1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

Mehmet Güvel ile röportaj


1-            Siz 1996 yılında özgür tutsaklara yönelik hücre saldırısına karşı gerçekleştirilen Ölüm Orucu direnişinde yer aldınız. 69 gün hücre hücre direndiniz… yanıbaşınızda yoldaşlarınızı şehit verdiniz. Bu direnişte 12 şehit verildi. 69 gün beyinleri sarstınız, faşizmi sarstınız ve zafer kazandınız. Sizden önce 1984 yılında bir direniş gerçekleşmişti… Üç Devrimci Sol, bir de TİKB tutsağı bu direnişte şehit düşmüştü. Sizden sonra ise yani 2000 Büyük Direnişinde yine Ölüm Orucu'nda tam 122 şehit verildi. Yani sizin de direnişin ve zaferin bir parçası olduğunuz, en ön cephede 1. Ölüm Orucu Ekibi olarak vuruştuğunuz 1996 Ölüm Orucu bir köprü gibi geçmişi geleceğe bağladı. Bize öncelikle 1996 direnişini, neler yaşadığınızı, neler öğrendiğinizi anlatır mısınız?

Mehmet Güvel: Sorduğunuz soruda da görüldüğü gibi faşizmin olduğu bir ülkede hep baskı işkence ile bir arada yüründü bir arada yürünen bir mekan oldu ve 84’de yoldaşlarımız ve özgür tutsaklarla diğer yoldaşlarıyla siper yoldaşlarıyla beraber tek tip elbiseye karşı bir direniş gerçekleştirdi ve 84 gün süren bu ölüm orucu sonrası Apo, Fatih, Hasan, Haydar bu direnişte şehit oldular. Onun arkasından tabi ki bizler de onlardan öğrendiğimiz hapishanelerdeki direnişin bir parçası olmaya devam ettik. Dışarda antidemokratik hukuksuz adaletsiz bir olay başladığı zaman mutlaka ve mutlaka hapishanelerden de buna tepki koyarız. Hapishanelerde yapılan bu direnişler dışarıyı da etkilediğini görüyor ve biliyoruz ve insanları mücadeleye çağırması bakımından da çok iyi bir eylem oluyor. 1996 yılına geldiğimizde artık tutsakların bu direnişlerine son verebilmek onları tamamen tecrit edebilmek için çeşitli projeler hazırlandı. Bu projeler içerisinde tutsakları tek tek veya küçük gruplar halinde tutarak onları teslim alacaklarını bu teslim alma doğrultusunda da halkı teslim alacaklarının programı yapılıyordu. Bizler de bu bilinçle Eskişehir cezaevinde daha önce de açılmaya çalışılmıştı yıllar önce de açılmaya çalışılmıştı ve TAYAD olarak bu direnişin başında yer aldık oranın açılmasını durdurmuştuk. Yeniden bu yeri tekrar açmaya başladılar ve oraya bizim yoldaşlarımızı 14 kişi kadar hatırladığım kadarıyla 14 kişi kadar oraya aldılar ve bunlar F tipi cezaevlerinin bir başlangıcı olduğunu bildiğimizden de buna karşı bir direniş gerçekleştirmemiz lazımdı. Kapsamlı bir saldırı başlamasına göre bizim de çok kapsamlı ve etkileyici bir direniş yapmamız gerekirdi bu da ancak ölüm orucuyla bunu boşa çıkartabileceğimizi düşündük. Aynı zamanda o değildi 96 yılına geldiğimizde hapishanelerde devrimci tutsakları görüşçüsüz bırakabilmek için görüşe gelen ailelerimizi çıkışlarda gözaltına alıyorlar, siyasi şubeye terörle mücadele şubesine götürüyorlar ve orada onlara baskılar yaparak bir daha görüşe gelmemeye sağlamaya çalışıyorlardı. Biz buna karşı direnişin talepleri olarak Eskişehir tabutluk hücresinin kapatılması ve yoldaşlarımızın İstanbul’daki hapishanelere getirilmesi talebi ve ailelerimize görüşte gözaltına alınmaması ve onların taciz edilmemesi baş talepleriyle ölüm orucuna başladık. Ve 96 direnişinde sol örgütlerle de konuşarak buna karşı bir ölüm orucu kararı aldık ve buna TİKKO ve biz başladık bu ölüm orucuna ve bu ölüm orucunda bende gönüllü oldum 1. Ekipte seçildim. 69 gün süren bu direniş sonunda 12 yoldaşımızı şehit verdik.

2-            Nuriye ve Semih siz 1996 yılında ölüm orucunda direnirken ya çok genç ya da çocuk denilecek yaştaydılar. Sizi izlediler, duydular belki, belki de duymadılar. Ama en azından tarihe mal olmuş direnişinizi öğrendiler. Ve ülkemizde adalet mücadelesinde bir hak arama yöntemi olarak çok büyük bir değer kazanmış açlık grevi ile AKP faşizmine karşı direnişe geçtiler. Adalet açtılar ve adalet için açlığa yattılar. Siz de bundan 57 gün önce onların direnişi kazansın diye, onlara destek olmak için süresiz açlık grevine başladınız. Onlar sizi takip ederek, sizlerden öğrenerek başladılar direnişe. Ve şimdi siz onların ardına düştünüz yürüyorsunuz... Bize sizi bu karara götüren duygu ve düşünceleri anlatabilir misiniz?

