1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

Mesude Pehlivan İle Röportaj

SORU1: Öncelikle geçmiş olsun. Sağlık durumunuz şimdi nasıl?
CEVAP1: Teşekkür ederim, sağolun. Yaklaşık 2,5-3 yıldır kanser hastası olarak hapishanenin tecrit hücrelerinin sağlıksız koşullarında kaldım. Bu sağlıksız koşullara eklenen olanaksızlıklar ve keyfi olarak çıkarılan engeller, sorunlar, yaptırımlar, hastaneye götürmemeler vesaire aşmak için ayrıca bir emek çaba ve mücadele gerektirmiştir. Öyleki kanser hastalığını tanıma ve yenme mücadelesinden daha çok tedavi edilmemin önüne çıkarılan engelleri aşmak, daha zorlu mücadeleleri ve emek harcamayı gerekli kılmıştır.
            Bu anlamda şimdi bahsettiğim keyfi uygulamalar ve engeller ortadan kalkmış durumda. Elbetteki daha sağlıklı koşullardayım. Günler öncesinde başlayan "Acaba kemoterapi tedavisine götürülecek miyim?" ya da, "Acaba doktorla görüşürken asker sorun çıkarırsa, nasıl bilgi alacağım, nasıl konuşacağım, nasıl sorularımı soracağım?" kaygısını şimdi yaşamıyorum. Bu anlamda elbetteki daha huzurluyum. Daha sağlıklı koşullara sahibim. Şimdi daha çok ve asıl olması gereken, yumurtalıklarımda başlayan ve midemde devam eden ve oradan da vücudumun her noktasına lenfler şeklinde yayılan kanser hastalığını çok iyi tanımak, anlamak ve ona karşı mücadeleyi bilinçli olarak süreklileştirmektir. Yani şimdi benim için önemli olan emperyalizmin ürünü bu illet hastalığa karşı sağlıklı, iradi, kararlı bir mücadele içerisinde olmamdır. Şimdi dışarının sağlıklı koşullarında tedavilerim daha rahat devam edecektir. Elbetteki sonuna kadar kanser hastalığına karşı çok zorlu da olsa mücadeleyi elden bırakmamak gerekiyor.
            Ve şimdi dışarıda daha sağlıklı koşullara sahip olduğumu ve keyfi engellemeler ile karşılaşmadan tedavimi yaptırabilme zeminimin var olduğunu biliyorum. Bunları bilmek bile benim için kaygılardan uzak, daha huzur içinde tedavi imkanına kavuşmanın direncini hissettiriyor. Bu koşullarda kanserle mücadele etmemin çok zorlu ama olanaksız olmadığını bilmekte güç veriyor. Bu gücü hissetmek beni daha sağlıklı kılıyor. Sonuç olarak şimdi bu koşullarda kendimi daha iyi hissediyorum.

SORU2: Hapishane süreciniz nasıl geçti?
CEVAP2: Hapishaneye girdikten 1-2 ay sonra kanser hastası olduğumu öğrendim. Çok erken farketmiş olmama rağmen, hapishanede olmaktan kaynaklı hızla bütün vücuduma yayılmasına ve kemoterapi tedavisinin de bir üst aşamaya geçilmek zorunda kalındı. Çünkü kanser hastalığı ilerledi, kemoterapi tedavisi aşaması da daha ağır seyretmeye başladı. Dolayısıyla bütün hapishane sürecimde hem devrimci, hem de kanser hastası olmamdan kaynaklı çok daha zorlu ve sancılı geçti. Çünkü hapishanede hem devrimci tutsak, hem de hasta tutsak olmak demek her koşulda zulmün elinde istediği zaman keyfi olarak kullanabileceği zeminin varlığı demektir. Örneğin Güler Zere sadece damak kanseriydi. Dünyada damak kanserinden ölen yokken, Güler damak kanserinden öldü. Çünkü hasta tutsak olarak, kanser hastalığı ilerleyene kadar bekletildi. Ölümün kıyısına gelince bırakıldı. Gülerin dediği gibi, ona "Dışarıda ölüm hakkı tanındı." Bu hem devrimci tutsak, hem de hasta tutsak olan tutsaklara yönelik devletin bilinçli politikasıdır. Tabiki tüm zorluklarına, olanaksızlıklarına, sağlıksız koşullarına rağmen hapishanede tecrit hücrelerinde hergün, her saat bu olumsuz koşulları aşmak ve kanser tedavisini yaptırabilme koşullarını yaratmak için binbir emek ve mücadele ile geçti. Bu mücadele örgütlü bir mücadeledir. "Ben" değil " Bizin" mücadelesi