OKMEYDANI'NDA BİR GRUP HAYVANSEVER HALK MECLİSİ ÖNCÜLÜĞÜNDE SOKAK HAYVANLARI İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATTI
''PARÇALI SORUNLARI COZMEK İCİN, BUTUNLUKLU PERSPEKTİFE
İHTİYAC VARDİR!''
Dünyamız artık sürdürülemezlik
aşamasına gelip dayanmış bulunmakta. Kapitalist sermaye sistemi ve onun
baronları gezegeni öyle bir hale getirdiler ki, kritik eşik çoktan aşıldı.
Deyim yerindeyse alarm zilleri çalıyor. Çöküşe doğru freni boşalmış kamyon
misali hızla ilerleniyor adeta. Ozonu, nehirleri, denizleri, gölleri, ormanları
kendi bitmek tükenmek bilmeyen kâr hırsları neticesinde kuruttular. Ekolojik
dengenin üzerine her geçen gün bir hançer vuruyorlar. Bir de bu yaptıklarına
rezilce kılıf olarak "Küresel İklim Zirveleri" ve bunun gibi
platformlar adları altında kendi kazdıkları enkazı perdeleyerek, kurtarıcı
rolüne, sorunlara çözüm arıyormuş kisvesine bürünüyorlar. Canlı türleri ve
biyolojik çeşitlilik günden güne azalıyor. Koruma altında olan ve nesli tükenme
tehdidiyle yüzyüze bulunan canlı türleri av izinleri verilerek resmi olarak
katlediliyor. Sokakta katledilen, şiddete uğrayan, türlü vahşetlere maruz
bırakılan canlılar her gün basın-yayın araçları vesilesiyle gözlerimizin içine
sokuluyor. Ve bu katliamları uygulayanlar için cezasızlık politikası pervasızca
işliyor, caniler ya hiçbir yaptırıma uğramadan serbest bırakılıp ellerini kollarını
sallaya sallaya aramızda dolaşmaya devam ediyor, yeni cinayetler için adeta
cesaretlendiriliyor yada çok cüzi miktarda bir meblağ ödeyip salıveriliyor.
İnsan haklarının
yerlerde süründüğü, adaletsizliğin, hukuksuzluğun, kuralsızlığın ve cezasızlığın
kol gezdiği bir ülkede elbette ki doğaya ve canlılara uygulanan envaı çeşit
işkence de karşılıksız, müeyyidesiz bırakılıyor. İnsan haklarının olmadığı bir
ülkede diğer canlıların hakları da yok hükmüne tabi kılınıyor. Bunun tersini de
söyleyebiliriz. Canlıların haklarının olmadığı bir ülkede insan hakları da
uygulanmıyor. Adalet işte bu yüzden bir bütündür ve birbirine sıkı sıkıya
bağlıdır. Birinin yokluğu ötekinin de yokluğunu getiriyor, var ediyor.
Ülkemiz ve dünya
genelinde salgın süreci boyunca devam eden ve etmekte olan uygulamalar nasıl
adaletsiz bir sistemde yaşadığımızı tekrar gözler önüne serdi. İnsanların her
gün ölmesi normalleştirildi, kanıksatıldı. Basite indirgendi.
Sıradanlaştırıldı. Bu süreçte onlarca insan geçim sıkıntısı nedeniyle intihar
etti, müzisyenler ve muhtelif branşlarda emek veren onlarca, yüzlerce kişi
işsiz kaldı, bir çok iş yeri ve esnaf kepenk kapattı. Devlet bu süreçte mağdur
kesimlere en ufak bir bütçe ayırmadı, destek sunmadı. Tam tersine IBAN
numaraları verilerek zaten elinde avucunda metelik kalmamış, sıfırı tüketmiş bu
halktan utanmazca ve yüzsüzce devlete destek istendi. Peki devlet bu zamana
kadar kendisine ödenen vergileri nereye harcadı? Hayatı boyunca bu devlete
vergi ödeyen insanlara bu zamanlarda destek sunulmuyorsa, ne zaman sunulacak?
Bu lanetli politika derinleşerek devam etmektedir. Halkına maske dağıtamayan,
sorunlar yumağı içinde bırakan bir devlet, diğer hangi sorunlarda çözüm gücü
oluşturabilir ki? İşte kapitalizmin insana ve halka reva gördüğü, verdiği değer
budur. Bu sistem ölüm demektir, çözümsüzlük demektir, soygun demektir, gözyaşı
demektir, intiharlar demektir, işsizlik ve açlık demektir, doğa talanı
demektir. Bu sistem betonlaşma, grileşme demektir. Yürekleri taşlaşmış bir avuç
hayduttun saltanat sürdüğü bir zulüm cehennemidir.
SORUNLARDA VE ÇÖZÜMLERDE
KAPSAYİCİ OLMALİ, ORTAK MÜCADELEDE BULUŞTURMALİYİZ!
Bugün bir diğer önemli
konu da sokakta yaşayan canlıların çektiği açlık ve zorluklar meselesidir.
Türlü güçlüklerle boğuşan sokak hayvanları için belediyelerin ve devletin
görevi olan besleme işlemleri, bir avuç gönüllü insanın insafına
terkedilmiştir. Hayvan barınakları, bakımevlerinde de durum içler acısıdır.
Devlet "nasıl olsa bunlarla ilgilenenler var, biz ilgilenme sekte
olur" mantığıyla kendi sorumluluklarını diğer tüm alanlarda olduğu gibi
üstünden savsaklayarak duyarlı insanların üzerine yıkmıştır.
Bütçesini zorlayarak fedakârlık
yapmaya çabalayan bu insanlar da devlet eliyle yalnızlığa terkedilmiştir.
Ve hiçbir destek sunulmamaktadır.
Devletin asli görevi
olan bütçe ayırma da "sükutu hayal"e uğratılmıştır.
Okmeydanı Halk Meclisi öncülüğünde 22 Mart pazartesi günü bir grup hayvan sever
buluştu. Komün işletilerek alınan köpek ve kedi mamaları sokak canlılarına
muntazam bir şekilde ulaştırıldı.
İnsana ve doğaya
yıkımdan başka bir şey getirmeyen bu sistemin yarattığı sorunların altından
ancak köklü bir perspektiften bakarsak, Halk Meclislerinde bütünleşir ve
sorunlarımızı ortaklaştırırsak, ortak çözümler ararsak kalkabiliriz.
HALK MECLİSLERİ'NDE BİRLEŞELİM, MÜCADELE EDELİM, KAZANALIM!
OKMEYDANI HALK MECLİSİ





