03.08.2020 tarihinde Çayan Halk Cepheliler Halkın
Avukatlarına yapılmak istenen zorla müdahaleyi teşhir etmek için "ZORLA
MÜDAHALE CİNAYETTİR, HALKIN AVUKATLARI ONURUMUZDUR!" yazılı "HALK
CEPHESİ" imzalı pankart astı. Ayrıca Çayan Halk Cepheliler yaptıkları
açıklamada şu sözlere yer verdi;
"Halkın avukatlarına yapılmak istenen zorla müdahale
faşizmin ne kadar çıkmazda olduğunu gösteriyor. Faşizmin huyudur, meşruluğu
altında ezildiği her direnişi demagojilerle karartmak ister.
Halkın avukatları meşrudur.
Halkın avukatları, yaptıkları avukatlık mesleği ile
yargılanmak isteniyor. Bakın dosyalarında "suç" olan ne var. Suç diye
hapishanede devrimci tutsaklarla görüşmeleri yer alıyor, gözaltında işkenceye
uğrayan halkın yanında olması yer alıyor. Siyasi Şube’nin, MİT'in halkın
üzerinde estirmek için zemin yaratma çabası olan işbirlikçiliğe, iftiracılığa
karşı müvekkillerini uyarması var.
159 yıl hapis cezası alan halkın avukatları, patronların,
katillerin avukatlığını yapsalardı ödüllendirileceklerdi. Metin Feyzioğlu gibi
işbirlikçi AKP'nin avukatlığını yapsalardı ihya olurlardı. Ancak Aytaç ve Ebru
bu halkın içinden geliyor, yoksulluğu tanıyor, halkı tanıyor. Halk düşmanlarını
tanıyor. Halkın Avukatlığı tercihini buna göre yapıyorlar. Onları onurlu
yapanda bu tercihleridir.
Her şey gibi adalette sınıfsaldır. Ebru Timtik ve Aytaç
Ünsal halk sınıfının avukatları olduğunundan egemenler tarafından
cezalandırılıyor. Metin Feyzioğlu gibi avukatlar halk düşmanlarının safında
olduğu için ödüllendiriliyor. Biz onuru simgeliyoruz. Onurumuzu savunuyoruz
yani emeğimizi, alın terimizi, akıtılan kanımızın hesabını soruyoruz. Ebru ve
Aytaç şimdi bu savunmayı açlıklarıyla yapıyor.
Halkımız;
AKP yalan söylüyor. Söylediği yalanı dahi savunamıyor,
çareyi saldırılarda buluyor. Halkın avukatları hakkında 12 saatte tekrar
tutuklama emri çıkarıp, tahliye eden mahkeme heyetini mübaşirine kadar sürgün
edip, halkın avukatlarını tekrar adaletsizce yargılama adı altında cezalar
vermek adaletsizlikten başka bir şey değildir.
Herkes bilir mahkeme kapılarının nasıl işlediğini, sözde
adalet için çalışıyorlar ancak bir mahkemenin masraflarından tutun karar
aşamasına kadar olan tüm süreçte peşpeşe adaletsizlikler yapılır. Sonuç olarak
yine faşizm kazanır. Bugün kim diye bilir "mahkemeler adalet
dağıtıyor." En basit bir boşanma davasında dahi bin liraları gözden
çıkarmak zorunda bırakılıyor halk. Bir davanın sonuçlanması için yıllarca
bekliyor.
Halkın avukatları bunlara karşı çıktı. Gerçek adaletin ancak
sosyalizmle geleceğini savundular o kürsülerden. Sosyalizm için direnen,
mücadele eden devrimcilerin avukatlığını yaptılar. Hukuk alanında devrimcilerin
sesi oldular. İşte faşizmin hazmedemeyip o yavaş işleyen mahkemelerin aksine 12
saatte tekrar tutuklama emri çıkarttı.
Halkımıza çağrımızdır;
Halkın avukatlarını sahiplenelim, hastane önlerinde olalım!
Halkın avukatları adalet istedikleri için ölüm orucunda,
onların taleplerini sağlık bakanlığı, adalet bakanlığı ve hastaneleri arayarak
dile getirelim.
Halk Düşmanlarına Uyarımızdır;
Başta işbirlikçi AKP ve onun bakanları iyi bilirsiniz ki
"halkında bir adaleti vardır." Yaptığınız hiçbir şeyi biz
unutmuyoruz, sizde unutmayın!
Siz adalet bahşetmeyeceksiniz, biz vura öle, öle vura, yeri
gelince bedenlerimizi silah yaparak alacağız adaleti ama mutlaka alacağız!
Halkın avukatlarına yapılan zorla müdahale tehditlerinin de
hesabı sorulacak, halkın tarih defterine bunu da ekliyoruz. Nihai zafer gününde
defterinizi düreceğiz! Bekleyin!"
