AKP her
gün zulmüne yenilerini ekleyerek var olmaya çalışıyor.
Gün
geçmiyor ki bir insanımıza saldırmasın. Gün geçmiyor ki bir kurumumuzun önünde
pusu atmasın. Ve insanlarımızı gözaltına alıp tutuklatmasın.
Katil
AKP istiyor ki o hertürlü zulmü yapsın ama kimse ses çıkartmasın suspus
otursun. Katil ERDOĞAN ve AKP birazcık tarih bilseydi şunu iyi bilirdi. Hiçbir
halk zulme sessiz kalmamıştır, Halk bu kadar zulüm varken uzun süre sussada hiç
başkaldırmasın. Tarih sayfaları halkların zalimleri nasıl yere serdiği ile
doludur. Belki direnenlerin boynunu cellatlar koparmıştır. Ama yüzünü saklayan
görünmez olmak isteyen zulme karşı direnen ler değil cellatlar olmuştur.
Onun
için gece yada ansızın gelip saldırıyorlar kurumlarımıza ve insanlarımıza.
Korktukları için ya yüzlerini saklıyorlar ya da işkence ile tehdit ediyorlar.
İşkence ve tehdit yeni bir silahı değildir zalimlerin, bin yıldır uyguluyorlar
halka zulmedenler işkenceyi. İşkence gördüğü için direnmekten vaz geçseydi
insanlık Spartakus olmazdı. İşkence her
dönem egemenlerin kendilerini güçlü hissetmek için uyguladığı bir yöntem
olmasına rağmen aslında zayıf
olduklarının bir kanıtıdır. İşkence edenler tam bir aptal oldukları için
korkularını böyle yenmeye çalışırlar.
İsterlerki
onlar gibi düşünelim ve onların yönettiği iktidarların uyguladığı sömürüye
boyun eğelim.Düşünün AKP hergün
yönetememe krizi büyüyen bir iktidardır.Katil ERDOĞAN da bunu uygulayan bir
faşist diktatör. Kendileri lüks saraylarda yaşarken halkın aldığı üç beş kuruşa
da göz dikmiş durumdadırlar. Bunu da böyle olması gerekiyormuş gibi
kabullenmemizi isterler. (Şimdi son olarak yaptıkları düzenleme ile vergiler
artırılmış sarayın cebine doldurduğu paraları ve borçları halka
ödetecekler.)Halk ile alay edercesine "Beş parmağın beşi bir mi? şükretmesini
bileceksiniz. Bu dünya da acı çeken öbür dünyada mükafatını görür" derler.
Halka bu dünyayı cehenneme çevirenler öbür dünyada cennet vaadederler. Oysa biz
tarihten bu yana biliriz ki ancak direnirsek zalime karşı zafer elde ederiz.
Zalimler düşüncelerimizden ve iktidar iddamızdan vaz geçmemizi isterler. Bu
nedenle işkence ederler bizlere. Tarihte de aynıydılar şimdi de.
"Tartışmalarda Bruno’nun
fikirlerini çürütebilecek
bir filozof daha
dünyaya gelmemişti. O
halde Bruno kendi kendisini
çürütmeliydi. Ölümden önce,
kendi öğretisini kendisi öldürmeliydi.
Bilimi öven, savunan Bruno’dan, herkesin
gözleri önünde, sevgilisi
bilimin yüzüne tükürmesini, onu lanetleyip ondan vazgeçmesini istiyorlardı.
Ama Bruno’ya bunu yaptırabilecek işkence
yoktu dünyada. Bruno bu
son sınayışa çoktan
hazırdı zaten. Defalarca kendi
kendisine şu sözlerle seslenmişti.
"Dayan, mert ol,
cahillerin yargısı seni tehdit etse bile fikrinden dönme. Işığı
karanlıktan ayırabilecek yüksek
bir akıl mahkemesi vardır.
Sadık, vefalı tanıklar
ve avukatlar senin davanı
savunacaklar. Düşmanlarınsa, kendi vicdanlarından kendi cellatlarını
ve senin intikamını alacak birini
bulacaklar.”
İnsan
Nasıl İnsan oldu syf.970
Bugünün
zalimine karşı tarih yazan bir direniş ve direnişçilerinin zalime karşı
mücadelesine tanıklık ediyoruz şimdi. 14 Eylül 2017 tarihinden bu yana sürüyor
yargılama oyunu. Adaletsiz bir mahkemenin verdiği bir karar ile 28 Eylül 2017
de bir Tiyatro oynadı. Bu defa yargılanan zalimdi. Cellatlarını yargıladı
direnişçi.
28
Eylül 2017 tarihinde Nuriye daha önce hastaneye kaçırıldığı için mahkemeye dahi
getirilmedi. Semih getirildi mahkemeye. İstiyordu ki AKP herkes sussun bir tek
laf etmesin Nuriye ve Semih'i kimse sahiplenmesin.
Nuriye
ve Semih eylemlerinin 322 ve açlık grevlerinin 204 günüde 2. mahkemelerini
gördüler. Mahkeme de Semih savunma yaptı. Savunmasında AKP’yi yargıladı. AKP’nin
korkusu da oydu zaten. Bizzat Cumhurbaşkanı ilgileniyor bu mahkeme ile.
Mahkemeden bir gün önce AKADEMİK YILIN açılışında konuşan KATİL Erdoğan, Nuriye
ve Semih’i kast ederek "Ülkemizde birileri terör örgütüyle ilişkisi olan
ve kamudan ihraç edilen öğretmenler için dünyayı ayağa kaldırıyorlar."
diyor ve mahkemeye talimat veriyor. Ve halkın Nuriye ve Semih e verdiği desteği
engellemeye çalışıyor. Boşuna bir çaba olduğunu görünce de devrimcilere
saldırıyor.
Günlerdir
Katil AKP devrimcilere bu nedenle saldırıp gözaltına aldırtıyor. Gece demiyor
gündüz demiyor, sokak ortasında saldırıyor ve pusu atıyor. Bulmuş bir yalancı
tanık ona da iftira attırıyor bunada. Sürek avına çıkmış gibi. Sürekli
insanlarımızı tutuklatıyor. "şıracının şahidi bozacı “misali KATİL’in
şahidi İŞBİRLİKÇİ.
Katil
AKP gözaltına aldıklarını ayrıca işbirlikçileştirmek istiyor ve işbirliği
yapmayanları da tecavüz ile tehdit ediyor. KATİL olmanın yanında ahlaksızlığını
da tescilliyor.
Buradan sesleniyoruz!
Nuriye
Gülmen’e işkence etmekten vazgeçin. Zorla müdahale işkencedir. İşkence yapmak en
hafif hali ile ahlaksızlıktır. Nuriye ve Semih yalnız değildir. Bizler her
koşulda onları sahipleneceğiz. İki eğitimci için dünyayı ayağa kaldıracağız.
Bizi ne kadar engellemeye çalışsanız da boşuna.Tehdid ile ve işkence ile
egemenler sonuç almış olsaydı bugün örnek aldığınız HİTLER bir köpek gibi
ölmezdi. Halk her şeye boyun eğseydi Mussolini halk tarafından
cezalandırılmazdı. Bu zulme bir an önce son verin. Komplo ile gözaltına
alınanlar ve tutuklananları serbest bırakın.
Baskılar gözaltılar tutuklamalar bizi
yıldıramaz.
