1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

Kamu Emekçileri Cephesi Açıklama: Komplocu Ankara Siyasi Şube Suç İşlemeye Devam Ediyor!


02.11.2018 tarihinde KESK Genel Merkezi'ne Ankara Siyasi Şube tarafından “Tehdit İçerikli Paylaşım" konu başlığı altında bir yazı gönderilmiştir. Bu yazıda "terör örgütü" memur yapılanması mensuplarınca yapılan oturma eylemine, KESK yönetiminin almış olduğu kararla müsaade edilmesi ve bahsedilen şahısların 15 Ekim 2018 tarihinde KESK binasından çıkarılmaları nedeniyle "terör örgütü" güdümünde yayın yapan twitter hesabı üzerinden KESK yönetiminde yer alan şahısları hedef alan tehdit/ hakaret içerikli paylaşımlarda bulunulduğunun bildirildiği belirtilmiş ve eklenmiş "söz konusu tehditle ilgili risk analizi ve değerlendirilmesi yapılarak hizmet binalarına gelen her türlü koli, paket vb. malzemenin gerekli cihazlardan geçirilerek kabul edilmesi, terör örgütü tarafından hedef gösterilen yöneticilerinize bahse konu tehditlerin tebliğ edilmesi, herhangi bir gelişme halinde müdürlüğümüzle irtibata geçilmesi....”
Ankara Siyasi Şube, en iyi bildiği birkaç yöntemden birini kullanıyor yine; adam kaçırma, işkence, komplo, provokasyon… Kamu Emekçileri Cephesi’nin kim olduğu ve ne istediği bellidir. Yüksel Direnişçileri iki yıldır işkenceler, tutsaklıklar pahasına işini geri almak için direnmektedir. Bahsi geçen konuyla ilgili tarihimizde tek bir kara leke yoktur. Reformizme ve tasfiyeciliğe karşı yürüttüğümüz ideolojik mücadeleyi dostun da, düşmanın da çok iyi bildiği gibi yapacağımız şeyi yapmayacağız, yapmayacağımızı da yapacağız dediğimiz görülmemiştir. Ankara Siyasi Şube olacak herhangi bir olaydan, herhangi birinin başına gelecek en ufak şeyden sorumludur!

SİYASİ ŞUBE, KESK YÖNETİCİLERİNE İHBARCILIK TEKLİF ETME CESARETİNİ NEREDEN BULUYOR?
KESK MYK’sı 30 Kasım tarihli kendisine yollanan yazıdan bir ay sonra, internet sayfasında yayınlayabildiği yazıda bu sorunun cevabını kısmen vermiş;
“…Bir yıla yaklaşan işgal eylemi süreci boyunca Konfederasyonumuz örgütsel sorumluluğun bir gereği olarak görüşme ve diyalog yoluyla, sendikamızın tüzüğü, hukuku ve ilkeleri doğrultusunda hareket etme ve çözüm arama konusunda ısrarcı olmuş, söz konusu anlayışın da bu hukuka uygun davranmaya çağrılması tutumunu sürdürmüştür. Ne yazık ki; gelinen aşamada soruna örgütsel hukukumuz çerçevesinde bir çözüm bulmak mümkün olmamıştır.
Gerek sosyal medyada gerek herkesin erişimine açık olan yayınlarda merkez yürütme kurulu üyelerine, üyelerimize ve yöneticilerimize yönelik karalama kampanyaları, hakaretler, fotoğrafların paylaşılması suretiyle hedef gösterme tutumu devam etmiş, tehdit içeren birkaç mektup konfederasyon genel merkezine gönderilmiştir. Bu tutum, üye ve yöneticilerimize yönelebilecek her türlü fiziksel saldırıya kapı aralamakta, provokasyonlara malzeme edilme riski taşımaktadır.
Provokasyona bu kadar açık hale getirilen duruma rağmen, işgal eylemine katılan üyelerin bu tip saldırılardan mutlak suretle uzak duracağını, tehditkar tutumlar takınmayacağını düşünüyoruz.
