Açıklama No: 528 Tarih: 29.12.2016
Avukat Barkın Timtik 20.12.2016 tarihinde Kıraç Cem evinde müvekkilinin yedi yemeğine katıldığı gerekçesiyle tutuklanarak Silivri Kapalı Hapishanesine gönderildi.
Silivri Kapalı Hapishanesi idarecileri avukat arkadaşımıza “sizi bir süre gözlemleyeceğiz, bu yüzden sizi tecrit hücresinde tutacağız” dediler. Barkın bir hafta boyunca tecritte, müvekkillerinden ve diğer tutsaklardan uzakta tek başına tutuldu. Avukat görüşüne çıkarılırken dahi diğer tutsakların hücrelerinin önünden değil, üst kattan boş hücrelerin önünden geçirildi. Kitap ve gazete verilmedi.
Avukat Barkın Timtik’e gözaltı sırasında işkence yapanlar, avukat arkadaşımızı tecritte tutarak ezebileceklerini, düşüncelerinden ve devrimci avukatlık pratiğinden vazgeçirebileceklerini sandılar. Ama yanıldılar. Barkın tecritte tutulduğu bir hafta boyunca moraliyle, sevgisiyle ve inancıyla faşizme karşı direnmeye devam etti.
Barkın faşizmin saldırılarına doğrudan maruz kalırken bizde yerimizde oturup bekleyemezdik. Bu zamana kadar her saldırıda faşizmin hukukundan sonuç çıkmayacağını bilmemize rağmen hukuksal yolları sonuna kadar kullandık. Dilekçeler yazdık, itirazlarda bulunduk, şikayet ettik ve davalar açtık; sonuç ortadadır, faşizm kendi koyduğu hiçbir yasaya uymamaya devam etmiştir. Faşizmin yargısı Barkın’ın teşhis ettiği işkencecilerin kimliklerini tespit edip soruşturma başlatmak yerine işkencecileri korudu. Barkın’ı işkencecilere teslim ederek yeniden işkence görmesini sağladı. Barkın hiçbir somut kriter olmadan gerekçesiz bir şekilde tutuklanmıştır.
Faşizm kendi hukukuna uymazken biz sessiz kalarak bu adaletsizliğin meşrulaşmasına izin veremeyiz. Faşizmin tahakküm kurmasına, halka korku salarak hareketsiz bırakmasına izin veremeyiz. Bu bilinçle Barkın’ın adaletsiz bir biçimde tutsak edilmesine sessiz kalmadık ve Silivri Kapalı Hapishanesi önünde Adalet Nöbeti başlatmaya karar verdik.
26.12.2016 Pazartesi günü Silivri Kapalı Hapishanesi önüne gittik. Yanımızda iki sandalye bir de pankartımız vardı. Pankartımızı açtık ve tellerin önüne dayadık. Bunu gören jandarmalar hızla yanımıza geldi. “Valilik kararı var, bunu açamazsınız, yasak” demeye başladılar. Adalet istemenin, adalet için nöbet tutmanın suç haline getirilemeyeceğini, kimsenin iki cümlesiyle haklarımızın yasaklanamayacağını, haklarımızı kullanacağımızı ve oturacağımızı söyledik. Silivri Hapishanesi önünde mobil jandarma karakolu içinde görevli işkenceci bir uzman çavuş konuşmaya dahi gerek duymadan avukat arkadaşlarımızın üzerine saldırdı. Avukat Aytaç Ünsal darp edilerek yere yatırıldı ve kelepçelendi, Av. Günay Dağ’ın kelepçelenirken saçları yolundu, Av. Ebru Timtik yerlerde sürüklenerek üç arkadaşımız gözaltına alındı. Jandarmanın “Sizi 30 gün gözaltında tutarız” gibi tehditleri arkadaşlarımızı yıldırmadı, sloganlarıyla karakolda da direnmeye devam ettiler. “Yarın yine geleceğiz”, diyerek jandarma karakolundan ayrıldılar.
