Şubat 2021

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

27 Şubat 2021 günü Hamburg Halk Cepheliler olarak Hamburg'un Altona semtinde Seher, Sevcan ve Betül için eylem gerçekleştirildi. Eylemde açıklamalarımızı okuduk, bildiri dağıtık ve grup yorumun şarkılarıyla protesto ettik.

Seher, Sevcan ve Betül'ün derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Berkin Elvan’ın cenazesine katılmak suç değil. 7 Notanın komutanlarının (Helin ve İbo) direnişlerinde yer almak suç değil!

 

SEHER SEVCAN BETÜL'E ÖZGÜRLÜK!

 

HAMBURG HALK CEPHESİ





 Grup Yorum Üyeleri Betül Varan, Seher Adıgüzel ve Dev-Gençli Sevcan Adıgüzel Derhal Serbest Bırakılmalıdır!

Betül ve Seher Avrupa'dan vatanlarına, Türkiye'ye dönerek halkın sanatını yapmaya karar verdiler. Sevcan, vatanına dönerek gençliğin, emperyalizme ve faşizme karşı onurlu mücadelesine omuz vermeye karar verdi. Grup Yorum emekçileri Betül ve Seher ve Dev-Gençli Sevcan yalan ve iftiralarla faşizm tarafından tutsak edildiler.
Betül ve Seher'in halkın değerlerini savunmaktan, türkülerini söylemekten başka hiçbir suçları yoktur. Faşizme karşı, onun yoz kültürüne karşı, halkın kültürünü, halkın sanatını yapmak istemek suç değildir.

Faşizm halkın düşmanıdır. O halka ait her şeye düşmandır. Halkın mimarına, avukatına, doktoruna, halkın sanatına, kültürüne düşmandır. Depremlerde çürük binaların altında ölen biz, madenlerde göçüklerde ölen biz, şantiyelerde iş cinayetlerinde ölen biz, tren kazalarında ölen biz, yokluktan, açlıktan, hastalıktan ölen biz, milyonlarca halkız. Faşizm her şey yanına kâr kalsın istiyor. Halkı kimse savunmasın deyip, halkın avukatlarına saldırıyor, halk için insanca barınma hakkını savunan halkın mimar- mühendislerine saldırıyor, halk için bilimsel parasız eğitim isteyen akademisyenlere, öğrencilere saldırıyor, halk için sağlık diyen doktorlara saldırıyor... İşte Grup Yorum bu halkın hafızasıdır. O'nun türkülerini yapar söyler. AKP faşizmi Grup Yorum'a bu yüzden saldırıyor. Ama nafile! On yıllardır nice engelleri aştı Grup Yorum. En son Yedi Notanın Komutanları Helin ve İbrahim bu saldırının önünde aşılmaz birer barikat oldular. Burjuvazinin yoz kültürüne karşı, faşizmin ahlaksızlığına karşı, onurun, erdemin ve halk için sanatın tüm dünyada sembolleri oldular.
Betül ve Seher'i yalan ve iftiralarla rehin alarak, halkın sanatını engelleyemezler! Grup Yorum milyonlardan oluşan bir halk korosudur. İşte faşizmin acizliği de buradadır. Milyonları tutuklayamaz, Grup Yorumu tutsak edemez oluşundadır.

Betül, Seher ve Sevcan derhal serbest bırakılmalıdır. Halkın sanatını yapmak, halk için parasız bilimsel eğitim istemek, emperyalizme karşı bağımsızlığı savunmak suç değil şereftir!

Grup Yoruma Özgürlük!
Betül Varan, Seher Adıgüzel, Sevcan Adıgüzel Derhal Serbest Bırakılsın!
Yaşasın Dev-Genç, Yaşasın Dev-Gençliler!

Avusturya Dev-Genç



 Sarıgazi'de Halk Cepheliler 21 Şubat günü halk okulu dergisinin 65. Sayısını 75 adet esnafımıza ulaştırdı 25 Şubat halk cepheliler halk okulu dergisi 66. sayısı 75 adet esnafımıza ulaştırdı. 

Ayrıca 37 yıldır Özgür Tutsak Olan Ali Osman Kösenin sağlık problemlerini, hasta tutsak olduğunu halkımıza anlattık.  Ali Osman Kösenin mücadelesini sahiplendiğimizi ve onu yalnız bırakmadığımızı anlattık.  Halkımız tarafında da anlattıklarımız dinlendi ve sahiplenildi.

 

 Sarıgazi Halk Cephesi




Erdal Gökoğlu Tek Tip Dayatmasına karşı başlattığı açlık grevinin 24. Gününde. 

27 Şubat Cumartesi günü Belçika Halk Cephesi ve Dev-Gençliler Erdal Gökoğlu'nun bulunduğu hapishanenin önünde eylem gerçekleştirdi.

1 saat süren gösteride Hollandaca, Fransızca ve Türkçe sloganlar atıldı, geçen insanlara bildiri verildi ve türküler söylendi. 

 




 Alman Devleti tarafından Belçika'ya iade edilen devrimci tutsak Erdal Gökoğlu'na Belçika'da tutulduğu Saint Gilles hapishanesin ‘de tecrit işkencesi uygulanmakta ve üstüne üstlük bir de kendisine tek tip elbise uygulaması dayatılmaktadır. Şu an itibari ile açlık grevinin 25. gününde olan Erdal Gökoğlu'na B1 vitamini verilmemektedir. Ayrıca kendisinin doktor ve telefon hakkı da cezaevi yönetimi tarafından gasp edilmektedir.


