Almanya’nın Hamburg Yüksek Mahkemesi’nde süren devrimci
tutsak Musa Aşoğlu’nun davası devam ediyor. 27 Kasım günü görülen davada Aşoğlu
savunmasına devam ederek, Alman devletinin, Alman İstihbarat, Almanya Anayasa
Koruma Örgütü’nün ve Türk polisinin yaptıkları iş birliği sonucu görülen
davadaki usulsüzlükleri gözler önüne serdi. 30 Kasım günü görülmesi gereken
dava ise ertelenerek 6 Aralık günü saat 10.00'a alındı.
Almanya’nın Hamburg eyaletindeki Hamburg Yüksek
Mahkemesi’nde devrimci tutsak Musa Aşoğlu’nun davası 27 Kasım günü saat
10.00’da başladı. Musa Aşoğlu; görülen davanın, Alman devletinin, Alman
İstihbaratı, Almanya Anayasa Koruma Örgütü’nün ve Türk polisinin yaptıkları
işbirliği sonucu yalan ve gerçek dışı belgeler ile varsayımlar üzerine
kurgulandığını vurguladı. Aşoğlu, saat 16.00’ya kadar süren savunması boyunca
iddialara madde madde, tarih, yer ve konulara açıklık getirerek cevap verdi.
Musa Aşoğlu’nun bu denli net bir şekilde açık örneklerle mahkeme heyetinin
karşısında savunmasını yapmasını savcıyı rahatsız etmiş olacak ki sık sık
konuşmasını kesmeye çalıştı. Bunun üzerine Musa Aşoğlu, savcıya dönerek, “Eğer
sizin iddialarınız varsa, benimde bu iddialara karşı savunma hakkım var. Neden
bundan rahatsız oluyorsunuz? Neden konuşmamı kesiyorsunuz? Savunma hakkımı
elimden alamazsınız. Bunu ilk kez yapmıyorsunuz. Bu koşullarda nasıl savunma
yapmamı bekliyorsunuz. Sizin önceden belirlediğiniz cezayı açıklayın o zaman,
konuşmayalım!” şeklinde tepkisini dile getirdi. Musa Aşoğlu’nun iki avukatı da
söz alarak dava hakiminin sürekli müvekkillerine müdahale etmesine tepkilerini
gösterdiler ve bu şekilde savunma yapılamayacağını vurguladılar. Bunun üzerine
Hakim tekrar Aşoğlu’na dönerek, “savunmanıza devam edebilirsiniz” dedi. Musa
Aşoğlu; tek tek ve madde madde ele aldığı iddialara cevap vererek şunları
söyledi;
“Bu davanın iddianamesinde şunu görüyoruz ki, iddialar var,
söylemler üzerine raporlar var, varsayımlar üzerine kurgular yapılıyor. Türk
polisinin hazırladığı 1 Nisan davasında kullanılmış olan raporlar Alman
istihbaratına veriliyor. Aynı şekilde bu davalarda Türk polisinin sunduğu belge
ve dosyalar kullanılıyor. Bu ne biçim bir acizliktir. Bu mahkemede ne adalet ne
de hukuk işleniliyor. Siz bu davanın Hakimi olarak gerçekten de bu davadaki
iddianameye göz atsaydınız, inceleseydiniz bu şekilde davranılmazdı! Anayasa
Koruma, Türk polisi ile iş birliği yaparak gerçek dışı belgelerle rapor
hazırlayarak önünüze getiriyor ve siz incelemeden imzalıyorsunuz. Bu şekilde
yargılanma yapılamaz. Bu dava baştan sona kadar hukuksuzlukla adaletsizlikle
varsayımlarla ve gerçek dışı belgelerle donatılmıştır. Söz konusu ismi geçen
şahitlerin buraya getirilmesini istiyorum. Alman devletinin 2013 yılında Köln
şehrinde Yürüyüş dergisine yönelik yapılan baskının ardından başlattığı
Almanya’da Yürüyüş dergisine yönelik baskılar ve yasaklama girişimleri basın
özgürlüğüne yönelik bir ihlaldir. Bu konuda Alman devletine dava açacağım.
