70 yıldır süren bir savaş, yüz binlerce şehitle ödenen bedellerle Filistin dimdik ayakta durmaya
devam ediyor. Filistin halkı, işgalci İsrail'e karşı en zor koşullarda, en ilkel yöntemlerle bile olsa
direnmenin ve savaşmanın yolunu bulmuş, örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez sloganını ete
kemiğe büründürmüştür.
Egemenlerin dini imanı yoktur, bu yüzden mazlumların dinine ve değerlerine de saygı
göstermezler. Ezilen halklar dini bir ibadeti bile işgale karşı direniş biçimine çevirirler ve
emperyalizm buna da saldırır. Mescidi Aksa saldırısı bardağı taşıran son damladır. Saldırıların
başladığı nokta her zamanki gibi Siyonist yerleşimcilerin Filistin halkının evlerinden atmak
istemesiyle başlamıştır Şeyh Cerrah' ta başlayan saldırılar böylece Mescidi Aksa' da devam
etmiştir.
Burada önemli olan Mescidi Aksa' da namaz kılarken saldırılması, ibadete izin verilmemesi
değildir. Bugün Filistin halkının örgütlülük durumu ve koşulları direnişi büyütmenin temel
taşlarından biri olmuştur.
8 Mayıs' ta İsrail'in saldırısıyla başlayan eylemler Filistin halkının tarihinde en büyük direnişlerden
birini ortaya koymuş ve var olan umutsuzluk zincirini kırmıştır.
Bu saldırılar neticesinde en az 254 Filistin'li şehit düştü. Filistin'li Direniş Örgütleri ve İsrail'in
karşılıklı füze saldırıları da sürdü. Silahlı direniş örgütleri tarafından sürekli gönderilen füzelerin
karşısında 'Demir Kubbe ' denilen İsrail füze savunma sisteminin de etkisiz kalabildiğini gördük ve
aynı zamanda Siyonist yerleşimcilerin sığınaklara doluşması Siyonizm’in ne kadar hızlı demoralize
olduğu ortaya çıkmıştır. 'Demir Kubbenin' başarısızlığı ise işgal altındaki birçok kentte ciddi
tahribata yol açmıştır. Başta Aşdod limanı, Ben Gurion hava alanı Hatserim hava alanı, Tel Nof
askeri hava üssü atılan roketlerden zarar görmüştür, bunun yanı sıra birçok kent yangın yerine
dönmüştür, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin Vietnam'da yaşadığı hezimeti illaki Filistin'de de
yaşayacaktır. Direnişin en önemli yanlarından biri ise işgal altındaki topraklardaki Filistinli
Arapların da artık isyan etmeye başlaması, sokak sokak çatışmasıdır. Filistin direnişinin tarihinde
bu kadar yaygın bir sahiplenme görülmemiştir.
Ve Filistin direniş tarihinde ilk defa İsrail'in ateşkes isteğiyle çatışmanın durdurulmasına tanık
olduk. Direniş bu açıdan zafer kazanmıştır.
Ve tekrar söylüyoruz: Sömürüye ve işgale karşı yenilmeyen komutan direniştir. Filistin halkı bu
komutanlığın kutsiyetini ve gerekliliğini 21 yüzyılda tekrar ortaya koymuştur.
İsrail Siyonizm’inin ise bu yenilginin üstünü örtmek için Gazze halkının üstüne füzelerle, hava
bombardımanıyla saldırmaktan başka bir yeteneği kalmamıştır. Çocuklar, bebekler, Filistin halkı
katlediliyor bu saldırılarda. Buna karşın halkın işgale karşı ne kadar öfkeli, silahlı mücadeleye ne
kadar yatkın olduğunu görüyoruz. Kadın, çoluk, çocuk, yaşlı, genç herkesin en önde savaşabildiğini
ve şehit düşebildiğini görüyoruz. Biz Halk Cephesi olarak bir kez daha söylüyoruz ki, katledilen
mazlum halkların hesabını emperyalizmden soracağız, emperyalizmi yok edip nihai zaferi
kazanana kadar savaşı sürdüreceğiz.
Amerikan emperyalizmi ve Avrupa emperyalizmi her zamanki gibi yine İsrail'den yana tavırlarını
sürdürüyorlar. Utanmazca açıklamalarda bulunup sanki katliamların sorumlusu onlar değilmiş gibi
davranıyorlar. ABD dış işleri ' Ateşkesin sağlanmasını temenni ediyoruz' demiştir. Silahları İsrail'e
verirken ve onu emperyalist çıkarları için savaştırdığı ayan beyan ortadayken ABD
emperyalizminin sağduyu çağrısı yapması iki yüzlülüktür. Halklar kanlarını döken katilleri biliyor, er
geç bu pervasızlığınızın hesabı sorulacaktır.
Ülkemizde ise AKP faşizmi içteki bunalımı 'ümmet' demagojileri üzerinden Filistin savunuculuğuna
soyunarak hafifletmeyi amaçladı, İsrail konsolosluklarının önünde eylemlere izin verdi. Fakat İsrail
ile olan ekonomik ve siyasi ilişkileri artık Sümen altı edemeyecekleri kadar büyük ki halkımız da bu
çabayı iki yüzlülük olarak mahkûm etmiş durumdadır. Artık AKP ne kadar çırpınırsa çırpınsın, eline
hangi fırsatı geçirirse geçirsin sadece dibe doğru çöküşü hızlandırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Yıllardır ümmet ümmet diyerek kandırdınız, fakat artık kimse kanmıyor söylediklerinize.
Dünya üzerinde 13 milyon Filistinli, işgal altında yaşayan 5,5 milyon Filistinli vardır. Filistin savaşı
70 yıldır sürmektedir ve zafere kadar sürecektir. Halklar yorulabilir, geri çekilebilir, fakat haklı bir
savaşı asla sürdürmekten geri durmazlar, pes etmezler. Bugün Filistin halkının davası İslamcı
örgütlerin elinde çıkmaza girmiştir. Milliyetçiliğin ve dinciliğin emperyalizm karşısında yenilgiden
ve teslimiyetten başka bir şey getirmediği ve savaşı sınıfsal temelde yürütme zorunluluğu gün gibi
ortadadır. Burada görev Filistinli Marksist-Leninistlere düşmektedir. Geçmişten ve bugünden,
topraklarından ve dünyadan dersler çıkartarak şehitlerimizin hücre hücre savaşarak bugünlere
getirdiği Marksizm-Leninizmi kuşanmalı Filistin koşullarında Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisini
uygulamalı ve Filistin halkını örgütlemek ve savaştırmaktan başka hiç bir şey düşünmemelidirler.
Halk cephesi Filistin halkının haklı savaşının sonuna kadar yanında olacaktır. Türkiye devrimci
hareketinin Entenasyonalist geleneğinin güçlü olmasının sebebi bir yandan Filistin'de
savaşmalarından ileri gelir. Direnen Filistin halkını selamlıyoruz, şehit düşenlerin hesabını
emperyalizmden ve Siyonizm’den soracağız.
KAHROLSUN İSRAİL SİYONİZMİ!
KAHROLSON AMERİKAN EMPERYALİZMİ!
YAŞASIN FİLİSTİN HALKININ DİRENİŞİ!
YAŞASIN ENTERNASYONALİST DAYANIŞMA!
