Ocak 2017

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

Faşizmin ve Emperyalizmin baskı ve saldırılarına rağmen haklının sesi halklara ulaşmaya devam ediyor.
Her hafta cumartesi olduğu gibi bu hafta da Wood Green Kütüphanesi önünde açılan standa halklara gerçekler anlatılarak, Yürüyüş Dergisini sahiplenmeye devam ediyoruz.
Stant boyunca bilgi almak isteyenlerle, dünyada ve ülkemizde yaşanan saldırılar ve halklarımızın direnişi üzerine sohbet ediliyor.
Yürüyüş Dergisini sahiplenmeye, halklarımıza doğru bilgi vermeye devam edeceğiz.
İngiltere Yürüyüş Dergisi Temsilciliği

31 Ocak 2017


Dersim’de katledilen gerillalarımızın ve çatışarak şehit düşen Bilgehan Karpat`ın anması, 29 Ocak pazar günü Hamburg’da yapıldı. Saat 15.00 de durumu özetleyen bir konuşma ile başlatılan anma, açıklamanın okunması ve sinevizyon gösterimi ile devam etti. Verilen 20 dakikalık arada, halkın görüşleri ve düşünceleri alındı. Ardından gençlik tarafından hazırlanan ve yaşananları özetleyen bir skeç sergilendi, şiirler okundu. Tüm şehitler için Grup Yorum şarkıları ve türküler söylendi. Anma " HALKIZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ, CENAZELERİMİZİ ALACAĞIZ!" sloganı ile saat 18.00 de sonlandırıldı.

HALK KURTULUŞ SAVAŞÇILARI ÖLÜMSÜZDÜR!

Grup Yorum'u Çekip Alacağız Faşizmin Elinden!
Grup Yorum elemanları tutsak edildiğinden beri, Grup Yorum gönüllüleri kampanyalarına devam ediyorlar.
Her cumartesi Wood Green Kütüphanesi önünde açılan standa Grup Yorum şarkıları, marşları söyleniyor. Halkların ilgisini çeken standa alkışlar zılgıtlar eşliğinde halaylara duruldu.
Bilgi almak isteyen halklarla sohbet edildi. Türkiye faşizminin halkların direniş şarkılarını söyleyenlerden nasıl korktuğu neden saldırdığı anlatıldı. Türkçe ve İngilizce bildirilerin dağıtıldı.
İngiltere Yürüyüş Dergisi Temsilciliği

31 Ocak 2017


29 Ocak Pazar günü Kartal'da Dev-Genç'liler yazılama yaptı. Yapılan yazılamalarda şehit düşen DHKC gerillaları ve Halk Savaşçısı Bilgehan Karpat anıldı. Yazılamalar; '' Bilgehan Karpat Ölümsüzdür'' , '' Dersimde Katledilen DHKC Gerillaları Ölümsüzdür - Dev-Genç'' , ''Umudun Adı DHKP-C'', ''DHKC'' , ''DEV-GENÇ'' , '' Halk İçin Vuruyor Halk İçin Ölüyoruz'' sloganları halkımızın matbası olan duvarlara yazıldı.

Okmeydanı Halk Meclisi olarak, uyuşturucuya, kumara ve her türden yozlaşmaya karşı savaş açmış ve bunun pratik mücadelesi içerisine girerek bu sorunlara dair çözüm ve politikalar üretmeyi temel şiar edinmiştik.
18 Ocak çarşamba günü akşam saatlerinde mahallemizde gerçekleşen bir olay bu sorunun ne kadar yakıcı ve mücadele edilmesi gereken bir sorun olduğunu bizlere somut ve belirgin olarak bir kere daha göstermiş bulunmaktadır.
Mahallemizde bir aile, babası ve kızı bakkaldan alışveriş yapmaya çıkmış, alışverişin ardından yol kenarında konuşarak, gülüşüyorlardı. Bu esnada küçük kızın ayağı yoldan geçen aracın kaportasına değmiş, bunun üzerine araç sürücüsü aracından inerek küçük kıza tekmeler savurmaya başlamıştır. Küçük kızın babası da araç sahibinin üzerine yürümüş, bu arada araç sahibi aracının torpidosundan jop tarzı bir sopa çıkartarak kızı ve babasının üzerine yürümeye tekrar yeltenmiştir. Halk meclisi emekçileri olarak bizler de o anda yol üzerinden geçtiğimiz sırada araç sahibini; küçük bir kız çocuğuna uyguladığı şiddetten dolayı yanlış ve ahlaksızca hareket ettiğini belirterek kendisini uyarmıştık. Bunun üzerine bizlere de tehditler savurarak araya girmemizi engellemeye çalışmıştır. Akabinde kendisine gereken tarzda cevap verilerek aracına geri bindirilmiş ve mahalle halkının tepkisiyle alandan uzaklaştırılmıştır.
Bu yaşananlar bizlere göstermektedir ki; saygının ve sevginin yerini nefret, onurun ve ahlakın yerini ahlaksızlık almış, kin ve intikamcı duygular egemen kılınmıştır.
Bunun başat olarak yaratıcısı kitle iletişim aygıtlarını elinde bulunduran sistemdir. Medyası ve iletişim tekelleriyle kitlelere empoze edilen mafya dizileri, yarışma, evlilik ve magazin programları toplumun ahlakını bozmaya yönelik saldırı araçlarının ayaklarını oluşturmaktadır. Yaratılan işsizlik, geçim sıkıntısı ve daha yüzlerce sorun halkımızı boğuntuya getirerek uçurumun eşiğine sürüklemiş, adeta bir cinnet toplumuna dönüştürmüştür.
Mahallelerimiz namusumuzdur. Mahallelerimizde emperyalizmin ve egemen sınıfların toplumun kılcal damarlarına kadar sirayet ettirmeyi arzuladığı bu yoz, ahlaksız, kendi dayatmacı kültürüne karşı mücadeleyi yükseltmeliyiz.
Nefret ve intikamcı duyguları yaratarak halkın bağrına bir hançer gibi saplayan faşist sistem ve onun tekelci sermayedar sınıflarıdır. Faşizm halkları birbirlerine düşman ederek beslenir, hayat bulur. Faşizm onursuz, ahlaksız, sevgisiz, vefasız, bireyci (çıkarcı), bananeci, vurdumduymaz ve duyarsız bir toplum yaratır.
Sorunların temelinde kapitalizm ve onun en vahşi, ilkel ve barbar yönetme metodu olan faşizm vardır.
Faşizmin, halkımızın geçmişten geleceğe taşımış olduğu olumlu ve kadim değerleri parçalayarak yerine ikame etmek istediği kendi çirkin ve ahlaksız kültürüne karşı halkımızı mücadeleyi yükseltmeye ve dayanışma kültürüne sahip çıkmaya çağırıyoruz.
OKMEYDANI HALK MECLİSİ

