Avrupa’da
biz de varız. Hem de milyonlarcayız. Emeğimizle, alınterimizle yaşıyoruz.
Avrupa’da
halkımızı ırkçı saldırılara karşı yalnız bırakmıyoruz. Çünkü başımıza ne
gelirse örgütsüzlükten gelir.
Irkçılarda,
Avrupa devletleri de bizim yalnızlığımızdan, örgütsüz oluşumuzdan güç
alıyorlar.
Örgütlenmemize
ise asla tahammülleri yok!
Dergi
dağıtmak, konser düzenlemek, pikniğe katılmak dahi suç sayılıyor.
Bu nedenle
insanlarımızı tutukluyor, yıllara varan hapis cezaları veriyor, tecrit altında
tutuyor.
Ancak tüm
bunlara rağmen biz koşullara teslim olan değil aksine hep direnen olduk.
Hapishanelerde
direndik.
Meydanlarda
direndik.
Meydanı
ırkçılara bırakmadık.
Halkımızın
sindirilmesine, asimile edilmesine müsaade etmedik. Avrupa’da da ülkemizde
olduğu gibi mücadeleyle dolu bir yazıyoruz. Bu tarihi büyütmek tarih bilincine
sahip olmakla mümkündür. Ancak bu değerlerimize sahip çıkarak mücadelemizi
büyütebilir, Avrupa’da halkımızı örgütleyerek daha ileri adımlar atabiliriz.
Avrupa’da olmak, orada doğup büyümek bizi asla ülkemizden koparmaz.
Şehitlerimiz buna örnektir. Nerede olursak olalım bizim anavatanımız Anadolu’dur.
Kavgayı Avrupa’dan Anadolu topraklarında yaşayan şehitlerimiz mirasına daha
sıkı sarılarak tarihimizi büyütebiliriz.
Bu
kitabımızda Avrupa’daki mücadele tarihimizi, ırkçılığa karşı neden ve nasıl
mücadele etmemiz gerektiğini anlatıyoruz.
Çünkü
kuşaklar boyunca Avrupa’nın kalkınmasına emeğimizle katkıda bulunduk. Şimdi
onların bize ya asimile olun ya da çıkan gidin demelerine müsaade etmeyeceğiz.
Bunu nasıl yapacağız.
Bu sorunun
cevabını burada veriyoruz…
