Siyasi, mücadeleci ve direnen tutsaklar olarak emperyalist Federal Almanya'nın zindanlarından dünya halklarını, enternasyonalist dayanışma ruhuyla ve özgürlüğe olan sevgimizle selamlıyoruz.
Bu yolda aktif bir kolektif olarak 1 Mayıs 2015'e ilişkin söz almanın bizim için görev olduğu kanaatindeyiz.
İşçi ve emekçilerin – hapishane duvarlarının içinde veya dışında olsunlar – örgütlenmeleri gerekiyor. 2014'te Tutsaklar Sendıkası'nın (Gefangenen Gewerkschaft) kuruluşunu yaşadık ve Almanya'da hala uygulanan çalışma mükellefiyetinin kaldırılmasına yönelik taleplerini destekliyoruz.
Hapishaneler, ulusal ve uluslararası ayaklanmalara karşı mücadelenin bir parçasıdır. Bizler sadece doğal hakkımızı kullanıp insanların sömürüden, baskıdan ve soykırımdan kurtuluşu için mücadele ediyoruz. Bizler siyasi tutsağız çünkü ırkçılığa ve dünya çapında uygulanan katliamlara ve işkencelere karşı mücadele ediyoruz; adalet, eşitlik ve insanların özgürlüğü için mücadele ediyoruz.
Mücadele edilecek (birçoğumuzda ağır posta sansürü; kitap ve dergi almakta, tıbbi temel bakımda engellemeler, yıllarca uygulanan tecrit işkencesi gibi) birçok baskıcı uygulamaların olmasına rağmen bu kolektif çerçevesinde amacımız, tek tük reformist taleplerle uğraşmak değildir.
Federal Almanya hükümeti, Ukrayna örneğinde olduğu gibi seçilmiş bir hükümeti deviren aşırı sağcı güçleri desteklerken, aynı zamanda bu ülkedeki ilerici güçleri takibe alıyor, hapsediyor ve uzun yıllara varan hapis cezalarına mahkum ediyor. Türkiye'deki rejimle olan sıkı işbirliği, Alman polisinin ve mahkemelerinin yardımıyla Türkiye oligarşisinin baskıcı ve faşist politikası devamını bulmaktadır. Mahkemeler, işkenceyle elde edilen ifadeleri öne sürüp siyasi tutsaklara karşı kullanmaktan çekinmemektedir.
Avrupa çapında ve özellikle Almanya'da NPD, NSU, Pegida her ne ismi altında olursa olsun yükseltilen ırkçı, faşist, yabancı düşmanı dalga, Avrupa devletlerinin yabancı düşmanı politikalarından bağımsız değildir. Uygulanan bu politika, NSU cinayet serisinin açığa vurmasının ardından gösterilen üzüntü jestlerinin basını ve başka hükümetleri sakinleştirmek için söylenen boş laflardan ibaret olduğunu sergilemektedir.
Irkçı zihniyet, Almanya ve dünya genelinde her gün yaşanan ırkçı cinayet ve saldırılar tek tük olaylardan ibaret değildir. Daha çok egemenler tarafından hedeflenen yapısal bir politikadır. Bunlara karşı çıkıp mücadele edenler ise terörist değil, insan hakları için mücadele edenlerdir. Çünkü ırkçılığa karşı mücadele bir suç değil, bir insan vazifesidir.
2016 yılında dünyanın en zengin yüzde 1'nin küresel servetten alacağı payın, dünyanın geri kalan yüzde 99'un kine eşit olacağı söyleniyor. Yani dünyanın en zengin 80 kişinin serveti, dünyanın yarısının servetine, 3,5 milyar insana bedel. İşte en büyük terör, dünya halklarına karşı dayatılan kapitalist sömürü için sürdürülen bu savaştır. Dünyadaki bütün savaşların, faşizmin, sömürü ve baskı yasalarının asıl nedeni de budur, yani en zenginlerinin sömürü ve zulüm düzenini sürdürmektir.
Bunca eşitsizliğe, sömürüye ve adaletsizliğe karşı mücadele etmek dünya halklarının en büyük hakkıdır. Emperyalizm, 'terör' söylemlerinin arkasına gizlenerek kendisine karşı olan bütün güçleri toptan tasfiye ve imha etmek istemektedir.
Bu nedenle, bizler de bu azgın kapitalist sömürü terörüne, imha ve tasfiyeye karşı bütün güçlerimizi birleştirerek örgütlenmeliyiz.
Bize göre 1 Mayıs'ın anlamı
- emperyalist savaş ve işgallere başkaldırmak
- kapitalist sömürü ve zulüme karşı çıkmaya çağırmak
- faşizme karşı birleşmek ve örgütlenmek
- bütün insanları hür ve onurlu bir yaşam için mücadeleye çağırmaktır.
Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın enternasyonal dayanışma!
Gülaferit Ünsal JVA für Frauen Arkonastr. 56 13189 Berlin
Gülaferit Ünsal
JVA für Frauen
Arkonastr. 56
13189 Berlin
Özkan Güzel
JVA Mönchengladbach
Scharnhorststr. 1
41063 Mönchengladbach
Özgur Aslan
Muzaffer Dogan
Yusuf Tas
Asperger Str. 60
70439 Stuttgart
Sadi Özpolat
JVA Bochum
Krümmede 3
44791 Bochum
Thomas Meyer-Falk
JVA c/o Sicherungsverwahrung
Hermann Herder Str.8
79104 Freiburg
www.political-prisoners.net