Okmeydanı Halk Meclisi olarak her hafta cumartesi günü Şark Kahvesi telefon kulübelerinin bulunduğu mevkide gerçekleştirdiğimiz uyuşturucuya ve yozlaşmaya karşı oturma eylemliliğimizin 19. haftasını geride bıraktık. 28 Ocak cumartesi günü yapılan oturma eylemine toplam 8 kişi katıldı. Torbacı olarak nitelendirilen zehir tacirleri eylemliliğimizi sürdürdüğümüz alanlarda büyük oranda azalmış olsalar da, semtimizin belirli nahiyelerinde varlıklarını kısmi olarak halen devam ettirmektedirler. Halkımızın da bu konuda rahatsızlığı ve mücadele hususunda görüş alışverişleri sürekliliğini korumaktadır. Mahallelerimizden bu pisliği yok edene kadar savaşımızı sürdürecek, emekçi Okmeydanı semtinden bu kan emicileri sahipleriyle birlikte söküp atacağız.

OKMEYDANI HALK MECLİSİ

Emekli Meclisi olarak 30 Ocak tarihinde basın açıklaması yaparak kampanyamızı başlattık. Hasan Güzel mahkemeye çıkartılarak serbest bırakılana kadar her gün Beşiktaş Meydanı Kartal heykeli önünde saat 13.00 ile 17.00 oturma eylemine devam edeceğiz. Bugün ki eylemimiz oldukça güzel geçti. Önce iki sivil polis gelerek ne için eylem yaptığımızı sordu ve biz anlattık dan sonra gittiler ve bir daha gelmediler. Daha sonra halktan insanlar ve dostlarımız gelerek eylem hakkın da bilgi aldılar. Çarşılı bir ahbabımız çay ısmarladı ve saat başlarında "Adalet İstiyoruz” “Hasan Güzel Serbest Bırakılsın” “Emekliyiz Haklıyız Kazanacağız" sloganlarını atarak akşam saat 17.00 kadar eylemimizi sürdürdük. Eylem arasında Ankara, Malatya ve İstanbul Kadıköy de direnen arkadaşlarımızı arayarak hem bilgilendirdik hem de arkadaşlarımıza başarılar diledik. Yarın tüm emekli arkadaşlarımızı ve emekli dostlarımızı dayanışmaya bekliyoruz.
GÖZALTILARLA ADALET MÜCADELESİNİ ENGELLEYEMEZSİNİZ'!

30 Ocak 2017 tarihinde kanser Hastası Hasan Güzel serbest bırakılması için İstanbul Beşiktaş kartal heykel önünde adalet nöbetine başlayan Hasan Kaşkır ve Kadir Horlu eylemin 2. gününde AKP'nin katil polisleri tarafından gözaltına alındılar

Ülkemizde halk hareketi içinde tanınan Devrimci Şerif Turunç 22 Ocak sabahı yaralı olarak gözaltına alındı. Uzun yıllar Yunanistan’da politik mülteci olarak tutsaklara dayanışma komitesinin faaliyetleri içinde aktif olarak yer aldı. 2014 yılında gözaltına alınıp, tutuklandı.
Yunanistan devletinin Türkiye ile olan işbirliği bir kez daha  Atina’da gözaltına alınmasının ardından, terörist olarak adlandırılıp, fotoğraflarının Türk polisi tarafından İstanbul’un farklı yerlerine, metro ve otobüs duraklarına, iş merkezlerine  vb. asılmasıyla ortaya çıkıyordu.
Devrimci Şerif Turunç’a ve tüm Türk ve Kürt devrimcilere dayanışma duygularımızı ifade ediyoruz

Serbest Bırakılsın!

Yunanistan'da KAP (Irkçılığı sınır dışı edin hareketi)’nin Şerif Turunç ile dayanışma amaçlı yayınladığı açıklamadan bazı alıntıları yayınlıyoruz.
Türkiye’de politik baskılara maruz kalan mültecilere yönelik dayanışma faaliyetlerinden ötürü ülkemizde tanınan ve sevilen Şerif Turunç, Türkiye’de gözaltına alındı. 2014 yılında Atina’da gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından Atina antiterörü tarafından çekilen fotoğrafları kısa bir süre sonrada Türkiye’de yayınlanmaya başladı. Bu fotoğraf İstanbul’un farklı noktalarına asıldı, büyük alışveriş merkezlerine, metrolara, otobüs duraklarına…
Şerif Turunç, Erdoğan faşist devleti tarafından iki gün önce yaralı olarak gözaltına alındı. Nazım Hikmeti’in söylediği gibi 
"Ve biz yine bir kış daha geçireceğiz:
Büyük öfkemizin içinde
ve mukaddes ümidimizin ateşinde ısınarak..."

