1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu ikitelli istanbul isviçre izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere şiir şiirler şişli

Bir İsviçre Halk Cephelinin Kuyu Tipi Hapishanelerdeki Direnişçiler İçin Yazdığı Şiiri

 


Kör Kuyunun İçinde

Bir pencere var ama pencere değil aslında,

duvara açılmış bir mezar yarığı.

Demir parmaklık üzerinde üç kat tel örgü,

gökyüzünü süzen, güneşi küf gibi boğan.

Orada nefes almak yaşamak değildir.

Orada nefes almak ölümün yavaş adımlarıdır.

Kimi susar, otuz yıl boyunca susar. Kitap yazar, şiir yazar, çıktığında “acının şairi” olur.

Kimi de susmaz, diliyle, yüreğiyle, tırnaklarıyla kazır duvarı. Şiiri, kendi kanıyla yazar ve çığlığıyla yıkar paslı zinciri.

Ama yan hücrede kırılan kemikler onun sessizliğinin içinde kırılır, açlığa yatırılan bedenler onun kaleminin gölgesinde unutulur.

Ve sonra derler ki: “Yazık ediyorlar kendilerine…”

Yazık olan, çığlıkla değil,

sessizlikle oyulan ruhtur.

Yazık olan, çürümeyi hayatta kalmak sanmaktır.

Direniş ölümü çağırmaz.

Direniş, karanlığa atılan ilk taştır.

Kuyu ne kadar derinse yankı o kadar gür çıkar.

Bir kapı dövülürse taş duvarın kalbi çatlar.

Bir beden açlığa yatırılırsa zincirlerin pası dökülür.

Ölmek kolay değil elbet.

Ama asıl kolay olan, sessiz kalıp çürümeyi şiire çevirmektir.

Zor olan, kendini ateşe yatırıp başkasının sabahına bir kıvılcım bırakmaktır.

Zor olan,

Kahramanlık değil,

insan kalmaktır celladına rağmen.

Yüreğini bir yumru gibi sıkmak, bir tohumu çatlatırcasına, taşın ortasında.

Kör kuyudan güneş doğmaz.

Ama direnmek, karanlığı yaran ilk ışıktır.

Ve her ışık,

her çatlak,

her yankı o kuyunun duvarından bir taş söker.

Belki görmeyeceksin günü, ama bir gün, o kuyu, o karanlık,

kendi çöküşünün gürültüsüyle yıkılacak.

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.