Grup Yorum 33 yıldır dünya halklarının ve Türkiye
halklarının sesi olmuş, emperyalizm ve oligarşinin karşısında her zaman dim dik
durmuştur. Şimdi emperyalizm ve uşakları Grup Yorum elamanlarının başlarına
ödüller koyarak halkın sanatçılarını susturmaya çalışıyor. Grup Yorum'u
arayanlara biz söyleyelim yerlerini, nerde bir işçi eylemi, gece kondu yıkımı,
bir haksızlık, bir adaletsizlik varsa Grup Yorum oradadır. Grup Yorum halkın
yüreğinde ve kavgasındadır. Halkız Haklıyız Kazanacağız, sloganını duyduğunuzda
bilin ki Grup Yorum oradadır. Grup Yorum üyelerinin başına ödüller koyarak,
hapishanelerde işkenceler ederek onları katletme tehditleriyle korkutmaya
çalışarak ne bu onurlu kavgadan geriye adım attırabilirsiniz nede onları yok edebilirsiniz!
Grup Yorum halkın Ekmek Adalet ve Özgürlük şiarının ses bulduğu koca bir halk
korosudur. Tutuklayarak öldürerek işkenceler ederek bitiremezsiniz. Sizden
öncekilerde çok denediler hiç biri yok ama Grup Yorum milyonlara konserler
vermeye devam ediyor! Sizi de o ölüm listelerinizde yerin yedi kat dibine
gömeceğiz!
TAYAD'lı Aileler Ankara Kızılay esnafına keyfi tutuklamalar
ve Nuriye Semih direnişi ile ilgili 100 adet bildiri dağıtıp, tutsak avukatlara
kart yolladılar.
Düzce direnişçisi ihraç edilen Kamu Emekçisi Mimar
Alev Şahin dün işkence ile gözaltına alınıp bir gece gözaltında tutulduktan
sonra savcılığa çıkarıldı. Bugün ısrarlı biçimde tekrar direniş alanına
çıkan " İşimi geri istiyorum
dedim provokasyona, saldırıya uğradım. İşimi geri istiyorum dedim gözaltına
alındım. İşimi geri istemekten nasıl vazgeçerim, bu kadar haksızlığa nasıl
susarım, bu kadar zulmü nasıl kabul ederim? Vazgeçmeyeceğim!" diyen
Alev Şahin bugün de gözaltına alındı ve bu gece de gözaltında tutulacak.
Düzce polisi suç işlemeye devam ediyor. Bir yılı aşkın
süredir işi için direnen Alev Şahin hangi kirli ilişkilerinize çomak soktu da
suç işliyor oldu.
KESK
MYK sendika genel merkezlerine bir toplantı çağrısı yaptı. Toplantının
gündemlerinden birisi önümüzdeki dönemin planlanması diğeri de KESK'te bir
süredir devam eden oturma eyleminin değerlendirilmesi.
Toplantı
da KEC eylemi ne için değerlendirilecek?
KESK
oturma eylemi 100. gününe yaklaşırken, Yüksel’de her gün iki defa işkence gören
üyeleri, Düzce’de hedef gösterilen üyesi bir yıldan fazla süredir direnen Mimar
Alev Şahin ve ihraçlar için ne yapacağını tartışmalı ve toplantılarının gündem
maddesi yapmalıdır.
Eylemin
talepleri tartışılmayacaksa; 100 gündür olduğu gibi eylemin şeklinin
tartışılması neye hizmet ediyor?
KESK
yöneticileri kapalı kapılar ardında kulis yaparak okuduğumuz yayınları “burası
dergi dağıtım ofisi değil kurum”, eylemi ziyarete gelen genç yaşlı insanları
“kimin gelip gittiği belli değil”, eylemcilerin mutfağı kullanmasını da “burayı
lokantaya çevirdiler” olarak değerlendirmektedir.
