‘‘Onlar ki kırlarda açan çiçek,
Onlar ki toprakta berekettir’’
28 Aralık Çarşamba günü Dersim’in Hozat ilçesinde oligarşinin ordusuyla girilen çatışmada iki DHKC gerillası şehit düştü.
Katliamın ardından açıklama yapan Amerikancı faşist ordu TSK, Dersim dağlarında DHKC’yi bitirdiğini ilan etti. Cephe savaşçıları dünden bugüne Anadolu’nun dört bir yanında, dağların özgürleşmesi için savaşıyorlar. Bundan sonra da bu gelenek böyle devam edecek.
Amerikancı faşist ordu TSK, devrimcileri katlederek bitirebileceğini sanıyor. Devrimciler, bereketli topraklar üzerinde, Anadolu’da, kurudukça yeşeren bir çiçek gibidir. Çünkü tohumu bereketlidir. Amerikancı TSK, siyasi mücadeleyi insan sayısı ile eş değer tutarak askeri strateji ve bilgiden ne kadar yoksun olduğunu ortaya koymuştur. Hamasi söylemlerle açıklama yayınlayan TSK, iki askeri IŞİD katilleri tarafından yakılırken sesini çıkaramamıştır. Çünkü onlar sahibinin sesi, ne denilirse onu yapacak olanlardır.
Oligarşinin silahlı güçleri, TSK ve Emniyet teşkilatı, devrimcileri katlederek emperyalizme görevini ‘iyi’ yaptığını ispat etmeye çalışıyor. Devrimcileri tutuklayınca veya katledince devrimcilerin biteceğini düşünüyorlar. Oysaki anlayamadıkları şey şu; Onur, Çayan, Leyla, Mahir… bu isimler sadece birey isimleri olmaktan öte, bizim umuda ve adalete olan inancımızın simgesidir. Yoldaşlarımız fiziksel olarak aramızda olamasalar bile, adalete ve umuda inancımız olduğu sürece yeni isimler ve yüzler gelecek ve umudumuz yeşermeye devam edecektir.
Arap halkının yiğit kadını, Leyla… Bir türküde geçer; ‘Letipke ya imme, inna el movt, derbıl hurri / Ağlama anne, ölüm bizde özgürlüğün yoludur.’ Cefakar Arap halkının ağıtlarından biridir bu. Yıllardır zulme uğrayan halkların ağıtlarından biridir. Onlarca halk çocuğunu zulme karşı mücadelede şehit verdi Arap halkı, bugün Suriye’de olduğu gibi. Bu halk çocuklarından biri Refik Horoz’du. 90’lı yıllarda Kürdistan’da Kürt hareketi dışında kimsenin çalışma yapamayacağının iddia edildiği bir süreçte bir Dev-Genç’li olarak Diyarbakır’da çalışma yürütmüştü. Ölüm mangaları tarafından yargısız infazla katledildi. Yusuf Aracı, ülkesindeki adaletsizliğe, zulme karşı bedenini ölüme yatırdı. Halkı için kendini feda etti. ‘Bir avuç asalak zevk-ü sefa içinde yaşarlarken, ben duramazdım.’ dedi ve katıldı feda kuşağına. Mezarları başlarında Arap halkının geleneklerin ‘bahur’, gözlerde hafif buğu, yoldaşını kaybetmenin acısı, öte yandan daha ağır basan kin ve öfke duygusu, sözler dile gelmese de net bakışlarla söylenmek istenen bir söz ‘Bizi asla yenemeyeceksiniz!’ Halk savaşçıları, ölüm bizde özgürlüğün yoludur diyerek düştüler yollara, Refikler, Selimler, Yusuflar gibi… Bu tohum, umuda olan sevdanın tohumu, yeni Leyla’larla, Mahir’lerle yeşermeye devam edecek.
DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR
ESKİŞEHİR HALK CEPHESİ