Mehmet Güvel: Nuriye ve Semih hakikaten kanun hükmündeki kararnamelere rağmen her şeyi göze alarak işimiz ekmeğimiz onurumuz için dediler böyle haklı bir talep ile işimizi geri istiyoruz talebi ile oturma eylemini başlattılar. Böylesi bir süreçte böyle bir eylemi başlatmak büyük bir kahramanlıktı, büyük bir cesaretti. Nuriye ve Semih bu direnişiyle bütün Türkiye’ye bütün dünyaya gösterdi ki her ne şartlarda olursa olsun direnme hakkımızı elimizden alamazlar, ‘’direnmek hakkımızdır’’ dediler ve bütün bedeli göze alarak orada oturdular ve yaydıkları ışık bütün ülkeyi sardı. Bırakalım bütün ülkeyi bütün dünyayı sardı. Bunun haklı mücadelesi karşısında kimse sessiz kalamazdı. Nuriye ve Semih’i şahsi olarak tanımam. Belki çeşitli sempozyumlarda görmüş olabilirim. Ama onların açtığı o yolda mutlaka bir şey yapmamız gerekir düşüncesi oluştu. Yaptığımız bu şeyinde daha fazla insanı etkilemesi, daha fazla insanı harekete geçirmesi yönünde olması gerektiğini düşündük. Böylece onların açtığı ışıkla ben de süresiz açlık grevi yapma kararı aldım. Bunun sonucu ne olursa olsun sonuna kadar onların haklılığı kabul edilip işlerine dönene kadar devam ettireceğim sözünü burada Armutlu’da yaptığımız toplantıda herkesin önünde sonuna kadar götüreceğimin andını içerek bu direnişe başladım. Bunun sonucu belki dediğim gibi ölüm olabilir. Ama içim o kadar rahat ki benden sonra bu yer boş kalmayacak, bunu biliyorum. Benden sonra bu yeri dolduracak yüzlerce insan sırada bundan eminim ve mutlaka Nuriye ve Semih zaferi kazanacak. Bundan da eminim. O bakımdan hiçbir tereddütüm yok, ödeyeceğim bedellerle ilgili. Hapismiş, ölümmüş, gözaltıymış, bunların hiç birinin bana aksi bir etkisi olmuyor. Aynı zaman da bu durum beni daha da güçlendiriyor. Daha da ileriye taşıyor, daha büyük moral veriyor. Yoldaşlarımız zaten şunu demişti bir önder yoldaşımız ‘’yoldaşlar bizi aşın’’ bu söz bütün insanlara bütün o yapıya o insana değer veren tüm insanlar tarafından yerine getirildi. İşte Nuriye ve Semih ‘’yoldaşlar bizi aşın’’ sözü doğrultusunda götürdü. Ben de o sözü daha da büyüterek daha da ileriye atarak yoldaşlarımızı aşıncaya kadar daha da ileriye götürmeyi bir görev kabul ediyor ve devam ediyorum.

3-            Direnişe Armutlu'da başladınız. Burası bir tarihi de içinde barındırıyor. Emekle, direnişle kurulan bu mahalle direnişle yaşatıldı. Şehitler verdi. Direnişlere ev sahipliği yaptı. Büyük direniş iktidarın tahliye ile direnişi kırma planını direnişçiler dışarda da ölüm orucunu sürdürerek boşa çıkardılar . Ve o tarihsel karara bu mahalle ev sahipliği yaptı. Operasyonlara göğüs geri. Ve şimdi 15 yıl sonra tekrar bir direnişe ev sahipliği yapıyor. Hem de sık sık saldırıya uğrama pahasına. Direnişe başladığınız günden bu yana nasıl saldırılar yaşadınız, bu saldırılara karşı neler yaptınız?