Eylemimize
gelen giden herkesin kim olduğu bellidir. Gençlerimiz kafelerde vakit geçirmek
yerine bizi ziyaret ediyor, tutsak ailelerimiz tutsak avukatlarımızdan, yine
sahip çıkmadığınız ihraç öğretmen Nazife ‘den, sağlık emekçisi Celal’den
haberler getiriyor. Okuduğumuz yayınlar kamu emekçilerinin direnişlerini
anlattıkları yayınlar, her satırının bedeli faşizme karşı mücadele ederek
ödenmiştir, dergimizin yazı işleri müdürü de şuan tutsak. Evet yemeğimizi
yapıyoruz. İhraç kamu emekçileri yemeğini kollektif biçimde yapıp gelen
ziyaretçilerle paylaşıyor ve sohbetler ediyor. Bütün eylemlerimiz halkla iç
içedir ve halktan beslenir. KESK yöneticileri okuduğumuz dergiler ve
ziyaretçilerimizle yemeğimizi bölüşmemizden KESK’in kurum olma özelliğinin
değişeceğini düşünmeyi bırakıp kurum olma gerekliliklerini yerine getirmelidir.
Oturma
eyleminin muhataplarının yer almadığı bir toplantıda eylemi tartışarak
taleplerini geçiştirmek, KESK yönetiminin ihraç kamu emekçilerine dair
sessizliğini meşrulaştıramaz. Üyeleri Nuriye ve Semih işini geri almak için 324
gün hücre hücre erirken “onlar bireysel eylemler” söylemlerinin arkasına
sığınarak direnişe sahip çıkmamasını meşrulaştıramaz.
KESK
yönetimi oturma eyleminin sona ermesini istiyorsa gündemine eylemi değil,
taleplerini almalıdır. Aksi takdirde toplantıdan çıkacak sonuç yine “biz KEC’in
oturma eylemini doğru bulmuyoruz” olacaktır. KEC’in oturma eylemini doğru
bulmuyoruz demek yukarıda bahsettiğimiz konuları kulaktan kulağa yaymak masum
değildir.AKP faşizmine “gelin
KEC’lilere müdahale edin” demektir. Böyle davranmaya devam ederek KESK yönetimi
yaşanacakların sorumlusu olacaktır.
Avrupa’da
biz de varız. Hem de milyonlarcayız. Emeğimizle, alınterimizle yaşıyoruz.
Avrupa’da
halkımızı ırkçı saldırılara karşı yalnız bırakmıyoruz. Çünkü başımıza ne
gelirse örgütsüzlükten gelir.
Irkçılarda,
Avrupa devletleri de bizim yalnızlığımızdan, örgütsüz oluşumuzdan güç
alıyorlar.
Örgütlenmemize
ise asla tahammülleri yok!
Dergi
dağıtmak, konser düzenlemek, pikniğe katılmak dahi suç sayılıyor.
Bu nedenle
insanlarımızı tutukluyor, yıllara varan hapis cezaları veriyor, tecrit altında
tutuyor.
Ancak tüm
bunlara rağmen biz koşullara teslim olan değil aksine hep direnen olduk.
Hapishanelerde
direndik.
Meydanlarda
direndik.
Meydanı
ırkçılara bırakmadık.
Halkımızın
sindirilmesine, asimile edilmesine müsaade etmedik. Avrupa’da da ülkemizde
olduğu gibi mücadeleyle dolu bir yazıyoruz. Bu tarihi büyütmek tarih bilincine
sahip olmakla mümkündür. Ancak bu değerlerimize sahip çıkarak mücadelemizi
büyütebilir, Avrupa’da halkımızı örgütleyerek daha ileri adımlar atabiliriz.
Avrupa’da olmak, orada doğup büyümek bizi asla ülkemizden koparmaz.
Şehitlerimiz buna örnektir. Nerede olursak olalım bizim anavatanımız Anadolu’dur.
Kavgayı Avrupa’dan Anadolu topraklarında yaşayan şehitlerimiz mirasına daha
sıkı sarılarak tarihimizi büyütebiliriz.
Bu
kitabımızda Avrupa’daki mücadele tarihimizi, ırkçılığa karşı neden ve nasıl
mücadele etmemiz gerektiğini anlatıyoruz.