Yapılan hukuksuzluklar saymakla bitmez. Belçika'da Temmuz 2020'den bu yana kaldırılan TTE uygulaması Erdal Gökoğlu'na neden dayatılıyor? Banyo'ya giderken kendisinden tek tip elbise giymesi istendiği için, Erdal Gökoğlu en temel hijyen ve temizlik hakkından faydalanamıyor.
Ayrıca Erdal Gökoğlu'nun Belçika'da süren ve ya bitmiş bir davası dolayısı ile de aldığı herhangi bir mahkûmiyet cezası yoktur. Erdal Gökoğlu, Almanya'da aldığı cezanın bir bölümü infaz edildikten sonra Belçika'ya iade edilmiştir. Bu ülkede hapiste tutulmasının hiç bir hukuki yanı yoktur. Ancak Belçika devleti bununla da yetinmeyip; Erdal Gökoğlu'na Almanya'da bile uygulanmayan tecritti ve baskıyı uygulamaktadır. 25 gündür açlık grevinde olan bir insanın doktor, telefon görüşmesi gibi hakları Belçika devletince gasp edilmektedir ve açlık grevinde olan biri için çok hayati önem taşıyan B1 vitamini kendisine verilmemektedir.

Belçika Devleti'ne sesleniyoruz! Özgür tutsaklara TTE'yi kimse giydiremedi siz de giydiremeyeceksiniz! Kendi yasalarınızı uygulayın ve bu dayatmadan vazgeçin.
Bizler, sizin kendi yasalarınızı çiğneme pahasına özgür tutsaklara yaptığınız bu baskıların nedenini biliyoruz. Erdal Gökoğlu size boyun eğmez. Özgür Tutsaklar geleneğinin tarihine bakın. Bu tarihin tek bir anında geri adım atmak yoktur. Yine yenileceksiniz!

Erdal Gökoğlu'na Özgürlük!
Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!


Avusturya Halk Cephesi

Dortmund'da birlik ve dayanışma kahvaltılarımızdan ilkini gerçekleştirdik.

Kapitalizmin bireycileştirme, bencilleştirme saldırılarını korona koşullarında arttırması;

herkesi kendi evine ve dünyasına kapatma, değerlerimizden uzaklaştırma çabasına karşı 21 Şubat günü üç aile bir araya gelerek kahvaltımızı gerçekleştirdik.

Birlikte yenilen yemek, içilen çaylar eşliğinde ölüm orucu direnişimizin siyasi zaferini, dünyada yarattığı etkiler konuşuldu.

Kahvaltımıza Bolu T Tipindeki özgür tutsak Sevcan Adıgüzel mektubuyla konuk oldu.

Kasım 2020 tarihinde Sevcan'ın gönderdiği mektup kahvaltıdan birkaç gün önce Dortmund halkının eline ulaştı.

Uzun süreli bir engellemeyi aşarak gelen mektup Birlik ve Dayanışma kahvaltısının da sürprizi oldu.

Dortmund'da büyüyen ve ülkede mücadelesine devam eden Sevcan, yazdığı mektupta Dortmundlulardan mektup almanın kendisini sevindirdiğini anlatmıştı.

Sevcan’ın mektubunu topluca okunmasından sonra Sevcan'a üç tane kart yazıldı. Dortmundlular ona selamlarını tekrar gönderdi.

Birlikte yenilen yemekler, içilen çaylardan sonra kahvaltı bitirildi.

Düzen Çürütür, Birlik ve Dayanışma Yaşatır

 

 

Yürüyüş Dergisi'nin Yazı İşleri Müdürü ve Sahibi Özgür Tutsak Elif Ersoy'a Keyfi Baskı, Yasak, İşkence, Hapis Cezaları...

KAYSERİ-BÜNYAN HAPİSHANESİ’NDE HALK OKULU DERGİSİ’Nİ ALABİLMEK İÇİN HER YARIM SAATTE BİR BEŞ DAKİKA BOYUNCA KAPI DÖVME EYLEMİ YAPTI ve HAFTALARCA UYUYAMADIĞI İÇİN HASTALANDI

BULDUĞU HER YOL ve YÖNTEMLE FAŞİZMİN KEYFİYETİNE KARŞI DİRENİYOR HAKKI OLANI İSTİYOR

Halkımıza Siyasi Gerçekleri Açıklayan Yürüyüş Dergisi’nin Sahibi Olduğu İçin AKP Faşizmi Yeni Hapis

Cezaları Vererek Elif’ten İtikam Alıyor

Cübbeli Cellat Akın Gürlek Aracılığıyla Hain Berk Ercan’a Söylettiği

Yalanlar Nedeniyle Tutuklanan

ELİF ERSOY’A ÖZGÜRLÜK!

 

Okulu 68. Sayısını İndirmek İçin Tıklayınız...