Tüm kamuoyunun erişimine açık olan sosyal medya hesaplarında, çeşitli yayınlarda üye ve yöneticilerimize yönelik tehditler karşısında herhangi bir başvuru ve talebimiz olmadığı halde kendine vazife çıkaran İl Emniyet Müdürlüğü tarafından tarafımıza bir tebligat gönderilerek yöneticilerimize yönelik tehditlere karşı “çeşitli önlemler alınmasını isteyip istemediğimiz” sorulmuştur. KESK, kendi üyeleri ile ilgili örgütsel hukuka uygun olmayan her tür tutum ve davranışı yine kendi tüzüğü ve hukuku çerçevesinde kendi içerisinde çözme taraftarı olmuştur. Kendine yönelik herhangi bir saldırı içinde olmayacağını düşündüğü üyelerine ilişkin de bu tutumu ısrarla korumaya devam edecek, üyelerine karşı böyle bir başvuru yapmayı hiçbir zaman da söz konusu dahi etmeyecektir.
Tüm sorunlara, hakaretlere, karalamalara, hedef göstermelere rağmen üyelerimiz Konfederasyonuna sahip çıkacak kültür ve birikime sahiptir. Ancak böylesi tehlikeli bir noktaya varmış bulunan zeminden çıkılması için derhal bu yöntem ve dilin, işgalin devamını meşrulaştırma girişiminin artık sonlandırılması gerekmektedir…”
KESK MYK doğrulardan kaçmaya devam ediyor ve kendi suçunu örtmeye çalışıyor. KESK Genel Merkezi’nde başlatılan bir işgal değil, oturma eylemidir. Bu oturma eylemi Nuriye ve Semih’in açlık grevinin ölüm sınırına yaklaştığı günlerin yakıcılığı ile başlamış ve talebi de “KESK başta Nuriye ve Semih olmak üzere tüm ihraçlara sahip çıkmalıdır” olmuştur. KESK MYK ile yapılan görüşmelerde söylenilenin aksine bir dayatmada bulunulmamış “sürekli, kararlı ve düzenli” bir eylem programı çıkarılması istenmiş, öneri istenilmesi üzerine de şubelerden Nuriye ve Semih ile ilgili pankart asılması, kokart eylemi, fax çekme, mahkemeye çağrı yapılması gibi öneriler kendilerine sunulmuştur. Bu önerilerin birkaçı gerçekleştirilmiş ama sürekli ve kararlı bir hale getirilememiştir. Gelinen aşamada kendilerinden üye önünde yapılacak açık bir toplantı, kurultay örgütlemesi istenmiş, bu talebimiz “siz kimsiniz biz sizinle üye önünde tartışacağız” denilerek reddedilmiş, toplantı terk edilmiş ve görüşmeler kendileri tarafından kesilmiştir. KESK’teki reformist anlayışlar giderek direnme kültüründen uzaklaşmış ve direnişe düşmanlaşmış, en başından beri genel meclis toplantılarında dillendirdikleri “fiziki olarak dışarı atma” düşüncesini planlayarak uygulamışlardır. Bu reformist anlayışların üyelerinin ve direnişin eşyalarını nasıl dışarı attıkları ve içeriye girmek isteyen emekçilere nasıl şiddet uyguladığı pek çok görüntüde mevcuttur. Aksini iddia etmek kör ve sağırı oynamaktır.
Arkadaşlarımıza yapılan saldırıdan sonra kendileri ile KESK MYK adına sadece Ramazan Gürbüz’ün katıldığı bir görüşme gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmede durumun herhangi bir kurumun “barıştırma” girişiminde bulunacağı, arabuluculuk edeceği bir durum olmadığı, kurumların bu yapılanlara karşı tavır almazsa, çürümenin tarafı olacağı belirtilmiştir. Bu konu ile ilgili görüşme yapılabilmesi için sendika kapısının açılması, eşyaların dışarıya atılması ve uygulanan şiddet ile ilgili özeleştiri verilmesi gerektiği söylenmiş ve şiddet uyguladığı, uygulanması emrini verdiği videolarda görülen üye ve yöneticiler hakkında ne yapılacağı sorulmuştur. Bu konuda alınan tek cevap, yapılanların reddedilmesi ve durumun orada gerçekleştirilen 11 aylık eylemin doğal bir sonucu olduğunun söylenmesi olmuştur. Kendilerine yaptıkları çağrıların linç örgütleme çağrısı olduğu ve kendi anlayışlarına sahip kitleyi kontrol edemedikleri bu görüşmede belirtilmesine rağmen, çağrılara son vermemişlerdir.