Çünkü
kuşaklar boyunca Avrupa’nın kalkınmasına emeğimizle katkıda bulunduk. Şimdi
onların bize ya asimile olun ya da çıkan gidin demelerine müsaade etmeyeceğiz.
Bunu nasıl yapacağız.
Stuttgart Halk Meclisi Alevi Komisyonu tarafından, Dünden
bugüne „ Halk Hareketleri ve Alevilik“ başlığıyla panel düzenledi.
25 Şubat Pazar günü, Avrupa Halk Meclisinden konuşmacı
olarak Faruk Ereren davet edildi.
Saat 14 de başlayan Panel, ilk sözü alan Stuttgart Halk
Meclisinden bir arkadaş, hoş geldiniz konuşması ardından Mart ayının etkinlik
takvimini duyurduktan sonra sözü Faruk Ereren`e bıraktı.
Geçmişten günümüze Halk ayaklanmaları ve Anadolu Aleviliğin tarihsel
gelişimini değerlendiren Faruk Ereren, uzunca Anadolu Aleviliğin isyanlar
tarihini örnekler vererek dile getirdi.
Tarihsel, sınıfsal anlatımın ardından, soru cevap bölümüne
geçildi. Canlı geçen soru cevap bölümünden sonra topluca yemekler yendi.
50 kişinin katıldığı ve iki buçuk saat süren panel ilgiliyle
dinlendi.
650 kişinin katıldığı konser, kavga eden türkülerle coşkulu
ve heyecanlı geçti. Sürekli sloganların atıldığı konserde, ağırlıklı gençler
vardı. Genç yüreklerin coşkusu bütün salona umudu saçtı.
Yerel gruplarda Grup Yorumu sahiplenmek için sahne aldılar
ve onlarda umudun türkülerini söylediler.
Bir hoş geldiniz konuşması ile gündemlere değinildi. Tek Tip
Elbise, Afrin, Devrimci Tutsaklar, Halk Meclisleri, Nuriye Semih ve Grup Yoruma
yönelik baskı ve saldırılar dile getirildi.
Yerel gruplar dan sonra saat 7 de Grup Yorum sahneye davet
edildi. Grup Yorum gençliğin öncülüğünde kızıl bayraklarla salonu "Gün
Doğdu" marşı ile gezerek girdi. Selamladıktan sonra sahneye geçtiler ve
"Amerika’dır Düşman" marşı ile konsere başladılar. Ardından bir
merhaba konuşması ile "terör arananlar listesini" anlattılar ve o liste
de olan halkın resimleridir dediler, çünkü Grup Yorum halkın sanatçılarıdır.
Bizi arıyorsanız işte buradayız dediler. Sonra geçen sene 11 ayda 4 baskın
olduğunu vurguladılar ama asla Grup Yorum türküleri, kavga eden türküler
susmayacak dediler. "Bu sömürü bitmeden bizim türkülerimiz
susmayacak". Avrupa’daki kampanyaya değindiler ve emperyalizminde umudun
türkülerinden, halkın sanatçılarından korktuklarını söylediler.
Fransa’da tutuklu bulunan Erdoğan Çakır’dan bir şiir sesli
olarak dinletildi. Umut ve coşku dolu bu şiirin ardından Erdoğan Çakır ve tüm
özgür tutsaklar için " Özgürlük Tutkusu" seslendirildi. Konser sonuna
kadar büyük bir coşku ve ilgi ile dinlendi. Sloganlar hiç durmadı ve türkülere
sürekli tüm halk tarafından eşlik edildi. Adeta meydan okundu emperyalizme...
Ankara İdilcan Kültür Merkezi'nde kahvaltı düzenlenen
kahvaltıda açlık grevi direnişçisi Mehmet Güvel ile sohbet edilip direniş ile
ilgili yazılar okundu. Ardından tutsaklara mektup yazıldı.
Düzce Halkı Kanının
Kimin Ellerine Bulaştığını Biliyor!
Alev Şahin Ekmeği Ve
Halkı İçin Direnmeye Devam Ediyor!