ile olmuştur. Yoksa sonuç almak mümkün değildir. Ben önce Bakırköy hapishanesinde idim. İlk kanser olduğumu burada öğrendim. Kanser olmamın nedeni 2000 yılında, 19-22 Aralık katliamında, Bayrampaşa C1 koğuşunda kullanılan kimyasal gazlarla, 6 kadın diri diri yakıldı. Yıllar sonra bende aynı ortamda her türlü öldürücü kimyasal gazları saatleri solumaktan kaynaklı kanser hastası oldum. Bakırköy hapishanesinde özellikle de arkadaşlarla bir arada olmaktan kaynaklı, bir nebze olsun hastalığımın tedavisi ile ilgili sorunları çözme zeminimiz daha güçlü idi. Yine de hapishanede olduğum hergün binbir emek, irada ve kararlılıkla, sonuç alıcı çalışma tarzımızla çıkan sorunları, engelleri çözmek için hep bir mücadele ile geçmiştir. Daha sonra 1 Ağustos 2016 tarihinde, kanser hastası olduğum ve İstanbul Samatya hastanesinde tedavi gördüğüm, bunun için sevk edilmeyeceğime dair söz verilmesine karşın, işkenceleri ile, kalleş oyunlarıyla bilinen Bakırköy hapishane müdürü Nedim Elbistanlı ve hapishane savcısının onayıyla, içinde benim de olduğum 30 kadın özgür tutsak, zorla yerlerde sürüklenerek, dövülerek, işkence ile ring arabalarının içine atıldık. Bu şekilde Bakırköy hapishanesinden, 30 kadın özgür tutsak olarak erkek hapishanesi olan, Silivri 9 No'lu kapalı hapishanesine sürgün sevk edildik. Burada hepimiz tek kişilik hücrelere atıldık. Ben de tek kişilik hücrelerden birindeydim. Hiç alışamadığım birşey. Kafamı çevirdiğim her tarafta saldırmaya hazır erkek gardiyanların var olmasıydı. Ve tekli hücrelerde bütün arkadaşlara çok ciddi saldırılar, işkenceler, ahlaksızlıklar erkek gardiyanlar tarafından yapılıyordu. Bende o günlerde 2 ay boyunca Samatya hastanesinde yarım kalan kemoterapi tedavime keyfi olarak götürülmedim. Hasta dosyam 2 ay boyunca hapishanenin kampüs hastanesindeki heyetin atacağı bir imza için bekletildi. Ben kendim hemşireyim. Ve biliyorum bu kadar gün bir imza için hasta bekletilmez. Yani bu da açıkki bilinçli bir engellemeydi. Bu durumu iyice teşhir edince ve süren direniş çizgisi hergün biraz daha yükseldikçe, hesap soruldukça, sabır,ısrar ve kararlılık netleştikçe düşman hasta tutsakların tedavilerinin yaptırılması konusunda geri adım atmak zorunda kaldı. Ama hastaneye götürülmediğim o iki aylık süre içinde benim kanserim ilerledi. Dolayısıyla daha sonra bir üst aşama kempoterapi tedavisine başlandı. Buradaki iki aylık sürenin ardından, ancak hasta tutsaklar hastanelere götürülmeye başlandı. Tecritin sağlıksız koşullarında, insanlıktan uzak yaklaşımlar ve ihtiyaçlarım karşılanmayarak, hergün yan hücrelerdeki yoldaşlarıma yapılan işkence ve saldırılara tanık olmanın ağır yükünü taşıdım. Hala daha taşıyorum. Bir ay sonra direnişin gücüyle 3'lü hücrelere geçirildik. Tabiki tecrit gerçeği, işkenceler, saldırılar, baskılar, ahlaksızlıklar, keyfi uygulamalar burada da devam etti. Bu saldırıların karşısında var olan sohbet, kitap ve yayın hakkıyla ve benim serbest bırakılmam ile ilgili sabırla, kararlılıkla, militanca sürdürülen taarruzla 30 kadın özgür tutsağın göğüs göğüse süren çatışmasıyla ve yaratıcı, sonuç alıcı eylemleriyle bu saldırılar kısmi anlamda geri püskürtüldü. Taarruzdaki militanca direniş çizgisinden taviz vermeden, bu çizgiyi hep yukarıda tutarak, önce hasta tutsakların tedavilerinin yaptırılması, sonra da sohbet hakkı talebi kazanıldı. İşkence ve saldırılar büyüdükçe, direnişte büyüdü. Hasta tutsaklara yönelik çıkarılan engeller ya da sorunlarda, direnişin seyrine göre değişiyordu. Direnmeden hiçbir hak kazanılmayacağına bir kez daha tanık oldum.