KESK’ te hakim reformist anlayışlar çözüm konusunda ısrarcı olmak bir yana tek bir adım atmamış, demokratik bir eylemin taleplerine karşı sürekli içlerine gömüldükleri bürokrasiyi, tabandan uzak karar alma mekanizmalarını bahane etmiş, bu da yetmez gibi aynı hakim anlayışlar diğer illerde de Kamu Emekçileri Cephesi’ne ve direnişçilerin gerçekleştirdiği Yüksel Okulu’na kapılarını kapatmış ve bunları yaparken kendi bürokrasisini bile işletmemiştir. Bu durumun sebebi olarak KESK’te yaşananları göstermek, üyelerine uygulanan şiddeti görmezden gelmek, mücadele tarihine ve halka karşı işlenen bir suçtur.
Devrimci sendikacılığın ve direnme geleneklerinin sendikalardan tasfiye edilmesi politikalarına karşı reformizme karşı ideolojik mücadelemizi sürdürüyoruz. Teşhir kelime anlamıyla “göstermek, duyurmak, sergilememek” anlamına gelir ki; reformizmin işlediği suçları halka göstermek ideolojik mücadelemizin bir parçasıdır. KESK’in üyelerine ve devrimcilere şiddet uygulaması ve sendikaya almaması, açlık grevinin etkilerini hala taşıyan Nuriye Gülmen’i bile tekmelemeleri, Acun Karadağ’ı hastanelik etmeleri ve kendi üyesi olan direnişçilere şiddet uygulamaları kitleler nezdinde hesabının verilmesi gereken bir durumdur. Tekmeledikleri kişiler değil, tasfiye etmeye çalıştıkları değerlerimizdir!
İhbar “Suçlu saydığı birini veya suç saydığı bir olayı yetkili makama gizlice bildirme, ele verme” anlamını taşır. KESK’teki tasfiyeci anlayışlar yayınladığı yazılarda “sendikaya gelen giden belli değil, üye olmayanlar gelip gidiyor, denetleyemiyoruz” diyerek, direnişin eşyalarını kapının dışına atarak açık hedef haline getirmiş, üyelerini kapı ile polis arasına sıkıştırarak, kapılarını açmayarak hedef göstermiştir. Teşhir ve ihbar aynı şeyler olmadığı gibi KESK’in ihbarcılığa denk düşen tavır ve yazıları da tarafımızca halka teşhir edilmesi gerekli olan durumlardır.
Siyasi Şube’nin böyle bir yazıyı yollayacak cesareti bulmasının sebebi KESK’teki reformist anlayışların ihbarcı tutumu ve faşizm ile olan ilişkileridir. AKP’nin akil adamlığına soyunmak, direnişçileri sendikaya sokmamak için suç işlerken AKP’nin kamu denetçisi Şeref Malkoç’u ağırlamak ve ziyaret etmek, İzmir mitingi için AKP’nin Valisi ile görüşmek ve bunu “sohbet ettik” diye duyurmak, faşizme karşı tek bir direniş örgütlememektir. Reformizmin faşizmle el sıkışması tarihte ilk defa görülmediği gibi, bizleri faşizan yöntemler kullanmak, mafyacılık ve çetecilik ile suçlamak kendini bilmezliktir. KESK Genel Merkezi’nin kapasını kapalı tutup sendikaya gelmeyerek sendikaları işlemez hale getiren kendileridir. Bizler reformizmin tasfiyecilik politikalarına karşı ideolojik mücadelemizi sürdüreceğiz ve halka karşı işledikleri suçları teşhir etmeye devam edeceğiz. KESK’teki bu reformist anlayışlar üyelerini ihbar etmeye, kapılarını kapamaya devam ederek hem suç işlemekte hem de üyelerine karşı sorumluluklarını yerine getirmemektedir. KESK’teki bu anlayışlar bir an önce kapıları üyelerine açmalı ve demokratik bir eylem karşısında uyguladıkları şiddetin özeleştirisini vermelidir. Ankara Siyasi Şube Polisi’nin kullandığı komplo ve provokasyon yöntemini besleyen kendi tutumları ve açıklamalarıdır. Tarihimiz provokasyonlarla kirletilemeyecek kadar temiz, net ve tutarlıdır. KESK MYK’sı bu provokasyonları besleyen tutum ve açıklamalarına, kamu emekçilerine ve halka yapılan sömürünün, zulmün muhataplarıyla el sıkışmaya son vermelidir!
KAMU EMEKÇİLERİ CEPHESİ

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.