Sevgili arkadaşlarım,
hepinizi kucaklayarak tekrar merhaba diyorum.
Dün size yazdığım mektubu
gönderemedim. Malum zarf-pul yoktu, "sonra"lar bitmediği için
kantinden de aldıramadım. Hasılı kaldı bugüne. Ve ben de kaldığım yerden devam
edeyim dedim.
Bugün burada
gardiyanların da grevi varmış. "Ne güzel, grevdaş olduk" dedim.
Kuşkusuz kimin ne için, nasıl direndiği önemli ancak bu koşullarda bu kadarı
bile iyi diyesi geliyor insanın.
Neyse... Benim asıl
merakım Nuriye ve Semihler. Onların durumu nasıl. Muhtemelen Nuriye'yi
mahkemeye de getirmemişlerdir. Düşman yenilginin acısını çıkartmak için elinden
geleni yapıyor. Ama ne yaparsa yapsın tarihsel ve siyasal olarak o direniş
çoktan siyasi zaferini kazandı. Ve bu zaferi karalamaya kimsenin gücü yetmez.
Hani bir zamanlar
"boşuna ölüyorlar, aç kalmakla bir şey çözülmez, AG'lerle sonuç
alınamaz" diyenler ya da "yaşam hakkı"ndan söz edenlerin esamesi
bile okunmuyor. Direnişlerimiz bu pespaye düşünceleri tuzla buz etti. O kadar
haklı ve meşru bir zemindeyiz ki kimse kalkıp da "niye" diye
soramıyor. Bir insanın işini ve ekmeğini istemekten daha haklı ne olabilir?
"sen direniyorsun" diyerek tutuklanmaları nasıl kabul edilebilir. Ve
daha önemlisi mesele iki insanın taleplerini çoktan aşmıştır. Öyle ki tüm dünya
halkları için umut haline gelmiştir. Dünyanın Türkiye’sinden, dünyanın
efendilerine meydan okuyoruz. "Kurbanınız değil celladınız olacağız"
diyoruz. Elbette bu büyük bir güç ve kendine güvendir. Siyasi cüret budur.
Bu siyaset, bu ideoloji
170 yıldır kan emicilerin uykularını kaçırıyor. Çünkü komünist manifesto hala
bize yol göstermeye devam ediyor. VE ELBETTE MARX HAKLIYDI. Haklı olduğu için
korkuyorlar bizden. Haklı olduğu için bir kıvılcım tüm ovayı
tutuşturabileceğini bildiklerinden, korkularından ödleri patlıyor.
ELBETTE BİZ HAKLIYIZ
SEVGİLİ KARDEŞLER, CAN YOLDAŞLARIM.
Haklı olduğumuz ve
kazanacağımıza tereddütsüz inandığımız için sadece biz varız. BİZ VARSAK UMUT
VARDIR. BİZ VARSAK GELECEK VARDIR. BİZ VARSAK ZAFERLER YAŞAR HALKLARIMIZ!
Ne demiştim burada grev
var demiştim ya, bugün de istediğim hiç bir şeyi alamadım yani.
Yahu su şeker istiyorum,
paramla alın getirin diyorum, "sonra" deniyor. Hücrede bir lavabo ve
klozet var, ve tahmin edeceğiniz gibi insan elini vurmaya korkuyor.(elim
kirlenmesin diye)
Su kaynatma cihazı
istiyorum "burada yasak" diyorlar. "Biz sana sıcak su veriyoruz
günde 3 kez" diyorlar.(yemek ile birlikte ılık su da veriyorlar çay-kahve
yapsınlar diye)......
Bakalım ısrar ediyorum,
kantin alışverişi için. Ha bu arada saatimi bile vermediler. Yani gece mi
gündüz mü... zaman kavramı girdi birbirine.
......
Açlık grevinde B1
kullanmanın önemini daha iyi anlıyorum. Daha önce de öyle olmuştu. B1 den olsa
gerek etkileri çabuk görülüyor.
......
Şimdilik hücre içinde
elbiselerimi giyebileceğim ama hücre dışına çıkınca onların üniformalarını
(TTE) giymemi dayatıyorlar.
.......
Bana gelmiş burada
kurallar böyle diyorlar. Mübarek burası toplama kampı mı?
Ben sizin askeriniz
miyim? Ki daha tutukluyum. Ceza falan da almış değilim. Siz daha yargılamadan
cezalandırmaya çalışıyorsun.
ORADA DURUN!
MADEM KURALLARINIZ BÖYLE,
DEĞİŞTİRİN KURALLARI O ZAMAN. İNSANLIK DIŞI HİÇ BİR KURALIN HÜKMÜ YOKTUR.
Şu iade meselesi de yine
kendi yargılarına güvensizliğin bir sonucu. Diyorum ku Katalan başkanı bırakan
yargı beni de bırakmak zorunda. Hani yasalar eşitti?
"o başka"
olmaz. Beni de bırakmak zorundasınız.
...........
Neyse zarf pul buluncaya
dek ve kağıt buldukça yazacağım....
HEPİNİZİ SIKICA
KUCAKLIYORUM. ÇOK ÇOK SELAMLARIMI İLETİRSİNİZ HERKESE.
SEVGİLER VE
SELAMLARIMLA....
ERDAL