Bir Kemik Dahi Olsa Cenazelerimizi Almak İçin Mücadele Edeceğiz
TAYAD'LI Aileler 28 Ocak Cumartesi Günü 14.00’da Çayan Dilan Kafede, 7 Kasım’dan beri kayıp olan DHKC Gerillalarının aileleriyle basın toplantısı yaptı... Basın toplantısına Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarından Oya Aslan, TAYAD Başkanı Fahrettin Keskin, kayıp kardeşi Ali Yıldız’ın mezarını bulmak için ölüm orucu yapan Hüsnü Yıldız, kayıp gerilla Bünyamin Kılıç’ın ve Murat Gün’ün babaları katıldı… İlk sözü alan HHB Avukatı Oya Aslan: devletin görevi suçluyu yakalamaktır, katletmek değildir.. .Devletin kimseyi katletme hakkı yoktur. Herkesin "mezar hakkı, cenazenin aileye verilme hakkı ve defnetme hakkı vardır" dedi…
Murat Günün babası Kemal Gün: “Çocuğumun tek bir kemiği dahi olsa alacağım onlara bırakmayacağım. Çocuklarımızı bulmak için direniş başlatacağız, neredeyse çocuklarımızı bulup alacağız" dedi.
Bünyamin Kılıç’ın babası Ekrem Kılıç: “Cenazelerimizi istiyoruz. Bir kemik de olsun istiyoruz. Cenazemizi alana kadar durmayacağız, onları almak için mücadele edeceğiz." dedi.
TAYAD Başkanı Fahrettin Keskin: “Çocuklarımızın cenazesini almak için mücadele şart. Devlet başından savmaya çalışıyor aileleri. Biz peşini bırakmayacağız" dedi.
Hüsnü Yıldız: “O çocuklar bizim çocuklarımız. Bunun için sahiplenmeliyiz onları. Kardeşimin yerini 14 yıl sonra buldum. Kardeşimin mezarını bulabilmek için her yola başvurdum. Hiçbirinden sonuç alamadım, sürekli bir oyalama taktiği oldu devletin. Türkiye aynı zamanda "Toplu Mezarlar Cenneti". Cenazemiz verilmediği için süresiz açlık grevine başladım. 46. günden sonra açlık grevini Ölüm Orucuna çevirdim. Devletin kayıtsızlığı karşısında direnişi seçtim. Direniş karşısında devlet mezarları açmak zorunda kaldı. Mezar hakkı herkesin hakkıdır. Vicdanen çok rahatız. Annemin gidip ziyaret edeceği, başında ağlayıp yas tutabileceği bir mezarı var. Evlatlarımızın düşünceleri evlatlarımıza, evlatlarımız ise bize ait." dedi.

Son olarak söz alan Av. Oya Aslan: “Bu bir kayıp politikasıdır. Buradaki sorun bu ailelerin sorunu değil yalnızca. Buradaki mücadele ortak bir mücadele. Herkesin sahip çıkması gerekir bu mücadeleye" diyerek basın toplantısını bitirdi. Basın toplantısına 20-25 kişi katıldı.

Atina’nın en merkezi meydanı olan Sintagma metrosundaki bir resim sergisinde ZEHRA KULAKSIZ’ın Ölüm Orucu direnişinde ki görüntüsü de resmedildi. Ressam Yannis  Psihopedi’ye ait olan sergi metro istasyonunda açıldığı için sembolik olarak ‘’barış durağı’’ olarak adlandırılmış.
40 metre ebatındaki sergide 4 ressama ait toplam 330 eser sergilenmiş.
Direnenlerin portrelerinin çizildiği onlarca resim arasında ‘’Ölüme Kadar’’ cümlesiyle birlikte Zehra’nın portresi de yer aldı.





30 Ocak Pazartesi günü saat 16.20-17.20 arası Londra'nın Wood Green bölgesinde gençlik standı açıldı.
1 saat süren çalışmada insanlarla sohbet edilerek Dev-Genç tanıtıldı. Çalışmaya toplamda 3 Dev-Gençli katıldı ve stantta yaklaşık 50 adet 'Grup Yorum'a Özgürlük' başlıklı bildiri, 3 adet halay mendili ve 1 adet 'Bizim Gençlik' dergisi halklara ulaştırıldı.

Dev-Genç



Ayşe Anamızı Kaybettik
Ölüm Orucu Direnişi Şehidimiz Fatma Koyupınar'ın teyzesi Ayşe (İçöz) Anamız vefat etmiştir. Ayşe anamıza son görevimizi yapmak ve ailesinin acısını paylaşmak için onun yanıbaşında olalım.
Ayşe Ana yarın Cemevinde son yolculuğuna memleketimize uğurlanacaktır.
Cemevinde uğurlama törenine herkesi bekliyoruz.
Tarih: 31 Ocak 2017

