28 Ekim 2020' de ülkemizde egemen olan faşist devletin yeni
bir gözaltı operasyonu ile daha karşılaştık. Başta Grup Yorumcular ve çeşitli
şehirlerde direniş sürdürenler olmak üzere 100 devrimci daha gözaltına alındı.
200 devrimcinin de arandığı basına yansıyan haberler arasında.
Bu, faşist AKP'nin yönetememe krizinin ve Adalet mücadelesi
etrafında yürütülen Ölüm Orucu direnişinin zaferi karşısındaki acizliğinin
yansımasından başka bir şey değildir. AKP direniş karşısında ağır bir yenilgi
almıştır. Türkiye halklarına umut olan, mücadele azmi aşılayan direniş
karşısında ne yapacağını bilemez durumdadır. Halk bir kez bu direnişi ve zaferi
örnek alarak direnişe geçtiğinde yıkılıp gitmekten başka hiçbir şansı
olmadığını bilmektedir. Bu nedenle gözü dönmüşçesine Halk Cephelilere
saldırmaktadır.
Çünkü Halk Cephesi, dünya ve Türkiye devrimcilerinin direnen
damarıdır. Bu yüzden hem emperyalizmin hem de faşizmin korkulu rüyasıdır.
Sosyalizmin 1990'lardaki yenilgisinden bu yana, emperyalizm
ve işbirlikçileri tüm dünyada devrimci hareketlere teslimiyeti dayattı. Bu
teslimiyet politikasının ana hedefi ideolojik teslimiyetti. Emperyalistler ve
işbirlikçisi faşist devletler, ideolojik teslimiyetin en ağır teslimiyet
olduğunu ve bunu kaçınılmaz olarak politik ve fiili teslimiyetin takip
edeceğini biliyorlardı. Neticede emperyalizmin teslim alma politikasına karşı
direnmeyen, ideolojik teslimiyeti benimseyen bütün devrimci örgütlerin sonu bu
oldu.
Bu teslimiyet politikası karşısında tüm dünya da bir tek
direnen Türkiyeli devrimciler, Halk Cepheliler kaldı.
Emperyalizm ve faşizm ideolojik sağlamlığı ve kararlılığı
ile sert bir kayaya çarptığını fark ederek çok çeşitli saldırı politikalarıyla
Halk Cephelilerin üzerine gelmeye başladı. Özellikle 2000'li yıllar boyunca
NATO gibi bizzat emperyalist merkezlerde üretilen saldırı politikaları ile Halk
Cephelileri de teslimiyete zorlamaya başladı. Bizzat NATO tarafından açıklanan
ve ''Ya düşünce değişikliği ya ölüm'' sloganı ile gündeme sokulan saldırı
politikası 2000-2007 yılları boyunca ısrarla sürdürüldü. Halk Cepheliler bu
saldırı politikasına ''Ölürüz ama asla düşüncelerimizden vaz geçmeyiz'' diyerek
büyük Ölüm Orucu direnişi ile karşı koydu. Emperyalizmin bu politikasını boşa
çıkararak büyük bir zafer kazandı.
Bu yenilgi karşısında emperyalistler ve işbirlikçileri,
saldırısını daha uzun bir sürece yayarak, '' Kuşat, tecrit et, terörize et ve
imha et'' politikası geliştirdi. Türkiye devrimci hareketi dünya çapında
kuşatılarak, yalnızlaştırılmaya, ideolojik değişime zorlanmaya, bu başarılamazsa
imha edilmeye çalışıldı. Halk cepheliler bu saldırı karşısında, ideolojik
sağlamlıklarından aldıkları güçle tereddütsüz direnişe geçtiler.
''Emperyalizmin kurbanı değil celladı olacağız'' diyerek emperyalizme ve
faşizme meydan okudular. 2019' a kadar emperyalistler ve faşistler bu çerçevede
sayısız saldırı yönelttiler Halk Cephelilere. Sayısız Halk Cepheliyi
katlettiler, tutukladılar, işkencelerden geçirdiler, akla hayale gelmedik baskı
ve terör uygulamalarını devreye soktular. Ama her saldırıları devrimci
hareketin güçlü ve kararlı duruşu ve karşı taktikleri ile boşa çıkarıldı.