Baskında alınan belgelerle derginin parasının sadece maatba ve giderlerini
karşıladığını kanıtlamaktadır. Buna rağmen Alman devleti ve istihbarat
örgütünüz gerçek dışı iddialarla dergi satımından büyük bir gelirin
sağlandığını aktarmaktadır. Bunun kanıtlarını istiyorum. Yürüyüş dergisine
yönelik uyguladığınız baskılarla Erdoğan’ın rejimini de geri bırakmaktasınız.
Grup Yorum konserlerinin bilet ve konserlerinde büyük gelir elde edildiğini
iddia ediyor istihbarat görevlileri. Yapılan konserlerden büyük bir gelir
sağlanmıyor. Konserlerin tek amacı kültürel faaliyetler kapsamında
düzenleniliyor ve sadece gelen gelir ile masraflar karşılanılıyor. Bunun
kanıtlarının gösterilmesini istiyorum. Neye dayandırılarak bu tür iddialar
konulmaktadır bu davaya? Anadolu Federasyonu’nun yaptığı tüm faaliyetler
Almanya’da yasal ve dernekler kanununa göre yapılmıştır. Ancak Alman devletine
karşı Türkiyeli göçmenleri korumak ve örgütlemek amacıyla yapılan faaliyetler
söz konusu olunca Alman devletini bu durum rahatsız etmiştir. İnsanlarımız sırf
ırkçılığa karşı örgütlenme yaptıkları, konser düzenledikleri için yıllara varan
cezalarla cezalandırıldılar. Hukuk bu mu? Sizin adaletiniz insanlık suçu olan
faşizme karşı mücadele eden insanlara ceza yağdırmak mı? DHKC tarafından
1999’da Dayı’mızın yaptığı açıklamanın ardından herhangi bir şiddet içeren
eylemde bulunulmamıştır. Ancak Almanya Anayasa Koruma Örgütü sık sık iddialarda
bulunarak hareketimizi kriminalize etmeye çalışmaktadır. Bu konudaki belgelerin
bu dava dosyasına eklenmesini istiyorum. Ancak ekleyemezsiniz çünkü böylesi bir
belge yoktur. Söylemleriniz ve iddialarınız gerçek dışı ve sadece sizin
varsayımlarınız üzerine kurulu bir kurgudur. Bundan dolayı belgeleri yoktur…”
Saat 16.00’da son bulan duruşmaya 30 Kasım günü devam
edilmesi gerekiyordu. Hakim gerekçelerde bulunarak 30 Kasım günü görülmesi
gereken duruşmanın 6 Aralık günü saat 10.00’na ertelendiğini duyurdu. 3 Aralık
2016 yılında gözaltına alındığından bu yana tecrit koşullarında tutulan Musa
Aşoğlu’nun moralinin iyi olması ve davayı izlemeye gelen kitleye gülümseyerek
selam vermesi direnmeden hiçbir hakkın elde edilemeyeceğini göstermekteydi.
Musa Aşoğlu Özgürlük Komitesi ile yaptığı açıklamada
“Hukuksuzluğun diz boyu olduğu bu davada Alman devleti devrimcileri
tutuklayarak varsayımlar üzerine belgesiz kanıtsız yargılamaya çalışıyor. Ancak
Musa Aşoğlu’nun yaptığı savunmada da olduğu gibi adaletsizliğe karşı adaleti
yine devrimcilerin sağlayacağını görmekteyiz. Almanya’da örgütlenmemiz,
ırkçılığa karşı olmamız, halkımızın kültürü değerlerini yaşatmamız için konser
düzenlememiz suç sayılmaya çalışılıyor. Asıl suçu şu an Alman devleti
işlemektedir. Bu davanın iptal edilmesi gerekiyor. Musa Aşoğlu’nun derhal
salıverilmesi gerekiyor. Alman devleti adaletsizliğine son vermelidir. Tüm
halkımızı bu davayı sahiplenmeye çağırıyoruz. Gelin, Musa Aşoğlu’nun Alman
devletini nasıl yargıladığını, gerçek dışı iddialarını nasıl çürüttüğünü görün.”