Saat: 12.00

AKP Hükümeti Türkiye Topraklarını Halkın İşçilerin, Devrimcilerin Kanıyla Suluyor
Günler ölüm haberleriyle doluyor. Öylesine sıradan ki ölümler, durup bakmaya, yas tutmaya vakit kalmıyor biri bitmeden diğeri karşılıyor bizleri. Dağda, kırda, şehirde halkı için savaşan devrimciler öldürülüyor. Cenazeleri bile verilmiyor. Caddelerde düğünlerde eğlence merkezlerinde katliamlar yapılıyor. İşçiler katlediliyor sesiz sedasız kimi çöpe atılıyor. Kimi sesiz sedasız gömülüyor.  Daha 38 günlük bebeğe tecavüz ediliyor. Grevler yasaklanıyor. Memurlar ihraç ediliyor hastane kapıları yüzümüze kapanıyor. Sokak, evlerimiz işyerlerimiz kocaman hapishane oldu. Hapishanelerden sürekli işkence haberleri geliyor. Bizleri ölümle, tutuklamayla, açlıkla korkutuyor Faşist AKP hükümeti.                                     
  2016 yılında resmi makamlarca yayınlanan iş kazası ölümlerinde 970 işçi ekmek parası için öldü her gün 6 işçi karnını doyurmak için ölüyor. Yani kar için katlediliyor. Çöpten işçi cesetleri çıkıyor. İşçiler çalışırken yanıyor, kolu bacağı kopuyor. Sarıyer belediyesinde çalışan iki çöp işçisi Semai Güneş İSKİ kuyusuna düşerek diğeri işçi Ramazan Hoşgör'de çalıştığı çöp kamyonu tarafından ezilerek öldürüldü. Bu isimlerini bildiklerimiz. Bilmediğimiz yüzlerce işçi var. Fabrikalarda kazanlar patlıyor yangınlar çıkıyor kısa bir haber 5 işçi yarandı birinin durumu ağır. Sadece ikinci sayfa haberi oluyoruz. İşçi katliamlarının nedenini ve niye öldüğümüzü yazmıyorlar utanmadan işçilerin tedbirsizliğinden bahsediyorlar. Diyemiyorlar ki biz onları kar için öldürüyoruz. 100'lerce işçiye ekmek verdiğini söyleyen asalaklar baş sayfa haberi oluyor bizim ölülerimizin adı ve mezarları yok. Bu yılda Metal işçilerinin grevi olağan üstü hal nedeniyle yasaklandı. Patronlar her yıl grev ertelemek için bir sebep bulunuyor. Haklarını korusun diyerek üye oldukları, sendikalarda işverenle sözleşmiş gibi işçilere sırtını dönüp lüks sendika odalarına oturmaya gidiyor. Fabrikalar atölyeler kapanıyor işsiz ordusu OHAL düzmecesiyle çoğaldıkça çoğalıyor. İşçileri katleden hiç bir patron tutuklu değilken. 301 madencinin katledildiği, soma mahkemesi üç yıldır sürüyor. o katliamdan kurtulan Soma maden işçisi, Gökhan Ayaydın ve Volkan Çetin çalışırken ölmemek için örgütlendiklerinden dolayı üç aydır tutuklu üç aydır çocukları aç, ve babasız.
  Binlerce memur ihraç edildi.  Sorgusuz sualsiz sokağa atıldı. Ölün diyor AKP benden olmayana hayat hakkı tanımıyorum diyor. KESK süt dükmüş kedi gibi pusmuş otururken kamu emekçileri Ankara’da, Malatya’da, Düzce’de faşizme karşı direniyorlar. İşimizi geri istiyoruz diyorlar bütün ihraç edilmiş memurları direnişe çağırıyorlar. Direnen kazanır diyorlar. Biz fırtınanın geçmesi için beklemiyoruz diyorlar. Ölü taklidi yapmayacağız diyorlar, işimizi onurumuzu geri istiyoruz diyorlar.  Salih Savaş'ta olağan üstü hali fırsat bilen Çerkezköy CHP belediyesi tarafından işten atılmıştı. 17 gün direndi 17 kez gözaltına alındı ve işine geri dündü. Salih olağan üstü halin baskılarına boyun eğmedi ve kazandı. Kamu emekçileri de kazanacak.
 Adaletsizlik her yanı sarmış tecavüzcüler, uyuşturucu satıcıları, hırsızlar ülkemizin her köşe başını tutmuş. 38 günlük bir bebeğe tecavüz edecek caniler yaratan bu düzenin koruyucusu değil bu düzeni değiştirecek neferler olmalıyız. Avukatların, sanatçıların, işçilerin, memurların tutsak edildiği, Halkın onurlu evladı olan devrimcilerin katledildiği, işçilerin ekmek parası için öldükleri bir ülke burası. Bu ülkenin kaderi direnişlerle değişecek. Direneceğiz işimiz için, direneceğiz çalışırken ölmemek için, direneceğiz halk ve adalet için ölen devrimcilerin mezarı için, direneceğiz adalet için. DİRENECEĞİZ.
DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ

  

28 Ocak 1998'de Adana'nın Kiremithane Mahallesi'nde polis hiçbir uyarı yapmadan üç devrimciyi bütün mahalle halkının ve Mehmet Topaloğlu'nun yakınlarının gözleri önünde katletmişti. Polis önce mahalleyi kuşatmış, katliamın yapıldığı evin alt katındaki Mehmet Topaloğlu'nun yakınlarını bir odaya kilitlemiş, sonra üst kata çıkıp kapıyı hileyle açtırmış ve içeride bulunan Mehmet Topaloğlu, Besat Ayyıldız ve Bülent Dil'i katletmişti.
28 Ocak Cumartesi günü Sahanımız Bülent Dil'in Londra'da yaşayan ailesi ziyaret edildi. Sıcak kucaklaşmalardan sonra sohbet edildi.
Ailemizin isteği üzerine 29 Ocak Pazar günü dernekte Adana ve Dersim şehitleri için bir anma yapıldı. Anma başlamadan önce salon temizlendi, misafirlere hazır hale getirildi.
Gençlik şehit panosu önünde yerini aldı. Halka hoşgeldiniz dedikten sonra, tüm şehitlerin isimleri okuyarak saygı duruşuna çağrı yaptı. Mehmet Topaloğlu, Besat Ayyıldız ve Bülent Dil'in özgeçmişleri ve şiirler okundu. Arkasından Dersim şehitleri için yapılan bir açıklama okundu. “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür, Dersim Şehitleri Ölümsüzdür" sloganları atıldı.
Ülkemizde ve dünyada yapılan saldırılar ve halkların direnişini, Şehitlerimize ve tutsaklarımıza olan görev ve sorumluluklarımızı konu alan bir konuşma yapıldı. Hünkâr Derya Güneş'in sesinden kendi besteleri olan marş dinlenildi.
Bülentimizin ablaları onu anlattılar. Şöyle başladı konuşmasına "Bülent 21 yasındaydı ama hepimizin yaşamını sığdırdı gencecik ömrüne" dedi ve devam etti. Bülent herşeyini paylaşmasını bilirdi gerçekten. Ayağında yırtık çorabı ayakkabıyla dolaşırken cebindeki son kuruşunu başkalarıyla paylaştığını hatırlıyorum. Sadece parasını değil coşkusunu ve gülüşünü de biriktirip dağıtırdı o. Bülent'en söz açıldığında Meryem'le birlikte anlatıldı. Onları tanıyanlar söz alıp konuştu.
Grup Yorum Gönüllüleri kısa bir konuşma yaparak, tutsak Grup Yorum elemanlarına mektup yazma çağrısı yaptı. 15 adet mektup yazıldı.
Bülent'in yeşil elma sevmesinden dolayı gençler herkese yeşil elma dağıttı. Şehit ailemizin hazırladığı borak ve helva ikram edildikten sonra anma sona erdi.
16:30'da başlayan, 60 kişinin katıldığı anma günü sohbetlerle 19.00'a kadar devam etti.
İngiltere Yürüyüş Dergisi Temsilciliği