Halk Okulunun Tüm Sayılarına Ulaşmak İçin Tıklayınız…

Sahibi ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü: İrfan YILMAZ

Adres: Hobyar Mah. Cemal Nadir Sok. Büyük Milas Han, No:24 İçkapı No:220 Fatih/İSTANBUL

Ofset Hazırlık: Ozan Yayıncılık

Adres: Zübeyde Hanım Mah. Fevzi Çakmak Cad. 1297. Sokak No: 1 Daire: 1 Sultangazi / İSTANBUL

Mail: kanattan2@gmail.com Tel: (0212) 419 31 96 ISSN: 2687-4075

Baskı: Kalmak Ofset Matbaacılık Yüzyıl Mahallesi Massit, Matbaa ve Amb. San. Sit. 5. Cad, No-7 Bağcılar / İSTANBUL

Sayı: 68

Tarih: 28 Şubat 2021

İçindekiler:

 

·                    ELİF ERSOY, HALK OKULU DERGİSİNİ ALABİLMEK İÇİN

·                    AYDIR HER YARIM SAATTE BİR KAPILARI DÖVEREK DİRENİYOR!

·                     HHB: AYTEN ÖZTÜRK

·                    İKİ KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS İLE CEZALANDIRILMAK İSTENİYOR

·                    YUNANİSTAN ÖZGÜR TUTSAKLARI: ÖZGÜR TUTSAKLAR DİYOR Kİ

·                    ÖZGÜR TUTSAK ERDAL GÖKOĞLU’NA SEVK EDİLDİĞİ BELÇİKA ST. GİLLES HAPİSHANESİ’NDE TEK TİP ELBİSEGİYMESİ DAYATILIYOR!

·                    TEDAVI KURUMU OLMASIGEREKEN DEVLETIN HASTANESINDEN DEVRIMCI TUTSAK ALI OSMAN KÖSE’YE COVİT-19 VIRÜSÜ BULAŞTI

·                    GRUP YORUM ŞARKI SÖZÜ: KÖROĞLU

·                    HALK İÇİN SANAT VE SANATÇI:

·                    HALKIN ÖRGÜTLÜ SANATÇILIĞININ MANİFESTOSU

·                    DEVRİMCİLİK: HALKI ÖRGÜTLEMEK VE SÜREKLI FAALIYET İÇINDE OLMAKTIR!

·                    İLKELER PUSULA KURALLAR DÜRBÜNDÜR:

·                    SAVAŞ VE BİZ: FEDA; DÜŞMAN KUŞATMASINA KARŞI HALKLARIN SİLAHIDIR!

·                    İÇİMİZDEN BİRİ:HALK CEPHELİ, İDEOLOJİK GIDASINI VE İNANCINI KİTLE ÇALIŞMASINDAN ALIR...

·                    MÜCADELE TARİHİMİZDE 2020 YILI: KASIM

·                    BİRGÜN GAZETESİ, ADALET İÇİN ÖLÜM ORUCUNU, ADALET SAVAŞÇISI EBRU TİMTİK’İ YAZMAYARAK, KENDİ TESLİMİYETÇİLİĞİNİ MEŞRULAŞTIRAMAZ!

·                    HABERLER

·                    AVRUPA DEV-GENÇ

·                    AVRUPA’DA HALK OKULU

·                    YUNANİSTAN’DA YENİ BİR MEVZİ: HFG

·                     BİZE ÖLÜM YOK

Gazi mahallesinde halk cepheliler yasaklara karşı İsmetpaşa caddesinde ses çıkarma eylemi yaptı.

Gazi mahallesinde halk cepheliler son dönemlerde yasaklardan kaynaklı esnafta oluşan ekonomik sorunları protesto etmek için ses çıkarma eylemi yaptı.

Esnafın yoğun ilgi gösterdiği eylemde 2 dakika boyunca ses çıkarma eylemi ve slogan atıldı.

Eyleme 40 kişi katıldı...


Duisburg Grup Yorum Gönüllüleri Adalet İstiyoruz Komitesinin çağrısı üzerine Sevcan'a mektupları ile selam gönderdi.

Mektuplarımızda Korona süreci ve Alman devletinin bunu nasıl baskı aracı haline getirildiği anlatıldı.

Anılarımızı tekrar hatırlattık.

Almanya'daki ırkçılığı anlattık.  Bir gün önce daha önceki mektuplarımıza cevap almıştık

Toplam 10 selam gönderdik Sevcan’ımıza

Duisburg Grup Yorum Gönüllüleri

Bugün 26 Şubat 2021 Hamburg Halk Cepheliler olarak Hamburg'un Belçika konsolosluğu önünde eylem gerçekleştirildi. Tutsak bulunan devrimci Erdal Gökoğlu'na dayatılan tek tip elbisesine karşı. Erdal Gökoğlu bunun için aynı zaman 23. Günden beri açlık grevinde.

Erdal Gökoğlu Yalnız Değildir!

Erdal Gökoğlu N'est Pas Seul!

Tek Tıp Elbısesıne Karşı Bız Varız!

Mannheim Halk Cephesi olarak yeni doğan bebeğimiz Dafne İdil'i ve ailesini ziyaret ettik.

Sıcak bir ortamda sohbetler eşliğinde gerçekleşen ziyaretimizde; bebeğimize hediyelerimiz sunup yıldızımızı taktık. Pandemiden dolayı ziyarete katılmayan ailelerimizin selamlarını ilettik.

Doğumdan dolayı ailemizi tekrardan tebrik ediyor bebeğimize aramıza hoş geldin diyoruz.

Adını taşıdığı Ayçe İdil gibi onurlu, erdemli bir hayatın ve halkın için atan bir yüreğin olsun.