İkinci gün bir kez daha Silivri Hapishanesi önündeydik. Avukat arkadaşlarımız arabayla hapishane önüne geldiğinde jandarma tarafından araç durduruldu. Avukat arkadaşlarımız arabadan indirilerek, işkence yapılarak gözaltına alındı. Avukat Özgür Yılmaz yere yatırılarak ters kelepçelendi, darp sonucunda kafasında izler oluştu. Avukat Oya Aslan, Ayşegül Çağatay ve Özgür Yılmaz gözaltına alındılar. Silivri Jandarma Karakolunda nezarethaneye götürüldüler. Jandarma tarafından kendilerine “Bir gün nezarethanede tutulacakları, savcının mevcutlu istediği” söylendi. Faşizm taktik deniyordu üzerimizde, “Sizi bir gün nezarethanede tutalım da aklınız başınıza gelsin” diyorlardı. Bizi bu şekilde yıldırabileceklerini düşündüler. Avukat arkadaşlarımız bir an olsun geri adım atmayarak direndi ve bir gün sonra serbest bırakıldılar.
Ardından Avukat Ebru Timtik kardeşi ve yoldaşı Barkın Timtik için eline bir döviz alarak hapishane önünde oturmaya başladı. Bir kez daha Jandarmalar geldi ve elinden dövizi aldılar. Avukat arkadaşımızı yerlerde sürükleyerek jandarma minibüsüne bindirmeye çalıştılar. Binmedi, direndi. Avukat Ebru Timtik bir kez daha döviz alarak oturmaya başladı. Bir kez daha yerlerde sürüklediler. Sonunda Ebru Timtik’in iradesi kazandı ve Silivri Hapishanesi önünde oturmaya başladı. Slogan ve ajitasyonlarla Barkın için Adalet ve Özgürlük talebini haykırdı. İnancımızla, irademizle ve ısrarımızla Silivri Hapishanesi önünde oturmaya başladık.
Barkın için adalet nöbetimiz devam ederken, Barkın’ın Silivri Kapalı Hapishanesi’nden İzmir Şakran Kadın Hapishanesi’ne sürgün edildiğini öğrendik. Bu sürgünün politik mesajı çok açıktır. Faşizm adalet nöbetimizden korkmuştur. Faşizm Silivri Kapalı Hapishanesi önünde tek ses çıksın istemiyor. Bizi çok iyi tanıyor faşizm, ısrarımızdan ve adalet talebimizden asla vazgeçmeyeceğimizi gayet iyi biliyorlar. Bu mücadeleyi bir irade savaşına çevireceğimizi ve haklılığımızla bu irade savaşını kazanacağımızı biliyorlar. İşte bu yüzden faşizm korkmuştur, aciz kalmıştır ve Barkın Timtik Şakran Hapishanesi’ne sürgün edilmiştir.
Şu gerçek gayet iyi bilinmelidir. Biz adalet mücadelemizi sürdürmek için her türlü bedeli ödemeyi göze aldık. Siz de bize işkence yapmanın, bizi tutsak etmenin bedelini göze almalısınız. Çünkü her saldırınız direnişimizle cevaplanacaktır. Barkın Timtik bizim onurumuzdur. Barkın’ı asla yalnız bırakmayacağız, sahip çıkacağız. Onu zindanlarınızdan alacağız.
Biz Halkın Hukuk Bürosuyuz işkencelerinizle yılmayız; Barkın da zulmünüze ve adaletsizliğinize asla baş eğmeyecek. Çaresizsiniz! Haklı, meşru direnişimiz karşısında yapabilecek hiçbir şeyiniz yok! Barkın’ımızı *Fizan’a da sürseniz yalnız bırakmayacağız. Avukat Barkın Timtik’e ve büromuza yönelik saldırılarınıza derhal son verin aksi halde tarihsel olarak hakkımız olan direnme hakkımızı sonuna kadar kullanmaya devam edeceğiz!
BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!
SÜRGÜN SEVKLERE SON
BARKIN TİMTİK SERBEST BIRAKILSIN!
HALKIN HUKUK BÜROSU
HALKIN HUKUK BÜROSU
Gürsel Mah. Çevik Sok. No:13/10
Kâğıthane/İSTANBUL