30 Ocak 2017


7 Kasım 2016 Tarihinde Dersim`de Katledilen 10 DHKC Gerillası Nerede? Emperyalizmin Köpeği Olan Türkiye Oligarşisi Dersim’de Katlettiğiniz DHKC Gerillaları NEREDE?

 Emperyalizmin ve onun işbirlikçisi, köpeği, halk düşmanı olan Türkiye Oligarşisinin korkularını büyütmeye devam edeceğiz.
                Emperyalizmin işbirlikçisi, haydut, hırsız, ahlaksız, kadınlarımızın, çocuklarımızın namusunda gözü olan din bezirgânlığı yapan köpek AKP Dersim`de 7 Kasım 2016 günü katlettiğiniz 10 DHKC gerillasının ölü bedenleri NEREDE.
Dersim`in tüm dağlarını, ovalarını, yaylalarını, boğazlarını, mağaralarını, köylerini bombaladınız. Korkunuz büyük. DHKC gerillaları iktidarını devirmek için, acı çeken, yoksullaştırılan, katledilen kültürü, dili yasaklanan, inancı yok sayılan halklarımız için o dağlara çıktı. "Ne zaman gelecekler" diye sayıklıyorsunuz uykularınızda. Bu korkularınızı halk savaşçılarını bizleri halkı katlederek bitiremezsiniz.
                AÇLIK, YOKSULLUK, ZULÜM, FUHUS, YOZLAŞTIRMA, SÖMÜRÜ politikalarınız sürdüğü müddetçe savaşan halkı savaştıran bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm savasımız da devam edecek. Devrim için, güzellik için, mutluluk için, onur, namus, için yaşayan savaşan DHKC gerillalarını Cephelileri, milisleri hep karşınızda göreceksiniz. Karşınıza Şafak, Bahtiyar olup, Çiğdem, Berna olup. Kenan, Naciye, Mahir, Leyla, Bilgehan olup çıkan bizleri hep bulacaksınız.
              
              SORUYORUZ?
              CEVAP İSTİYORUZ...
              DUY BU SESİ TURKİYE OLİGARŞİSİ...
              Dersim`de 7 Kasım 2016 tarihinde katlettiğiniz 10 DHKC gerillası nerede?
              Ne yaptınız şehitlerimize?
              Hangi toprağın, çukurun içine attınız şehitlerimizin ölü bedenlerini.
              Kenan Günyeli’n, Mustafa Dogru`nun, Hüseyin Gülmezin, Tuncel Ayaz’ın, Murat Gün’ün, Melih Isık`ın, Bünyamin Kılıç’ın, Naciye Yavuz`un, Hünkâr Derya Güneş’in, Aysun Saban’ın cenazeleri nerede? CEVAP VERİN...
              Eğer cevap vermezseniz Şafaklar, Bahtiyarlar, Bernalar, Leylalar, Bilgehanlar kapınıza dayanacak YİNE GELECEGİZ...
             
              Sizin hiç mi savaş ahlakınız yok.
              HİÇ Mİ?
              Ahlaksızınız, şerefsizsiniz, katilsiniz, beyninizden irin, pislik akıyor.
Ve o pisliği gömecek halkımıza ve savaşçılarımıza karşı hiçbir gücünüz yetmez.
              Savaşımızı büyüteceğiz.
              Saraylarınızı başınıza yıkacağız.
              Ülkemizin tüm dağlarında, toprağında olacağız.
              Geliyoruz...
              Geliyoruz...
              Geliyoruz...
              Hey düşmanlarımız. Şafaklar çıkacak karşınıza.
             DHKC savaşçıları ölümsüzdür.
             Umudunuz Umudumuzdur.
             SÖZ SİZE YOLDAŞLAR HESABINIZI SORACAGIZ...
                             Essen Halk Cephesi

                                         19 Ocak 2017

30.01.2017 tarihinde Elazığ'dan otobüsle İstanbul'a gidecek olan BARIŞ ERKUŞ adlı arkadaşımız ailesinin haberi olmasına rağmen Malatya emniyetinin ailenin haberi olmadan kayıp ihbarı verdirterek otogarda gözaltına aldırtmıştır.
Korkak, aciz, pislikler hangi kanunda anne veya baba olmadan kayıp ihbarı verilebiliyor soruyoruz size. Kendi şerefsizliklerini yine kendileri açıklamıştır aileyi arayarak "Oğlunuzu gidip Elazığ'dan alın istediğimiz zaman biz istediğimiz yerde alırız demişlerdir".
Ailenin daha önceden vermiş olduğu imzayı kullanarak Malatya emniyeti arkadaşımıza kayıp ihbarı verdirterek İstanbul’a sadece bugünlük gidilmesi engellenmiştir.
Savcılıksa savcılık ya da diğer yollar her yere şikâyet edeceğiz, her yerde teşhir edeceğiz 16 yaşındaki bir liseliden korkunuzu. Ne yani yanınıza kar mı kalacak ailenin imzasını kullanıp istediğinizde kayıp ihbarı verdirteceğinizi mi sanıyorsunuz. Katiller sizler alçaksınız bugün yaptıklarınız bir kez daha korkunuzu ortaya sermektedir, arkadaşımızdan ne istiyorsunuz, ailesinden ne istiyorsunuz. Bizim ailelerimiz emeğiyle parasını kazanır sizin gibi çanak yalayarak değil ailelerimizin kazandığı parayı yollara harcatmayız sabrımızı sınamayın!
Arkadaşımızı rahat bırakın yoksa Bilgehanlar gibi halk kurtuluş savaşçıları sizden birebir hesap sordurtacak o zaman kan kusacak ağızlarınız öfkemizde boğulacaksınız!
Arkadaşımızı ister İstanbul'a İster Dersim'e nereye giderse gitsin peşini bırakın ailesini tehdit etmeyin altından kalkamayacağınız işlere bulaşmayın gidin çocuklarınıza onurlu şerefli bir hayat yaşatın polisliği bırakın halkın yanında yer alın bu dediklerimizi unutmayın halkın adaleti sizden hesap sorduğunda hatırlarsınız.
POLİS OLMA ONURUNLA ŞEREFİNLE SİMİT SAT!
KATİL POLİS ARKADAŞLARIMIZDAN ELİNİ ÇEK!