Emperyalistlerin ve faşistlerin saldırılarını daha da
güçlendirmek dışında yapabileceği hiçbir şey kalmamıştı. Ve her güçlenen
saldırı daha güçlü direnişlerle karşılanıyordu.
2019 yılında, Halk Cepheliler, düşmanın zayıflıklarını ve
açmazlarını değerlendirerek, Adalet Mücadelesi etrafında bir taarruz hareketi
başlattılar. Taarruz her cephede büyük bir kararlılık ve coşku ile
geliştirildi. Sonuç: Kuşatmanın yarılması, Cephenin dünya ölçeğinde etkisini
göstermesi, kitlelerde yepyeni bir umut yaratması, adeta üzerine ölü toprağı
serpilen solu harekete geçirmesi ve çok çeşitli kazanımlarla gelişen kesin bir
zaferdi.
İşte emperyalistler ve işbirlikçileri faşistler, bu
yenilginin hazımsızlığı ve kendileri için yarattığı büyük tehlikenin telaşı ile
bugün kudurmuşçasına bir saldırı dalgası daha başlattılar.
Ancak Halk Cephelilerin bu saldırıyı da direnişle
karşılayacağından ve boşa çıkaracağından kimsenin kuşkusu olmamsın.
Zira direnişin zaferle noktalandığı gün Halk Cephesi bunu
daha büyük saldırıların takip edeceğini ve daha büyük saldırıların daha büyük
direnişlerle karşılanacağını açıklıkla öngörmüş ve ilan etmiştir.
Bunu bir direktif olarak kabul eden bütün Halk Cepheliler
şunu net olarak bilmektedirler ki; sürekli faşizmin egemen olduğu yeni-sömürge
ülkelerde, sürekli direnişlerle zafere yürümek kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu
ülkelerde baskı-direniş-daha büyük baskı-daha büyük direniş sarmalı içinde
hedefe varılacağı bilimsel bir gerçektir.
Bu nedenle şimdi biz Halk Cepheliler düşen görev: bu
saldırıyı daha büyük direnişlerle göğüsleme yolunda üzerimize düşenleri
yapmaktır!
Bunu başardığımızda ne emperyalizmin ne de işbirlikçilerinin
saldırıları hedefine varamayacak, tam aksine devrim adım adım hedefe yürümeye
devam edecektir. Emperyalistler ve faşistler dünya ve Türkiye devriminin
direnen damarın yok edemeyeceklerdir. Tam aksine bu damar her yere yayılacak ve
giderek bütün dünyayı ve ülkemizi saracaktır. İşte onların büyük korkusu ve
çaresizliği budur!
Biz Halk Cepheliler artık şundan kesinlikle eminiz ki,
devrimci hareketin gösterdiği yolda, faşizmi yenecek, emperyalizmi vatanımızdan
kovacak ve halkın iktidarını kuracağız!
100 kişi değil 1000 kişi de tutuklasanız; 200 kişi değil
2000 kişiyi de aranır duruma düşürseniz, bu değişmeyecektir. Bu sizin değişmez
kaderinizdir. Yenileceksiniz! Vatanımızdan defolup gideceksiniz! Başka çareniz,
başka yolunuz yoktur!
Tüm Halk cepheliler ve tüm halkımız: bu yolda mücadeleyi ve
direnişi daha da yükseltelim!
Kahrolsun Faşizm ve Emperyalizm!
Hiçbir Baskı ve Terör Emperyalizmin ve Faşizmin
Yenilgisini Engelleyemeyecektir!
Hiçbir Baskı ve Terör Türkiye ve Dünya Devriminin Direnen
Damarını Yok Edemeyecektir!
Biz Kazanacağız Halk Kazanacak!