1 yıldır ekmek mücadelesi için Düzce’de oturma eylemi yapan
ihraç kamu emekçisi Mimar Alev Şahin gözaltında.
AKP iktidarının eli kolu yine korkudan birbirine dolandı.
İktidarı korkutan Alev Şahin’in halkla kurduğu kopmaz bağlardır. Bir yılı aşkın
süredir devam eden ve deprem görmüş bir halk tarafından sahiplenilen direniş
sermayenin rantına da çomak sokmaya başlayınca korkuları daha da büyüdü.
Alev Şahin bir beton firmasının sahibine kalitesiz beton
kullandığı için kamu adına kestiği para cezalarından kaynaklı ekmeğinden
edildi. Mahkeme kayıtlarındaki kendi ifadelerine göre 1 milyon 130 bin lira
para cezasını ödememek için “kandırıldım” “17-25 Aralık’tan sonra ‘cemaatle
bağımı kestim” diyerek kapı kapı dolaşan beton firması sahibi, Alev Şahin’in
işinin elinden alınmasına sebep olan ihbarcıdır. Aynı ihbarcı bu süreçte AKP il
yönetimine seçildi. Beton firması sahibinin AKP il yönetimine seçildiğini
öğrenen Alev Şahin direnişini haftada bir gün AKP il binası önüne taşıdı.
Düzce Halkı Kanının Kimin Ellerine Bulaştığını Biliyor!
Betondan çalan onlar, ölümlerin sebebi onlar. Şimdi de
direnişin halkla bağını nasıl koparabiliriz diye düşünüyorlar.
“Teröristin maskesi düştü” diyen gazete artıkları biliyor ki
maskeleri düşen iktidar ve beton firmalarıdır. Gazete denemeyecek paçavraları
ile bilinçli olarak linç örgütlemeye çalışan, hedefe koyan Düzce Diriliş
Gazetesi sahibi AKP gençlik kolları başkanı, Öncü TV ise beton firmalarından
aldığı reklamlara halkını satan onursuzlardır.
Paçavralarıyla hedefe koydular olmadı, haplı alkollü
gençleri kışkırtarak üzerine yönlendirdiler! Olmadı, 24 ayrı suçtan sabıkası
olan faşistleri üzerine saldılar…
Gözaltı, faşizm, karalama halkın mimarını yıldıramadı. Düzce
Valisi Düzce’de başka tek bir eylem olmamasına rağmen eylem yasağı kararı aldı.
Alınan karar direnişin zaferidir. İktidar, güvenlik şube
polisleri ve paçavra basınlarının korumaya çalıştığı şey kendi çıkarlarıdır!
Bir yerde sermayenin çıkarı varsa orada halkın ve
yoksulların çıkarı yoktur. Korumaya çalıştıkları halkın canına karşılık kendi
rantları peşinde oldukları koltuklardır.Alev Şahin’in direnişi sermayenin çelişkilerini büyütmüştür.
Saldırılara karşı Alev’in cevabı yine direniş oldu.
“İşim, ekmeğim için uğramadığım provokasyon, saldırı
kalmadı, saldıranlar ise korundu. Duydum ki Düzce Valiliği benim için eylem
yasağı kararı almış. Biz Bolu Beyi'nin adaletsizliğine boyun eğmeyen
Köroğlu'nun torunlarıyız. Yarın 13:00'de alanımdayım. Benden Selam Olsun Düzce
Beyine!”
1999’da Düzce’de meydana gelen deremde 710 kişi öldü, 2679
insan yaralandı, binlerce şehirli evsiz kaldı. Bu direnişle halk katillerini
tanıdı.
Alev Şahin’in direnişi gözaltına alınırken de haykırdığı
gibi “ekmek kavgasıdır”. Alev Şahin ekmeği ve sermayenin çıkarları için
katledilen halkı için direniyor. Direnişin halkla bağını koparamazsınız.
Katillerin yeri halkın adaleti ve tarihin çöplüğüdür.
Belçika’da Fehriye Erdal’ın hayatını ve mücadelesini
anlatan kitap çıktı.