 MALATYA LİSELİ DEV-GENÇ

Almanya Mannheim’da her ay düzenli olarak gerçekleştirilen kahvaltılardan sonuncusu 29 Ocak Pazar günü gerçekleştirildi. Saat 11.00’da ilk ailelerimizin gelmesi ile kahvaltılıklar hazırlanmaya başlandı. Sonrasında ise kahvaltıya geçildi. Kahvaltıdan sonra ise Dersim`de katledilen gerillalar ve Tekirdağ`da çatışarak şehit düşen Bilgehan Karpat için anma gerçekleştirildi.
Anmada öncelikli olarak hazırlanan sinevizyon izlendi. Sonrasında ise Dersim`de şehit düşen gerillalar ile ilgili açıklama okundu. Okunan şiirler ve söylenen türküler ile sona eren anma programında ayrıca gerillanın kızına yazmış olduğu mektup ile Bilgehan Karpat`ın bir taraftarımıza Yunanistan`da cezaevindeyken yazmış olduğu mektup okundu.
Sohbet şeklinde devam edip giden anma programında mezar hakkı üzerinde durulurken herkesin bir mezara sahip olma hakkının bulunduğu ve şehitlerimizin bir mezarı oluncaya kadar mücadelenin sürdürüleceği vurgulandı.

Uzun yürüyüş ve Mannheim programı üzerine de bilgilendirmelerin yapıldığı etkinlik saat 15.00`da son buldu. Etkinliğe 26 kişi katıldı.

Essen Eğitim ve Kültür Atölyesinde 3. Türkü ve Şiir Akşamımızı düzenliyoruz…
Konuklarımız:
Grup BORAN ve Konuk Sanatçılar
Tarih: 11.02.2017, Cumartesi
Saat: 18.00
Adres: Eğitim ve Kültür Atölyesi (EKA), Martin-Luther-Str. 82, 45145 Essen-Frohnhausen, (Alfred-Krupp-Schule Karşısı)
Tüm halkımızı bekliyoruz…

EKA Essen

ANTARSYA (Anti-kapitalist, Devrimci, Komünist Sol ve Radikal Çevreciler Cephesi) ülkemizde yıllarca sosyal mücadeleye katılan devrimci Şerif Turunç’un gözaltına alınmasını kınamaktadır. Kendisi geçtiğimiz Pazar günü Türkiye’nin Tekirdağ ilinde gözaltına alınmıştır.
Tutsaklarla dayanışma komitesinin aktif üyesi olan Şerif, Türkiye’de terörist olarak lanse edilmektedir.
Gözaltına alınması Erdoğan iktidarının bir kez daha Türk ve Kürt devrimcilere terörist denilerek saldırılmasının, solcuları, akademisyenleri, eğitimcileri ve kendine demokratım diyen herkese saldırmasının örneklerinden biridir.

Türkiye ve Yunanistan’da emekçiler demokratik hakları için ve iktidara ve otoriter rejime, milliyetçiliğe ve devlet terörüne karşı özgürlükler için mücadele ediyorlar. Tüm dayanışma duygularımızı iletiyor ve Şerif Turunç’un bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

EKKE (Yunanistan Devrimci Komünist Hareketi) 22 Ocak tarihinde Türkiye’de yaralı olarak gözaltına alınan Şerif Turunç’a ve Türkiye halkı ile beraber faşizme ve emperyalizmden kurtuluş ve tüm halkların kardeşçe yaşayabileceği sosyalizm için verdikleri zorlu ama bir o kadar da haklı mücadelede Türk, Kürt tüm devrimcilere sonsuz dayanışmalarını ifade eder.
Şerif, Yunanistan’daki sol demokratik mücadelede Tutsaklarla Dayanışma Komitesi çizgisinde verdiği en nazik yaklaşımlarıyla tanınan biriydi. Yunan halkının her eylemliliğinde yunan halkının yanında yer aldı.
Yunan hükümetinden askeri ve faşist Türkiye devleti ile işbirliğine son verilmesini ve Türk-Kürt politik mültecilere destek verilmesini talep ediyoruz. Atina anti-teröründe Şerif’in çekilen fotoğraflarının Türkiye’de Türk polisi tarafından lanse edilmesi, afiş olarak tüm İstanbul’da asılması kabul edilemez bir durumdur.
Dayanışma Halkların Silahıdır
Bölge Halkları İçin Barış

Yunanistan NATO’dan Ve Tüm Emperyalist Kurumlardan Çıkmalıdır

Faşist AKP’nin Hapishanelerde Tecrit Ve Sürgün Politikalarına Karşı Protesto Eylemi!
27 Ocak’ta hapishanelerde sürgün ve tecrite son pankartıyla Galatasaray Lisesi önünde saat 16.00’da TAYAD'lı Aileler bir protesto eylemi gerçekleştirdi. Hazırlanan basın bildirisi okundu.

“TECRİT VE SÜRGÜNLERE SON!”, “DEVRİMCİ TUTSAKLAR ONURUMUZDUR!” sloganları atıldı. Eyleme 7 kişi katıldı.