Mehmet Güvel: Armutlu bizim mahallemiz, Gazi bizim mahallemiz, 1 Mayıs bizim mahallemiz, yoksul halkın bulunduğu her mahalle bizim mahallemiz diyerek buraya her zaman olduğu gibi kurulduğundan beri de sahip çıkanlardan biriydim de ben. Burada mafya ile çatıştık, şehitler verdik ve bu mahalleyi bizim mahallemiz yapabildik. Onun için bu mahallenin önemi bizim açımızdan çok büyük. Onun için Armutlu’da yapmayı tercih ettim. Ve yine bizim açımızdan büyük olan bir mahallede de Gazi mahallesinde de yoldaşım Feridun Osmanağaoğlu orada beni takip etti. O da süresiz açlık grevine bütün bunları göze alarak başladı. Bunun için de buraları seçmemizin böyle bir önemi vardı bizim açımızdan onun için Armutlu’yu seçtik. Direnişe başladığımızda tabi ki devletin faşist güçleri askeri, ordusu, özel timi, her zaman belirli bir saldırı hazırlığında olduklarını düşünüyor ve biliyorduk. Bu yönüyle belirli bir süre herhangi bir saldırıya burada bir saldırıya uğramadık. Daha sonra bu direnişi Armutlu’nun başka bir bölgesinde devam etme düşüncemiz oldu. Oradaki insanlara da bu direnişi göstermek ve anlatmamız gerektiğini düşünerek Armutlu’nun başka bir bölgesinde bir çadır açıp orada bir direniş başlatma kararı aldık. Armutlu’daki o semtteki meydana dört tarafı açık sadece üstü kapalı bir çadır kurduk ve orada ben ve 30 gün destek açlık grevinde bulunan devrimci gençlikten Deniz arkadaşla beraber orada devam ettirmeye başladık. Aynı gün kalabalık bir polis ekibi tomalarla, akreplerle, etrafımızı sardılar su sıkıp çadırımızı yıktılar ve bizi de sırılsıklam ettiler. Her taraf suyla doldu. Ben tamamen ıslak bir vaziyetteydim çok ıslanmıştım. Benim önümde zaten Deniz devrimci gençlikteki arkadaşımız bana siper olmasına rağmen yine de ben artık düşecek vaziyete gelmiştim. Refakatçim Sezai arkadaş beni alıp içeri götürdü. Fakat Deniz’i seyrediyorum hala çıkmıyor, çıkartamıyorlar. Geldiler tuttular kolundan yatırdılar tekmeliyorlar fakat bir türlü çıkartamıyorlar. En son ağzının içerisine gaz fişeği dolu bir silahla ağzının içine sıktılar. Orada bayılttılar, bayılttıktan sonra ancak dışarı çıkarttılar. Arkadaşlar onu bir arabaya aldı, tedavi için hastaneye götürdüler. Onlar da dağılıp gitti. Amaçları gözaltı yapmak değil sadece direnişi kırmaktı. Bunu başarmak istediler Ama biz bunu yine devam ettirdik bu sefer çadır kurmadan ertesi gün masada dışarda devam ettirdik. Bu sefer arkadaşlarımız da böyle bir saldırı olabileceğini düşündükleri için Armutlu Halk meclisi çalışanları ve Halk cephesi çalışanları sürekli nöbet tutmaya başladılar. Böyle bir saldırı olunca karşı koyma amacıyla. O gün tam İstanbul’da ki o meşhur dolu yağışı olmuştu bütün arabaları parçalayacak şekilde şiddetli bir dolu zamanı saldırıya geçtiler ama yanımıza yaklaşamadılar arkadaşlar onları geri püskürttüler. Bir türlü bizim yanımıza yaklaşamadılar. O zaman geri çekilmek zorunda kaldılar. Geri çekildiler ve biz direnişimize devam etmeye başladık. Hiçbir gücün o direnişi durduramayacağını anladılar ki bir daha da gelmediler. Ben direnişime uzunca bir süre orada devam ettirdim. Daha sonra Armutlu’da İdil Kültür Merkezi’nin bir film çalışması vardı. Film çalışması da tam o yerde benim direniş yapacağım yerde olacağı için orayı terk edip tekrar eski yerime buraya geldim ve burada direnişime devam ediyorum. Bu direnişte de artık hiç kimse müdahale edemiyor. Kapımızın önünden bile geçemiyorlar artık. Bu direnişimiz devam ediyor. Sonuna kadar da devam edecek kararlılığımızı biliyorlar. Bunlar da hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğimizi bizim tarihimizden öğrendiler. Direnişi bitiremeyecekler.

4- Nuriye ve Semih'i destek AG'leri yayılıyor.

Sizden sonra Grup Yorum üyesi Betül Varan, Ramazan bir aylık destek açlık grevine başladı. Betül’e önlüğünü siz giydirdiniz. Yine TAYAD'lı Feridun Osmanağaoğlu'na da burada halkla birlikte tören yapıp süresiz açlık grevine girdiğini ilan ettiniz. Biri siz direnirken henüz çocuk olan bir yoldaş, diğeri sizinle yaşıt , TAYAD'dan mücadele yoldaşınız.

Şimdi ise hepiniz Nuriye ve Semih le birlikte KHK’lara karşı yaptığınız bir direnişte birleştiniz.

Şimdi ise halkımızı faşizme karşı bu direnişte birleştirmek istiyorsunuz. Bu konuda düşünceniz nedir?


Mehmet Güvel: bizim zaten esas amacımız bu halkı faşizme karşı direnişe çağırmak gerçek amacımız zaten bu evet Nuriye ve Semih’in o haklı taleplerinin kabul edilmesi ama bütün yaptığımız eylemlerde sadece bu değil yaptığımız bütün basın açıklamalarında tüm panellerde sempozyumlarda ki esas amaç ne hücre tipleriymiş ne diğer istediğimiz hak alma eylemleriymiş gerçek amacımız halkı devrim saflarına çekmek halkı faşizme karşı birleştirmek, kazanmak ve sosyalizmi kurmaktır. Bu amacımıza da kavuşacağımıza inancımız sonsuzdur. Zaten inanmazsak ölmeyiz.
Labels: ,
[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.