Almanya’da Süryani Bayraklarına, Sembollerine Ve Süryani Aktivistlerine Yönelik Keyfi Yasaklar Ve Baskılar

Asur-Süryani bayrağı İçişleri Bakanlığı'nın yasak sembolleri listesinde yer almasa da, Düsseldorf polisi 24 Şubat 2021'de Asurlu-Süryanilerin Türkiye siyasi tutsakların özgürlüğü için düzenlenen bir mitingde ulusal bayraklarını sergilemelerini keyfi olarak yasakladı ve Bayrağa el koydu. Asurlu aktivist şimdi “yasak sembol takmaktan” soruşturuluyor.

Asur bayrağı, 50 yılı aşkın süredir anavatanlarında ve diasporada Süryanilerin sembolü olmuştur.Mavi yıldız ve dört kırmızı-beyaz-mavi çizgili dört parçalı bayrak, üst çeyrekte Hıristiyanlık öncesi tanrı Ashur'un sembolünü taşıyor.

Almanya'da diğer Süryaniler de suçlandı

Augsburg, Regensburg ve Sigmaringen'de Arami Süryani aktivistlerinin de siyasi faaliyetleri nedeniyle mahkemeleri var. Dava, Süryani Devrimci Halk Hareketi'nden (süryanice. Suryoye Qauwonye) üç erkek ve dört kadına yöneliktir. Onlar da 1 Mayıs 2018'de Augsburg'daki gösteride dernek yasasını ihlal etmekle suçlanıyorlar. Yetkililere göre, Almanya'daki gizli servisin gözlemlediği Marksist-Leninist örgüt Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi'nin (DHKP-C) bayraklarını taşıdılar. Halbuki Mezopotamya Komünist Süryanileri'nin (süryanice. Suryoye Gawonoye d´Bethnahrin) sarı yıldız ve kırmızı zemin üzerinde çekiç ve oraklı bayrağını taşımışlardı.

Almanya'daki Süryani Aktiviste Terör Suçlaması

Augsburg davasının baş sanığı Sami Grigo Baydar'dır. 29 yaşındadır ve Antakya Süryani Ortodoks Kilisesi'nde bir ilahiyatçıdır. Sol görüşlü bir siyasi aktivist, gazeteci ve yazar olarak Türkiye'deki Süryanilerin hakları için mücadele ediyor. Karlsruhe'deki Federal Savcılık Bürosu da Baydar'a karşı bir inceleme prosedürü başlattı. Süryani eylemciyi § 129b StGB'ye göre "yurtdışında suç ve terör örgütü kurmakla" suçluyor. Ayrıca, göçmenlik makamlarında (Bavyera) Baydar ile Facebook veya Instagram'da arkadaş olan göçmenlere şu anda sistematik olarak kendisiyle ne tür bir ilişki içinde oldukları sorulmaktadır. Bavyera'dan etkilenenlerin birçoğu Baydar'a bu konuyu şahsen bildirdiler.

Almanya'da Süryanilere Yönelik Artan Baskı

Almanya'da Süryanilerin ve onların örgütlerinin, hareketlerinin, bayraklarının ve sembollerinin suç sayılması, özellikle Türkiye tarafından desteklenen sistematik bir imha politikasına dayanmaktadır. Yıllardır Süryani kurumları, Almanya'daki siyasi ve kültürel faaliyetler yetkililerin gözünde. Yani Almanya, Erdoğan'ın faşist yönetimi altında Türkiye'nin taleplerine kayıtsız şartsız itaat ediyor.

Avrupa'daki Süryani Halk Meclisi

Avrupa Süryani Halk Meclisi federal hükümetten Almanya'daki Süryani aktivistlerin kriminalize edilmesine son vermesini istedi. Birliğin yaptığı açıklamada, “Türk devleti onlarca yıldır Süryani kimliğini ve kültürünü yok etmeye çalışıyor. Süryani dili ve müziği Türkiye'de yasaklandı ve zulüm görüyor. Kiliseler, manastırlar, mezarlıklar ve topraklar kamulaştırılıyor ve hatta Suriyeli rahipler ve siyasi aktivistler terörist oldukları iddia ediliyor. " Süryaniler Halk Meclisi de "federal hükümetin kendisi bu insanlık dışı politikayı sistematik suçlaştırma ile Alman topraklarında sürdürmeye ve böylece Türkiye'ye Süryani halkına karşı daha fazla suç işlenmesi için meşruiyet sağlamaya karar verdi. " diyor.

Süryaniler kimdir?

Bugünkü Suryoye'ler (aram. ܣܘܪܝܝܵܐ, Türkçe Süryani, İngiliz Süryanice) Sami kökenlidir ve kökleri eski doğu halklarına ve Mezopotamya, Akadlar, Babilliler, Asurlular, Arami ve Keldanilerin yüksek kültürlerine kadar uzanabilir. Ayrıca Arami, Asurlular, Keldaniler, Süryaniler gibi isimler ve Süryani Ortodoks, Maronitler, Melkitler, Keldani Kilisesi ve Süryani Kilisesi gibi diğer bölgesel veya mezhepsel terimlerle de bilinirler. Genel etnik terim "Suryoye" dir. Süryanilerin yurdu Ortadoğu'dur ve medeniyetin beşiği olarak bilinen Mezopotamya bölgesinde (aram. ܒܬ ܢܗܪܝܢ - Beth Nahrin) yoğunlaşmıştır.