29 Ocak tarihinde, FOSEM (Fotoğraf ve Sinema Emekçileri) olarak Kadıköy'de TAVIR Dergisi dağıtımı yaptık. Yeni kavga yılının ilk sayısını halkımızla buluşturduk, Grup Yorum'un tutsaklığı üzerine sohbetler ettik. 7’den 70’e herkesin dinlediği, halkın susmayan dili Grup Yorum için özgürlük isteklerini dile getiren halkımız, Kadıköy sokaklarında Grup Yorum’a Özgürlük için bir imza da sen at kampanyamız kapsamında imza toplayan çalışma arkadaşlarımızla da sohbetler edip imza atarak destek de bulundular. 2 saatlik çalışma sonunda 75 adet Tavır Dergisi halka ulaştırıldı.

FOSEM

27 Ocak tarihinde Fotoğraf ve Sinema Emekçileri olarak Okmeydanı'nda Yürüyüş Dergisi dağıtımı yaptık. Halkımızla, faşizm üzerine sohbetlerin edildiği çalışmaya 2 kişi katıldı. 1,5 saatlik çalışma sonunda 44 adet Yürüyüş dergisi halka ulaştırılırken 5 ev ziyaret edilerek sohbet edildi. Gerçeğin sesi Yürüyüş Dergisini halka ulaştırmaya devam edeceğiz.

FOSEM

Geçtiğimiz günlerde şafak operasyonları ile gözaltına alınan ve tutuklanan aydınların aileleri Samandağ CHP İlçe Binası’nda bir araya gelerek tutuklu aydınlara cezaevinde yapılan işkenceleri kınadılar. İlçe binasında yapılan basın açıklamasına CHP Milletvekili Serkan Topal, İlçe Başkanı İbrahim Aydoğan, Avukat Anıl Cevahir Can katılım gösterdi. Yapılan açıklamalarda keyfi tutuklamalara ve gözaltılara tepki gösterilirken aydınların derhal serbest bırakılması çağrısı yapıldı.
Tutuklu ve Gözaltında bulunan aileler adına basın açıklamasını gerçekleştiren İpek Arslan: “Bilindiği üzere 2 hafta önce yapılan şafak operasyonları ile ilimizde sol görüşe sahip devrimci aydınlarımız gözaltına alınmış. Daha sonra sevk edildikleri mahkeme tarafından tutuklanarak Hatay T tipi ceza evine gönderilmişlerdir. 34 aydınımız da hala gözaltı sürecindedir. Suçları; ülkemizin içinde bulunduğu durumu dikkate alınarak her türlü platformda demokratik haklarını kullanmalarıdır.  Yakınlarımızın tutuklanma tarihi de bizce manidardır. Yakınlarımızın anayasal haklarını kullanması terör örgütü propagandası yaptıkları anlamına gelemez!     
Gözaltında süre olarak keyfi muamele uygulanmış, ceza evine sevk edildikten sonra, ceza evlerinde uygulanması gereken evrensel ilkeler çiğnenmiştir. Fikri ve fiziksel müdahale ile karşılaşmışlardır. Bu durum bizlere 12 Eylül cuntasını hatırlatmaktadır. Ülkemize başkanlığın dayatıldığı bu süreçte, gözaltına alınmalarını kamuoyunun takdirine sunuyoruz. T tipi ceza evlerinde daha önce yapılan baskılar. Halkımızın hala zihnindedir. Ceza evindeki bir arkadaşımızın saç şekline karışılmış, 12 Eylüldeki gibi zorla tıraş edilmiştir. Bir diğer arkadaşımızın bileği burkulmuş. Bir arkadaşımızda baygınlık geçirmiştir, revire dahi gitmelerine izin verilmemiştir. Kantin hakları kısıtlanmış bazı infaz koruma memurlarınca sözlü ve fiziki tacize maruz kalmışlardır. Tutukluların sayımı bile çağ dışı şekilde yapılmaktadır. Haklarında kesinleşmiş bir mahkumiyet dahi olmayan yakınlarımızın çağ dışı fiillere maruz kalmaları biz ailelerin derin endişeler duymamıza sebebiyet vermektedir.    
Halkımızın, siyasi partilerimizin, milletvekillerimizin sivil toplum kuruluşlarının bir an önce tutuklu aydınlarımız için harekete geçmeleri çağrısında bulunuyoruz.
TUTUKLULAR: Kudret Arslan, Erhan Arslan, Fehim Bolat, Sinan Okur, Karip Polat, Mert Aldıçoğlu, Sadık Altınöz, Gökhan Demir, Orhan Çapar, Deniz Yücel, Devrim Deniz Karataş, Bahar Uçucu, Kübra Sünnetçi!
Gözaltındakiler: Samandağ-Antakya:
1. Nidal Çay
2. Gülüzar Işık Çay
3. Hakan Güngör
4. Nihat Eraslan
5. Kerem Nalbant
6. Şükran Dağ Cabir
7. Adnan Eryılmaz
8. İlhan Kılınç
9. Talat Oruç
10. Ali Karasu
11. Tuncay Yılmaz
12. Sultan Başaran
13. Neslihan Atahan
14. Ali Lale
15. Dilek Daplan
16. Yasemin Yılmaz
İskenderun:
1. Nevzat Güzel
2. Medya Güzel
3. Selçuk Sağlam
4. Aysel Eşiyok
5. Hülya Cengiz
6. Doğan Bozkurt
7. Nadai Ekinci
8. Süleyman Pörklü
9. Mehmet İnsan
10. Şükriye Kortak
11. İsmail Doğan
12. Reşat Kızılay
13. Fikret Pirinç
14. Abidin Bakır
15. Ahmet Çağan
16. Melek Demir
17. Mehmet Karlıdağ
18. Yusuf Gülşen
Konuya ilişkin açıklamada bulunan Topal: “Ancak darbe gerçekleşmemesine rağmen aynı uygulamaları maalesef bugün görüyoruz. Arkadaşımızın dediği gibi yaklaşık 13 tutuklu ve 40’a yakın gözaltına alınan arkadaşlarımız var. Yayladağı Ceza Evinde tutuklu olan arkadaşlarımıza yapılan muameleleri kesinlikle kınıyoruz. Yetkili mercilerle bu konuyu görüştük bu konunun takipçisi olacağız. Hukuk dışı uygulamalara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz! 20 Temmuz sürecinden sonra bir sindirme politikası başlamıştır.” dedi. 
CHP İlçe Başkanı İbrahim Aydoğan: “AKP yönetimi tarafından darbenin fırsata çevrilerek, gözaltılarla, gazetecileri tutuklamakla, devrimcilere baskılarla darbenin ilacının bu olmayacağını, darbelerin ilacının daha çok demokrasi olduğunu söylemiştik. Ne yazık ki bugün varolan AKP hükümetinin aydınlarımıza, gençlerimize uyguladığı keyfi gözaltıları kınıyoruz.  Gözaltında bulunan ve tutuklu arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz.” İfadelerini kullandı.