26 Eylül 1999’da Belçika’da tutuklanmış ve ardından 16
Ağustos 2000 yılında büyük bir destek kampanyasının ardından serbest
bırakılarak ev hapsinde kalmıştı Fehriye Erdal. 2006’ya kadar süren ev hapsi
dönemini, 20017’de gıyabında yargılanmasının sonucunda hakkında verilen 15 yıl hapis
cezasına kadar devam eden süreci elen alıyor kitap.
Belçika’da yaşayan Bahar Kimyongür’ün kaleme aldığı kitap
22 Şubat tarihinde Belçika Kitap Fuarında yer aldı. 24 Şubat günü fuarda
düzenlenen bir basın toplantısıyla kitap tanıtıldı. Basın toplantısında,
kitabın yazarı Bahar Kimyongür’ün yanı sıra, önsöz yazarı ULB üniversitesi
tarih hocası Anne Morelli ve Fehriye Erdal’ın avukatı Paul Beckaert yer
aldılar.
Basın toplantısının ilk konuşmasını kitabın
yayınlanmasını sağlayan Nowfuture yayın evi adına sorumlu yaptı ve “çok heycanlıyız, bu muhteşem hikaAayenin
insanlara ulaşmasından dolayı da çok sevinçliyiz” dedi.
Morelli ise bu kitaba “Terörist mi, direnişçi mi”
başlıklı önsözüyle desteğini sunarak, bir tarihçi olarak bazı hatırlatmalarda
bulunmak istediğini belirtti ve “örneğin Nazi işgalinde, pilot Jean de Selys,
Brüksel’deki Gestapo merkezini uçağıyla hedef aldığında halkın kalbinde yer
edinmişti, o dönem bu bir “terör” eylemi olarak nitelendirilmişti naziler
tarafından. Bugün Louise caddesinde bu kahramanın anısına bir anıt bulunmakta.”
Morelli ayrıca yaptığı konuşmada, Belçika devletinin,
adalet bakanının daha farklı tavırlar alabilmeleri gerektiğini anlattı ve yine
tarihten örnekler vererek, 1930’lu yıllarda Paul Emile Janson isimli Belçika
Adalet Bakanı, terörizm ile suçlanan ve iadesi istenen İtalyan ve İspanyol
devrimcilere ülkesinde sahte evraklar vererek kalmalarını sağladığını,
direnişçilere sahip çıktığını hatırlattı.
Fehriye Erdal’ın hayatını kronolojik olarak anlatan
kitap, anadolunun direniş tarihini gözler önüne seriyor. Fehriye’nin Adana’da
yoksulluk içinde başlayan hayatını ve Sivas kökenlerini ele alan, İstanbul
üniversite yıllarını anlatan kitap, aslında Türkiye halklarının yaşadıkları
baskı, zulüm ve yoksullukları Avrupalı okuyucuya ulaştırıyor.
Kimyongür ise “Belçika’da adeta bir devlet meselesi olan
Fehriye Erdal olayı üzerine çok çeşitli yerlerden her türlü yalan söylendi. Fransızca
olarak yazdığım bu kitap ile Avrupalı okurlara Fehriye nezdinde ülkemizde
direnenlerin hikayelerini anlatmak istedim” dedi.
Basın toplantısının ardından yayın evinin standında
kitabı merak edenler bir araya geldiler. Kimyongür’ün Türkiye’ye iadesini
sağlamak amacıyla yapılan gizli devlet toplantılarının tutanaklarını basına
vererek komployu deşifre eden eski Yeşiller Partisi senatörü Josy Dubie de
gelenler arasındaydı.
25 Şubat Pazar günü Halk Cepheliler tarafından Serinyol Mahallesinde
pullama çalışması yapıldı. ‘’ Suçlu
Değil Devrimciyiz, Tek Tip Elbise Giymeyeceğiz’’ , ‘’ Devrimcilik Yapmak Suç
Değil, Görevdir! ‘’ yazılı 16 adet
pul halkın matbaası duvarlara yapıştırıldı.