            Sonuç olarak, hapishane sürecim boyunca önce devrimci, sonra hasta tutsak bakış açısı ile yaşamaya çalıştım. Bu kolay olmadı tabi. Bunun için kendimle de mücadele ettim. Çünkü yüküm çok ağırdı ve yükümü hafifletmek için, emeğini esirgemeyen, daraldığımda nefes almamı sağlayan, birlikte düşünerek çözüm yolları bulmak için kafa patlatan, idarenin karşısında da bürokratik engelleri aşmak için sabırla tartışan ve mutlaka sonuç almayı bilen değerli yoldaşlarım vardı. Herbir yoldaşımdan çok şey öğrendim. Gözümün önünde 30 özgür kadın tutsağın yeri geldiğinde koridorlara fırlayarak tekme atana tekme atarak, gördüğü her yere sıkıca tutunarak, yerlere oturarak zorluk çıkaran ve talepleri haykırarak, işkenceye karşı sloganlar atarak, kapıları döverek, hücreleri yakarak vb yarattıkları görkemli direnişin gücünü hissederek geçti günlerim. Bu gücü hissettikçe bende hastalığımla ilgili çıkarılan kimi sorunların ve engellemelerin hep üzerine gittim. Keyfi uygulamalarını boşa çıkarmak için verilen zorlu mücadelenin içinde oldum. Bu gücüme güç kattı.
            Sonuç olarak bu mücadelenin içerisinde ben tek değildim. Yanı başımda özgür kadın tutsakların, erkek gardiyanların işkenceleri, saldırıları ve ahlaksızlıkları karşısında boyun eğmeyen dik duruşları ile yarattıkları bir örgütlülük vardı. Öyleki bu örgütlülüğü de zulüm artık dikkate almadan hareket edemez hale gelmişti. Direniş bütün taşları yerli yerine oturttu.
            Ayrıca bütün Türkiye hapishanelerindeki özgür tutsaklar ve dışarıdaki tüm insanlarımızın heryerde benim serbest bırakılmam ile ilgili attığı sloganlar, yapılan eylemler benim için en büyük moral ve güçtü.

SORU3: Hapishane sürecinde tedavi olabildin mi?
CEVAP3: Hapishanede tecrit hücrelerinde sağlıklı bir tedavi sürecim oldu diyemem. Çünkü kaldığım koşullar sağlıklı değildi. Sağlıklı koşulların olmadığı bir yerde sağlıklı bir tedaviden bahsedilemez. Bir kanser hastasının tedavisinin kapsamı geniştir. Kısaca belirtirsek, stresten uzak, engelsiz, rahatça doktora rahatça sorularını sorarak bilgilenmekten, sorunsuz olarak doktorun önerdiği ve tedbir olarak sunduklarını hayata geçirebilme koşuluna sahip olmaktan, önerdiği beslenme şekline göre yiyeceklerini alabilmekten ona uygun yemeklerle beslenmekten, kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinden kaynaklı sürekli kusmalar, mide bulantıları yaşandığı zamanlarmideyi daha da kusturan karavana yemekleri yerine, mideyi biraz olsun rahatlatacak patates haşlaması ve pirinç lapasını bulabilme ortamına sahip olmaktan "Acaba hastane randevuma götürülecek miyim?", "Doktor raporu ile belirlenmiş olan ring arabası gelecek mi acaba, yoksa yine mi tartışmak zorunda kalacağım?", " Asker yine engel olacak mı doktorla konuşmama?", " Ya ilaçlarım zamanında gelmezse!" vesaire bu soruları çoğaltabiliriz. Hapishane sürecim boyunca hep bu kaygı ve birçok kaygılar taşıyarak geçti günlerim. Çünkü yaşadığım ortam böyleydi. İşte bütün bu kaygılardan uzak, sağlıklı, hijyenik ortamda yaşamaktan, içtiğim ilaçlarımı, eşyalarımın yapılan saldırılarda, talanlarda yerlere atılmasının yaşanmadığı enfeksiyondan uzak, gözümün önünde arkadaşlarımma yapılan işkencelere, saldırılara tanık olmak zorunda bırakılmadığım ve adı ölüm olan insana aykırı tecrit hücrelerinde değil, dışarının sağlıklı koşullarında ancak sağlıklı bir tedaviden bahsedebiliriz.
            Örneğin tecrit hücrelerinde kemoterapi ilaçlarımı kullanırken yan etkilerinden dolayı sürekli kusmalarım, mide bulantılarım, aşırı halsizlik, yorgunluk, taşikardi(kalp ritminin hızlanması) gibi durumlar yaşıyordum. Böylesi zamanlarda yataktan kalkamaz hale geliyordum. Tabiki benim durumuma uygun yemek bulmak imkansızdı. Karavana geliyordu. O yemekler benim kusmalarımı daha da çoğaltıyordu. Bu durumlarda yatakta aç yatıyordum desem yeridir. Vücut direncim çok düşüyordu. Bu olumsuz tabloyu bir an olsun değiştirmek için midemi toparlamaya yardımcı olacak patates haşlaması ve pirinç lapası mutfaktan istemek için doktora, idareye ve mutfak bölümüne dilekçeler yazdım. 3 tane patates haşlamasını almak için günler geçti. Ne mücadeleler verildi. İnsani bir talebimizin bile zamanında karşılanmadığı ortamda sağlıklı bir tedaviden bahsedilebilinir mi?