Tutuklu aydınların Avukatlığını yapan Av. Anıl Cevahir Can ise: “Aydınlarımıza yapılan keyfi muameleleri asla kabul etmiyoruz. Çağdışı uygulamalara bir an önce son verilmelidir.” ifadelerini kullandı.

Alev Şahin mimar olarak çalıştığı Düzce Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü'ndeki işinden 6 Ocak'ta yayımlanan 679 sayılı KHK ile ihraç edilmişti.
Alev Şahin uğradığı haksızlığı şu şekilde ifade ederek direnişe başlayacağını açıkladı:
"Katil değilim, hırsız değilim, darbeci değilim. Yoksul bir ailenin çocuğu olarak hayatı boyunca hep açların, yoksulların, ezilenlerin yanında; onları aç bırakan, yoksulluğa mahkum eden, ezenlerin ise karşısında oldum. Yani halkın mimarı olmaya çalıştım, tek derdim kamunun çıkarını korumak oldu. Çünkü benim hiç kimseye değil vergileriyle maaşımı aldığım halka karşı bir sorumluluğum var. Yeri geldi toprağına, suyuna, havasına sahip çıkan Hecinler köylülerinin çadırında kaldım yeri geldi ekmeğini yediğim, suyunu içtiğim aynı havayı soluduğum sizlerin çıkarı için firmaları, müteahhitleri, siyaseten güçlü sermayedarları karşıma aldım. Düzceli değilim evet ama baskıya ve komploya maruz kalacağımı da bilsem salla başı al maaşı demedim, komşum açken tok yatamadım, haksızlık karşısında dilsiz şeytan olmadım, ne makamda ne mevkide gözüm oldu. Makamlara, mevkilere halkı da vatanı da mesleğini de satanlardan olmadım. Düzceli olup da koltukları kendi çıkarları için kullananlardan olmadım, usulsüzlükleri görmezden gelmedim, arsa alıp satarak haksız kazançlarla zenginleşmedim, kamu kurumundaki odamı akrabalarımın üzerindeki işyerlerinin işlerini görmek için kullanmadım, genç yaştaki kız çocuklarına tacizden yargılandığı konuşulanlar gibi koltukların arkasına saklananlardan olmadım."
Kamu Emekçileri Cephesi olarak Mimar Alev Şahin'in yanındayız. Hakkını arayan kamu emekçilerinin direnişi bizim de direnişimizdir.
ALEV ŞAHİN YALNIZ DEĞİLDİR
ALEV ŞAHİN İŞİNE İADE EDİLSİN!
EMEKÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!

KAMU EMEKÇİLERİ CEPHESİ

AKP FAŞİZMİ KAMU EMEKÇİLERİNİN İRADESİNİ TESLİM ALAMAZ!
BU DİRENİŞ BUZ DAĞININ GÖRÜNEN YÜZÜDÜR, BUZ DAĞLARINI ERİTMEYE GÜCÜNÜZ YETER Mİ?
Kamu emekçilerinin OHAL'i tanımayıp hakkını istemelerindeki ısrarından korkuyor AKP.
"Katil değiliz, hırsız değiliz, darbeci değiliz emekçiyiz biz emekçi!” diyen dillerden korkuyor.
"Biz gerçekten kazanacağız" diyebilen kamu emekçilerinin inancından ve kararlılığından korkuyor.
"OHAL 80 milyon halkı teslim alamaz" diye haykırmamızdan korkuyor.
Halkımızın "ekmeğini istiyorlar, suç mu bu?" diye bize sahip çıkmalarından korkuyor.
OHAL'le yaratmak istedikleri teslimiyeti tanımamamızdan korkuyor.
Korktukça saldırmak size ait, zulme boyun eğmemek de bize aittir.
Halkımız görüyor ve yazıyor bir kenara suçlarınızı...'Öğretmenlerine bile bu şekilde saldıran, oturma eylemine dahi tahammül edemeyen bir devletten demokrasi beklenir mi?' diye sorguladıklarını biliyoruz.
Ankara, Malatya, İstanbul, Düzce... Çoğalıyoruz, çoğalacağız!
"Az olmamız felaket değil milyonlar bizimle olacak" diyen Lenin’in, canları pahasına bizlere direniş geleneği bırakan Mahirlerin öğrencileriyiz.
Direniş var olma umudumuzdur, umudumuzu o kanlı ellerinize bırakmayacağız.
İNSANLIK ONURU FAŞİZMİ YENECEK!
OHAL KALDIRILSIN, KHK'LAR İPTAL EDİLSİN
KAMU EMEKÇİLERİ İŞİNE GERİ DÖNSÜN!
MALATYA VE ANKARA'DA DİRENEN KAMU EMEKÇİLERİ ONURUMUZDUR!
EMEKÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!

KAMU EMEKÇİLERİ CEPHESİ








Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.