-Avrupa'da Süryani Halk Mecıls-

Belçika Halk Cephesi olarak bu Cumartesi saat 19.00'da türkü gecesinde buluşuyoruz!

Sosyal medya üzerinden gerçekleştireceğimiz, canlı türkü gecemize tüm halkımızı bekliyoruz!

Belçika Halk Gündemi Facebook sayfasından yayınımızı canlı olarak izleyebilirsiniz.

Yalnızlaşmaya

Yabancılaşmaya

Yozlaşmaya Karşı;

Birliğimiz Gücümüzdür!

Korona Salgını Karşısında Çaresiz Değiliz!

Belçika Halk Cephesi

Gökoğlu'na TTE Dayatmasına Son Verilsin!

Belçika'da Saint-Gilles Hapishanesi'nde tutulan Erdal Gökoğlu'nun TTE Dayatmasına karşı açlık grevi sürüyor.

Gökoğlu, yarın, 27 Şubat'ta açlık grevinin 25. Gününde olacak. Yarın, Saat 15.30'da Hapishane önünde olacağız.

Sesimizi, Hapishane yönetimine, Adalet Bakanlığı'na ve direnişteki Erdal Gökoğlu'na duyurmak için orada olacağız.

Halkımızı, Halk Cephelileri, baskılara karşı, direnişten yana olan herkesi, zulme, işkenceye, insanlık onurunu aşağılayan tüm uygulamalara karşı olan tüm ilericileri, demokratları, hapishane önüne gelerek eylemimize destek vermeye çağırıyoruz.

İş veya başka bir nedenle katılamayacak olanlar,

aynı gün, mümkün olursa aynı saatte Adalet Bakanlığı ve Hapishane yönetimini telefonla arayarak, mailden mesaj yollayarak Erdal Gökoğlu'nun talebinin yerine getirilmesini isteyebilirler.

Saint-Gilles Hapishanesi Önüne Çağrımız:   

Tarih: 27 Şubat Cumartesi

Saat: 15.30

Adres: Avenue Ducpétiaux 106/N242, 1060 Saint-Gilles

TTE Uygulaması, Haksız, Hukuksuz, Keyfi Bir Dayatmadır

Erdal Gökoğlu'na TTE Dayatmasına Son Verilsin!

Erdal Gökoğlu Yalnız Değildir.

Gökoğlu'nun Direnişi Haklı ve Meşrudur

Belçika Direnişlerle Dayanışma Komitesi


Direnişler Meclisi’nin “FAŞİZMİN YASAL ZORBALIĞINA BOYUN EĞMEYELİM HALKIN DİRENİŞİNİ ÖRGÜTLEYELİM!” başlıklı bildiri ve imza föyünü yayınlıyoruz.

 





“Halk olarak adalete açız… Bu topraklarda adaletsizliğin haddi hesabı yok…” denilen bildiriyle Direnişler Meclisi “Suskunluğa mahkum olmayalım… Adalet için, sorunlarımızın çözümü için Halk Meclislerinde Halk Komitelerinde Örgütlenelim.” çağrısında bulunuyor.

 

Bildirinin tamamı ve imza föyünün PDF’si için TIKLAYIN



FAŞİZMİN YASAL ZORBALIĞINA BOYUN EĞMEYELİM

HALKIN DİRENİŞİNİ ÖRGÜTLEYELİM!

Halk olarak adalete açız. Dünyanın, Avrupa’nın en büyükleri arasına giren koca koca “Adalet Sarayları”mız var ama bu saraylar adalet dağıtmıyor. Adaletsizliğe uğrayanları mahkeme koridorlarında süründürerek adalet aramaktan vazgeçirmeye çalışıyorlar. Adalet talebiyle açtığımız davalarımız mahkeme mahkeme dolaştırılıyor, olmadı mahkeme heyetleri değiştiriliyor. Yine de vazgeçmiyoruz adalet istemekten.

Nefesimiz, gücümüz yettiğince bazen tek başına kalmak pahasına, bazen gözünü karartıp yanımızda duranlarla mahkeme önlerinde, meydanlarda, sokakta, sosyal medyada ADALET İSTİYORUZ.

Adalet talebimizi sağır kulaklara duyurmak istediğimizde Adalet Savaşçısı Ebru Timtik’in teyzesi gibi gözaltına alınıp tutuklanıyoruz; kızı Rabianaz’ın katillerinin yargılanmasını isteyen Vatan Naz gibi tehdit ediliyoruz; gözaltında, hapishanede çıplak aramaya maruz kaldığını söyleyen kadınlar gibi hakarete uğruyor, ahlaksız sayılıyoruz; Boğaziçi Üniversitesi’nde AKP’nin atadığı rektöre karşı çıkan öğrenciler, öğretim üyeleri gibi terörist ilan ediliyoruz; sosyal medyada adalet isteyenlere ses olduğumuzda gece yarısı baskınlarına uyanıyoruz…

Bu topraklarda adaletsizliğin haddi hesabı yok. Hangi birini sayalım?

Soma’da katledilen 301 maden işçisi için adaleti, başbakanı “Bunlar olağan şeylerdir” (R.T. Erdoğan, 14 Mayıs 2014) diyen bir ülkede arıyoruz, arayacağız! Adalet istemekten vaz mı geçelim?

