün sonra, sanki yeni gözaltına alınmış gibi açıklama yapıldı.

 

AKP faşizmi korkuyor.

Devrimden ve devrimcilerden korkuyor.

Korkularının büyüklüğü, "bitirdik, yok ettik" açıklamalarına kendilerinin bile inanmadığını gösteriyor.

Bir düzenin korkusunun büyüklüğüyle, kontrgerilla yöntemlerine başvurmasının yoğunluğu arasında doğru bir orantı vardır.

Ne zaman kaçırmalara, kaybetmelere, kayıtsız gözaltılara, gizli işkencehanelere... daha çok başvuruluyorsa, biliyoruz ki, düzenin korkusu büyümektedir.

 

AKP faşizmi korkuyor.

Çünkü Yüksel'den Hapishanelere, hiçbir yerde direnişlerimizi yok edemedi.

Ölüm oruçlarında direnişin zaferler kazanmasını engelleyemedi.

Yok etmek istediği demokratik kurumlarımız hala mücadelenin ve örgütlenmenin mevzileri durumunda.

 

AKP faşizmi korkuyor.

Çünkü, karşılarında, devrim iddiasından, sosyalizm hedefinden on yıllardır -tüm yöntemleri uygulamalarına rağmen- vazgeçiremedikleri bir güç var.

 

AKP iktidarı, direnişin gerçek zaferlerine karşı, sahte zaferlerden medet umuyor.

Beş devrimcinin, zafer basın açıklamasını hazmedemediler ve hazmedemiyorlar.

Dünya halklarının karşısında, beyaz gömleklerin giyildiği, katillerle tokalaşılan, zalimlerle mazlumların ele ele tutuşup pozlar verdikleri masalar çok kuruldu. 

Ama ilk kez, beş devrimcinin omuz omuza, bir elleri kalplerinde, diğer elleri zaferi işaret eden bir basın toplantısı yapıldı.

Bu masa Türkiye'de kuruldu.

Zaferi işaret eden bu kollar, Dünyanın Türkiye’sinde yükseldi.

AKP faşizmi,

AKP faşizminin soysuz İçişleri Bakanı,

İçişleri Bakanlığının işkencecileri,

TSK'nın işkencecileri,

bu tabloyu hazmedemediler.

 

Bunun için önce Gökhan Yıldırım'ı tutukladılar.

Arkasından "Türkiye Sorumlusunu yakaladık" diye sahte bir zafer ilan ettiler. 

O "Türkiye sorumlusunu", 5 yıl önce, 2017'de yine yakalamışlardı.

Faşizmin basınında yine aynı başlıklar yayınlanmıştı: "Örgütün Türkiye Sorumlusu Yakalandı".

Ama o "Türkiye sorumlusu" iddiası, faşizmin kendi yargısı tarafından bile kabul görmedi ve Matur tahliye edildi.

Şimdi AKP faşizmine bir "zafer" lazımdı.

Gerçeği yoksa, o zaman bir senaryo ile bir zafer yaratılabilirdi.

Okuduğunuz bu "büyük operasyon" haberi işte böyle üretildi.

 

Ama sadece tutuklamayla yetinmediler. Gizli sorgu merkezlerinde, işkence yaparak, katletmekle, kaybetmekle tehdit ederek Halk Cephesi'nin zaferini gölgeleyecek sonuçlar elde etmek istediler.

Ayten Öztürk'te kullandıkları yöntemi, daha kısa süreli olarak kullandılar.

Yine sonuç alamadılar.

 

Türkiye Halkları!

Türkiye'deki Tüm İlerici, Demokrat, Vatansever, Devrimci Güçler!

Faşizm kontrgerilla yöntemlerine başvuruyorsa, bu yöntemlere karşı mücadele zorunludur.

Kim ki, Ayten Öztürk'e, Gülten Matur'a uygulanan bu işkenceleri görmezden geliyorsa, onun demokrasi mücadelesiyle, hak ve özgürlük savunuculuğuyla ilgisi yoktur.

İşkencelere, kontrgerilla yöntemlerine karşı direnmek ve mücadele etmek, kendine ilerici, demokrat, vatansever, devrimci diyen herkesin görevidir.

 

Faşizm, Kontrgerilla Yöntemleriyle Dün Sonuç Alamadı.

Bugün De Alamayacak!

Halkların Örgütlenmesi Ve Savaşı Sürecek. 

Devrim Ve Sosyalizm Mücadelemiz Sürecek.

 

28.11.2022

Avrupa Halk Cephesi

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.