Almanya'nın Hamburg Yüksek Mahkemesi'nde davası süren
devrimci tutsak Musa Aşoğlu'nun duruşmasına 28 Haziran günü devam edilecek.
Sizler de duruşmaya katılarak Alman devletinin hukuksuzluğuna ve
adaletsizliğine tanık olabilirsiniz.
Musa Aşoğlu’un Hamburg Yüksek Mahkemesi’nde süren davasının
duruşması 28 Haziran günü devam edilecek. Mahkemenin 19 Haziran günü görülen
duruşmasında tecridin kaldırılması talep edilmişti. Bu talebin mahkeme
tarafından bugün karara bağlanması beklenilecek.
Ancak Alman devletinin ilk hedefi, tutukladığı devrimcileri
tecrit politikasıyla teslim almaya, itirafçılaştırma ve yıldırmaya yöneliktir.
Musa ise bir önceki duruşmasında bu konuda şunu söylemişti; "Savcılığın
ret gerekçesinde denilmektedir ki; Musa Aşoğlu henüz istenilen bir itirafta
bulunmamıştır! Tecridi itiraf yolu olarak kullanıyor! İsterseniz yerin beş kat
dibine sokun, o beklediği işbirlikçi itirafları benden duyamaz! Çünkü ben bunu
faşizme karşı mücadelenin intiharı olarak görürüm! Nefes aldığım sürece
yaşıyorum, yaşadığım sürece bu yürek ve bu beyin bende olacaktır!”
Musa Aşoğlu’nun duruşması tamamen tiyatro şeklinde,
trajediye dönüşmüş bir halde devam etmektedir! Neden mi diye sorulacak olursa,
her duruşmada Musa Aşoğlu Mahkeme Heyetine söz edilen Alaaddin Ateş isimli
muhbirin neden mahkemeye getirilmediğini sormakta, Mahkeme Heyeti ise kendi
yalan ve yanlışlıklarının ortaya çıkmasından korktuklarından dolayı Ateş isimli
muhbiri duruşmalara getirmemektedir!
Çünkü, muhbir olarak kullanılan Ateş'in iddialarının yalan
olduğunun teşhir edilmesiyle beraber Alman polisi ve güvenlik güçlerinin de
işbirliği açıkça anlaşıldığından dolayı, devlet bu kurumlarının daha fazla
yıpranmasını istememektedir. Öte yandan, tamamen yalan iddialarda bulundurularak
Musa Aşoğlu'nun tutuklanmasına yeterli sebep ve uygun hazırlanmış olduğundan
Ateş’in Alman devleti için işlevi bitmiş ve kendisine zaten ihtiyaç
kalmamıştır.
Musa Aşoğlu ilk tutuklandığında devrimciliğe başladığından bu
yana olan süreç için yargılanması söz konusu iken, gelinen aşamada Alman
mahkemesi Aşoğlu’nu sadece 24 Aralık 2009 ile tutuklandığı ana kadarki sürecini
ele alarak mahkemeye devam edeceklerini belirtmiştir ve bu açıklamasıyla da
ayrı bir keyfi uygulamanın örneği olarak tarihe geçmektedir.
Bir devrimci örgütün yöneticisi olarak tutuklanan ve yargı
önüne çıkartılan kişiyi, mahkeme, kendi belirlediği tarihler arasındaki sürece
dayanarak yargılamak istemektedir. Bu karar ile Alman devletinin hukuksuzluğunun
zaten diz boyu olduğu Musa Aşoğlu davasındaki keyfilik ve hukuka aykırılık daha
da açıkça görülmektedir. Alman devleti aslı olmayan suçlamalarda bulunurken,
yine aslı olmayan belgelerle yargılama yapmak istemektedir. Bütün bu aslı
olmayan dayanakları ve belgeleri hangi hukuka dayandırarak delil olarak
saymaktadır diye sorulması gereken soru karşısında, adaletsizliğin diz boyu
olduğu bu davayı bir an önce kendine göre sonlandırmak istemektedir. Ancak Musa
Aşoğlu, söz konusu hukuksuzluğa göğüs gererek ve adalet için mücadele ederek,
burjuva hukukunun devrimcileri yargılayamayacağını kararlılıkla ortaya koymakta
ve bir devrimci olarak yargılanmak üzere çıkarıldığı mahkemeyi kendisi
yargılamaktadır.
Bugün Hamburg Yüksek Mahkemesinde görülecek davaya sizler de
katılabilirsiniz.
Dogan Presse Agence
www.doganpresseagence.com
