28 Haziran Çarşamba
günü Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan T.C. konsolosluğunun önünde bir
eylem yapıldı. Günler öncesinden kurumlara ve kişilere yapılan çağrı ile açlık
direnişlerinin 112inci gününde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın taleplerinin
karşılanması istendi. Saat 16 da başlayan eylem boyunca sloganlar hiç susmadı.
Nuriye Semih Yalnız
Değildir!
Nuriye Semih Onurumuzdur!
Faşizme Teslim
Olmayacağız!
Sloganlarının atıldığı eyleme 30 kişi katıldı.
Nuriye ve Semih’in taktıkları hijyen maskelerini temsil eden üzerinde 112
(açlık grevinin 112. günü) yazılı maskeler ilgi çekici idi. Komite adına
yapılan Türkçe açıklamanın ardından yapılan Fransızca açıklamada Nuriye ve
Semih’in direnişi anlatıldı ve direnişin kazanması için mücadelenin büyütülmesi
çağrısı yapıldı. Derhal direnişçilerin taleplerinin kabul edilmesi çağrısının
yapıldığı açıklamalarda faşizmin teslim alma politikalarını boşa çıkartmak için
direnişin sahiplenilmesi gerektiğine vurgu yapıldı. HDK, İnfo-Türk, Secour
Rouge (kızıl yardım), AABF kadın kollarının , sanatçı ve aydınların da destek
verdiği eyleme AABF kadın kolları da bir mesaj gönderdi.
BASINA VE
KAMUOYUNA:
Tüm dünya
kamuoyunun izlediği bir adaletsizlik ve bu adaletsizliğe karşı yapılan bir direniş
yaşanıyor. Bir gece yarısı çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname ile işlerinden
edilen onbinlerce kamu emekçisinin içinden,
bu haksızlığı kabul etmeyerek direnme kararı alan Nuriye Gülmen ve Semih
Özakça devam ettirdikleri açlık grevinin bugün itibari ile 112inci günündeler.
Hayati tehlike aşamasına gelmiş direnişçiler ile ilgili tüm dünya kamuoyu
endişe etmektedir. İşlerinin ellerinden alınması ile ilgili olarak AKP iktidarının
hiçbir haklı gerekçesi yok, kendi yasaları ile dahi açıklanabilecek bir durum
değil. AKP iktidarı bu duruma karşı
direnişe geçen Nuriye ve Semih’in direnişlerinin sahiplenilmesi ile paniklemiş,
hiçbir hukuki dayanağa gerek duymaksızın eşine ender rastlanır bir keyfilik ile
direnişçileri tutuklamıştır. Hem de açlık grevi direnişlerinin 75. gününde. Hem
de tutuklandıklarında hayati tehlike yaşayabileceklerini bile bile.
Nuriye ve Semih’i tutuklayarak direnişe olan
desteğin önüne geçmenin ve giderek unutulmasının hesaplandığı çok açıktır. Hukuki hiçbir dayanağı olmaksızın işten
çıkartıyor. Kanunsuzluğa itiraz dilekçesi verme hakkı dahi tanımayan AKP iktidarının
direnmekten başka hiçbir seçenek bırakmadığı insanlara uygulamadığı baskı, etmediği
işkence kalmamıştır. Tutuklayarak
susturabileceğini, bitirebileceğini zannettiği direnişin devam etmesi ve ilk
günkü kararlılık ile sahiplenilmeye devam edilmesi ile kudurduğuna şahitlik
ediyoruz. Direnişin sürdüğü Yüksel caddesinde bulunan “insan hakları” anıtını
abluka altına alarak ülkede insan haklarını ne hale getirdiğini göstermiştir.
AKP’nin Türkiye’sinde en temel insan hakları abluka altına alınmıştır. Adalet
için direnenlere, hakkını arayanlara caddeleri sokakları yasaklıyor. Bu
keyfiliğe direnenlere işkence etmek dışında hiçbir çözümü aklına getirmek
istemiyor. Her gün Yüksel caddesinde açıklama yapmak isteyen emekçilere akla
ziyan yöntemlerle zulüm uygulamaktan utanmıyor, sıkılmıyor.
Bu yaşananlar ile ilgili olarak halka hiçbir
akla mantığa uygun açıklama yapmış değiller. Birkaç saçma yalan denemesi
dışında tabii ki. Kamuoyunu ikna
edemeyen AKP iktidarının sözcüleri günü kurtarmak amacı ile uydurdukları
yalanlarının mumu yatsıya kadar dahi yanmıyor.
Evet, onbinlerce kamu emekçisinin hukuksuzca ve kanunsuzca işleri
ellerinden alınmıştır. AKP iktidarının korkusu büyüktür. Nuriye ve Semih’in
işlerinin iade edilmesi halinde, haksız hukuksuz şekilde işleri elinden alınan
onbinlerce emekçinin de hakları için direnişe geçeceği korkusu “haksız” bir
korku değildir. AKP adaletsizce işlerinden ettiği emekçileri işe geri almak
zorunda kalmaktan korkuyor. Yani ADALET’ten korkuyor. Bu uğurda Nuriye ve
Semih’in ölmelerini dahi seyredecek kadar gözlerini kararttıklarını görüyoruz.
Bunu kabul etmeyecek, Nuriye ve Semih’in ölmelerine izin vermeyeceğiz.
Olağan üstü hal
uygulamaları ile, yasaklar ile, Kanun Hükmünde Kararnameler ile ülkeyi zapturapt
altına almaya çalışan, kendisi gibi düşünmeyen hiçbir kesime yaşam hakkı
tanımayan anlayışı kabul etmiyoruz. Dünyanın en fazla gazeteci tutsağı olan,
siyasi tutsak rekortmeni olan bir ülkenin vatandaşı olmayı haketmiyoruz. Bugün
artık kendi parlamentolarının parlamenterlerinin dahi muhalefet yapmalarına,
kendilerini eleştirmelerine tahammülleri kalmamış, parlamenterleri keyfi bir
şekilde hapishanelere doldurmakta bir sakınca görmeyen AKP faşizminin bu
uygulamalarını kabul etmiyoruz. Ana muhalefet partisi liderinin dahi “adalet”
talebi ile yürümek zorunda bırakıldığı bir ülkede bizler de ADALET istiyoruz.
Nuriye ve Semih’in
içinde bulundukları durum ile ilgili olarak AKP iktidarına sesleniyoruz:
Nuriye ve Semih’e
adalet ve onurları için ödemeleri zorunda bıraktığınız bedel, devran döndüğünde
sizlerin vereceğiniz hesabın yanında hiç kalır.
Derhal bu adaletsizliğe son verin!
Bugün acil olarak Nuriye ve Semih’in
yaşamaları için kendilerine uygulanan hukuksuzluğa son verilerek işlerine iade
edilmelerini istiyoruz!
Mağdur ettiğiniz
herkesin mağduriyetlerine son verin!
ZAFER DİRENEN EMEKÇİNİN OLACAK!
NURİYE VE SEMİH İŞE GERİ ALINSIN!