Ermenek’te madende boğularak ölen 18 işçiden birinin annesinin “oğlum yüzme bilmezdi” sözleri unutulur mu?

Çorlu’da raylardan çıkan trenle 25 canımız gitti. Katliamların, adaletsizliğin düzeninde rayında giden ne var?

Sakarya Hendek’teki havai fişek fabrikasında patlama olduğunda biz evlatlarımızın kolunu bacağını ararken fabrika sahiplerine moral yemekleri vermediler mi?

Antalya Rixos Otel’in havuzunda ölü bulunan Burak Oğraş’ın soruşturmasını gereği gibi yapmayan dönemin emniyet müdürü aynı otelde emekliliğinde üst düzey yönetici olmadı mı?

Berkin Elvan, Dilek Doğan’ın ve daha nice halk çocuklarının katilleri ellerini kollarını sallayarak gezmiyor mu?

Sözde Adalet Saraylarından, ama gerçekte iktidarın iki dudağının ucundan çıkan, acılarımızı dindirmeyen, içimizi soğutmayan kararları sineye mi çekelim, vaz mı geçelim?

Ölülerimiz bizden adalet istiyor… Onlar adalete aç öldüler.

Onları kendi ellerimizle araya araya, parça parça toplayıp kefenleyerek toprağa verdik. Yasımız bilindik yaslara benzemiyor, gözyaşlarımıza sıkılı yumruklarımız eşlik ediyor. Yokluklarına bir gün öfkemizin dineceğini, adaletin tecelli edeceğini, hesabımızın mahşere kalmayacağını inanarak dayanıyoruz.

 

Doymak bilmez kâr hırsıyla saldırıp katlettikleri yüzlerce binlerce cansız bedenin sevdikleri, yakınları olarak, eşleri, çocukları, ana babaları olarak, çalışma arkadaşları, komşuları, köylüleri olarak, şimdi adaletsizliğe karşı çıkmazsa yarın aynının başına geleceğini bilen halk olarak ADALET İSTİYORUZ.

Faşizmin mahkeme salonlarından adalet çıkmıyor. Hem haksız hem de adaletsiz olan AKP faşizmi yasaların korumasında zulümle yönetiyor, yasaları halka saldırı aracı olarak kullanıyor.

Cumhurbaşkanını eleştirenler, AKP’yi protesto edenler, hiçbir şey yapamazsa bir tweet atarak tepkisini gösterenler dahi gözaltına alınıp tutuklanıyor. Onurlu, namuslu gazetecilere, sanatçılara işsiz bırakılıyor. Çalışma hakkı iktidarla iyi geçinenlere tanınan bir ayrıcalık haline gelmiş durumda. Dernekler kapatılıp meslek örgütleri işlevsiz hale getirilirek halkın örgütlenme hakkı elinden alınıyor. Gerici faşist örgütlenmelerin önü açılıyor.

Nerede bir zorbalık varsa karşısına dikilen, nerede bir haksızlık varsa üstüne atılan, nerede bir yalan varsa halkın gerçeğiyle karşısına dikilen ve emperyalizmin sömürüsüne, faşizmin zulmüne karşı savaşanlar var… BIZ VARIZ!

Korkuları, yalanları, baskıları, zulümleri bundandır.

Yargılandığı mahkemelerde serbest bırakılan devrimciler yapılan itirazlarla gün dolmadan tekrar tutuklanıyor. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ile devrimciler hapishanelerde ölüme, tecrite mahkum ediliyor. Devrimci sanatçılara, devrimci avukatlara onlarca, yüzlerce yıl hapis cezaları veriyorlar. İtirafçılığı, iftiracılığı bir müessese haline getirmek istiyorlar…

Halkı yaşadığı adaletsizlikler karşısında savunmasız, şarkısız, şiirsiz, silahsız bırakmak istiyorlar. İzin vermeyeceğiz!

Faşizmin kuşatması halkın üzerine karabasan gibi çökerken saldırılara direnen, teslim olmayan sadece biz varız. Adaletsiz yargılamaları kabul etmiyoruz, haklılığın gücüyle AKP’nin faşist yargısına direniyoruz.

Grup Yorum üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek halkın şarkılarını söyleme hakkı için canlarını verdi. Halk yaşadığı adaletsizlikler karşısında savunmasız kalmasın halk için avukatlık geleneği yaşasın diye Ebru Timtik 238 gün, Mustafa Koçak iftiracı beyanlarının yargılamaya esas teşkil etmemesi için 296 gün direndi.

 

Suskunluğa mahkum olmayalım. Emperyalizm ve faşizm karşısında umutsuzluğa kapılmadan karanlığı aydınlatabilmek için bir mum olalım. Biz milyonlarız onlar bir avuç. Halka düşman olan bir avuç zorba, ezilen halkların tarihi haklılığının sesini susturamaz. Bütün olanaklar iktidarın elinde olduğundan fiziksel olarak güçlüler, ama haksız ve adaletsiz oldukları için kendilerine güvenmiyorlar, güçsüzler. Güçsüzlüklerini gizlemek için, baskı ve zora başvuruyorlar, yalanların arkasına saklanıyorlar, hukuku bunun için kullanıyorlar.