            Veya sık sık yapılan aralamarda, talanlarda bütün eşyaların yerlere atılarak, üzerine basıldığı ilaçların dahi yerlere saçıldığı sağlıksız ortamlarda bir kanser hastasının enfeksiyon kapmaması imkansızdır. Bende sürekli enfeksiyon kapıyordum ve ağzımın içinde, kollarımda, alnımda, kafamın içine kadar yayılan yaralar oluşuyordu. Çünkü kemoterapi ilaçları kanser hastasının vücut direncini düşürüyor. Kan değerlerini sıfırladığı için vücut enfeksiyona açık hale geliyor. Tecrit ortamının sağlıksız koşulları ile birleşincede enfeksiyondan kurtulunamıyor. Bu örnekler anlatılamayacak kadar çoktur.
            Sonuç olarak bir kanser hastasının, hapishanenin tecrit hücrelerinde sağlıklı bir tedavi olma koşulu asla yoktur.

SORU4: 3 aylık ceza ertelemesi ile adli tıptan serbest bırakılmanızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunda örgütlü mücadelenin gücü nedir?
CEVAP4: Elbette bir seneye yakın zamandır içerde dışarda, nefes alınıp verilen heryerde hapishanelerde sohbet, kitap ve yayın hakkı ve "Mesude Pehlivan Serbest Bırakılsın!" talepleri ile süren direnişin somut kazanımıdır benim tahliye edilmem. Türkiye'nin bütün hapishanelerindeki özgür tutsaklar ile dışarıda başta TAYAD olmak üzere bu büyük ailenin bütün insanları aynı yürekle, aynı kararlılıkla, aynı talepler için omuz omuza direndiler. Tüm saldırılara, işkencelere, gözaltılara, tutuklamalara, sürgün sevk politikasına karşı politikalarına, hergün her saat en ağır bedelleri göze alarak sabırla, kararlılıkla, militanca kampanyanın taleplerini haykırarak nefes alıp verdiler. Bu anlamda benim tahliyem örgütlü mücadelenin gücünü bir kez daha ortaya koymuştur. Taleplerin hayata geçirilmesi için hapishanelerde özgür tutsaklar taarruza geçtiler. Yeri geldi göğüs göğüse çatıştılar, yeri geldi hücre kapılarından koridorlara fırlayarak, hücreler yakarak, zulmü adım adım gerileterek taleplerin bir kısmını kabul ettirdiler. Ama direnmekten, taarruzu büyütmekten vazgeçmediler. Vücutlarında morarmayan yerler kalmasada, o morlukları direnişin nişanı olarak gördüler. Defalarca kolları kırıldı, yaralandılar. Bu onurlu direniş dışarıyla bütünleşti. Ve ısrarla talepler heryere taşındı. "Mesude Pehlivan Serbest Bırakılsın!" ve diğer talepleri duyulmadık yer kalmamacasına yayılan büyük örgütlü bir direnişti bu.
            Sonuç olarak tedavi hakkımı kazanmam, içerisi ile dışarısı ile bu onurlu direnişin meyvesidir. Türkiye hapishanelerindeki tüm özgür tutsakların dışarıda TAYAD'lı ailelerimizin ve bu büyük ailenin tüm insanlarının ortak emeği, sabrı, ortak kararlılığı, ortak ruhu, ortak coşkusu, ortak sahiplenmesi, ortak sevgisi ve ortak direnişi hep en büyük gücüm, moralim oldu. Tecitte, hücrede bana bu gücü taşıyan ve moral kaynağı olan, militanca bir direnişi büyütmek için her türlü bedeli göze alan tüm tutsaklarımızın, TAYAD'lı ailelerimizin, tüm insnalarımızın, örgütlü mücadelesi ile ben serbest bırakıldım. Bu onurlu bir direnişin zaferidir. Örgütlü mücadelenin gücü ile direnişin diğer talepleri de zaferle sonuçlanacaktır. Örgütlü bir mücadele olmadan en ufak bir hak kırıntısının bile kazanılamayacağını yaşayarak bir kez daha gördük. Hasta tutsak olarak benim serbest bırakılmam bir kez daha örgütlü mücadelenin gücünü gösteriyor.
            Buradan tüm özgür tutsaklara, TAYAD'lı ailelerimize, bu büyük ailenin herbir insanına teşekkürü borç bilirim. Hepinize yürek dolusu selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Sizleri çok seviyorum.


MESUDE PEHLİVAN
Labels:
[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.