Faşizmin asalak, ahlaktan ve namustan yoksun, ayyaş, çıkarcı, her türlü değerini yitirmiş, uşak ruhlu güçleri BİZLERİ YENEMEZ! FAŞİZMİN SOPASI YARGIYSA HALKIN DA İSYAN HAKKI VARDIR.

 

Halkın sorunları ortak. AKP’nin hiçbir kurumu sorunlarımızı çözemez, bizi adalete doyuramaz. Adalet halkın silahıdır. Adalet için, sorunlarımızın çözümü için Halk Meclislerinde Halk Komitelerinde Örgütlenelim.

 

DİRENİŞLER MECLİSİ

 

HALKLARIN DİRENİŞ VE SAVAŞ TARİHLERİ MARKSİST-LENİNİSTLER İÇİN YANLIŞLARINDAN ÖĞRENECEKLERİ, DOĞRULARIYLA KENDİLERİNİ GÜÇLENDİRECEKLERİ BİR DENEYİMDİR..

Kitabımız Fransız gazeteci olarak geçen GEORGE MALİBRENAU’nun, 2006 yılında FKHC(Filistinin Kurtuluşu İçin Halk Cephesi)’ nin kurucusu Corc Habbaş ile yaptığı röportajı içeriyor. Röportaj, bu eseri Boran yayınları için çeviren Cepheli özgür tutsak Remzi Uçucu’nun önemli ve röportajı anlaşılır hale getiren dip notlarıyla beslenmiştir.

Oldukça sade ve halk diliyle yapılan çeviri kitabı daha da anlaşılır kılmaktadır.

Bu röportajı okuyan elbette anlayacak ve kendince sonuçlar çıkaracaktır. Bizim bu önsözü yazmaktaki amacımız Filistin ve FKHC’nin tarihinin onlarca yıllık gelişimini önderinin ağzından ortaya koymak değildir tek başına.

Corc Habbaş özellikle Arap halkları açısından çok saygı duyulan M-L bir önder olarak bilinir. Kuşkusuz bu ünvanı yürüttüğü savaşı ile ve Filistin halkının mutlaka bir gün vatanını geri alacağı inancıyla kazanmıştır. Her ne kadar bu uzun süreli savaşta yorgun düşse de silahlı mücadeleden vazgeçmemiş, meşruluğunu savunmuştur. Ki bugünün dünyasında bunu başarmak da önemli bir değerdir.

Ancak bizim için tüm dünya devrim tarihleri, dünya halklarının tarihi, tüm ulusal ve sosyal kurtuluş mücadeleleri hem dünya halklarının ortak değeri hem de ders çıkartılması gereken tarihsel deneylerdir.

Marksist-Leninistler hiçbir olayı, eylemi, süreci, tarihi bir dogma olarak ele almazlar. Onlar tarihin, bilimin yasaları ışığında yaşananları tahlil ederler. Çünkü her deney yeni bir programdır. Her deney yeni bir taktik, yeni bir ideolojik bilenme, politik bilinçtir. Yenilgi ya da yengi önemli olan yaşananları doğru analiz ederek savrulmadan, yalpalamadan devrim ve sosyalizm hedefi ile emperyalizme ve faşizme karşı mücadeleyi örgütlemek savaşmak ve savaştırmaktır.

Bu Marksist-Leninistlerin bilimsel-eleştirel bakışıdır. Ve bu eleştirel bakış bizim tavrımızı daha anlaşılır kılacaktır.

Dünyada yaratılan ve halkların tarihini ileriye taşıyan tüm savaşlara, bedellere, değerlere, kahramanlara, önderlere saygımız sonsuzdur.

Fakat biz bu saygının esas olarak tüm bunlara eleştirel bakıp kendi kurtuluş savaşımız açısından deneyim haline getirilmesiyle gösterilebileceğine inanıyoruz.

Bugüne kadar bunu yaptık. Bu önsözle de tüm okuyanlarımızla bunu ortaklaştırmak istiyoruz.

Bugün ideolojik olarak savrulmadan emperyalizme ve oligarşiye karşı savaşımızı kesintisiz sürdürebilmişsek, bunda dünyanın neresinde olursa olsun tüm mücadelelerine bu perspektiften bakıp onları emekle kendi deneyimimiz haline getirebilmemizin payı büyüktür.

Şimdi bu röportajı, Corc Habbaş’ın ve aynı zamanda FKHC’nin tarihi olan bu kitabı okurken yaratılan direniş ve değerleri, silahlı mücadelenin önemini, kahramanlıkları aynı zamanda FKHC’yi bugün milliyetçiliğin gerici kuşatmasına düşüren temel zaafları göreceksiniz. Ve Filistin’in emperyalizm ile halklar arası çelişkinin en koyu, en somut yeri olduğunu...

Filistin halkının emperyalizme ve siyonizme karşı zafer kazanabilmesi için dünyayı bir kez de Anadolu’dan sarsmak gerektiğini... Filistin kaybetmesin diye Anadolu İhtilali’ni kurtuluşa bir an önce taşıma ihtiyacını...

Zaferimizin Filistin’in, Filistin’in zaferinin dünya halklarının zaferi olacağını...

BİR KEZ DAHA GÖRECEKSİNİZ!

Kitabı İndirmek İçin Linke Tıklayınız

Kitap Adı: Cezayir Özgürlük Savaşı Komutanlarından Eş Şadli Bin Cedid Anılar

Yazar Adı: Eş Şadli Bin Cedid
Yayınevi: Boran Yayınevi
Çeviri: Remzi Uçucu
Basım Tarihi: Şubat 2021


Kitabını İndirmek İçin Tıklayınız

Halkın Sesi Kütüphanesi İçin Tıklayınız




“Bazıları Allah’a verdikleri sözü tuttular, aralarındaki sıra değişti.

Kimisi sürecini tamamlayıp öldü, kimisini sırasını bekliyor.”

 

Yüreklilik ve cömertlikle en üst örneğim babamın ruhuna, fedakârlığı ve tevazusuna saygı duyduğum annemin ruhuna..

Vefa ve takdirlerimi,

-Değerli kanlarıyla bu güzel toprakları sulayan Kurtuluş Devrimi şehitlerine,

-Bu vatan için bedel ödeyen ve yoldan dönmeyen silah arkadaşlarıma,

-“Anılar”dan yararlanacağını umduğum gelecek kuşaklara sunuyorum.

Eş Şadli Bin Cedid

 

ANILAR NİÇİN YAZILDI?

Bu “Anıları” ortaya koymak konusunda uzun süre tereddüt ettim. Halkımın uzun tarihinde her

aşamayı geçerken ödediği devasa bedellere kıyasla hayatımın ve devrimin sürecinin anlamsız

olduğunu düşünürdüm. Kurtuluş Devrimi sırasında ödediğim bedelin ve bağımsızlık sonrası yıllarda

harcadığım emeklerin benim kuşaktan Cezayirlilerin örnek alıp yerine getirdiğim görevler olduğuna

inanmışımdır. Tereddüdümü arttıran bir şeyde... Birçok tanınmış politikacının ve komutanın

anılarını okudum. Tabi ki aralarında Cezayirlilerinkileri de vardı. Tarihe tanıklık gerçeğe

uygunluk ve tevazu gereklidir. Oysa çoğunun narsizm ve kendini abartmaya battığını gördüm.

 

Bununla birlikte mücahitlerden (*) sadık dostların ısrarı üzerine, sonunda tereddütlerime üstün

geldi. Kimilerinin de kişisel mücadele tarihime zarar verme girişimleri de böyle bir işe girişmenin

zorunluluğuna dair düşüncemi güçlendirdi. Eski ve yeni anılarımı kafamda canlandırmaya çalışırken

iki engelle karşı karşıya kaldım. Birinci engel devrimcilik yıllarımla ilgili belgelerin

çoğunluğu ya kaybolmuştu ya da bu sayfalara sığmayacak kadar çok sebepten kaynaklı imha edilmişti.

İkinci engel ise zaman geçtikçe hafızanın parazitlenmesi, atasözünün dediği gibi sönümlenen bir

sesin yankısına dönüşmesiydi.

 

Bu birinci cilde “Bir Yaşamdan İzler” adını seçtim çünkü gerçekten de kitabın konusu sadece

yaşadıklarımdan kalan izlerdir. Bilindiği üzere insan hafızası ne kadar güçlü olursa olsun

unutur. Diğer yandan bazılarına kötülük yapmak ya da bazılarıyla kişisel hesaplaşmaya girmek

anlamına gelebilecek bazı konuları bilerek kitaptan çıkardım. Bu “Anılar”ı yazarken gerçekleri

saptırmayı başkalarını yaralamayı ve olayları abartmayı kendime yasakladım. Bu doğru ve mütevazi

tanıklığım değeri ne olursa olsun hakkında çokça anlaşmazlıklar ve çekişmeler bulunan bazı tarihsel

olayları ve ulusal konuları netleştirmekte tarihçilere bir belge işlevi göreceğine inanıyorum.

 

Bizzat tanığı ya da fiilen tarafı olmadığım konular hakkında konuşmaktan elden geldiğince- uzak

durdum. Anlatımlarda okur belki bugünkü düşünce ve tavırlarımın etkisini görecektir. Bu doğaldır

çünkü birçok durumda direkt tanıklık etsek bile kimi tarihsel tutumları ve kapsamları

sonuçlarına varmadan kavrayamıyoruz. Bazen insan kendini devasa ve fırtınalı olaylar okyanusunda

bulur ki, bunların kendisi ve ülkesi üzerindeki etkilerini ancak on yıllar sonra kavrar. Benim

kurtarıcım, olayları bazı dersler çıkararak elden geldiğince tam bir dürüstlükle sunmak için

duyduğum şiddetli is- tektir. Bu “Anılar”dan bir beklentim varsa o da beni insanlara bilmelerini

istediğim gibi sunmasıdır, başkalarının anlattıkları gibi değil.

 

Bitirirken bazı olaylar hatırlamama yardım eden kimi yer isimlerini ve bilgileri düzelten bazı

dostlara çok teşekkür etmeden geçemem. Dört yıl süren uzun oturumlar düzenlemeye gönüllü olduğu ve

beni dinleme sabrı gösterdiği için Prof. Abdülaziz Ebubekir’e özellikle teşekkür ediyorum.

Eş Şadli Bin Cedid

(*) Yazar “mücahit” kelimesini kitap boyunca genelde “İslami Cihatçı” anlamında değil. “yurtsever

devrimci” alanında kullanmaktadır- (çn)

(**) Es Seba Arapçada “yedi (7)” anlamına geliyor (çn)


Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.